T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1840 - 2025/1792 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1840 KARAR NO : 2025/1792 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2025 NUMARASI : 2025/481 E. - 2025/518 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1840 - 2025/1792 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1840 KARAR NO : 2025/1792 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2025 NUMARASI : 2025/481 E. - 2025/518 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/06/2025 tarih ve 2025/481 E. - 2025/518 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının, 11.01.2021 tarihinden itibaren müvekkili şirkette çalışmakta ve son olarak satış departmanında müşteri temsilcisi olarak görev yapmakta iken, 28.07.2021 tarihinde istifa ederek iş akdine aykırı bir şekilde müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığını, davalıya sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı olarak aynı alanda faaliyet gösteren bir başka aracı kurumda çalışmaya başlamasından doğan cezai şartı ödemesi için girişilen icra takibinin, davalı- borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile durdurulduğunu, yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın ilk olarak İstanbul 31. İş Mahkemesinin 2021/297 esasında açılmış olup, mahkemece açılan davada yetkisizlik kararının verildiği, dosyanın Ankara 67. İş Mahkemesine geldiği ve bu mahkeme tarafından da görevsizlik kararı ile dosyanın mahkemelerine geldiğini, somut uyuşmazlığın 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen hüküm uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi bulunduğu, ilk davanın açıldığı (İstanbul 31. İş Mahkemesinde açılan 2021/297 Esas sayılı dava) tarih olan 11/10/2021 tarihi itibariyle de davacının zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığı, bu eksikliği dava dosyasının mahkememize intikal ettiği süreçte de ikmal etmediği gerekçesiyle HMK 114/2 maddesi yollaması, TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, İstanbul 31. İş Mahkemesinde 2021/297 Esas sayılı dosyası ile ikame ettikleri davadan önce arabulucuğa başvurulduğunu, sonucunda anlaşamama şeklinde tutanak düzenlendiğini ve ilgili tutanağın dava açılırken dosyaya sunulduğunu, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklanması sebebiyle 2021 yılındaki yargı kararları göz önüne alınarak, davanın ilk olarak müvekkilinin genel merkezinin bulunduğu iş mahkemesi olan İstanbul 31. İş Mahkemesi nezdinde 2021/297 Esas sayılı dosyası ile ikame edildiğini, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesi uyarınca dava açmadan önce arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğunu, yerleşik yargı kararları ile bilindiği üzere görevsiz mahkemede dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş ve arabuluculuk son tutanağının dava dosyasına sunulmuş olması durumunda, dosyanın görevli mahkeme esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulmuş olması nedeniyle arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edildiğini, İstanbul 31. İş Mahkemesi nezdinde 2021/297 Esas sayılı dosyada görevsizlik kararı verilmeden önce dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının sunulduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, TBK'nın 444 vd. maddelerine dayalı rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-c, 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddeleri uyarınca, dava konusu uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta sorun, açıldığı anda zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi iş mahkemesinde açılan işbu davada, davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi halinde, yine zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi ticaret mahkemesinde, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde açıkça belirtildiği üzere davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Anayasa'nın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi uyarınca, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. HMK'nın 30. maddesinde de, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmasını sağlamakla yükümlü bulunduğu düzenlenmiştir. Bu durumda iş mahkemesinde arabulucuya başvurularak açılmış bir davada, görevsizlik kararı verilmesinden sonra, görevli mahkemede dava açılmadan önce, tekrar arabulucuya başvurulması gerektiğinin söylenmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk şartı aranırken Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen kişilerin hak arama hürriyetinin aşırı derecede zorlaştırılamayacağı, diğer taraftan HMK'nın 30. maddesinde düzenlenen "usul ekonomisi ilkesi" gözönünde bulundurulduğunda, yorumlamanın bu şekilde yapılmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Yargıtayın emsal uygulaması da bu yönde olmuştur (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.01.2024 tarih ve 2023/14948 E.- 2024/70 K. sayılı ilamı). Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davanın ilk önce 11.10.2021 tarihinde iş mahkemesinde açıldığı, İstanbul 31. İş Mahkemesince 15.02.2022 tarihinde davanın zorunlu arabuluculuk nedeniyle reddine karar verilmeyip, yetki yönünden reddine karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. HD'nin istinaf istemini ret kararı ile 07.11.2024 tarihinde kesinleştiği, dosyanın gönderildiği Ankara 67. İş Mahkemesince de 08.04.2025 tarihli karar ile davanın görev yönünden reddedilip, verilen kararın istinaf edilmeden kesinleştiği, dosyada bulunan Tevzi Tutanağının incelenmesinden de bu kez dosyanın 19.06.2025 tarihinde, eldeki kararı veren Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili ise istinaf dilekçesinin ekinde 28.09.2021 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağını dosyaya sunmuş ve müvekkilince İstanbul 31. İş Mahkemesinde 2021/297 Esas sayılı dosyası ile ikame ettikleri davadan önce arabulucuğa başvurulduğunu ileri sürmüştür. Ancak anılan Arabuluculuk Son Tutanağına Uyap kayıtlarında yapılan inceleme sırasında dosyada rastlanamamıştır. Buna karşılık mahkemece, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde belirtilen şekilde davacıya, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye de gönderilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı tarafça İstanbul 31. İş Mahkemesinde 2021/297 Esas sayılı dosyası ile ikame ettikleri davadan önce, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilip getirilmediğinin tespiti konusunda, davacı vekilinin Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağını dosyaya sunmuş olup olmadığı incelenerek, dosyaya sunmadığının anlaşılması halinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde belirtilen şekilde, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi, sonuçta davacının İstanbul 31. İş Mahkemesinde 2021/297 Esas sayılı dosyası ile ikame ettikleri davadan önce zorunlu arabuluculuk anlaşamama tutanağını düzenlettirdiğinin anlaşılması halinde, davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine dair karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/06/2025 gün ve 2025/481 E. - 2025/518 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-4. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.