10. Ceza Dairesi 2022/16204 E. , 2024/661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesi 3. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesi 4. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/63 E., 2019/865 K. - 2019/126 E., 2019/304 K. - 2018/401 E., 2018/782 K. -2018/680 E., 2020/7 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet - Beraat - Mahkûmiyet - Durma KANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yar
**10. Ceza Dairesi 2022/16204 E. , 2024/661 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesi 3. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesi 4. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/63 E., 2019/865 K. - 2019/126 E., 2019/304 K. - 2018/401 E., 2018/782 K. -2018/680 E., 2020/7 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet - Beraat - Mahkûmiyet - Durma KANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 11.01.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 15.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 20.12.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 04.02.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2020/9976 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137486 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137486 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı ile Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosyalar kapsamına göre, sanık hakkında 02.02.2014 tarihli işlediği suçtan dolayı, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek anılan kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu kararın 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın yasal zorunluluk nedeniyle verilmiş olduğu ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurduğu nazara alındığında; Sanığın yukarıda belirtilen 02.02.2014 tarihli suçtan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.02.2014 tarihli iddianameden sonra, 20.10.2014 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suçtan dolayı hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.11.2014 tarihli ve 2014/77260 soruşturma, 2014/522 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesini beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 Esas, 2017/6699 Karar sayılı karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlal; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği nazara alındığında, inceleme konusu 20.10.2014 tarihli suçun, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının kesinleşmesinden önce işlendiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanığın ayrıca mahkumiyetine karar verilmesinde, Bununla birlikte, sanık hakkında Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkumiyetine ve 6545 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi akabinde, anılan kararının 12.03.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 19.03.2017 tarihinde kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında 20.10.2014 tarihinde işlediği suçtan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.11.2014 tarihli ve 2014/77260 soruşturma, 2014/522 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, erteleme kararı verilmesine kadar sanığın işlediği suçların tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosyaların birleştirilerek görülmesi ve yargılamaya konu 02.02.2014 tarihli suçun ayrı bir suç oluşturmayacağı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere, sanık hakkında zorunlu olarak 6545 sayılı Kanun uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki sonuçlarını doğuracağı, böylece denetim süresi içerisinde işlenen 19.03.2017 tarihli uyuşturucu kullanmak suçundan dolayı sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesinde, 2. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında evvelce 02.02.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 65 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeden 12.03.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2021/2564 Esas, 2021/6714 Karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince "düşme kararı" verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; " şeklindeki açıklamalar karşısında, İncelemeye konu Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararına esas 19.03.2017 tarihli suçun, daha önce Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesince, 6545 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak verilmiş olan 11.09/.014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde bulunduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, sanık hakkında düşme kararı verilerek anılan dosyaya ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, sanık hakkında evvelce 02.02.2014 tarihinde 6545 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak verilmiş olan 11.09.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra işlenen 19.03.2017 tarihli ilk suçun ihlal kapsamında değerlendirilerek ayrı bir suç oluşturmayacağı, ancak bundan sonra 09.12.2018 tarihinde işlenen Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararına konu suçun ayrı suç oluşturacağı ve yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 09.12.2018 tarihli suçun zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği gerekçesiyle sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 20.10.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2014 tarihli ve 2014/77260 Soruşturma, 2014/522 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.12.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre usulsüz şekilde tebliğ edildiği, Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, infaz aşamasında Hastanenin 20.05.2015 tarihli raporunda, idrar tahlillerinde amfetamin ve esrar saptanması nedeniyle tedavi programına uyumsuz olduğunun bildirilmesi üzerine dosyanın kapatılmasından sonra, erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2015 tarihli ve 2014/77260 Soruşturma, 2015/12534 Esas, 2015/11418 sayılı iddianamesi ile Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2016 tarihli ve 2015/1048 Esas, 2016/832 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08.09.2016 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde 19.03.2017 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, kanun yararına bozma istemine konu 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 02.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2014 tarihli ve 2014/11754 Soruşturma, 2014/4396 Esas, 2014/2364 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Bursa 20.Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde 19.03.2017 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Bursa 20.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 19.03.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2018 tarihli ve 2017/23409 Soruşturma, 2018/8774 Esas, 2018/6830 sayılı iddianamesi ile, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, kanun yararına bozma istemine konu 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, anlaşılmıştır. D. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 09.12.2018 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2018 tarihli ve 2018/16639 Soruşturma, 2018/5003 Esas, 2018/4382 sayılı iddianamesi ile Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, kanun yararına bozma istemine konu 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı ile, eylemin zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. E. Tüm dosyalar kapsamına göre; 1. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen ilk eylem, anılan Kanun hükümleri, açık bir şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini düzenlediğinden, ihlal niteliğinde sayılacaktır ve Mahkemelerce yargılamaya devam olunarak hüküm kurulacaktır. Hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde ihlalin gerçekleşmemesi halinde ise Mahkemelerce sürenin olumlu geçtiğinin tespiti üzerine düşme kararı verilecektir. Ancak, sanık hakkında anılan geçiş hükümlerinin uygulanmasından sonra, kullanmak için uyuşturucu madde suçundan işlenen soruşturma ve kovuşturma konusu edilebilen sonraki eylem ile ilgili olarak, sanık lehine olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında, 20.10.2014 tarihli suç nedeniyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca, 28.11.2014 tarihli ve 2014/77260 Soruşturma, 2014/522 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesinin kanuna uygun olduğu, ancak kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.12.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin 7201 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu, kararın tebliğinin usulsüz olması nedeniyle kararın kesinleşmediği, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca, "kamu davasının durmasına" karar verilerek, erteleme kararının usulüne uygun şekilde tebliği ve kesinleşmesi ile infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 2. Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Sanık hakkında Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/149 Esas, 2014/243 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkûmiyetine ve 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesini takiben, anılan kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde 19.03.2017 tarihinde kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında 20.10.2014 tarihinde işlediği suçtan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.11.2014 tarihinde erteleme kararı verildiği, erteleme kararı verilmesine kadar sanığın işlediği suçların tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosyaların birleştirilerek görülmesi ve yargılamaya konu 02.02.2014 tarihli suçun ayrı bir suç oluşturmayacağı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere, sanık hakkında zorunlu olarak 6545 sayılı Kanun uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, böylece denetim süresi içerisinde işlenen 19.03.2017 tarihli uyuşturucu kullanmak suçundan dolayı sanık hakkında verilen hükmün, açıklanmasına karar verilmesi gerekirken sanığın beraatine karar verilmesi, Kanun'a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada; Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı mahkûmiyet kararına konu 19.03.2017 tarihli eylem nedeniyle, daha önce hakkında verilen erteleme kararının ihlali nedeniyle 17.06.2015 tarihli iddianame ile Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasına dayanılarak, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olması nedeniyle "durma" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararının Kanun'a aykırı olduğu belirlenmekle kararın kanun yararına bozulmasına karar verileceğinden, bu durumda Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava yönünden doğrudan dava açılması koşulları gerçekleşmediğinden, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesince "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onuncu fıkrası hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "beraat" kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 3. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı mahkûmiyet kararına konu 19.03.2017 tarihli eylem nedeniyle, daha önce hakkında verilen erteleme kararının ihlali nedeniyle 17.06.2015 tarihli iddianame ile Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasına dayanılarak, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olması nedeniyle "durma" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararının Kanun'a aykırı olduğu belirlenmekle kararın kanun yararına bozulmasına karar verileceğinden, bu durumda Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava yönünden doğrudan dava açılması koşulları gerçekleşmediğinden, 19.03.2017 tarihli eylem, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceğinden ve erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı dikkate alındığında, Mahkemece, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasından sonra davanın alacağı esas numarasının tespiti ile işbu davanın, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilerek sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 4. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı mahkûmiyet kararına konu 09.12.2018 tarihli eylem nedeniyle, daha önce hakkında verilen erteleme kararının ihlali nedeniyle 17.06.2015 tarihli iddianame ile Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasına dayanılarak, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olması nedeniyle "durma" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararının Kanun'a aykırı olduğu belirlenmekle kararın kanun yararına bozulmasına karar verileceğinden, bu durumda Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava yönünden doğrudan dava açılması koşulları gerçekleşmediğinden, 09.12.2018 tarihli eylem, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceğinden ve erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı dikkate alındığında, Mahkemece, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasından sonra davanın alacağı esas numarasının tespiti ile işbu davanın, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilerek sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile kamu davasının durmasına karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ve Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/304 Karar sayılı "beraat" kararı yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/865 Karar sayılı kararı, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/401 Esas, 2018/782 Karar sayılı kararı ve Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2018/680 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2024 tarihinde karar verildi.