T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/163 - 2025/2921 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/163 KARAR NO : 2025/2921 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :12/10/2023 NUMARASI :2021/155 Esas, 2023/513 Karar DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DA…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/163 - 2025/2921 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/163 KARAR NO : 2025/2921 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :12/10/2023 NUMARASI :2021/155 Esas, 2023/513 Karar DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 2- ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/10/2023 tarih ve 2021/155 Esas, 2023/513 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu olan ...'ın, ... isimli işyerinde çalıştığını ve 01.10.2020 tarihinde sipariş götürmek için iş yerinden sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ayrıldığını, siparişi teslim ettikten sonra dönüş yolunda davalı şirketin ZMMS poliçesi ile sigortacısı olduğu ve davalı ...'ın sevk ve idare ettiği ... plakalı araç ile çarpışması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralandığını ancak daha sonra kurtarılamayarak 22.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, davacıların oğullarının 22 günlük tedavi ücreti olarak özel hastaneye 20.000,00 TL ödeme yaptıklarını, ayrıca cenaze ve def'in gideri sarf edildiğini, davacıların müteveffa oğullarının desteğinden yoksun kaldıklarını, oğullarının kaybı nedeniyle büyük acı ve üzüntü duyduklarını ve manevi zarara uğradıklarını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı sürücünün kusurlu olduğunu, bu nedenle davalıların zararın tazmininden sorumlu olduklarını, bu maksatla davalı şirkete müracaat edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sürecinden de olumlu netice alınamadığını ileri sürerek ve belirsiz olan alacağın tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının 01.10.2020 kaza tarihinden itibaren, 2.000,00 TL cenaze ve def'in giderinin 22.10.2020 vefat tarihinden itibaren, 20.000,00 TL tedavi masrafının 02.11.2020 fatura tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile, ayrıca ... için 60.000,00 TL, ... için 60.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın 01.10.2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalı ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı sigorta şirketi vekili dava dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, cenaze def'in gideri ile tedavi gideri zarar taleplerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, müvekkilinin poliçe teminat limiti, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, bu bakımdan tarafların kusur raporunun Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanması gerektiğini, SGK- tarafından davacılara yapılan rücuya tabi ödemelerin zarardan mahsup edilmesi gerektiğini, mütevefanın kaza esnasında kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 1- Davacıların tedavi gideri ve cenaze masraflarına ilişkin tazminat taleplerinin reddine, 2- 460.768,824 TL destekten yoksun kalma tazminatının 235.618,52 TL'sinin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 18/11/2020 Tarihinden davalı ... yönünden kaza tarihi olan 01/10/2020 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen 225.150,404 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'den kaza tarihi olan 01/10/2020 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, 3- 341.015,416 TL destekten yoksun kalma tazminatının 174.381,48 TL'sinin sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 18/11/2020 Tarihinden davalı ... yönünden kaza tarihi olan 01/10/2020 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen 166.633,936 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'den kaza tarihi olan 01/10/2020 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, 4- Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, davacı ... için 60.000,00 TL ve davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/10/2020 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, Davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ...; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların hesap bilirkişi raporuna itiraz etmediklerinden hesap raporunun aleyhlerine kesinleştiğini, dosyada birden fazla kusur tespiti yapıldığını ve bu çelişkilerin giderilmediğini, davacı anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, müteveffanın kaza anında kask takmadığını ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerekirken tam kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili; ölenin ve davacı olan anne babasının müterafik kusurlu olduğunu ve bu ihmal ve kusur nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacılar vekilinin 24.05.2022 tarihli ilk aktüerya raporuna karşı itiraz etmeksizin dava değerini 09.06.2022 tarihli bedel artırım dilekçeleri ile belirlediklerini, bu sebeple 24.05.2022 tarihli aktüerya raporunun davacılar yönünden kesinleştiğini ve davalılar lehine 24.05.2022 tarihli ilk aktüerya raporunun usuli kazanılmış hak doğurduğunu, SGK ödemesinin poliçe limitinden düşülmesi gerektiğini, aktüerya raporuna karşı itiraz ettiklerini ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek İstinaf başvurularının kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi (destek) ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, karar; davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmiştir. Kusur oranlarına ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 01.10.2020 günü saat 20:22 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... Caddesini takiben seyir halindeyken kaza mahalli kavşağa geldiğinde sola dönüş yaptığı sırada aracının sağ ön kısımlarıyla, karşı yönden düz seyirle kavşağa giriş yapan müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışması neticesi ölümle sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece keşfen alınan Bilirkişi ...'in 09.11.2021 tarihli kusur raporundan özetle; "... plakalı otomobil sürücüsü ...'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmenliğinin 102/b-1-2-3-5 ile 7 maddelerini ihlal ettiği ve aynı Kanunun 84. maddesinde betirtilen sürücülere ait asli kusur sayıları f) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, kuralını ihlal ettiğinden (% 75 Yüzdeyetmişbeş) kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...”ın ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununu: 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden (% 25Yüzdeyirmibeş) KUSURLU olduğu, ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan ...'ın bu kazanın oluşumunda kusurlu olmadığı" bildirilmiştir. Davacı vekilinin istinaf aşamasında sunduğu ... ATK Trafik İhtisas Dairesinin 02.05.2024 tarihli kusur raporunda da davalı sürücünün %75, ölen ...'in %25 oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir. Kusur raporları birbiri ve dosya kapsamı ile uyumlu olup mahkemece itibar edilmiş olması yerindedir. Kusur raporuna yönelik istinaflar haksız bulunmuştur. Davalı taraf ayrıca ölenin ve davacı olan anne babasının müterafik kusurlu olduğunu ve bu ihmal ve kusur nedeniyle illiyet bağının kesildiğini savunmuşlarsa da mahkemece ölenin müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek %20 indirim yapıldığı, bunun dışında bir müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, ölen kaza tarihinde 17 yaşında olup ebeveynleri olan davacıların bakım ve gözetim yönünden ihmalleri olduğundan söz edilemeyeceği, sonuç olarak mahkemece yapılan müterafik kusur indirimi dışında indirim yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı ve bu hal nedeniyle illiyet bağının kesildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından Davalı tarafın bu yöndeki istinafları yerinde bulunmamıştır. Aktüerya hesabına ilişkin istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; Hükme esas alınan aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, ölen için asgari ücret esas alındığı, SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan düşüldüğü, davalı vekilinin SGK ödemesinin poliçe limitinden düşülmesi gerektiği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, müteveffanın, anne ve babasının bakiye ömürlerinin kaza tarihindeki yaşları esas alınarak hesaplanmış olmasının doğru olduğu anlaşılmakla davalı tarafın aktüerya raporuna yönelik olarak yaptığı istinaf kabul edilmemiştir. Davalı taraf ayrıca davacılar vekilinin 24.05.2022 tarihli ilk aktüerya raporuna karşı itiraz etmeksizin dava değerini 09.06.2022 tarihli bedel artırım dilekçeleri ile belirlediklerini, bu sebeple 24.05.2022 tarihli aktüerya raporunun davacılar yönünden kesinleştiğini ve davalılar lehine 24.05.2022 tarihli ilk aktüerya raporunun usuli kazanılmış hak doğurduğunu ileri sürmüşlerse de; bu davalarda karar tarihine en yakın asgari ücretin esas alınması gerektiği gibi somut olayda davacı vekilinin 24/05/2022 tarihli aktüerya raporuna itiraz etmemesinin sebebi o tarihteki asgari ücret verilerine göre raporun doğru olmasıdır. Düzenlendiği tarihte ve itiraz süresi içindeki tarihte geçerli olan asgari ücrete göre doğru olan bir rapora davacı vekilinin itiraz etmesi beklenemez. Böyle bir durumda davalı lehine rapor yönünden usuli kazanılmış hak doğduğundan söz edilebilmesi için mahkemece asgari ücret değişmeden karar verilmesi (yahut davacı tarafça kötü niyetli olarak yargılama sürüncemede bırakılarak asgari ücret değişikliğinin beklenmesi) gerekmektedir. Mahkeme ise, yeni rapor talebi olmadığı halde ve ıslah dilekçesine ekli tedavi belgelerine göre tedavi gideri tazminatına hükmetmek yerine -gerekli olmadığı halde- ek rapor alınması yoluna gitmiş ve arada asgari ücret değişmiştir. Bu aşamadan sonra gerçekleşen asgari ücret değişikliği için davacı taraf aleyhine, önceki (ve o tarihte doğru olan) rapora itiraz etmediği gerekçesiyle karşı taraf için usuli kazanılmış hak oluştuğunu iddia etmek hakkaniyete uygun düşmez. Mahkemece 09/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda karar vermek yerine gerekmediği ve talep olmadığı halde yeni rapor alınması suretiyle yargılama uzamış ve yeni durumda davacı aleyhine bir durum oluşmuştur. Davacının yargılamadaki bu gecikmeden sorumlu tutulması doğru değildir. Bu sebeple davalı tarafın lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğu yönündeki istinafları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Somut olay, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olup sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Dosya kapsamı incelendiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı tarafça davalıya 12/11/2020 tarihinde başvuru yapılmış olup ekinde ehliyet fotokopileri, kaza tespit tutanağı, adli raporlar, poliçe ve ruhsat fotokopisinin bulunduğu, davalının ödeme talebini reddettiği, buna göre davalının 18/11/2020 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü ile mahkemece dava dilekçesinde talep edilen miktar ve ıslahla artırılan miktar için faiz başlangıç tarihi olarak bu tarih esas alınmak suretiyle kurulan hükmün yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. Davalı ...'ın manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının incelenmesinde: 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Somut olayda 01.10.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, davacıların oğlu ve desteği ...'in kullandığı motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, davacının desteği ...'in vefat ettiği, mahkemece alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %75 oranda kusurlu olduğu, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ve ölenin yaşı, davacıların ölene yakınlığı, paranın satın alma gücü ve olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın fahiş olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı ...'ın istinafının reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... ... ve davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 62.967,08 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 16.011,62 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 46.955,46 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.25.12.2025 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.