İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ........ ile müvekkili bank…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ........ ile müvekkili banka arasında Seydişehir Şubesi/ KONYA 04/10/2022 tarihinde 12.000,00 TL tutarında, Beyşehir Şubesi/ KONYA 12/04/2023 tarihinde de 38.000,00 TL tutarında tüketici kredi sözleşmesi (ferilerine ilişkin hükümlerle birlikte) yapıldığını, alınan tüketici kredilerine bağlı olarak ........ A.Ş. İle Seydişehir Şubesi/KONYA tarafından 04/10/2022 başlangıç tarihli, ........ poliçe numaralı, 9.344,05 TL limitinde, Beyşehir Şubesi/KONYA tarafından 12/04/2023 başlangıç tarihli, ........ poliçe numralı, 39.043,56 TL limitinde Hayat Sigortası sözleşmesi yapıldığını, iki ayrı kredi için iki ayrı hayat sigortasının mevcut olduğunu, her iki poliçe için de ayrı ayrı davalıya icra takibi öncesinde başvuruda bulunulduğunu, davalının Beyşehir İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz ettiğini, müteveffanın kullandığı tüketici kredilerine bağlı olarak hayat sigortası yaptırıldığını, icra takibine konu alacak açısından zarureten davalı sigorta şirketine karşı takip öncesinde başvuruda bulunulduğu ve başvuru davalı yan tarafından, müteveffanın sigorta poliçesi yapılmadan önce hastalığını bildirmediği, bu sebeple de sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak davalının Beyşehir İcra Dairesinin davaya konu dosyasına 10/01/2025 tarihinde yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetle olduğunu, banka ile müteveffa arasındaki kredi (tüketici) sözleşmelerinin varlığı sabit olduğunu, sigorta şirketi sigorta poliçesinde belirtilen teminat tutarı kadar bu borçtan sorumlu olduğunu, davanın kabulü ile davalı tarafından Beyşehir İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile icra takibinin davalı aleyhine devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olarak yapılması nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına davalı aleyhine hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu' nun 1420. Maddesi ve 1427. maddesine göre davacının dava konusu talebinin zamanaşımına uğradığını, murisin vefat tarihi itibariyle müvekkili şirket nezdinde ........ , ........, ........ numaralı sigorta poliçeleri bulunduğunu, murisin davacı ....... A.Ş.'den kullanmış olduğu kredi sonrasında müvekkili şirketi ile davacı banka arasında yapılan olan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına dahil edildiğini, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alınmakta ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, bu kapsamda sigortalının vefat tarihi itibariyle müvekkili şirketi nezdinde; 34131986, 12.04.2023 - 21/04/2025 tarihleri için 38.000-TL vefat teminatı, ........, 04/10/2022 - 21/10/2025 tarihleri için 12.000-TL vefat teminatının mevcut olduğunu, sigortalının vefat etmesi üzerine tazminat dosyasına ilişkin olarak müvekkiline iletilen tüm evraklar incelendiğini, inceleme neticesinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kanser hastalığının mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen, sigorta kurulma aşamasında müvekkiline beyan etmediği kanser hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğundan tazminat dosyasının reddedildiğini, Hayat Sigortasının meblağ sigortası olduğunu, meblağ sigortalarında sigortacının sorumluluğunun sigortalının vefat tarihi itibariyle teminat altına alınan poliçe bedeli ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere müteveffanın 04/10/2022 ve 12/04/2023 tarihlerinde Tüketici Kredisi Sözleşmelerini imzaladığı, sigortalı müteveffanın 07/01/2022 tarihinden itibaren akciğer kanser hastalığı teşhisinin konulduğu, 17/11/2023 tarihinde vefat ettiği, dolayısıyla önceki rahatsızlar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Müteveffa tarafından imzalanan ve müteveffanın el yazısı ile doldurduğu ........ A.Ş. Kredi Bağlantılı Sigortalar Bilgi Formu'nun Sağlık Sorusu kısmındaki "Halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız ya da kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgunuz var mı?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdiği görülmüştür. Buna göre müteveffanın önceki rahatsızlar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunduğu, TTK 1435. Maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğüne uymadığı, bu nedenle TTK 1439. Maddesi uyarınca hayat sigortası yapma konusunda irade göstermiş birinin, hayatını etkileyen bir hastalığını bildiği halde beyan etmemiş olması kasıtlı bir hareket olarak değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde davanın reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 16/10/2025 tarihli ek bilirkişi raporuna ve tüm raporlara itiraz ettiklerini, raporun hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağını kurmayarak kararı mahkemeye bıraktığını ve bu çerçeveyi müteveffanın hastalığı bilip bilmemesine bağladığını, oysa tedavi evraklarına göre hastalığın o tarihte müteveffa tarafından bilinemeyeceğinin görüldüğünü, ispat külfetinin davalıda olduğunu, bilirkişi raporunun kesinlik içermemesi nedeniyle karşı ispat kurallarının yerine getirilemediğini, bu nedenle davacının davasının kabulü yerine davacının davasını ispat edememiş gibi değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece bu nedenle dahi davanın kabulünün elzem olduğunu, yerel mahkeme kararının bu sebeplerle istinafen incelenerek kaldırılmasını talep ettiklerini, ayrıca raporda hayat sigortası genel şartlarının teminat dışı hallerini içeren 9. maddeye yer verildiğini ancak açıkça kanser hastalığının bu kapsamda olmadığının görüldüğünü, müteveffanın ölüm sebebi kanser olsa dahi durumun madde içerisinde sayılan hallerden biri olmadığını, davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davalının kanser hastalığının bildirilmemesinin teminat dışı haller arasında olduğunu iddia etmesine rağmen, sözleşme akdedilirken müvekkilin bu durumu denetleyemeyeceğini, ispat kuralının kanser hastalığının bildirilmediğini iddia eden davalı yanda olduğunu, aksi ispat mevcut olmadığından haklı davalarının kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sigortacının aydınlatma yükümlülüğü ve sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne ilişkin TTK hükümlerinin nazara alınarak sonuca varılabileceği kanaati bildirilmiş olsa dahi, beyan yükümlülüğüne aykırılık olsa dahi bu durumun sigorta şirketi ile müteveffa arasındaki bir durum olup davacı müvekkile herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, davalının bu tür iddialarını müvekkile yöneltemeyeceğini ve tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, davalı sigorta şirketinin müvekkilin alacak haklarını koruyan sözleşme hükümlerini yerine getirerek sigorta bedelini ödemek zorunda olduğunu, davalının müvekkile karşı sorumlu olduğunu ve ödeme akabinde mirasçılara rücu halinde konuşulup değerlendirilmesi gereken hususların eldeki davada konu edilemeyeceğini belirterek, huzurdaki yerel mahkeme hükmünün istinaf talepleri kabul edilerek kaldırılmasına ve haklı davalarının önceki beyanları ile aynı şekilde kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, davacı banka ile dava dışı ........ arasında düzenlenen "Hayat Sigorta Poliçesi" kaynaklı başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401/(1). maddesinde: "Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta ettiren; prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü altındadır. Sigortacı ise; TTK'nin 1421/(1) maddesi gereğince; "Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur." hükmü gereğince sigortacı poliçe verme ve riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ya da bedelini ödeme yükümlülüğü altındadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nin 1439. maddesinde: "(1)Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2)Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Öte yandan, "Aydınlatma Yükümlülüğü" başlıklı TTK 1423. maddesi: “Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler." hükmünü haizdir. Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre poliçenin sigortalıya tesliminden sonra sigortalı tarafından 14 gün içinde itiraz edilmemişse geçerli hale geleceği düzenlenmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435, 1439 ve 1440. maddeleri her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Dosya kapsamından, müteveffa ........ ile davalı sigorta şirketi arasında Tüketici Kredisi Hayat Sigortası Sertifikası kapsamında müteveffa sigortalının kullandığı kredilerin teminatı olarak 12/04/2023 başlangıç, 21/04/2025 bitiş tarihli tarihli "Hayat Sigorta Poliçesi" akdedildiği, vefat teminatı olarak 39.043,56 TL'nin belirlendiği, dava dışı ........'a 07/01/2022 tarihinde akciğer kanseri teşhisi konulduğu, 17/11/2023 tarihinde vefat ettiği, dava dışı ........'ın ölüm nedenini geçmişte bildirmediği hastalıktan kaynaklandığı gerekçesiyle teminat bedelinin ödenmemesi nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde, "sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece dava konusu sözleşmedeki teminat klozları ve müteveffanın vefat nedeninin kıyası ile davacının var ise talep edebileceği tazminat miktarının tespiti için dosya bilirkişiye heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti 20/09/2025 tarihli bilirkişi kök raporunda neticeten; Davacı ........ A.Ş. ile Müteveffa ........ arasında 04.10.2022 ve 12.04.2023 tarihlerinde Tüketici Kredisi Sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmeler istinaden iki adet tüketici kredisi kullandırıldığının tespit edildiğini, müteveffa ........'ın 17.11.2023 tarihinde vefat etmesi üzerine kredilere ilişkin taksit ödemeleri yapılmamış, kredilerin ödenmemesi üzerine müteveffa ........'ın mirasçılarına davacı banka tarafından her iki kredi için ayrı ayrı ihtarname gönderildiğini, mirasçılar tarafından, müteveffanın kullanmış olduğu kredilerin ödenmesi için kredilere hayat sigorta yapan Davalı ........ A.Ş.'ye başvuru yapılmış, Davalı firma tarafından müteveffanın kredi kullanmadan önce kanser hastası olması ve bu hastalığı gizlemesinden kaynaklı ret edildiğini, 08.01.2025 İcra Takip Tarihi İtibariyle Karşılaştırma; Davacı Banka'nın, Mütevaffa ........'dan 08.01.2025 icra takip tarihi itibariyle davaya konu icra takibinden; 40.279,38 TL asıl alacak, 11.936,75 TL İşlemiş Faiz, 596,83 TL BSMV, 9.846,84 TL İhtarname Masrafı olmak üzere toplam 62.659,80 TL alacağı olduğu hesap edildiğini (taleple bağlılık ilkesi gereği), icra takip tarihi itibariyle uygulanacak temerrüt faiz oranları; İhtiyaç Kredisi Sözleşmelerine istinaden 9.511,16 TL (OA008442) kredi için %24,12, 30.935,33 TL (OA009493) kredi için %26,28 oranı üzerinden temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, İhtarname masraf makbuzları dava dosya kapsamında bulunduğunu, banka tarafından ayrıca sigortanın teminat kapsamı tutarı üzerinden sınırlama yapıldığını, Selçuk Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Servisine ait 25/02/2022-28/02/2022 giriş-çıkış tarihli epikriz raporunun incelenmesinde; hastanın nefes darlığı şikayeti olduğu, AC ca tanılı olduğu, kemoterapi amacıyla yatırıldığı, sistem muayenelerinin doğal olduğu, AC ca small cell ca tanısı ile karbo+etoposid kür tedavisi verilen hastanın komplikasyonu olmadığı kontrol önerisi ile taburcu edildiği, Selçuk Üniversitesi Tıbbi Patoloji ABD ait 07/01/2022 tarihli raporda; Akciğer küçük hücreli karsinom tanısı konduğu, Selçuk Üniversitesi Radyasyon Onkolojisine ait 20/07/2023-02/08/2023 giriş- çıkış tarihli epikriz raporunda; 10 fraksiyon toplamda 3000 cGy dozunda radyoterapi programı uygulandığı, Konya Beyşehir 4 nolu Hacı Armağan Aile Sağlığı Merkezince hazırlanmış Ölüm Belgesinin incelenmesinde; şahsın AC maliğn neoplazmı nedeniyle 17/11/2023 tarihinde saat 04:30 da öldüğünün kayıt edildiğini, müteveffanın hayat sigortası bakımından önemli sayılabilecek kanser hastalığını sigortacıya bildirmediği, bununla beraber yargı kararlarında sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihlali halinde yaptırımın düzenlendiği TTK m. 1439 hükmü kapsamında kusurun derecesinin tespitinde, sigortacının TTK m. 1423 hükmüne aykırı davranmasının önem arz ettiği, dosya içerisinde sigortacının, sigortalı müteveffayı bilgilendirdiğine ilişkin yazılı bir belgeye rastlanmadığı, Yargı kararları esas alındığında sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihlalinin, kasıt değil ihmali davranış olarak nitelendirildiği, müteveffa sigortalının kasti davranışı ile beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatinde ise sigortacının tazminat ödeme borcundan kurtulacağı, ancak sigortalının ihmali davranışı ile beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatinde ise tazminat miktarından indirim yapılacağı, kusurun ihmal derecesinde olması halinde tazminat miktarının hesaplanması için sigorta aktüeri bilirkişisi atanmasının mahkemenin takdirinde olduğu tespit edilmiştir. 20/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda neticeten; Alacak hesaplamasına davacı tarafından yapılan itirazların değerlendirildiğini, bankacı bilirkişisi olarak kök raporda değişiklik yapılacak bir husus olmadığını, teminat dışı hallerden birinin somut olayda söz konusu olmadığını, her ne kadar kanser hastalığı sebebi ile ölüm teminat dışında bırakılmamışsa da kök raporda da belirtilen üzere somut olayda, sigortacının aydınlatma yükümlülüğü ve sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne ilişkin TTK hükümleri nazara alınarak bir sonuca varılabildiğini, Yargıtay kararları ışığında sigortalının ihmali davranışı ile beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatinde ise tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere müteveffanın 04/10/2022 ve 12/04/2023 tarihlerinde Tüketici Kredisi Sözleşmelerini imzaladığı, sigortalı müteveffanın 07/01/2022 tarihinden itibaren akciğer kanser hastalığı teşhisinin konulduğu, 17/11/2023 tarihinde vefat ettiği, dolayısıyla önceki rahatsızlar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Müteveffa tarafından imzalanan ve müteveffanın el yazısı ile doldurduğu ........ A.Ş. Kredi Bağlantılı Sigortalar Bilgi Formu'nun Sağlık Sorusu kısmındaki "Halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız ya da kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgunuz var mı?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdiği görülmüştür. Buna göre müteveffanın önceki rahatsızlar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunduğu, TTK 1435. Maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğüne uymadığı, bu nedenle TTK 1439. Maddesi uyarınca hayat sigortası yapma konusunda irade göstermiş birinin, hayatını etkileyen bir hastalığını bildiği halde beyan etmemiş olması kasıtlı bir hareket olarak değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmesi doğrudur Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 1-Davacı tarafından alınan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.06/03/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.