11. Hukuk Dairesi 2009/782 E. , 2010/6729 K. MAHKEMESİ : Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2008/124-2008/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutan…
**11. Hukuk Dairesi 2009/782 E. , 2010/6729 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ceyhan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2008/124-2008/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 30.12.2007 tarihinde ölen ...’nın mirasçısı olduğunu, murisin sağlığında Akbank Ceyhan Şubesinden 12.000,00 YTL kredi kullandığını, kredinin verildiği sırada davalı sigorta şirketi tarafından kredi hayat sigortasının yapıldığını, davalının ölüm olayını öğrenmesi üzerine cayma /fesih hakkını kullanarak ölüm tazminatını ödemeyeceğini bildirdiğini, davalının fesih hakkını kullanırken iyiniyetli davranmadığını ileri sürerek, davalı tarafından mirasçılara bildirilen poliçenin feshinin geçersizliğine, 12.000,00 YTL teminat borcunun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu poliçenin menfaattarının Akbank T.A.Ş. olduğunu, bu nedenle ölüm halinde sigorta bedelini talep hakkının anılan bankaya ait bulunduğunu, davacının taraf sıfatının olmadığını, sigortalı ...’nın kalp yetmezliği sonucu öldüğünü, sigortalının sigorta başvuru formunda sözkonusu rahatsızlığını beyan etmeyerek doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından fesih/cayma hakkının kullanıldığını, davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme yapılırken murisin ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair bir bulgu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... mirasçılarına bildirilen poliçenin feshinin geçersizliğine, 12.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, hayat sigortası poliçesinin feshine ilişkin işlemin geçersiz kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu, tazmin talebi ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/fesih hakkının kullanıldığını belirtmiştir. Davada çözümü gereken yön, sigortalının sigorta akdinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, aykırı davranmış ise meydana gelen bu aykırılığın doğuracağı hukuki sonuçların tayin ve tespiti noktalarındadır. Sigorta sözleşmeleri özellikle de hayat sigorta sözleşmesi MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen iyiniyetle davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır. Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile sigorta ettireni sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü tutmuştur. Şayet sigorta ettiren veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı ihbarda bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle sigorta sözleşmesi yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden cayma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Aynı düzenleme Hayat Sigortası Genel Şartları’nda da mevcut olup, genel şartlarda eksik veya yanlış ihbarda kusurlu olup olmama hali de gözetilmiştir.Buna göre eksik veya gerçeğe aykırı bildirim hali sigorta ettirenin veya sigortalının kusurlu davranışına dayanıyorsa sigortacıya durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde cayma hakkı tanınmıştır. Bu yasal düzenlemeler uyarınca davaya konu somut olay değerlendirildiğinde davacının murisi olan sigortalı ...’nın davalı şirket nezdinde 31.10.2007 tarihinde sigortalandığı, sigorta başvuru formunda kalp hastalığının olup olmadığının sorulduğu, sigortalının yanıt vermediği, formun bu kısımlarını boş bıraktığı görülmüştür.Oysaki sigortalının 08.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği tanısı ile koroner yoğun bakıma yatırıldığı, kalp ve solunum masajı desteğine rağmen 30.12.2007 tarihinde kalp yetersizliği nedeniyle öldüğü, 17.09.2005 tarihinden beri ...’nın kalp yetersizliği (kardiyomyopati) tanısı ile takip ve tedavi edildiği, 07.07.2006 tarihinde yapılan tetkikler sonucu kalp pili takılmasına karar verilerek kendisine kalp pili takılmış olduğu, ...’nın 17.09.2005 tarihinden beri kalp yetersizliği tanısı ile takip edilerek tedavi gördüğü, sigorta akdinin kurulduğu 30.10.2007 tarihinde de bu rahatsızlığının mevcut olduğu, 30.12.2007 tarihinde de kendisinde önceden mevcut bulunan ve tedavi altında olduğu bu rahatsızlığı nedeniyle ölmüş olduğunun sigortalının tedavi gördüğü ve ölümünün meydana geldiği Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünden gelen tedavi evrakı ve kardiyoloji uzmanı tarafından ...’nın hastalığı ve ölümü ile ilgili olarak düzenlenen rapor içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda sigortalının akdin kurulması sırasında mevcut olan ve kendisinin de bildiği, tedavi gördüğü kalp rahatsızlığını gizlediği, bu konuyla ilgili soruyu yanıtlamadığı, sigorta akdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle poliçeden cayma hakkını kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyiniyet kurallarına aykırı bir durum olmadığından sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Kabul şekline göre de davacının sigortalı ...’nın tek mirasçısı olmayıp, kendisinden başka mirasçılarının da bulunmasına ve poliçenin menfaattarı/lehtarı olarak dava açan ...’nın gösterilmemiş olmasına göre tüm mirasçıların poliçeden doğan alacak hakkı üzerinde iştirak halinde hakları bulunmaktadır.Bu durumda dava açan mirasçının bir miras paylaşım sözleşmesine dayanmadan veya miras şirketinin temsilcisi olarak tayin edilmeden tek başına terekeye ait bir alacak için dava açarak bu hakkı talep etmesi de yasaya aykırı olup, bu durumda mahkemece diğer mirasçıların da açılan davaya muvafakatlerinin alınarak bu şekilde taraf eksikliği giderilmek suretiyle mirasçılardan biri tarafından açılan davaya devam olunabileceğinin nazara alınması gerekirken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde davaya devam olunması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. 3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekillerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.