T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/134 Esas KARAR NO: 2025/1396 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/386 Esas - 2022/942 Karar TARİH: 04/10/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/134 Esas KARAR NO: 2025/1396 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/386 Esas - 2022/942 Karar TARİH: 04/10/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından 08.11.2019 tarihinde Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile vekil eden davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, matbaa ve ambalaj işletmesi bulunan vekil edenin, davalı taraftan farklı zaman ve miktarlarda matbaa ve ambalaj sarf malzemesi satın alındığını, işbu satın alımlara ilişkin ise tarafların cari hesap usulü çalıştıklarından farklı zaman, yöntem(çek,havale..vs) ve miktarlarda ödeme bazen bizzat vekil eden, bazen ise vekil edenin o dönem sigortalı çalışanı olan ... tarafından yapıldığını, işbu alınan malzeme ve yapılan ödemelere ilişkin ayrıntılı tablonun ekte sunulduğunu, davalı alacaklının İcra Müdürlüğü dosyasına sunmuş olduğu 08.11.2019 tarihli takip talebi ekinde yer alan tabloda görüleceği üzere ekte sunulu fatura, çek ve vekil eden tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontların birbiriyle örtüştüğünü, ancak davalı/alacaklı tarafın dosyaya sunmuş olduğu cari hesap tablosunda kötü niyetli olarak ... tarafından yapılan ödemelere yer vermediğini, ...'ın, dava konusu ticaretin devam ettiği dönemlerde vekil edenin yanında satın alma ve pazarlama sorumlusu olarak çalıştığını, ayrıca üretilen malların pazarlaması esnasında bazı tahsilatların ... tarafından yapıldığını, Dönem dönem ise işbu tahsilatların, işveren vekil edenin talimatı ile ... tarafından ham madde ve sair ödemelere aktarıldığını, ekte sunulu dekontlardan da anlaşılacağı üzere yine bir takım ödemelerin vekil edenin talimatı ile davalının hesaplarına aktarıldığını, buna rağmen davalı alacaklı tarafından ... tarafından yapılan ödemelerin kötü niyetli olarak cari hesap tablosuna dahil edilmediğini, yukarıda açıklandığı üzere vekil edenin çalışanı olan ... tarafından yapılan toplam 50.000-TL ödemenin davalı alacaklı tarafından hesap dökümlerine işlenmediğini, ekte sunulu tabloda görüleceği üzere işbu ödemelerin cari tabloya işlenmesi halinde vekil edenin davalı tarafa toplam 242.985,60-TL ödeme yaptığının görüleceğini, buna karşın vekil eden davalının, alacaklı taraftan 222.136.05-TL bedelli ürün aldığını, görüleceği üzere vekil edenin toplamda zaten 20.849,55-TL fazla ödeme yaptığını, işbu fazla ödemenin ise davalı tarafın satmış olduğu ürünlerin döviz bazlı olması sebebi ile dönem dönem vekil edenden fark talep etmesinden ileri geldiğini, Taraflar arasında döviz kurundaki hareketlilikler neticesinde ödeme tarihine kadar meydana gelebilecek farkların vekil edence karşılanması hususunda bir sözleşme bulunmamasına rağmen işbu farkların da iyi niyetli olarak vekil edence ödendiğini ve neticede fatura bedellerine ilaveten 20.849,55-TL fazla ödeme gerçekleştiğini, Yukarıda açıklandığı üzere vekil eden davalı taraftan en son 12.06.2019 tarihinde ürün satın almış ve akabinde 10.07.2019 tarihinde 15.000-TL bedelli müşteri çekini davalı tarafa ciro ederek aralarındaki cari hesabı kapattığını, devamında ise davalı tarafça 08.11.2019 tarihinde vekil eden aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, belirterek; öncelikle Sayın Mahkemece belirlenecek teminat neticesinde takibin durdurulması için İhtiyati tedbir kararı verilmesine, vekil edenin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine ve Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatmış olması nedeni ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep vedava etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaların tamamının dayanaksız olduğunu, davacı tarafın tacir olup, tacir olmanın sonuçlarına katlanmak ile sorumlu olduğunu, 3. kişi olan ve müvekkiline para gönderen kişi olan ... tarafından müvekkiline gönderilen ödemelerin hiçbirisinde gönderilen paranın "... Nam Ve Hesabına Gönderilmiş" olduğuna dair bir ibare ve açıklamanın yer almadığını, ...'ın da tacir olması nedeni ile söz konusu ödemeleri kendi nam ve hesabına müvekkiline yaptığını; belirterek; davanın reddine, haksız olan tazminat talebinin reddine, kötüniyetli olan davacı taraf aleyhine olmak üzere dava konusu bedelin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama harç ve giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/10/2022 tarih ve2021/386 Esas - 2022/942 Karar sayılı kararında;"Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Dosyaya sunulan 06/01/2022 tarihli bilirkişi SMMM İbrahim Kavas tarafından düzenlenen raporda;Davacı ...'in Defter ve belgelerin olduğu ... Mh. ... Cd. ... Sk. ... No:.. D:... Karesi Balıkesir adresine 05-01-2022 tarihinde gidilerek ibraz edilen defter ve belgeler incelenmiş olup; Davalı ... tarafından Davacı ...'e 207.703,52 TL 2018 yılında; 14.432,53 TL 2019 yılında olmak üzere toplam 222.136,05 TL tutarında fatura tanzim edilerek bu faturaların Davacı ...'in yasal işletme ve yevmiye defterlerine kaydedildiği; tarafıma ödeme belgesi olarak banka dekontları ibraz edilmiş yapılan incelemede Davalı ... hesabına 197.140,00TL havale edildiği; davacının 2018 yılında İşletme usulüne göre defter tuttuğundan 2018 yılı ödemelerinin İşletme Defterine yazılmasınun mümkün olmadığı; 2019 Yılında ise Bilanço usulüne göre defter tutulduğu; 11-06-2019 tarihinde Yevmiye Defterine ödendiği yazılan 5.500,00 TL'nin belgesinin bulunmadığı; davacı ...'in aldığı faturalar ve yaptığı ödemeler ile ilgili ibraz ettiği belge dökümleri raporda belirtilmiş olup, Davacı ...'in ibraz ettiği Yasal Defter ve belgelerinde birlikte değerlendirilerek ...'in 222.136,05 TL fatura karşılığı olmak üzere 197.140,00 TL ödeme yaptığı, nihayetinde davacının davalıya 24.996,05 TL borçlu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Dosyaya sunulan 09/08/2022 tarihli bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen raporda; taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir yazılı sözleşmeye rastlanılmadığı, davacı yasal defter kayıtlarının talimatla aldırılan bilirkişi raporu ile incelendiği, Söz konusu bilirkişi raporunda davacının davalıya icra takip tarihi itibariyle 24.996,05 TL borçlu olduğu yönde tespitin yapıldığı, davalı yasal defter kayıtları incelendiğinde ise davalının davacıdan icra takip tarihi itibariyle 29.150,45 TL alacaklı olarak göründüğü yönde bakiyesinin bulunduğu; davacı vekilince, davalı tarafça davacı adına düzenlenen toplam 222.136,05 TL tutarındaki fatura bedellerine karşılık 242.985,60 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacı tarafça 20.849,55 TL fazla ödendiği iddia edilmiş olsa da talimatla aldırılan bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişiye sunulan ödemelerin sadece banka havalelerinden ibaret olduğu, ... tarafından yapılan toplam 50.000,00 TL tutarındaki ödemelerle birlikte davacı tarafça yapılan toplam ödeme tutarının 197.140,00 TL olarak tespit edildiği ve davacının davalıya 24.996,05 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, diğer yandan taraf yasal defter kayıtları birlikte incelendiğinde taraflar arasında kur farkına istinaden düzenlenmiş herhangi bir kur farkı/vade farkı faturasına da rastlanılmadığı, davacının 192.985,60 TL ödeme yaptığı hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın ... tarafından davalıya yapılan toplam 50.000 TL tutarındaki ödemenin davacı nam ve hesabına yapılıp yapılmadığı hususundan kaynaklandığı, Sayın mahkemece SGK Müdürlüğünce dosyaya celb edilen SGK Kayıtlarında ise 2017/11. Ayından başlamak suretiyle (ödemelerin yapıldığı tarihler dahil) 2020 yılının Ağustos ayı bitimine kadar ...'ın Davacı ...'in sigortalı çalışanı olduğunun tespit edildiği, yukarıdaki tespitler çerçevesinde ...'ın davacı çalışanı olması nedeniyle ihtilaf konusu 50.000 TL tutarındaki ödemelerin davacı tarafça yapıldığının kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, davalının davacıdan icra takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu tutarın (222.136,05 TL fatura toplamı- 197.140 TL ödeme toplamı) 24.996,05 TL olarak hesaplandığı, Davalı tarafça icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmediğinden icra takip tarihine kadar faiz hesabı yapılmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır......Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile cari hesap alacağı dayanak gösterilerek aleyhine başlatılan icra takibinde davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup düzenlenen bilirkişi raporlarında davalı tarafından davacı adına 2018 ve 2019 yıllarında toplam 222.136,05 TL tutarında fatura tanzim edildiği; söz konusu faturaların her iki taraf ticari kayıtlarında da yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda davacının 2018 yılında işletme hesabına göre defter tuttuğundan işletme defterine ödemelerin yazılmasının mümkün olmadığı; 2019 yılında ise bilanço esasına göre defter tutmaya başladığından 18/03/2019, 22/05/2019 ve 13/06/2019 tarihli ödemelerin davacı kayıtlarında göründüğü ancak yevmiye defterinde ödendiği yazılan 11/06/2019 tarih ve 5.500,00 TL'lik ödemenin ise dekontu ya da makbuzunun olmadığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda davacının davalıya 147.140,00 TL banka havalesi, 45.845,60 TL müşteri çeki olmak üzere toplam 192.985,60 TL tutarında ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından mahkememize ibraz edilen ve davacı tarafından banka kanalıyla gönderilen 147.140,00 TL'lik ödemenin tamamı davalı kayıtlarında yer almaktadır. Her ne kadar davacı tarafından çalışanı ... tarafından cari hesap borcuna mahsuben banka havalesi kanalıyla bir takım ödemelerin davalıya gönderildiği iddia edilmiş ise de davacı tarafından dosyaya sunulan dekontların incelenmesinden bir kısım dekontlarda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, bir kısım dekontlarda ise açıklama olarak "borç" ibaresinin yer aldığı; söz konusu havalelerin davacı borcuna mahsuben gönderildiğine dair dekontlarda herhangi bir ibarenin yer almadığı anlaşıldığından ödeme iddiasını yazılı delille ispat etmek zorunda olan davacının aksi yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde belirttiği delilleri arasında yemin delili belirtilmediğinden iddialarının ispatı bakımından yemin delili hatırlatılamamıştır. Davacı tarafça mahkememize ibraz edilen ödeme dekontları ve müşteri çekleri toplam tutarı olan 242.985,60 TL'den ...'ın yapmış olduğu toplam 50.000,00 TL düşüldüğünde davacının davalıya 147.140,00 TL banka havalesi, 45.845,60 TL müşteri çeki olmak üzere toplam 192.985,60 TL tutarında ödeme yapıldığı mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerinde görülen 11/06/2019 tarihli 5.500,00 TL'lik ödemeye ilişkin dekont ya da makbuz ibraz edilmediğinden söz konusu ödemeye mahkememizce itibar edilmemiştir. Nihayetinde davacının cari hesap borcundan kaynaklı olarak davalıya 29.150,45 TL borçlu olduğu tespit edildiğinden açılan menfi tespit davasının reddi ile huzurda görülen davada verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararı olmadığından davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,2- Davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda dosya numarası mevcut yargılamada Gerekçeli Kararın 07.12.2022 tarihinde taraflarına e-tebliğ olarak tebliğ edildiğinden süresi içerisinde İstinaf Kanun Yoluna başvurularını sunduklarını, Davalı ... tarafından 08.11.2019 tarihinde Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile vekil eden davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını; vekil eden davacının davalı/alacaklıya herhangi bir borcu bulunmdığını; bu sebeple de vekil edenin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine ve Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin iptaline ilişkin işbu davanın ikame edildiğini; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.10.2022 tarih, 2021/386 Esas ve 2022/942 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, Matbaa ve ambalaj işletmesi bulunan vekil eden, davalı taraftan farklı zaman ve miktarlarda matbaa ve ambalaj sarf malzemesi satın aldığını; işbu satın alımlara ilişkin ise taraflar cari hesap usulü çalıştıklarından farklı zaman, yöntem(çek,havale..vs) ve miktarlarda ödeme bazen bizzat vekil eden bazen ise vekil edenin o dönem sigortalı çalışanı olan ... tarafından yapıldığını; işbu alınan malzeme ve yapılan ödemelere ilişkin ayrıntılı tablonun dosyaya sunulduğunu, Davalı alacaklının İcra Müdürlüğü dosyasına sunmuş olduğu 08.11.2019 tarihli takip talebi ekinde yer alan tabloda görüleceği üzere ekte sunulu fatura, çek ve vekil eden tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontların birbiriyle örtüşmekte olduğunu ancak davalı/alacaklı taraf dosyaya sunmuş olduğu cari hesap tablosunda kötü niyetli olarak ... tarafından yapılan ödemelere yer vermediğini; ..., dava konusu ticaretin devam ettiği dönemlerde vekil edenin yanında satın alma ve pazarlama sorumlusu olarak çalıştığını; ayrıca üretilen malların pazarlaması esnasında bazı tahsilatların ... tarafından yapıldığını; dönem dönem ise işbu tahsilatların, işveren vekil edenin talimatı ile ... tarafından ham madde ve sair ödemelere aktarıldığını; dosyaya sunulan dekontlardan da anlaşılacağı üzere yine bir takım ödemeler vekil edenin talimatı ile davalının hesaplarına aktarıldığını; buna rağmen davalı alacaklı tarafından ... tarafından yapılan ödemelerin kötü niyetli olarak cari hesap tablosuna dahil edilmediğini, Yukarıda açıklandığı üzere vekil edenin çalışanı olan ... tarafından yapılan toplam 50.000-TL ödeme davalı alacaklı tarafından hesap dökümlerine işlenmediğini; netice itibari ile dava tümü ile ... tarafından yapılan ödemelerin ... adına yapılıp yapılmadığı noktasındaki uyuşmazlığa ilişkin olduğunu; davalı ... tarafından kendisine gönderilen ödemelerin başka bir ticari ilişkiye dayalı olduğunu iddia ettiğini ancak işbu ilişkiye ilişkin herhangi bir fatura veya belge ortaya koymadığını; işbu başvurularını esas Gerekçeli Karar'da da belirtildiği üzere menfi tespit davasında ispat yükü genel kural gereği Davalı(Alacaklı) üzerinde olduğunu; Ticari hayat ve genel ticari teamüller çerçevesinde işverenin personel tarafından ödeme yapılmasının gayet olağan olduğunu; işbu hususta dosyaya sunulan dekont ve vekil edene ait ticari defter kayıtları ile de yazı delil şartı da yerine getirildiğini ancak buna karşın dekont açıklamasında gerekli açıklama yer almadığı iddiası ile sunulan dekontların yazılı delil olarak kabul edilmemesi kabul edilebilir olmadığını; asla kabul anlamına gelmemekle birlikte ilgili dekontların delil başlangıcı olarak kabulü halinde dahi işbu husus tanık anlatımları ile ispatlanabilmektedir. Ancak 12.10.2021 tarihli delil dilekçeleri ile konunun muhatabı ...'ın tanık olarak bildirildiğini, 25.04.2022 ve 20.06.2022 tarihli mazeret dilekçelerinde de ısrarla ...'ın dinlenilmesi için talimat yazılmasının talep edilmediğini ancak işbu taleplerine karşı da mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gibi netice kararda da tanığın neden dinlenilmediğine ilişkin bir gerekçeye de yer verilmediğini, Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı alacaklıya ... tarafından gönderilen ödemelerin vekil eden adına gönderildiğini; işbu hususta ilgili dekontların ve vekil edene ait ticari defterlerin dosyaya ibraz edilmesine rağmen ilgili ödemelerin vekil edene ait olduğunun ispat edilemediği iddiası ile davanın reddine karar verilmesi hukuken kabul edilebilir olmadığını; bu sebeple ilgili karara karşı İstinaf Kanun Yoluna başvuruda bulunma zorunluluğunun doğduğunu, İleri sürerek,yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak sebepler ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.10.2022 tarih, 2021/386 Esas ve 2022/942 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine konu alacaktan davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında davalı tarafından davacıya düzenlenen faturalara konu ürünlerin davacıya teslim edildiğine ve davacı tarafından davalıya 192.985,60 TL ödeme yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Nitekim söz konusu faturalar davacı ticari defterlerinde kayıtlıdır. Taraflar arasında istinafa gelen temel ihtilaf davacının sigortalı çalışanı ... tarafından davalıya banka yoluyla yapılan 50.000,00 TL ödemenin davacının cari hesap borcuna mahsuben yapılıp yapılmadığı hususundadır. Kural olarak menfi tespit davasında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Davalı tarafından dava dayanağı faturalara konu ürünlerin teslim edildiği ve alacaklı olduğu hususu davacı ikrarı, tarafların ticari defter ve kayıtları ile ispat edilmiş olup, ispat yükü ödeme iddiasında bulunan davacı üzerine geçmiştir. Davacı tarafından çalışanı tarafından yapılan ödemelerin davacı cari hesap borcuna mahsuben yapıldığı ileri sürülmüş ise de Mahkemece gerekçeli kararda da detaylı olarak belirtildiği üzere buna ilişkin banka dekontlarında herhangi bir açıklama içermediği gibi yazılı delil de sunulmamıştır. Davacı vekili, banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı olduğunu ve iddiasının tanık ile ispatının mümkün olduğunu ileri sürmüş ise de söz konusu banka dekontları kendisine karşı ileri sürülen davalı tarafından verilmiş bir belge olmadığından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmayıp, söz konusu işlemin yapıldığı tarihteki parasal sınırlar dikkate alındığında dava değeri itibariyle iddiasının tanık ile ispatı yasal olarak mümkün değildir. Bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 497,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 117,59-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.