7. Hukuk Dairesi 2024/11 E. , 2024/5540 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/863 E., 2023/1184 K. DAVACILAR : ... v.d vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 22.07.2014 KARAR : Esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/243 E., 2022/452 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın …
**7. Hukuk Dairesi 2024/11 E. , 2024/5540 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/863 E., 2023/1184 K. DAVACILAR : ... v.d vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 22.07.2014 KARAR : Esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/243 E., 2022/452 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Mal Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;...ilçesi,...Köyü, 175 ada 139 parsel sayılı taşınmazın 3500-4000 m2'lik kısmının müvekkillerinin dedelerinden babalarına, babalarından ise müvekkillerine miras yoluyla intikal ettiğini, müvekkillerin il ve yurt dışında ikamet ettiklerini, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın hatalı olarak Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın davacıların ailesi tarafından 100 yıldan bu yana nizasız ve fasılasız olarak ekilip biçildiğini, taşınmazda üzüm bağlarının bulunduğunu ve bu bağların 20-30 yıllık olduğunu, zilyetlik ile kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz cinsinin ham toprak olduğunu, zilyetliğin sürdürülüş biçimi ile dava konusu taşınmazın mera, yayla, harman yeri, orman, tepe, dere, ırmak, kayalık gibi devletin hüküm ve tasarrufu olan yerlerden olup olmadığının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak mahkemece tahkikinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacıların zilyetliğinin şekli, süresi ve işin esası bakımından zilyetlik ve iktisaba elverişli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2022 tarihli ve 2021/243 Esas, 2022/452 Karar sayılı kararı ile "...mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanları, jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; çekişmeli taşınmazın davacıların murisinden kendilerine intikal ettiği, taşınmazın davacıların kök murisleri tarafından 1960 yılından beri bir bütün şekilde bağ olarak kullanıldığı... taşınmazın kadim mera olmadığı, dere yatağından kazanımla da oluşmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın 3.751,38 m2'lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile 1/2 hisse ile davacılar adına tesciline ...." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2023 tarihli ve 2023/868 Esas, 2023/184 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde özetle; a. Davaya cevap dilekçesinde yer alan nedenleri tekrarla, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, b. Mahkemece yalnızca tanık beyanına göre ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, c. Gerekçeli kararın kendi içinde çelişkilerle dolu olduğunu, d. Taşınmazın tarım arazisi vasfıyla imar ihya edildiği belirlemesinin hatalı bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın 20.06.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışması ile Maliye Hazinesi adına ham toprak vasfıyla tescil edildiği, eldeki davanın 22.07.2014 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacıların ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak taşınmazın bir bölümünün adlarına tapuya tescili istemiyle eldeki davayı açtıkları, tapu kaydına dayanmadıkları anlaşılmaktadır. Dava konusu 175 ada 139 parsel sayılı taşınmaz tesis kadastrosu ile 2.115.657,78 m2 olarak ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş olmakla, daha sonra Nevşehir İl Mera Tahsis Komisyonu'nun 06/08/2010 tarih ve 391 sayılı kararına istinaden 26.12.2019 tarihinde 1.166.899,72 m2 olarak kamu orta malı-mera parseline dönüştürülmüştür. Dava konusu edilen kısım yargılama aşamasında kesinleşmiş komisyon kararı ile mera olarak sınırlandırılan 139 No.lu parselin ortasındadır. 4342 sayılı Mera Kanununun 3 üncü maddesi ile tanımlar yapılmış olup, 4 üncü maddesinde ise, "mer'a, yaylak ve kışlakların kullanma ... bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğu, bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayıldığı" açıklanmıştır. Aynı madde uyarınca mera ve benzeri yerlerin özel mülkiyete konu yapılamayacağı, amacı dışında kullanılamayacağı ve zamanaşımı ile edinilemeyeceği, sınırlarının daraltılamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın yargılama sırasında Mera Komisyonunun kararıyla mera vasfıyla sınırlandırıldığı dosya içerisindeki kayıtlardan anlaşılmaktadır. Mahkemece, teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen taşınmazın 20 yıldan fazla bir süredir davacının eklemeli zilyetliğinde bulunduğu, A harfi ile gösterilen taşınmaz için TMK'nin 713 üncü ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanım koşullarının oluştuğu,tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş ise de mahkemenin görüşüne katılmak mümkün değildir. Tesciline karar verilen taşınmazın dört tarafı mera ile çevrilidir. Krokide A harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü özel mülkiyete konu yapıldığı takdirde meranın bütünlüğünü bozacağı açıktır. 4342 sayılı Mera Kanununun 3 üncü maddesi ile tanımlar yapılmış olup, 4 üncü maddesinde ise, "mera, yaylak ve kışlakların kullanma ... bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğu, bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayıldığı" açıklanmıştır. Aynı madde uyarınca mera ve benzeri yerlerin özel mülkiyete konu yapılamayacağı, amacı dışında kullanılamayacağı ve zamanaşımı ile edinilemeyeceği, sınırlarının daraltılamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu tür yerler üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Şu halde, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına üstünlük tanınamaz. O halde, uyuşmazlık konusu taşınmazın çevresindeki meradan elde edildiği anlaşıldığına ve meraların zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına aykırı düşen bir gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Açıklanan gerekçeler ile davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatiyle değerli çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.