11. Hukuk Dairesi 2010/10046 E. , 2012/13201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/835-2009/1021 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıl
**11. Hukuk Dairesi 2010/10046 E. , 2012/13201 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/835-2009/1021 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı ... ile dava dışı eşi İbrahim'in diğer davalı Şirket'in %50'şer hisseli ortağı iken davalı ...'nin hisselerinden %20'sinin müvekkili ...'e, %20'sinin ise müvekkili Nihal'in dava dışı eşi ...a devrine ilişkin 17/08/2006 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile hisse devirlerinin 30/03/2008 tarihinde yapılacağının, hisse devir bedeli karşılığında ... ve ...tarafından davalı ...'ye ayrı ayrı (25.000) Euro tutarlı senet verileceğinin, senet bedellerinden doğan borcun ise ... ve ...un 17/08/2006 tarihinden her ay hisselerine düşen kâr payından mahsup edilmek suretiyle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... ve ...un sözleşmenin imzalanmasını müteakip şirket müdürü olarak çalışmaya başladığını, buna rağmen hisse devralanlara bu güne kadar hiçbri kâr payı ödemesi yapılmadığı gibi, davalı ...'nin eşi dava dışı İbrahim'in, müvekkili Nihal'in dava dışı eşi ...u bıçakyalarak öldürdüğünü, dolayısıyla hisse devir sözleşmesinin uygulanabilirliğinin kalmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin hisse devir sözleşmesi dolayısıyla davalılara borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, dava konusu hisse devir sözleşmesinin hayata geçirilmediğini, müvekkili Hatice'ye de hiçbir senedin düzenlenip verilmediğini savunarak, haksız ve konusuz olan davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı İbrahim'in yargılandığı ceza davasındaki beyanlarından işbu davanın konusu hisse devrinden dolayı davacı ... ve dava dışı ...an ayrı ayrı (25.000) Euro bedelli senet alındığının açıkça anlaşıldığı, hisselerin davalı ...'den alınması karşısında senetlerin de ona verilmiş olmasının gerektiği, hisse devir sözleşmesinin noterde yapılmadığından geçersiz bulunuduğu, bu durumda herkesin aldığını geri vermek zorunda olduğu, davacılardan Nihal'in davasını hisse devir sözleşmesinin tarafı bulunan eşi ...un mirasçısı sıfatıyla açtığı, mirasın iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tâbi olması ve mirasçıların davayı birlikte açması veya açılan davaya muvafakat etmesi veya miras şirketine mümessil tayin ettirilmesi şartları yerine getirilmediğinden bu davacının davasının reddinin gerektiği, davalı şirketin de hisse devri nedeniyle bir borcunun bulunmayacağından davada taraf olmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davacı ...'in davasının reddine, davacı ...'in davalı şirket aleyhine açtığı davanın da reddine, aynı davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın kabulü ile davacı ... tarafından bu davalıya verilen tanzim ve vade tarihleri boş olan (25.000) Euro bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi dolayısıyla verilen senetler nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde, dava konusu hisse devir sözleşmesinin uygulanabilirliğinin kalmaması dolayısıyla bu sözleşmeye dayanılarak davalı ...’ye verilen senetlerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüş, davalı ... vekili tarafından ise müvekkiline bir senet verilmediği savunulmuştur. İddia ve savunmanın anılan şekilde geliştiği işbu uyuşmazlıkta, ispat yükümlülüğü kendilerine düşen davacıların, öncelikle dava konusu senetlerin davalı ...’ye verildiğini, daha sonra ise bedelsiz kaldığını kanıtlamaları gereklidir. Bu konuda dosyaya sunulan hisse devir sözleşmesinde, senetlerin davalı ...’ye verildiği hakkında bir açıklık yoktur. Hatice’nin eşi olan dava dışı İbrahim’in beyanlarından da senetlerin Hatice’ye verildiği sonucu çıkmamaktadır. Kaldı ki işbu davada davalı ...’nin davacılardan senet almadığını savunması karşısında, kocasının beyanlarına dayanılarak senetlerin Hatice’ye verildiğini kanıtlamak mümkün olmadığı gibi, miktar itibariyle bu türden bir uyuşmazlıkta tanık dinlenmesi de mümkün değildir. Davacılar tarafından dava konusu senetlerin davalı ...’ye verildiğinin ispatlanamaması halinde ise kanıtlanamayan davanın reddi gerekeceğinden, bir sonraki aşama olan, senetlerin bedelsiz kaldığının ispat edilmesi şartının aranmasına gerek yoktur. Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.