11. Hukuk Dairesi 2023/429 E. , 2024/4024 K. MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/249 Esas, 2022/1708 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/396 E., 2021/293 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istin…
**11. Hukuk Dairesi 2023/429 E. , 2024/4024 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/249 Esas, 2022/1708 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/396 E., 2021/293 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “www.baldudak.net” isimli internet sitesi üzerinden bal ticareti yaptığını, davalının kendi internet sitesinde müvekkilince satılan balın sahte olduğuna ilişkin açıklamalar içerir şekilde uyarı yazısı yayınladığını, bu yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiğini, aynı zamanda müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplamda 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Anzer Balı sattığını iddia eden davacının sattığı balların Anzer Bal florasına uygun olduğunu ispat etmesi ve bu tahlilleri sunması gerektiğini, müvekkilince yapılan uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yapıldığını ileri sürülen paylaşımın davalının da kabulünde olduğu, Rize 2. Noterliği’nin 10802 yevmiye numaralı 27 Eylül 2017 tarihli tespit tutanağının incelenmesinde davacının internet sitesinin hedef gösterilerek “sahte Anzer balı satmaktadır, bu firmalardan almış olduğunuz Anzer Balı kesinlikle Anzer Balı değildir” şeklinde paylaşım yapıldığı, yapılan sorgulamalarda Anzer Balının coğrafi işareti için 02.12.2019 tarihinde Rize İl Tarım Müdürlüğü tarafından başvuru yapıldığı ancak karar verilmediği, Anzer Balı satış yetkisinin salt davalı kooperatife ait olduğuna ilişkin münhasır bir yetki ya da ruhsatın bulunmadığı, üreticilerin ürünlerini bu ad ile anmak için herhangi bir standarda tabi olduğunun söylenemeyeceği yönünde bilirkişi raporu düzenlendiği, davalının sahte bal iddiasına ilişkin olarak yasal yollara başvurarak haklarına kavuşması mümkün ve gerekli iken var olduğunu düşündüğü hakkını bu şekilde ilan yoluyla elde etmeye çalışmasının hukuken benimsenemeyeceği, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet oluşturduğu, ilanı okuyan kişiler üzerinde etki bırakacağı, bu durumdan dolayı da davacının ticari hayatına maddi ve manevi yönden zarar oluşturacağı, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) göre haksız rekabet niteliği taşıdığı, bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 2016-2017 yılı vergi sonrası kâr farkı 59.935,37 TL olarak hesaplandığı, oluşan tüm zararın davalının paylaşımı sebebiyle oluştuğunun kabul edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, tüm maddi zararıyla davalının eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamayacağı, davacının maddi zarar miktarının tam olarak tespit edilemediği, gerek bilirkişi raporu gerekse vergi beyannamelerinin incelenmesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca maddi zararın 20.000,00 TL olarak taktir edildiği, davalının sahte ürünler sattığına ilişkin ithamları bulunan paylaşım sebebiyle davacının gerek kişilik hakları gerekse de ticari itibarının zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiğini, yapılan hakkaniyet indiriminin hukuka aykırılık taşıdığı, haksız eylemin dava tarihinden sonra dahi devam ettiğini, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tüm dönemleri kapsayacak şekilde tam olarak belirlemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, zararın bilirkişinin belirlediğinden çok daha fazla olduğunu, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin, faiz miktarının, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anzer balı sattığını iddia eden satıcının bunu ispatlayamadığını, aslında davacının haksız rekabet ettiğini, müvekkilinin yaptığı uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını, müvekkiline ait internet sitesinde yazılan yazının sadece 15 gün yayında kaldığını, eleştiri niteliği taşıdığını, dosyaya sunulan raporda iki yıllık zarar hesabı yapıldığını, bu durumun davacının haksız kazanç kazanmasına ve sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bilirkişi raporunun olay ve oluşa uygun düzenlenmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esasa alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının kendi internet sitesinde yapmış olduğu ve hali hazırda mevcut olan duyuruda davacıya yönelik sarf ettiği ithamların gerçekliği ispat edilemediği gibi bir an için bu ithamların gerçek ve kanıtlanmış olması halinde dahi davalının yasal yollara başvurmaksızın duyuru menninde geçen ispata muhtaç iddialar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulünün gerektiği, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiği, davacının dava dilekçesi uyarınca yoksun kalınan kâra ilişkin olarak tazminat talep etmediği, her davanın açıldığı tarihteki olaylara göre değerlendirileceği, dava tarihinden sonra meydana gelen veya geldiği ileri sürülen zararların bu davada istenemeyeceği, davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, maddi tazminat miktarının hakkaniyete göre belirlenmesi sebebiyle davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesi ve indirim yapılan kısmın yargılama giderlerinin hesabında dikkate alınmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların sahteliğine dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir yetkisinin kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın maddi tazminat belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle hakkaniyet gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında gerçekleşmiş zararlar ile yoksun kalınan kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretin hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, faiz başlangıç tarihi ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece “Balbudak” markası olduğu halde bu ibareyi küçük, “Anzer” ibaresini büyük yazmak suretiyle marka hakkını kötüye kullandığını, anzer balının satış yetkisinin kooperatife ait olduğunu, anzer balının floraya uygunluğunun Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü tarafından tahlil edildiğini, davacının sattığı ürünlerin anzer balı florasına uygunluğunu ispatlayamadığını, buna ilişkin tahlil sunmadığını, piyasa fiyatı üzerinden fiyatlandırma ile haksız kazanç sağladığını, asıl haksız rekabetin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının üreticiden satın alımına ilişkin müstahsil makbuzu sunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitesinde kamu adına uyarı görevi yaptığını, balların sahteliğine dair bir söylemde bulunmadığını, haksız eylem gerçekleştirmediğini, müvekkilinin 2009 yılında coğrafi işaret için başvurduğunu, internet sitesindeki yazının sadece 15 gün kaldığını, iki yıllık zarar hesabının hukuka aykırılık taşıdığını, fahiş miktarda tazminat verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacı bir zarara uğramışsa miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 50 ve 57 nci maddeleri. 3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Her ne kadar davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki Mahkemenin kabulü yerinde ise de davacı vekili dava dilekçesinde davalının internet sitesindeki yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, yıllara göre artan satış grafiği varken asılsız uyarı yazısının yayınlanması akabinde satışlarda düşme meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin yıllara göre satışları incelenip davalının haksız eylemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tam olarak tespit edildiği anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, değer artırım dilekçesi ile de talebini bilirkişi raporunda tespit edilen 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir. Her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı, davacının ancak dava açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş alacağının hüküm altına alınmasını isteyebileceği de nazara alındığında davacı, dava tarihindeki alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceğinden davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu durumda dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktar olduğu gözetilmeden bedel artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.