T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/230 KARAR NO : 2025/1632 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2021 NUMARASI : 2018/1412 E. - 2021/1254 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kıs…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/230 KARAR NO : 2025/1632 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2021 NUMARASI : 2018/1412 E. - 2021/1254 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı sigortalısı ... Türk Kimya San. Ltd. Şti.'ne ait emtiaların, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı 01/07/2016 başlangıç ve 01/07/2017 bitiş tarihli ...-8 numaralı nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi ile teminat altına alındığını, dava dışı sigortalısına ait tıbbi ürün emtialarının davalı ... Ticaret ve Nakliyat-İsmail ...'ya ait ...plakalı araca dava dışı...sorumluluğunda olmak üzere yüklendiğini, dava dışı sürücü Seyit Ahmet Meletli'nin ifadesine göre nakliye esnasında sürücünün tansiyonu düştüğü, otoban üzerinde bir TIR parkında aracı durdurduğu, restoranda yemek yiyerek bir süre dinlendiği, yaklaşık yarım saat sonra TIR parkından ayrıldığı, bir süre sonra benzin almak için benzin istasyonunda yaklaşık 15 dakika kadar durduktan sonra benzin istasyonundan ayrılarak 2 no'lu davalının deposuna vardığı, burada yapılan kontrollerde tırın iki asma kilidinin yerinde olmadığının tespit edildiğini, treyler açıldıktan sonra ise 7 palet ''... Çiğnenebilir Tablet''in kayıp/eksik olduğunun tespit edildiğini, davacının sigortalının hasar sebebiyle doğan zararını ödediğini ve haklarına halef olduğunu, temlikname ve ibranamenin alındığını, taşıyana tam ve sağlam teslim edilen emtianın çalınarak zayi olmasından doğan zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ödenen bedelin rücen tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Lojistik AŞ vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın dava dilekçesi ekinde refere ettiği ancak taraflarına tebliğ edilmeyen ve Türkçe tercümesi sunulmayan yabancı belgelere dayandığını, davacının aktif husumet ehliyetine itiraz ettiklerini, davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin kati suretle ispatlaması gerektiğini, geçersiz bir sigorta sözleşmesine dayanmayan davacı sigorta şirketinin müvekkiline karşı sunabileceği halefiyet hakkının bulunmadığını, sigorta sözleşmesinin bulunmamasına rağmen yapılan ödemenin lütuf ödemesinin kanıtı olduğunu, CMR Konvansiyonunun 30.maddesi ve TTK uyarınca müvekkiline usulüne uygun ihbar yapılmadığını, açıkça görülebilen hasarlarda teslim anında, açıkça görülmeyen hasarlarda teslimden 7 gün içinde taşımacıya yazılı ihbar yapılmadığından, iddia edilen zarardan müvekkilin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağının, emtianın 24/05/2017 tarihinde teslim edildiğini, hak düşürücü süre yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacının, müvekkilinin sorumlu olduğunu ispat edemediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluğun SDR üzerinden hesaplanması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, TTK 882.maddesinde öngörülen usul ve hasarlı emtianın sadece hasarlı kısımlarının brüt kg'nın beher başına 8,33 SDR karşılığı kadar olması gerektiğini, davacı dava dilekçesinde 78.912,63 TL hasar oluştuğunu ancak sigortalısı ise 57.506,00 TL hasar oluştuğunu ihtar ettiğini, davacının yasal faiz ve icra inkar tazminatı talep etmiş ise de talebin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının talep ettiği 78.912,63 TL miktarın dayanağı poliçe kar marjı ilavesi, emtianın sovtajının yapılıp yapılmadığı gibi hesaplama unsurlarının açıkça bilinmediğini savunarak, davanın reddini ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı ... Ticaret-...vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin kendisine ait olan veya kiraladığı araçlar ile nakliye işleri yapan şahıs şirketi olduğunu, 8 yıla yakın bir zamandır ... Lojistik firmasının nakliye/ taşıma işlerini yaptığını, müvekkili adına kayıtlı ... plaka sayılı çekici ile buna bağlı olan ... plaka sayılı tır dorseye, diğer davalıya teslim edilmek üzere davacı tarafından sigorta edilen ilaçlar yüklendiğini, araç şöförü...li'2nin yolda tansiyonu düştüğünden mola için dinlenme tesisinde durduğunu, bir şeyler yiyip içmiş tekrar aracına binerek yola devam ettiğini, yolda benzin istasyonunda yakıt aldığını, sonra diğer davalıya ait depoya geldiğini, burada asma kilitlerin olmadığınının, bir kısım ilaçların eksik olduğunun tespit edildiğini, dinlenme tesisinde güvenlik kamerası olmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin hırsızlık olayında müvekkilin hiçbir kusur ve ihmali olmadığını, insan ve araçların yoğun olduğu bir dinlenme tesisinde bu şekilde bir hırszlık olayının meydana geleceğini şöförün de düşünemediğini, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını savunarak, davaın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, hukuki niteliği itibariyle, yurt içi kara yoluyla taşıma sırasında araç içerisindeki emtianın çalınması nedeniyle ödenen bedelin davalılar akdi taşıyıcı ve fiili taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali davasıdır.Davaya konu emtianın dava dışı sigortalı tarafından davacıya nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, emtianın taşınması için davalı ... Lojistik A.Ş İle anlaşıldığı, bu davalının fiili taşıma işini diğer davalı ... Ticaret ve Nakliyat- İsmail ... 'ya ait araçla yaptığı, araç sürücüsünün yolu üzerindeki dinlenme tesislerinde aracını park edip ihtiyaçlarını gidermek üzere mola verdiği, mola sırasında araç içerisindeki ilaç emtiasının çalındığı anlaşılmıştır.Davacı, zararın tamamını istediğine ve davalıların ağır kusurlu davrandığını iddia ettiğine göre TTK'nın 886. maddesi uyarınca, davalıların sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.TT'nın 886. maddesi uyarınca, "Zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz". Bu durumda somut olayın oluş şeklinin, bu yasal düzenlemeye göre değerlendirilmesi gerekir. Dosya kapsamına göre TIR şoförünün yolu üzerindeki dinlenme tesisinde ihtiyaçlarını gidermek için mola verdiği esnada araç içindeki ilaç emtiasının çalındığı anlaşılmaktadır. TT'nın 875. maddesinde; "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur". Aynı Kanun'un 876/1. maddesinde ise taşıyıcının özeni başlığı altında yer alan hüküm fıkrasında; "Ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçları önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur" denilerek taşıyıcının hangi halde sorumluluktan kurtulacağı net şekilde ortaya konulmuştur.TT'nın 886. maddesine göre ; zarara, kasden veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı (ve adamları) sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Bu durumda taşıyıcının sorumluluğu artık sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamını kapsayan bir sorumluluktur.TTK'nın 886. madde düzenlemesindeki "pervasızca hareket" kavramı da bu kıstaslar çerçevesinde ele alındığında, taşıyıcı veya yardımcılarının yükün güvenliği ile ilgili hususları açıkça önemsemeden hareket etmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.Somut olaya gelince; az yukarıda bahsi geçen TTK'nın 875.maddesi göz önünde bulundurulduğunda, TTK'nın 876.maddesi kapsamında illiyet bağını kesen sebepleri ispat etmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığa esas hırsızlık olayının davalı şoförünün istirahati sonucu meydana geldiği davalıların kabulündedir. O halde böyle bir durumda şoförden (ve taşıma şirketinden) yüke özen borcu kapsamında basiretli bir tacire yakışacak azami tavrı sergilemesi, öncelikle yükün güvenliğini sağlayacak tedbirleri alması, en basitinden aracı güvenlikli bir otoparka bırakması yahut aracın başından ayrılmayarak durum ve şartlara göre karşılaşma ihtimali en yüksek olan çalınma gibi bir durumuna karşı önlem alması beklenmelidir. Ancak araç şoförünün polis merkezinde verdiği beyanından da anlaşılacağı üzere ilaç firmasından ilaç yüklendiği ve güvenliklerin paletleri kontrol edip saydıkları, dorse kapağına 2 asma kilit vurduklarını, rahatsızlanması nedeniyle tır park yerine girdiğini, aracı görünür bir yere park ettiğini, 15-20 dakika oturarak bir şeyler yediğini, yola çıktığındagüzergahında olan ...'e uğrayarak 250 TL’lik mazot aldığını, aracın yanından ayrılmadığını, ilaçları boşaltmak için ... Lojistik ... Tesisi C.1 alanındaki 11 nolu rampaya yanaştığını, aracın kapaklarını açmak için indiğinde iki asma kilidin de olmadığını fark ettiğini, güvenliklere bilgi verdiğini, olayın olduğunu tahmin ettiği yerin tır parkı olduğunu, gittiklerinde çevrede güvenlik kamerasının olmadığını gördüklerini beyan ettiği görülmektedir.Araç şoförünün emtia yüklü aracı giriş ve çıkışlarda güvenlik görevlisi bulunmayan etrafı açık bir alana park etmiş olduğu, dorsenin asma kilitleri açılmak suretiyle bir kısım ilaç emtiasının çalındığı, hırsızlık olayının ... Lojistik tesisine vardıktan sonra fark edildiği, aracın güvenliksiz bir alana park edilmesi nedenleriyle TTK'nın 876. maddesinde yer alan taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir durumun somut olayda mevcut olmadığı, ayrıca taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren davalı fiili taşıyıcının yükün güvenliği hakkında gerekli tedbir alınmaksızın, emtia yüklü aracı makul bir süre için dahi olsa nezaretsiz bir şekilde bırakmasının TTK'nın 885. maddede düzenleme bulan ağır kusur ya da pervasızca ve zarar meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle yapılan bir ihmal ya da hareket olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalıların sınırlı sorumluluk imkanından yararlanmayıp, çalınma sebebiyle kayıp olan yükün değeri gerçek değeri üzerinden sorumluluğu söz konusu olacağı değerlendirilerek bilirkişi raporuna bu yönüyle itibar edilmemiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2019 tarihli, 2018/1237 E., 2019/1183 K. numaralı kararı)Açıklanan nedenlerle davalıların hasar miktarının tamamından sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda dosyaya sunulan belgelere göre 19.560 adet ilaç emtiası için 2,5051 TL birim fiyat üzerinden 48.999,76 TL hesaplandığı, sigorta poliçesi döviz bazlı olduğu için hırsızlık tarihi olan 24.05.2017 tarihli TCMB döviz satış kuruna göre 1 EURO'nun 3.9931 TL olduğu, bu durumda gerçek zararın 12.271,11 EURO olduğu, tespit edilen hasar miktarı sigorta poliçesi teminatı ve limiti kapsamında kaldığı, davacı sigorta yönünden sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortalısına yaptığı ödemenin sigortalının haklarına halef olarak TTK 1472. maddesinde uyarınca rücu edebilmenin yasal koşulları oluştuğu mahkememizce kabul edilmiştir. Diğer yandan çalınan emtia sayısının ve birim fiyatının belirli olduğu, alacağın likid olduğu, davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 8. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe yaptığı itirazın 12.271,11 EURO üzerinden iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılardan tazmini gereken hasar tutarının 12.912,63 EURO olduğunu, davanın tam kabulü gerektiğini, ekspertiz raporunun hukuken delil niteliğini haiz olduğunu, icra inkar tazminatının, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, ancak takip tarihindeki kurdan hesaplandığını, müvekkili lehine 10.546,94.-TL kanuni vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından kabul edilen kısım olan 12.271,11 Euro'nun karar tarihindeki TL karşılığı (12.271,11 x 13.72 [23/11/2021 tarihli Euro kuru]) 168.359,62 TL olup hesaplanacak vekalet ücretinin de AAÜT gereği 19.944,16 TL olması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ...vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları ile kararın çelişkili olduğunu, raporlarda davalının ağır kusurlu olmadığının belirtildiğini, ayrıca taşımada müvekkilinin ağır kusurlu olmadığını, davacının bunu ispat edemediğini, müvekkilinin fiili taşıyıcı konumunda olduğunu, diğer davalının akdi taşıyıcı olduğunu, müvekkilinin en yüksek özeni gösterdiğini, sorumluluktan kurtulması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sınırlı sorumluluğun söz konusu olduğunu, sorumluluğun SDR üzerinden hesaplanması gerektiğini, çalınan emtiadan sorumlu olacakları üst sınır tespit edilemediğini, tazminat miktarının fahiş ve afaki hesaplandığını, davacının sigortası sözleşmesi geçersiz olup halefiyet hakkı bulunmadığını, TTK. 1472. Madde uyarınca rücu edebilmenin yasal koşulları oluşmadığını, poliçede ne tür hasarların teminat kapsamında olup, ne tür hasar ve zararların teminat kapsamında olmadıkları ayrıntılı olarak açıklandığını, işbu nedenle hasarın niteliği davacı tarafından bildirilmemiş, hatta hasarın varlığı dahi ispatlanamadığından söz konusu hasar iddia kapsamında kaldığını, davacının, sigortalıya yaptığı ödemenin teminat kapsamı dışında olduğundan, sigortalının haklarına halef olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yapılan ödemenin ex-gratia (hatır ödemesi) niteliğinde olduğunu, taşınan malların sorumluluk sigortası akdi taşıyıcı diğer davalı ... Lojistik AŞ tarafından yapıldığını, bunun bedelinin müvekkiline fatura edildiğini, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya yapmış olduğu ödemenin yabancı para üzerinden yapılmış olmasının davalıların bu bedel üzerinden sorumlu olacağı anlamına gelmediğini, bilirkişi raporunda gerçek zarar hesap edilirken EURO cinsinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Lojistik AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;dava konusu taşımada müvekkilinin ağır kusurlu olduğu ileri sürülmüş ise de ağır kusurun varlığının davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, davacının bunu kanıtlayamadığını, kabul ve ikrar anlamında gelmemesi kaydıyla üst sorumluluğunun SDR üzerinden hesaplanması gerekirken, üst sorumluluk sınırı hesaplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, TTK 882.maddesinde öngörülen usul ve hasarlı emteanın sadece hasarlı kısımlarının brüt kğ’nın beher başına 8.33 SDR karşılığı kadar olması gerektiğini, poliçede ne tür hasarların teminat kapsamında olup, ne tür hasar ve zararların teminat kapsamında olmadıklarının ayrıntılı olarak açıklandığını, işbu nedenle hasarın niteliği davacı tarafından bildirilmediğini, hatta hasarın varlığı dahi ispatlanamadığından söz konusu hasar idddia kapsamında kaldığını, davacının, sigortalıya yaptığı ödemenin teminat kapsamı dışında olduğundan, sigortalının haklarına halef olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yapılan ödemenin ex-gratia (hatır ödemesi) niteliğinde olduğunu kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi (blok) kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, akdî ve fiili taşıyan olan davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine davalılar tarafından yöneltilen itirazların İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı sigortalısına ait emtianın davalılarca taşınması sırasında bir kısmının hırsızlık olayı neticesinde çalındığını, sigortalısına nakliye emtia sigortası uyarınca ödeme yaptığını, bu bedelden hasara sebep olan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsilini istemiştir. Davalılar ise davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, kusurlarının bulunmadığını savunmuşlardır.İtirazın iptali talebinin konusu olan İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 12.912,63 EURO (58.563,94 TL) asıl alacak yönünden 27.12.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak, 24.05.2017 tarihinde ... plakalı TIR ile Topkapı'dan Tuzla'ya taşınan ilaç emtiasının taşıma esnasında bir kısmının hırsızlığa uğraması nedeniyle oluşan zararın gösterildiği, ödeme emrinin davalı ... Lojistik AŞ'ye 30.12.2017 tarihinde, davalı İsmail ...'ya 05.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... ... AŞ 03.01.2018 tarihinde, davalı ...tarafından 06.03.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçeleri ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile dava dışı sigortalı ... ... Ltd. Şti. arasında 01.07.2016-01.07.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ''Nakliyat Emtia Sigortası Abonman Sözleşmesi (Blok)'' düzenlendiği, davacının sigortalısına ait emtiaların 24.05.2017 tarihinde Topkapı'dan Tuzla'ya taşımasının davalılarca yapıldığı, davalı akdî taşıyıcı ... ... AŞ ve davalı fiili taşıyıcı ... Ticaret ve Nakliyat-...tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında emtiaların taşındığı TIR'dan gerçekleşen hırsızlık olayı ile 7 palet '... Çiğnenebilir Tabletin çalındığı, dava dışı sigortalıya davacı tarafından 14.11.2017 tarihinde 12.912,63 EURO ödeme yapıldığı, ibraname ve temlikname ile dava dışı sigortalının her türlü talep ve dava haklarınının davacı yanca temlik alındığı, eldeki dava ile davacının ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dosya kapsamında davacı ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi (blok) bulunduğu, spesifik sigorta poliçesinin bulunmadığı görülmektedir. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7257 Esas, 2017/4196 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, geçerli spesifik (alt) poliçe bulunmaması durumunda sigortalının alacağa ilişkin tüm haklarının sigortacı tarafından temlik alındığına dair belgenin bulunması hâlinde sigortacının ödediği bedel için zarar sorumlularına karşı temlik alan sıfatıyla rücu talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle somut olayda davacı sigortacı tarafından sigortalıya yaptığı ödeme sonrasında ''Hasar Tazminatı Makbuzu ve İbraname'' başlıklı belge ile sigortalının her türlü talep ve dava haklarını temlik aldığı ve davacı sigortacının aktif dava ehliyeti bulunduğu görülmektedir. Eldeki dava emtia nakliyat sigorta poliçesi uyarınca sigortalısına ödeme yapan ve ödeme sonrasında ''Hasar Tazminatı Makbuzu ve İbraname '' başlıklı belge ile sigortalısının her türlü talep ve dava haklarını temlik alan sigortacının zarar sorumlularına yönelttiği rücu veya halefiyet davasıdır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/03/1944 tarih ve 37 Esas, 9 Karar sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" denilmektedir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Halefiyet davası, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir ve davanın nitelendirmesi yapılırken, sigortacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen kişiler arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Bir diğer deyişle, sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, sigortalı zarar sorumlularından ne talep edebilecek ise sigortacı da açtığı rücu davasında onu talep edebilecektir. Bu bilgilere göre somut olaya bakıldığında; dava dışı sigortalının yurt içinde davalılarca taşınan emtiasının çalınması sebebiyle davalılara açabileceği dava TTK'nın 875 ve devamı maddeleri uyarınca zararının tazmini davasıdır. Talep edebileceği tazminat miktarı ise TTK''nın 880/1 maddesi uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanan tazminattır. Bu durumda eldeki davayı dava dışı sigortalı açmış olsaydı, çalınan emtiaya ilişkin dosya kapsamında bulunan mal faturalarının TL cinsinden olması sebebiyle TL üzerinden zararının tazmini talebinde bulunabilecekti. Bu nedenle dava dışı sigortalıya halef olan davacı sigortacının eldeki rücu davasında sigortalıya ödediği bedeli değil, sigortalının zarar sorumlularından talep edebileceği para cinsinden zarar bedelini talep edebilecektir. Zira poliçede yabancı para cinsinden ödeme hükmünün bulunması ve sigortacının bu şekilde ödeme yapmış olması, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davalıları bağlamaz.Hâl böyle olunca halefiyet ilkesi gereği davacının davalılardan TL üzerinden talepte bulunması gerekirken EURO cinsinden takip yapılması usul ve yasaya aykırı olmuştur. İİK'nın 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında, usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olması özel dava şartıdır. Bu nedenlerle, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının açıklanan bu gerekçelerle kabulü ile davanın usulden reddine dair Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. Yukarıda yapılan değerlendirme sonucu davanın usulden reddi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Her iki davalı aleyhindeki davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 1.055,90 TL'den mahsubu ile artan 440,50 TL karar ve ilam harcının davacıya iadesine, -Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit miktarlarda verilmesine,5-Artan gider ve delil avanslarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, 6- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan nispi istinaf karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, b-Davalılar tarafından sarf edilen 382,80 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, davacıya iadesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır