T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/40 KARAR NO : 2026/175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2021/328 E. - 2023/59 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabet, Men, Ref, Erişimin …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/40 KARAR NO : 2026/175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2021/328 E. - 2023/59 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabet, Men, Ref, Erişimin Engellenmesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2023 tarih ve 2021/328 E. - 2023/59 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, ... Ailesinin, 1800’lü yıllardan beri baklavacılık yaptığını, ... markasının korunmasına ilişkin olarak ilk marka sahiplerinin, 11.03.1972 senesinde “RE’SEN MÜŞTEREK MARKA SÖZLEŞMESİ” başlıklı sözleşmeyi imzalamış olduklarını, söz konusu sözleşmenin, marka veraset yolu ile nesilden nesile geçtikçe hali hazırdaki marka sahiplerince de imzalanarak günümüze kadar geçerliğini koruduğunu, ... ... marka başvurularını yapan ve davalı şirkete devreden dava dışı ... ...’nün de anılan sözleşmenin taraflarından olduğunu, hal böyleyken, ... markasının itibarından faydalanmak amacı ile iş bu sözleşmenin tarafı olan ... ... tarafından ... ... markalarının tescil ettirilmiş olduğunu, anılan markanın davalı şirkete devredilerek tanınmış aile markasından haksız olarak faydalanılmasına göz yumulduğunu, davalı tarafın http://....com.tr sitesine girildiğinde HAKKINDA sekmesinde ... ... ile çalıştıklarının da ikrar edilmiş olduğunu, iş bu dava konusu markaların davalı tarafından kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini, 2015/19131, 2013/41996, 2014/56569, 2012/72208, 2012/72209, 2012/72951 sayılı markalarının müvekkiline ait ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve müvekkilinin markasının kullanıldığı aynı hizmetleri kapsayan mal ve hizmet sınıflarında tescilli bulunduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesinin olduğunu, ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer dava konusu markaların tescilinin devam etmesine karar verilmesi müvekkillerinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği ... markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, davalı yanca, ... ... markasının tüketici nezdinde müvekkilleri ile özdeşleşen ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer biçimde kullanımının, müvekkilinin tescilli markası haklarına açıkça tecavüz teşkil ettiğini, davalı yana ait markaların Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, dava sonunda el konulan ürünlerin imhasına, davalının müvekkiline ait tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüzünün tespiti ile tecavüzün durdurulması ve men’ine, 2015/19131, 2013/41996, 2014/56569, 2012/72208, 2012/72209, 2012/72951 sayılı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dilekçesinde dava konusu markaların hükümsüzlüğüne gerekçe olarak gösterdiği 2016 09710 sayılı markanın başvuru tarihinin dava konusu markaların başvuru tarihlerinden daha sonra olması nedeniyle değerlendirmede dikkate alınmadığı, davalıya ait dava konusu markalardan 2015/19131 kod numaralı ''... ... ...+şekil'' ibareli markanın kapsamında yer alan mallar/hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/ aynı tür / benzer / ilişkili olarak yer aldığı, davalıya ait dava konusu markalardan 2013/41996 sayılı ... ... ... ibareli markanın kapsamında yer alan mallar/hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/ aynı tür / benzer / ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu markalardan malların satış hizmetini de içeren 2015/19131, 2013/41996 sayılı markalar bakımından, mallar ile bu malların satış hizmetleri ilişkili olduğu, dava konusu diğer markalar olan 2014/56569, 2012/72208, 2012/72209, 2012/72951 sayılı markaların kapsamlarındaki malların tamamının davacının redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; davacının sadece "...” esas unsurlu markalarıyla davalı firmanın dava konusu “... ...” ibaresini içeren markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı markası ile davalı kullanımlarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu; bu benzerlik nedeniyle davalının fiili kullanımlarının tecavüz oluşturduğu, ortalama tüketicinin marka ve işaretlerin birbiriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde izlenim edinebileceği, tüketicinin davalıya ait internet sitesinin davacının yeni bir online satış sitesi olduğu zannına kapılabileceği anlaşıldığından davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2015/19131 kod numaralı ''... ... ...+şekil'' ibareli markanın, 2013/41996 kod numaralı ''... ... ...'' ibareli markanın, 2014/56569 kod numaralı ''... ... ...'' ibareli markanın, 2012/72208 kod numaralı ''... ... ...'' ibareli markanın, 2012/72209 kod numaralı ''... ... ...'' ibareli markanın, 2012/72951 kod numaralı ''... ... ...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının ... ibaresinin kullanmasının davacının markalarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, bu kapsamda davalının ... ibaresini kullanmasının men ve ref'ine, Davalının ... ibaresinin tabela, ambalaj, tanıtım amaçlı dergi katalog vb. Yazılı evrakta kullanmasının men ve ref'i ile bu tür evraklara el konulmasına, evrak üzerinden ... ibaresinin silinmesi mümkün ise silinmesine, mümkün değil ise imhasına, Http://....com.tr linkine erişimin engellenmesi talebinin reddine, Sosyal medya hesapları üzerinden kullanımın engellenmesi talep edildi ise de belirgin sosyal medya hesabı verilmediğinden bu talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkil şirkete ait tescillerle davacı tescilleri arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirkete ait marka incelendiğinde tali unsur olarak "...", "...", "...", "...", "...", "..." gibi ibarelerin yer aldığının görüldüğünü, kararın yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz, haksız rekabet, men, ref, erişimin engellenmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesi; "Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra, a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi." hükmünü içermektedir. Kanun Koyucu, hükmün kapsamında bulunması gerekenleri düzenlemiş olup, hükümde bulunmaması gereken hususların sayma yolu ile belirtilemeyecek olması nedeniyle, doğal olarak düzenlememiştir. Ancak bu hükümden, karar ile ilgili olmayan beyan ve hususların kararda yer almaması gerektiği madde metninden anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ise, mahkemece gerekçeli kararın baş kısmına büyük harflerle aynen, "DİKKAT ÜCRETİ VEKALET KONTROL EDİLECK" ibaresi yazılmış olup, bu husus açıkça HMK'nın 297. maddesine aykırı bulunmuş, bu durumun düzeltilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Diğer yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, marka hakkı sahibinin, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği hallerde, markayı uzunca bir süre izinsiz kullanan kişinin bu kullanımına artık karşı çıkamaz. Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin TMK'nın 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınmaması gerekmektedir. Mahkemece somut uyuşmazlıkta bu yönden bir değerlendirme yapılmaması yerinde bulunmamıştır. Ayrıca, marka hakkına tecavüz, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirlenmiştir. Bunlara göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek ve markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak ve marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdir. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece, davalının fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu yönünde kanaate varılmış ise de, bilirkişi raporunda tecavüz bulunmadığı belirtilmesine rağmen, davalının hangi fiili kullanımının davacının hangi markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu karar yerinde belirlenmemiş, bu hususta denetime elverişli bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece öncelikle davacıların mesnet gösterdikleri marka tescil belgeleri ve davacıların marka sahiplikleri incelenmeli, davalının nerede, ne zaman ve nasıl davacıların markasını kullandığı açıklanmalı ve bundan sonra deliller tartışılarak hüküm kurulması gerekirken, bu hususlar hiç tartışılmadan denetime elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2023 gün ve 2021/328 E. - 2023/59 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/02/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...