11. Hukuk Dairesi 2024/4884 E. , 2025/2721 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirk
**11. Hukuk Dairesi 2024/4884 E. , 2025/2721 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2017'den beri 150’den fazla ülkede madencilik, inşaat, su, petrol, gaz, yakım ve geri dönüşüm ve diğer altyapı endüstrilerinde ekipman, sarf malzemesi ve servis hizmeti sunduğunu, davalıya ait 2017/42824 sayılı “...” marka başvurusuna yaptıkları itirazlarına ilişkin kısmi ret kararının reddedilen mal ve hizmetler yönünden yerinde olmadığını, davalı şahsın müvekkilinin bağlı olduğu ... A.B. şirketinin Türkiye ayağı olan ... Makinaları İmalat A.Ş.’de 2001-2010 yılları arasında servis teknisyeni olarak çalıştığını, şirketin eski çalışanı olduğunu, müvekkilinin ... markasının Avrupa Birliği çapında tescil başvurusunu 25.04.2017 tarihinde yaptığını, ...- ... şirketler ayrımının ve bu suretle müvekkilinin 2018 yılından sonra faaliyetlerine ... hissedarı yeni bir firma olarak devam edeceği duyurusunun 02.05.2017 tarihinde yapıldığını, davalı gerçek kişinin “...” markası için kötüniyetli başvuru gerçekleştirdiğini, davalının 9 sene kadar bir süre müvekkili şirkette servis teknisyeni olarak çalışıp bu markayı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, müvekkili şirketin ... ibaresini Latince’de açıkta ve üstünde anlamına gelen “...” ve İngilizcedeki kaya anlamına gelen ... ibaresini hatırlatan “...” ibaresini seçerek belirlediğini, markaların görsel ve işitsel olarak birbirinin aynısı olduğunu, anlamsal olarak da müvekkili şirketin iki kelimeyi birleştirip oluşturduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-2513 sayılı kararının iptaline, 2017/42824 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (SMK) 6/1 hükmü anlamında tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için markaların benzerliği yanında kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, bir işaretin tescilli marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali varsa o işaret tescilli markanın benzeri olduğunu, somut olayda davalının başvuru markası ile davacı markası işaret anlamında benzer olduğunu, yapılan mal ve hizmet benzerliği neticesinde benzer olan mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler açısından ise emtia benzerliği bulunmadığı için tehlikesinden söz edilemeyeceğini, davacının kötüniyet itirazını ispatlar yeterli delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yaptığını, müvekkilinin 9 yıl boyunca davacı grup şirketlerinde çalışmış olsa da davacı şirket tarafından ... ibaresinin 02.05.2017 tarihinde duyurulduğunu, müvekkilinin ise 09.05.2017 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin çok daha öncesinde ilgili sektöre ilişkin ticari girişimlerde bulunduğunu, ... markasının bir bütün olarak anlam ifade etmediğini “...” ibaresinin Doğu Karadeniz’de ve Lazca’da taşmak-taştı anlamına geldiğini, bütün olarak taşan kaya anlamına geldiğini, her iki marka arasında görsel anlamda benzerlik olmadığını, müvekkilinin birebir örtüşmeyen alanlarda marka tescilinde bulunmasının davacının marka hakkını ihlal etmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markalarının büyük harf/küçük harf şeklinde yazım farklılığı dışında aynı olması karşısında taraf markalarının görsel olarak aynı/benzer oldukları, davaya konu markaları oluşturan “...” ibaresinin doğrudan bir Türkçe karşılığının bulunmadığı, davaya konu markaların başkaca bir unsur bulunmaksızın sadece “...” ibaresinden oluşması karşısında taraf markalarının sesçil olarak aynı olduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu, davaya konu marka başvurusunda davalı kurum tarafından çıkartılmasına karar verilen mal ve hizmetler çıkartıldıktan sonra kalan mal ve hizmetlerin davacıya ait marka ile aynı/benzer/ilişkili olmaması karşısında kalan emtia bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü bağlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, taraf markalarının görsel/işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerliği, “...” ibaresinin uyuşmazlığa konu mallar için günlük hayatta veya ticaret hayatında kullanılabilen bir kelime değil, özgün bir ibare olması, davalının, davacı bünyesinde daha önceden çalışmış olması yani ondan haberdar olması, davacı ile aynı tescil sınıfları için başvuruda bulunması, hayatın olağan akışına göre, sayısız seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından “...” ibaresinin benzer mal ve hizmetler için tescili talebinde bulunulmasının tesadüfi olmadığı, davalının kötüniyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2019-M-2513 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/42834 numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9 hükmü uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesinin mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün olduğu, bu düzenlemelerin, esasen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibaret olduğu, taraf markalarının görsel/işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzediği, “...” ibaresinin uyuşmazlığa konu mallar için özgün bir ibare olduğu, davalının, davacı bünyesinde daha önceden çalışmış bulunduğu, hayatın olağan akışına göre, sayısız seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı gerçek kişi tarafından “...” ibaresinin benzer mal ve hizmetler için tescili talebinde bulunulmasının kötüniyetli olduğu, esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 22.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.