T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/459 Esas KARAR NO : 2025/1734 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1179 Esas - 2022/1110 Karar TARİHİ: 13/12/2022 DAVA: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/459 Esas KARAR NO : 2025/1734 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1179 Esas - 2022/1110 Karar TARİHİ: 13/12/2022 DAVA: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “.../Geçici Depolama Yeri” işleticisi olduğunu, davalı şirkete ait 020-... nolu konşimentoya ait 1 kap 444 kg olan eşyaların ... özet beyan ile Sistem geçici depolama yerine konulduğunu, Davalının ... Serbest dolaşıma giriş beyannamesi tescil ettiğini, ... Kargo Gümrük Müdürlüğü'nden alınan 07.08.2018 tarihli yazısına göre Bakırköy 1.Ağcm'nin 2018/97 E.sayılı dosya ile beyanname muhteviyatı eşyaların müsadere edildiğinin anlaşıldığını, benzer davalar nedeniyle BK.574.ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümleri gereği “ardiyecilik” ilişkisi nedeniyle Ardiye ücret tarifesine göre eşyaların depoya girişi olan 29.12.2017 tarihinden dava tarihine kadar oluşan 40.795,87 USD (X5,3910>219.930,53 TL) ardiye ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödeme günüdeki döviz satış kuru üzerinden ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Yurtdışında mukim ...İnc.firmasından satın aldığı 3302.90.10.00.00 GTİP ile 02.01.2018 tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile beyan edildiğini, Gümrükte işlem yapılmadan İst. Güm. Muh. Kaç. ve İstih. Müd. nce numune alınarak İst. Lab. Müd.ne gönderildiğini, 11.01.2018/3418ÇK0012 sayılı raporda eşyaların 3302.90.90.00.00 GTİP”'te yer alması gerektiğinin belirtildiği, Bakırköy 1.Sulh Ceza Hakimliği'nce 15.01.2018 tarih ve 2018/402 D.İş sayılı karar ile eşyaya el konulduğunu ve Bakırköy 1.Ağcm.nezdinde 2018/97 E.sayı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu çerçevesinde kamu davası açıldığını, müvekkil ile arasında depoculuk sözleşmesi bulunmadığını, ... beyannamesi olmadığını, geçici depolama süresinin 20 gün olduğunu, bu süre sonunda tasfiyeye tabi tutulması ve oluşacak ardiyenin tasfiye idaresinden talep edilmesi gerektiğini, Davacının El konulan eşyanın kaldırılması ile ilgili gümrük idaresinden talepte bulunması gerektiğini, 5607 sayılı yasanın 16.maddesine göre tasfiyenin tamamlanmadığını, mal bedelinin 20.855 USD iken 40.795,87 USD tutarında ardiye ücreti istendiğini, dolayısıyla davanın reddi gerektiği arz ve talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/12/2022 tarih ve 2018/1179 Esas - 2022/1110 Karar sayılı kararında;"........Somut davada; davacı vekili davacının .../geçici depolama yeri işlettiğini, davalıya ait dava konusu emtianın davacının işlettiği geçici depolama yerine konulduğunu, ancak söz konusu emtiaya cezai kovuşturmaya konu olması sebebiyle el konulduğunu, emtianın işlettikleri .../geçici depolama yerine konulduğu tarihten dava tarihine kadar işlemiş ... ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, bu sebeple ... ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise dava konusu emtiaya ceza soruşturma ve kovuşturması kapsamında el konulduğunu, bu sebeple söz konusu emtiaya ilişkin ... ücret talep edilemeyeceğini, taraflar arasında dava konusu emtia geçici depolama statüsünde depolandığından depolama sözleşmesi akdedilmediğini, geçici depolama statüsünde kalan eşyanın burada kalma süresinin en fazla yirmi gün olduğunu, bu süre içerisinde gümrükçe onaylanmış ve bir işleme veya kullanıma tabi tutulmaması halinde tasfiye edilmesi gerektiği, davacının ilgili Gümrük İdaresinden tasfiye talep etmemekle kusurlu olduğu, ardiye ücretini Gümrük İdaresinden talep etmesi gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili her ne kadar dava konusu emtianın geçici depolama statüsünde olması sebebiyle davacı ile aralarında depolama sözleşmesi kurulmadığı savunmasında bulunmuş ise de; davalıya ait dava konusu emtianın davacının antreposuna indirilmesi sebebiyle taraflar arasında 6098 Sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddeleri uyarınca saklama sözleşmesi kurulmuştur. Bu sebeple taraflar arasındaki akdi ilişkinin kurulduğuna ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır ve davalının bu yöndeki savunmalarına Mahkememizce itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf dava konusu emtiaya ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında el konulmasından dolayı davalının tüm ardiye ücretinden sorumlu olup olmadığına ilişkindir. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/97 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada davalı şirket yetkilisi ... ve davalı gümrük müşaviri ... hakkında "..... Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi Dekanlığı 19/07/2018 tarihli raporunda beyannamenin 2. kaleminde belirtilen ... Mint ile beyannamenin 4.kaleminde beyan edilen Ice Mint'in 3302.90.10.00.00 GTİP'inde olduğunu belirtmiş, soruşturma sırasında alınan 11/01/2018 tarihli İstanbul Labartuvar Müdürlüğünün raporu ile Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi Dekanlığının 19/07/2018 tarihli raporları arasıdnaki çelişki göz önüne alınarak ... Kargo Gümrük Müdürlüğünce İstanbul Labaratuvar Müdürlüğünden alınan 31/10/2018 tarihli raporda da aynı müdürlüğün 11/01/2018 tarihli rapor içeriğinin tekrar edildiği görülmüş, GTİP belirleme yetkisinin gümrük muayene memuruna ait olması ve beyan edilen eşyanın gümrük yönetmeliğinin 23. numaralı eki labartuvar tahliline tabi eşya listesinde yer alması ve GTİP belirleme yetkisinin de gümrük muayene memuruna ait olması yanlış GTİP beyanından dolayı ithalatçı şirket yetkilisi sanık ... ile gümrük müşaiviri sanık ...'ın sorumlu tutulamayacağı, böylece sanıkların üzerilerine atılı suçu işlemedikleri anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, eşyanın gümrük kanunu gereğince, gümrük işlemlerinin ikmali akabinde ithalatçı sanığa iadesine...." karar verilmiştir. Söz konusu yargılamada suçun oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmemiş, eylemlerden gümrük muayene memurunun sorumlu olduğu ve suçu sanıkların işlemediğinden beraat kararı verilmiştir. Bunun yanında davalı şirket yetkilisinin beraat etmesi durumunda dahi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2007 tarih, 2005/14291 esas ve 2007/5615 karar sayılı ve 21/11/2018 tarih, 2017/901 esas ve 2018/7243 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; dava konusu emtiaya ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında el konulmasının davalı açısından bir mücbir sebep olarak kabulü mümkün olmadığından, bu durumu kendi akidine karşı ifa imkansızlığı kapsamında ileri sürmesinin mümkün olmadığı, davacının 6098 sayılı TBK 574. maddesi uyarınca ardiye ücretinin tümünü davalıdan talep edebileceği, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/97 esas sayılı kesinleşmiş mahkeme kararının davalı şirket yetkilisi veya vekiline tebliğ tarihine kadar, ... ücretinden davacı şirkete karşı davalı ve idarenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Mahkeme kararının davalı şirket yetkilisi veya vekiline tebliğ tarihinden sonra ise ... ücretinden sorumluluğun sadece davalı şirkete aittir. Bu içtihat doğrultusunda Mahkememizce davacının talep ettiği döneme ilişkin olarak ... ücreti bilirkişiye hesaplattırılmış ve usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne ve davacının ... ücreti alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Açılan davanın KABULÜ İLE;-Davacının ardiye ücreti alacağı olan 40.795,87 USD nin dava tarihi olan 06/12/2018 tarihinden itibaren işeyecek avans faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında davalıya ait dava konusu emtianın davacının antreposuna indirilmesi sebebiyle taraflar arasında 6098 Sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddeleri uyarınca saklama sözleşmesi kurulduğu yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, eşyanın indirildiği yerin ... olmamasının yanı sıra, eşyayı geçici depolama yerine indirenin de müvekkil şirket değil taşımacı firma olduğunu, taşımacının ifa yardımcısı olan geçici depolama yeri işleticisi davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, eşya antrepoya alınırken eşya sahibi tarafından ... Beyannamesi verilirken, geçici depolama yerine alınırken eşya sahibinin bir beyanının söz konusu olmadığını, yerel mahkemece geçici depolama yerinin hatalı olarak ... gibi değerlendirildiğini ve buna göre karar verildiğini,Ceza yargılaması sonucunda suçun oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmediği, eylemlerden gümrük muayene memurunun sorumlu olduğu ve suçu sanıkların işlemediğinden beraat kararı verildiği yönünde değerlendirmede bulunulmakta ise de, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/97 Esas sayılı kesinleşmiş kararında açıkça müvekkil şirket yetkilisi sanık ... ile gümrük müşaiviri sanık ...'ın üzerilerine atılı suçu işlemedikleri anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini, Ceza Mahkemesinin kesinleşen kararıyla ortada suç oluşturan bir eylem ve suçlu olmadığının tespit edildiğini, ceza yargılaması sonucunda ceza alan sanık olmadığı gibi Mahkemece hakkında suç duyurusunda bulunulan bir şüpheli de olmadığını, bu itibarla, "suçun oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmediği" değerlendirmesinin hukuki bir değerlendirme olmaktan uzak olduğunu, kaldı ki ortada suç oluşturan eylemler var ve bu "eylemlerden gümrük muayene memuru sorumlu " ise, idarenin memurunun eylemlerinden dolayı müvekkil şirketin ağır mali yüklere katlanmak zorunda bırakılmasının hukuka uyan bir yanının bulunmayacağını,Yerel Mahkemece, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2007 Tarih, 2005/14291 Esas ve 2007/5615 Karar sayılı ve 21/11/2018 Tarih, 2017/901 Esas ve 2018/7243 Karar sayılı ilamlarından bahisle; "dava konusu emtiaya ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında el konulmasının davalı açısından bir mücbir sebep olarak kabulü mümkün olmadığından, bu durumu kendi akidine karşı ifa imkansızlığı kapsamında ileri sürmesinin mümkün olmadığı, davacının 6098 sayılı TBK 574. maddesi uyarınca ardiye ücretinin tümünü davalıdan talep edebileceği, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/97 esas sayılı kesinleşmiş mahkeme kararının davalı şirket yetkilisi veya vekiline tebliğ tarihine kadar, ... ücretinden davacı şirkete karşı davalı ve idarenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Mahkeme kararının davalı şirket yetkilisi veya vekiline tebliğ tarihinden sonra ise ... ücretinden sorumluluğun sadece davalı şirkete aittir. Bu içtihat doğrultusunda Mahkememizce davacının talep ettiği döneme ilişkin olarak ... ücreti bilirkişiye hesaplattırılmış ve usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne ve davacının ... ücreti alacağının hüküm altına alınmasına" karar verildiği belirtilmekte ise de, emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2018 tarih, 2017/901 Esas ve 2018/7243 Karar sayılı ilamı, Karar Düzeltme aşamasında aynı Dairenin 12.10.2020 günlü, 2019/1219 Esas, 2020/3993 Karar sayılı ilamı ile "...31.10.2013 tarihinden itibaren takip tarihine kadar olan ... ücreti bakımından ise davalı ithalatçı şirket yetkilileri hakkında açılan ceza davası Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/269 E. sayılı dosyasında derdest olduğuna göre, anılan dosyanın sonucu beklenerek, kaçakçılık şüphesiyle çıkışı durdurulan emtia yönünden davalı tarafın herhangi bir kusurunun olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmekteyken; davalının davacıya karşı bu hususu ifa imkansızlığı kapsamında ileri süremeyeceği ve davacının ardiye ücretinin tümünü istemekte haklı olduğundan bahisle mahkemece verilen kararın bozulması doğru görülmediğinden Dairemizin 21.11.2018 tarih 2017/901 Esas, 2018/7243 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulması " gerekçesiyle kaldırıldığını, Yerel Mahkemenin emsal aldığı Yargıtay 11. Daire kararını kaldıran söz konusu ilam örneği 18.11.2021 tarihli Dilekçe ekinde yerel mahkemeye sunulmasına karşın, mahkemece kaldırılan kararın emsal alındığını, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin en son kaldırma kararındaki gerekçelerin kararda değerlendirilip tartışılmadığını, Mahkemece davacının talep ettiği döneme ilişkin olarak ... ücretinin bilirkişiye hesaplattırıldığını ve usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne ve davacının ... ücreti alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmiş ise de, mahkemenin 02.09.2022 tarihli Ara Kararı ile Bilirkişiden "davacı vekilinin itirazlarında belirttiği tarife dikkate alınarak davacının 29/12/2017 - 06/12/2018 tarihleri arasındaki ardiye ücretinin hesaplanması" istenilmesi nedeniyle, Bilirkişi tarafından "Davacının Tarifesi" esas alınarak ardiye ücreti hesaplandığını, yani "Davacının Tarifesi"ne göre hesaplama yapılmasını isteyenin yerel mahkeme olduğunu, ancak davacının dava dilekçesi ekinde emsal olması açısından ibraz ettiği ... ve ... Firmasının tarifelerine göre bile istenilen ardiye ücretinin %30-35 daha fazla olduğunu, mahkemece müvekkil şirket ile davacı arasında geçici depolama ücreti konusunda bir sözleşme olmamasına karşın aynı sektördeki diğer işyerleri tarafından uygulanan piyasa rayiç bedelinin ne olduğu konusunda bir araştırma ve tespit yapılmadığını ve yaptırılmadığını, ayrıca "yanıcı" olan eşyanın net ağırlığının 400 kg olmasına karşın Bilirkişi tarafından brüt 444 kg ve yanıcı tarifesi üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, Davacının, idarenin ve adli makamların kusuruyla çöpe dönüşmüş olan 20.855 USD kıymetindeki eşya için, müvekkilin 40.795,87 USD ardiye ücreti ödemesine hükmedilmesinin yerleşmiş içtihatlar ve TBK'nun 114/2 ve 51/1 maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılmaması yönünden de yerel mahkeme kararının hukuka uygun olmadığını, Kendi kusuru ile eşyaların Geçici Depolama Yerinde kalma süresinin uzamasına sebebiyet veren Davacının uzayan süre için ardiye ücreti talep etmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı yönündeki iddialarının kararda tartışılıp karşılanmadığını, Tasfiye Yönetmeliğinin 30. Maddesi; "(1) Eşyanın tasfiyelik hale geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde her özet beyan veya transit beyannamesi ya da yerine geçen belge için ayrı ayrı konşimento, CMR, CIM ve CIV numaraları gösterilmek ve ... beyannameleri, ambar giriş listeleri, hasar tutanakları, giriş ve çıkış kayıtları ve diğer belgeler göz önünde bulundurulmak suretiyle geçici depolama ve ... işleticileri tarafından (Değişik ibare:RG-3/6/2018-30440) tasfiye listesi düzenlenerek ilgili gümrük müdürlüğüne gönderilir..." hükmü uyarınca geçici depolama işleticisi olan Davacının 19.01.2018 tarihinde tasfiyelik hale gelen (Gümrük Kanununun 46. Maddesi uyarınca) 1 kap 100 kg Eşya için tasfiye listesi hazırlayarak gümrük idaresine sunması ve gümrük idaresince aynı maddenin 6. fıkrası "Gümrük müdürlüğünce tasfiye listeleri içeriği eşyanın tasfiyelik hale gelip gelmediği kontrol edilir. Gümrük idaresi tarafından tasfiyelik hale geldiği tespit edilen eşya bulunduğu yerde görülerek tespit ve tahakkuk belgesi düzenlenir ve eşyanın tasfiyelik hale geldiği tarihi izleyen en geç otuz gün içinde varsa eşya hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte işletme müdürlüklerine gönderilir..." hükmü uyarınca tespit ve tahakkuk belgesi düzenlenerek tasfiye sürecinin başlatılması, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre tasfiyelik hale gelen eşya için Davacı Geçici Depolama yeri işleticisi ... LOJİSTİK HİZMETLERİ A.Ş. tarafından ayrı ayrı Tasfiye Listesi düzenlenmesi gerekirken, düzenlenmediği ve buna bağlı olarak da gümrük idaresince de herhangi bir Tespit Tahakkuk Belgesi düzenlenmediğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu,... işletmeyen, gümrük idaresi denetiminde Geçici Depo yeri işleten Davacının 4458 sayılı Gümrük Kanununun 46, 50 ve 177 Maddeleri ve Tasfiye Yönetmeliğinin 30. Maddesi uyarınca, Gümrük Kanununa göre, 19.01.2018 tarihinde tasfiyelik hale gelen 1 kap 100 kg eşya için Tasfiye Listesi düzenlemediği gibi, gümrük idaresinin 07.08.2018 tarihli, 36432331 sayılı yazısı ile istenilmesine rağmen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre tasfiyelik hale gelen 3 kap 300 kg Eşya için de Tasfiye Listesi düzenlemediğini,Her ne kadar davacının dava dilekçesi ekinin Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğüne yönelik 02.02.2018 tarihli Dilekçesi ile tasfiyelik hale gelmiş olan eşyalar için düzenlenen tasfiye listesinin gönderildiği belirtilmekte ise de, ekinde yer alan listede müvekkil şirkete ait beyanname muhteviyatı tüm eşyaların tek kalemde gösterildiğini, ancak, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında el konulup gümrük idaresince, Davacının Geçici Depolama yeri işleticisinin Geçici Depolama Müdürü ...'ya yed-i emin (emanet) olarak teslim edilen 3 kap eşya o tarihte tasfiyelik hale gelmediği gibi, tasfiye prosedürü farklı olan gümrük mevzuatına göre tasfiyelik hale gelen eşya için ayrı liste düzenlenmemesi Tasfiye Yönetmeliğinin 30. Maddesindeki düzenlemeye aykırılık teşkil etmesinin yanı sıra, aynı zamanda davacının kusurlu olduğunu da gösterdiğini, dava konusu eşyaların geçici depolama yerinde uzun süre kalmasına, buna bağlı olarak ardiye ücreti tahakkukuna ve eşyanın son kullanma tarihinin geçmesi ile imhalık eşyaya dönüşmesine davacı geçici depolama işletici ile birlikte ihbar olunan gümrük idaresi sebebiyet verdiğini,Gümrük idaresi ve Davacının keyfi, hukuka aykırı işlem ve eylemleri, görevlerini ihmal etmeleri ve kusurlu davranmaları nedeniyle dava konusu eşyaların tasfiyesine başlanılamadığını, geçici depolama yerinde kaldığı sürenin uzadığını, Kasım/2018 tarihi itibariyle son kullanım tarihi dolan eşyaların çöpe dönüştüğünü, ayrıca, Gümrük idaresinin izni ile Gümrük Müdürlüğünün kontrol ve denetimi altında “Geçici Depolama Yeri” işletmeciliği yapan davacının, el konulan eşya ile ilgili gümrük idaresince belirlenen ardiye ücreti tarifesi dışında bir talebi varsa, bunu el koyma üzerine eşyanın muhafazasını isteyen gümrük idaresine yöneltmesi ya da eşyaların kendi geçici depolama yerinden alınmasını istemesi gerekmesi nedeniyle, buna uygun hareket etmeyen davacının "davranışı" TMK’nun 2. Maddesinde hükme bağlanan, herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu kuralına aykırılık teşkil ettiğinden, hukuk düzeni tarafından korunmadığını,Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2018/152 E. , 2020/3974 K. sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1619 E. , 2020/82 K. Sayılı, kusuru ile eşyanın antrepoda kalma süresinin uzamasına yol açan işleticinin bu süre açısından ücret talep edemeyeceği yönündeki kararları dikkate alındığında Dosyaya sunulan belgelerle kusurlu olduğu sabit olan ve kendi kusuru ile eşyaların Geçici Depolama Yerinde kalma süresinin uzamasına sebebiyet veren Davacıya, kendi kusuru ile uzayan süre için de ardiye ücreti ödenmesi yönünde verilen yerel mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun Elkonulan eşyanın muhafazası başlıklı 11. Maddesinde, Kaçak akaryakıt hariç el konulan ve alıkonulan her türlü eşya, yük hayvanı ve taşıtların muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması, nakliyesi ve imhası gibi nedenlerle el konulduğu andan itibaren yapılan masrafların, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanacağının hüküm altına alındığını, anılan maddenin 7. Fıkrasına istinaden düzenlenen 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre Elkonulan Eşya ve Alıkonulan Taşıtlara İlişkin Uygulama Yönetmeliği ile muhafaza edilen eşyanın ücret tarifesi belirlendiğini,Dolayısı ile, el konulan eşya ile ilgili muhafaza ücretinin ödenmesi yükümlülüğü idareye ait olduğundan eşya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan Müvekkilin müteselsil sorumlu olduğu yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığını, ayrıca, gümrük idaresinin izni ile ayrıcalıklı olarak eşya depolayan geçici depolama işleticilerinin, depolama ücretlerinin belirlenmesinde gümrük idaresinin yetkisi bulunmadığını, nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.07.2021 tarihli, E:2021/620, K:2021/1374 sayılı kararı ile kesinleşen Danıştay Onuncu Dairesinin 08/07/2020 tarih ve E:2017/1740, K:2020/2680 sayılı kararının da bu yönde olduğunu,Dolayısıyla, gümrük idaresince yed-i emin olarak Davacıya teslim edilen eşyaların ardiye ücretlerinin belirlenmesinde, gümrük idaresince belirlenen tarifenin esas alınmamasının bir başka hukuka aykırılık nedeni olduğunu, Ayrıca Yerel Mahkemenin, kararına esas aldığı Bilirkişi Dr.Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenen Kök Rapor ve Ek Rapor dahil, düzenlenen tüm Bilirkişi Raporlarında el konulan eşyaların depolama ücretinden Müvekkilin sorumlu olmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu, el konulmayan ve 19.01.2018 tarihinde tasfiyelik hale gelen 1 kap 100 kg eşya için, sorumluluğu bulunan Davacı tarafından usulüne uygun Tasfiye Listesi düzenlenmediğinin de sabit olduğunu, Yerel Mahkemece, Davacının dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği Tasfiye Listesinde yer alan diğer eşyaların tasfiye süreleri dikkate alınarak, Tasfiye Listesini zamanında ve doğru olarak düzenlemeyen davacının kusurlu işleminden tasfiye süresinin ne kadar uzadığını ortalama tespit etmesi mümkünken bu araştırma yapılmadığından verilen kararın bu yönüyle de hukuka uygun olmadığını, bu itibarla eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayanması nedeniyle hukuka uygun olmayan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, saklama (...) sözleşmesindenkaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Yurt dışından ithal edilen eşya, gümrüğe sunulmasından sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutuluncaya kadar, geçici depolanan eşya statüsünde bulunur ve bu şekilde adlandırılır (GK m.47; GY m.77). “Geçici depolanan eşya, sadece gümrük idarelerinin uygun gördüğü yerlerde ve bu idarelerin belirlediği koşullarda depolanabilir” (GK m.48/1). Görüldüğü gibi ithal eşyanın ithalat vergilerine ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutularak serbest dolaşıma girebilmesi, belirli işlemlerin gerek eşya ilgilileri ve taşıyıcı tarafından gerekse gümrük idaresince yapılmasına bağlı olduğundan ithal eşyanın bir süre gümrük denetim ve gözetiminden tutulabilmesi için bu amaçla kurulan gümrük antrepolarında depo edilmesi gerekmektedir (GK m.93/1). 6098 sayılı TBK 574. maddesinde "Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Mahkemece de tespit edildiği üzere somut olayda, davacının “.../Geçici Depolama Yeri” işleticisi olduğu, yurtdışında mukim ... ... İnc.(ABD) firmasınca, Türkiye'de yerleşik davalı .....Ltd.Şti.ne, 020-... nolu konşimento kapsamında 3302.90.10.00.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP)'na ait 1 kap 444 kg.eşyanın gönderildiği, Söz konusu eşyanın 29.12.2017 tarih ve 17340300İM169052 nolu özet beyana istinaden ... Kargo Müdürlüğü'ne sunulduğu, davalı tarafından ithal edilen 020-... nolu konşimentoya ait 1 kap 444 kg olan emtianın gümrük işlemleri için geçici depolanmak üzere davacının işleteni bulunduğu gümrük antreposuna 29.12.2017 tarihinde bırakıldığı ve bu suretle taraflar arasında süresi kararlaştırılmamış bir saklama sözleşmesinin kurulduğu, 02.01.2018 tarihinde dava konusu emtiaya ilişkin serbest dolaşıma giriş beyannamesi verildiği, beyan edilen eşya ile ilgili olarak beyanname eki faturada 4 farklı cins eşya olduğunun görülmesi üzerine söz konusu eşyalardan analize gönderilmek üzere numune alınmış ve konu ile ilgili olarak 03.01.2018 tarihinde Numune Alma Tutanağı düzenlendiği, alınan numunelerin analiz için İstanbul Laboratuvar Müdürlüğüne gönderildiği, yaptırılan laboratuvar tahlili neticesinde beyanname eki eşya faturasının ikinci, üçüncü ve dördüncü kalemlerinde yer alan toplam 300-Kg eşyanın 3302.90.90.00.00-GTİP'de yer aldığının tespit edilmesi üzerine yasal işlem başlatılarak, el konulma kararı verildiği, davacı tarafça emtiaların antrepoda kaldığı sürenin tamamı için ardiye ücretinin tahsilinin talep edildiği, yurtdışından gelen malların geçici depolama sürecinde davalı adına ve hesabına taşıyıcı tarafından davacıya ait antrepoda bekletildiği, dolayısıyla davalı şirketin taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığı savunmasının yerinde olmadığı, söz konusu olayda Gümrük İdaresinin var ise hatalı işlemleri nedeniyle, davalının daha fazla ardiye bedeli ile sorumlu tutulmasının Gümrük İdaresi ile davalı arasındaki iç ilişkinin konusunu oluşturabileceği,davalı yanın davacıya karşı ... ücretiyle sorumlu olmasının davadışı Gümrük idaresinin davalıya karşı yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı ve böylece davalının davacıya ödediği ... ücretini, gümrük idaresinden rücuen isteyebileceği, davalının, iç ilişki yönünden 3. kişi konumunda bulunan davacıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla 6098 sayılı TBK 574. maddesi uyarınca, söz konusu emtiaların davacıya ait antrepolarda kalmış olması nedeniyle davacının ardiye ücretinin tümünü isteyebileceği, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; Davalı vekili tarafından davanın esasına yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ve bilirkişi raporuna yönelik verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, mahkemece son alınan bilirkişi ek raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunun diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, bu minvalde davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.023,45 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.755,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.267,58 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.