T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1991 Esas KARAR NO : 2025/1812 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/683 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 19/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1991 Esas KARAR NO : 2025/1812 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/683 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 19/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı banka arasında 25.09.2024 tarihinde “Üye İş yeri Sözleşmesi"'nin akdedildiğini, sözleşmenin akdedildiği tarihten bu yana banka ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkinin sorunsuz bir biçimde yürüdüğü ancak 10.04.2025 tarihinde "Mail-Order" sistemi ile yapılan dört adet satış işlemine istinaden kart hamillerinin şüpheli işlem bildirimi yaptığı anlaşılmakla, davalı bankaca taraflarından birtakım belgeler istendiğini ve müvekkil tarafından işbu işlemlerin hazırlar arasında gerçekleştiğine delalet eden, gerçek bir satış işlemi yapıldığını açıklayıcı mahiyetteki bilgi ve belgelerin davalı yana iletildiğini ancak davalı banka tarafından işbu belgelere riayet edilmeksizin, adeta rizikonun tümüyle müvekkile yükletildiği ve haksız nedenle mezkur sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshi ile birlikte, bahse konu dört satış işlemine ilişkin tutarın dinamik döviz kuru ile birlikte müvekkilin hesabında blokelendiği ve ... Merkezi A.Ş.'ye "fesih bildirimi" yapılarak müvekkilin başkaca bankalarda ticari hesap açarak Sanal POS başvurusunda bulunamamasına, dolayısıyla müvekkilin alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle ticari hayatının sekteye uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkilin sözleşmeye aykırı hiçbir işleminin bulunmamasına rağmen davalı banka tarafından yapılan işlem silsilesinin müvekkilini maddi ve manevi anlamda zarara uğrattığını beyanla; dava sonuna kadar müvekkil aleyhine BKM nezdinde yapılan bildirimin işleme alınmamasına, mümkün değilse bildirimin tedbiren kaldırılmasına yahut askıya alınmasına ve bloke edilen alacaklar üzerindeki tasarruf yetkisinin müvekkile iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/09/2025 tarih ve 2025/683 Esas sayılı ara kararında;"Dosya ele alındı, incelendi."gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin dava sonuna kadar müvekkil aleyhine BKM nezdinde yapılan bildirimin işleme alınmamasına, mümkün değilse bildirimin tedbiren kaldırılmasına yahut askıya alınmasına ve bloke edilen alacaklar üzerindeki tasarruf yetkisinin müvekkile iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin; davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirmesi ve şu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemesi nedenleriyle reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı banka arasında 25.09.2024 tarihinde davalı yan ile “Üye İş yeri Sözleşmesi” (Ek-1: Üye İş Yeri Sözleşmesi) akdedilmiş olup 10.04.2025 tarihinde "Mail-Order" sistemi ile yapılan dört adet satış işlemine istinaden kart hamillerinin şüpheli işlem bildirimi yaptığı anlaşılmakla birlikte, davalı bankaca taraflarından birtakım belgeler istendiğini ve müvekkili tarafından işbu işlemlerin hazırlar arasında gerçekleştiğine delalet eden, gerçek bir satış işlemi yapıldığını açıklayıcı mahiyetteki bilgi ve belgelerin davalı tarafa iletildiğini; davalı banka tarafından işbu belgelere riayet edilmeksizin, adeta riziko tümüyle müvekkile yükletildiğini ve haksız nedenle mezkur sözleşmenin feshedildiğini; sözleşmenin feshi ile birlikte, bahse konu dört satış işlemine ilişkin tutarın dinamik döviz kuru ile birlikte müvekkilin hesabında blokelendiğini ve ... Merkezi A.Ş.'ye ("BKM") "fesih bildirimi" yapılarak müvekkilin tüm bankalarda ticari hesap açarak Sanal POS başvurusunda bulunamamasına, dolayısıyla müvekkilin alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle ticari hayatının sekteye uğramasına sebebiyet verdiğini; ancak, burada önemli olan hususun şu olduğunu; müvekkili aleyhine BKM'ye yapılan fesih bildirimi müvekkilin ticari hayatını tam anlamıyla durma noktasına getirdiğini; oysa ki, hukuk düzenimizde gerçek anlamda borçlu bir kişi söz konusu olsa dahi, cebri icra sürecinde borçlunun ticari faaliyetinin devamını temin amacıyla, haczi kabil malların dahi sınırlı şekilde belirlenmesi suretiyle ticari hayatın aksamaması gözetilmekte olduğunu; kanun koyucunun bu yaklaşımı, ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini koruma iradesinin açık bir yansıması olduğunu; somut olayda ise, müvekkili şirketin sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalı bankanın ... Merkezi A.Ş.’ye yapmış olduğu fesih bildirimi sonucunda müvekkili hiçbir banka nezdinde sanal POS veya benzeri ödeme sistemlerine erişim sağlayamaz hâle geldiğini; bu durumun, müvekkilin ticari faaliyetlerini fiilen durma noktasına getirdiğini; henüz kesinleşmiş bir idari ya da yargısal karar bulunmamasına rağmen davalı bankanın bu nitelikte bir işlem tesis etmesi, ölçülülük, dürüstlük ve hukuka uygunluk ilkeleriyle bağdaşmamakta olduğunu, Taraflarınca 18.09.2025 tarihinde ... Merkezi A.Ş.'ye yapılan fesih bildiriminin müvekkili nezdinde daha büyük bir zarara yol açmaması amacıyla ihtiyati tedbir talepli olarak görülen davanın ikame edildiğini ve mahkemece tedbir talebinin reddine karar verildiğini, Müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerinin tamamını eksiksiz biçimde yerine getirmesi ve bankanın bir güven kurumu olması kapsamında özen yükümlülüğünün daha ağır olması nazara alındığında; şüpheli işlem bildirimi yapılan işlemlere istinaden tüm sorumluluğun müvekkile yükletilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu; şüpheli işlem kapsamında sorumluluğa ilişkin iddialarını dava dilekçeleri ekinde mübrez delilleri ile ispatlamak gayesiyle ikame ettikleri işbu dosyada; dava derdest iken önüne geçemeyecekleri zararların meydana gelmemesi amacıyla BKM'ye yapılan fesih bildiriminin kaldırılması yahut askıya alınmasını talep ettiklerini; BKM'ye yapılan bildirim neticesinde; müvekkili şirketin yalnızca davalı banka nezdinde değil Bankalar Birliği'nde bulunan TÜM BANKALARDA Sanal POS hesabı açmaktan men edildiğini; bu kapsamda, müvekkilin ticari hayatı sekteye uğramış, ödemelerini tahsil edememiş ve dolayısıyla alacaklılarına ödeme yapamamış ve ticareti fiilen durma noktasına gelmiş durumda olduğunu; müvekkili tarafından her ay yaklaşık 1.000.000,00-TL (birmilyontürklirası) ciro yapılmakta olup bu durumun vergi beyannameleri ile de sabit olduğunu; hal böyle iken; BKM nezdinde yapılan fesih bildiriminin müvekkilin ticari hayatını durma noktasına getirmiş olmasının kritik bir öneme sahip olup, sorumluluk bakımından müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair tüm işlem silsilesi yaklaşık ispat kuralına uygun biçimde dava dilekçleleri ekinde ibraz edildiğini, Lakin, ilk derece mahkemesi tarafından kurulan ara kararda yaklaşık ispat kuralına uygun olmadığı gerekçesi ile BKM nezdinde yapılan bildirime ilişkin talepleri bakımından müspet bir sonuç alınamadığını; müvekkili üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklanan asli yükümlülüklerini ve özen yükümlülüğünü noksansız biçimde basiretli bir tacir olarak yerine getirdiğini; dava konusu uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirse; taraflar arasında 25.09.2024 tarihinde akdolunan YKB1IR7U7ZF numaralı Üye İş yeri Sözleşmesi itibarıyla sürekli borç ilişkisi doğuran, atipik ve tam üçüncü kişi yararına bir çerçeve sözleşmedir. İşbu sözleşme, doktrinde yaygın olan görüşe göre aslen bir soyut borç vaadi içermekte olup; kart kuruluşunun çerçeve sözleşme kapsamında ve önceden kararlaştırılan koşullarda, ileride kartın kullanılmasından kaynaklanan her borcu ödeyeceği hususunda taahhüdünü içerdiğini; buna karşılık hamilin yapmış olduğu harcama tutarından doğan alacak, üye iş yeri nezdinde somutlaşır ve kart kuruluşundan talep edilebilir hale geleceğini; kart kuruluşu, üye iş yeri adına açılan alacaklı cari hesabına harcama belgesinde yer alan tutar kadar alacak kaydı düşerek ödeme taahhüdünü yerine getireceğini: Üye İş Yeri Sözleşmesi çerçevesinde; üye iş yeri ve bankanın yükümlülükleri somut olay kapsamında ayrı ayrı değerlendirildiğinde müvekkilin haklılığı ispat olunacağını, Tatbikatta kartın kötüye kullanılması halinde; kart kuruluşu, üye iş yerine ödemiş olduğu ücreti kural olarak kart hamilinden talep etmeyeceğini; bu durumun, kart kuruluşunun hamil ile olan ilişkisinde otorizasyonsuz ödeme rizikosunu prensipte üstlendiği anlamına gelse de, ticari hayatta sıklıkla üye iş yeri sözleşmesine eklenen klozlar vasıtasıyla riziko geçişkenliği sağlanması yöntemi ile kart kuruluşunun rizikoyu üye iş yerine tamamen yahut kısmen yüklediğini; kartın üçüncü kişilerce kötüye kullanımı yalnızca kart hamili ile kart kuruluşu arasındaki karşılık ilişkisini değil, aynı zamanda kart kuruluşu ile üye iş yeri arasındaki ifa ilişkisini de ilgilendirdiğini; kötüye kullanım sebebiyle kural olarak sorumluluğu üstlenen kart kuruluşunun bu rizikoyu hangi şartlarda ve ne oranda paylaşacağı, üye iş yerinin kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine ne oranda riayet ettiğinin tespiti ve kusur isnat edilirse bu kusurun derecesine göre TBK md. 52/I hükmü uyarınca müterafik kusur kurumu ile çözülmesinin elzem olduğunu; hazırlar arası kötüye kullanımın söz konusu olduğu otorizasyonsuz ödemelerde üye iş yeri ancak ve ancak yukarıda bahsolunan yükümlülüklerine riayet etmediği takdirde rizikoyu doğrudan kendisi üstlenir. Buna karşılık böyle bir ihlal söz konusu değil ise, kart kuruluşunun ödeme sistemini kurarken göz önünde tutmuş olduğu ve kartlı ödemelere mündemiç olan rizikonun gerçekleşmiş olduğunun kabul edileceğini ve kural olarak bu rizikoyu kart kuruluşunun taşımak durumunda kalacağını; bu doğrultuda, kart kuruluşlarının rizikoyu üye iş yerine yüklemek adına genel işlem koşulları yardımıyla sözleşmeye; soyut borç ikrarını devre dışı bırakmaya yönelik yahut ters ibraz ("chargeback") klozları eklenmesi şeklinde görüleceğnii; işbu sözleşmelerin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md.20 vd hükümleri uyarınca genel işlem koşullarından sayılan sözleşmelerden olduğunu, işbu hükümlerin TBK md. 25 anlamında içerik denetimine tabi olduğundan işbu hükümler bakımından hükümsüzlük söz konusu olması gerektiğini, Bununla birlikte; müvekkili tarafından yalnızca SANAL POS'a ilişkin sözleşme yapılması iradesi mevcut iken, ihtilaflı işlemler güven kurumu niteliğini haiz banka tarafından müvekkile bildirilmeksizin MAIL ORDER pos üzerinden gerçekleştirildiğini; somut olayda müvekkili, 25.09.2024 tarihinde ile davalı bankaya "Üye İş yeri Başvuru Formu" (Ek-2: Üye İş yeri Başvuru Formu) doldurmak suretiyle müracaat ederek, formda da görüleceği üzere yalnızca "Sanal POS" terminal tipi ürününe ilişkin kutucuğu işaretleyerek, yine aynı tarihte davalı yan ile “Üye İş yeri Sözleşmesi” akdettiğini; bahse konu sözleşme genel işlem koşulları çerçevesinde düzenlendiğinden sözleşmenin içeriğinde "Mail Order POS" terminaline yönelik hükümlerin de yer almakta olduğunu; müvekkili, sözleşmenin akdedildiği tarihten bu yana işlemlerini "Sanal POS" üzerinden "3D Secure" kimlik doğrulama yöntemi ile ödeme işlemlerinde herhangi bir sorun olmaksızın tamamladığını ancak 10.04.2025 tarihinde yapılan satışların, bankanın otomatik yönlendirme sayfası ile "Mail Order POS" üzerinden gerçekleştiğini; dolayısıyla, ilk itirazlarının bankadan herhangi bir surette kullanıma açılması talep edilmeyen ve müvekkilin iradesi dışında gerçekleşmiş olan terminal tipi olan "Mail Order POS" üzerinden yetkisiz bir biçimde işlem yapılması yönünde olduğunu, Davalı banka tarafından, müvekkilin iddialara cevaben iletmiş olduğu bilgi ve belgeler değerlendirilmeksizin ve müvekkile bildirim yapılmaksızın haksız fesih işlemleri yapıldığını; ilgili şüpheli işlem bildirimini müteakip, davalı banka tarafından bahse konu dört satış işlemine ilişkin tutarin müvekkilin alacaklı cari hesabında eksi borç yazılarak blokelendiğini ve ... Merkezi A.Ş.'ye "fesih bildirimi" yapıldığını; bu durumun müvekkilin 26.06.2025 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası nezdindeki hesaplarının kapatılmasına ve başkaca bankalarda ticari hesap açarak Sanal POS başvurusunda bulunamamasına, dolayısıyla müvekkilin alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle ticari hayatının sekteye uğramasına sebebiyet verdiğini; müvekkili, hesabının bulunduğu ...Bankası Anonim Şirketi Kavacık Şubesi'nde Sanal POS cihazının kapatılmasının aktif olarak ticari hayatını ne denli etkilediğini dile getirdiğini ve bu hususa ilişkin birçok elektronik posta yazışmaları gerçekleştirdiğini; banka tarafından şifahen kart hamili tarafından kartının çalınmış olabileceği nedeni ile yapılan şüpheli işlem bildirimine itirazların olumsuz sonuçlandığı ve müvekkilin ticari hesabına borç kaydı yapıldığının iletildiğini; kart hamilinin bildirimine ve itiraz süreçlerine ilişkin bilgi ve belge talep edilmişse de, taraflarına hiçbir belge gönderilmediğini ve bilgi paylaşılmadığını, Satış işlemi hazırlar arasında gerçekleştiğini ve satışı yapılan ürünlerin "Mail Order" formları, imzaları, pasaport görüntüleri ve satılan ürünlerin görsellerinin bankaya sunulduğunu; davalı banka tarafından BKM’ye yapılan fesih bildirimi nedeniyle müvekkilin yalnızca davalı bankada değil, diğer tüm bankalar nezdinde de Sanal POS hizmeti kullanmasının fiilen engellendiğini, bu sebeple müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini; bu doğrultuda, alacaklarını tahsil edemeyen müvekkili bakımından ticari hayatının daha fazla sekteye uğramaması ve telafisi mümkün olmayan zararların gerçekleşmemesi adına; yaklaşık ispat kuralına uygun biçimde hazırlar arası gerçekleşen satış işleminde kart üzerinde yazan kimlik bilgileri ile uyumlu pasaport bilgileri ve görselleri alınan müşterilerin bilgileri dava dilekçeleri ekinde mübrez olup davalı bankanın ... Merkezi'ne yapmış olduğu fesih bildiriminin derhal kaldırılması talepleri mevcut olup aylık cirosunun 1.000.000,00-TL'ye yakın olan müvekkili şirketin hiçbir banka nezdinde POS hizmeti alamaması nedeniyle tahsilat yapamadığı, alacaklılarına ödeme yapamadığı ve ihtiyati tedbirin reddi kararının kaldırılmadığı her gün zararının giderek arttığı nazara alınarak, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/683 E. Sayılı dosyada 19.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını ve müvekkilin telafisi imkansız olan daha fazla zarara uğramaması amacıyla BKM nezdinde yapılan fesih bildiriminin kaldırılmasını yahut askıya alınmasını talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/683 E. Sayılı dosyada 19.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması ile, Dava sonuna kadar müvekkili aleyhine BKM nezdinde yapılan bildirimin işleme alınmamasına, mümkün değilse bildirimin TEDBİREN kaldırılmasına yahut askıya alınmasına ve bloke edilen alacaklar üzerindeki tasarruf yetkisinin müvekkile iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasında akdedilen "Üye İş Yeri Sözleşmesi"nin genel işlem koşulu niteliği taşıdığı ve tüm rizikoyu kusursuz olarak davacıya yüklediği iddia edilen klozların hükümsüzlüğünün tespiti, davalı tarafından sözleşmenin feshedilerek yapılan haksız mahsup ve ters ibraz/chargeback işlemlerinin iptaline, bu sebeple davacının uğradığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tahsiline karar verilmesi talepli davada, ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3. maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut talepte davacı vekili, davalının şüpheli işlem şikayeti sebebiyle davacının göndermiş olduğu belgeler dikkate alınmaksızın taraflar arasındaki üye iş yeri sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ve davacının pos üyeliğinin sonlandırıldığını, sözleşmedeki rizikoyu kusursuz davacıya yükleyen tüm maddelerin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, davalı tarafından haksız mahsup ve ters ibraz/chargeback işlemlerinin yapıldığını ve bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacı aleyhine ... Merkezi (BKM) nezdinde yapılan bildirimin işleme alınmaması, mümkün değilse bildirimin tedbiren kaldırılmasına yahut askıya alınmasına ve bloke edilen alacaklar üzerindeki tasarruf yetkisinin davacıya iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Ancak davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan deliller yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle iddialarını ve davanın esasını yaklaşık olarak ispatlar nitelikte olmadığından Mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.