T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/488 - 2026/779 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/488 KARAR NO : 2026/779 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2021/152 E. - 2023/116 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/488 - 2026/779 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/488 KARAR NO : 2026/779 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2021/152 E. - 2023/116 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 Tarih ve 2021/152 Esas - 2023/116 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini içeren çeşitli markalarının bulunduğunu, davalının bu markalar ile iltibas yaratacak şekilde 2019/64579 sayılı “...” ibareli markanın adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK'nın 2021-M-2106 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa davalı şirketin başvurusu ile müvekkili şirketin markalarının aynı veya benzer mallar üzerinde; aynı yerlerde ve aynı satış noktalarında kullanılacağını, aynı tüketici kesimine hitap edeceğini, davalı markasının müvekkili markalarına görsel, işitsel ve kavramsal karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzediğini ileri sürerek, davalı ... 2021-M-2106 sayılı YİDK kararının iptaline 2019/64579 numaralı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, “...” ibaresi tek bir kişinin tekeline bırakılamayacak, ayırt edici niteliği düşük nitelikli bir marka olduğundan, müvekkili markası ile davacı yana ait “...” ibareli markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas oluşturma tehlikesinin bulunmadığını, davacı yanın “...” esas unsurlu markalarını müvekkilinin marka başvurusunu gerçekleştirdiği 30. sınıf bakımından kullanmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu 30. sınıftaki malların, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaların kapsamında da aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığının anlaşıldığı, davalının “...” ibareli marka başvurusuyla davacı firmanın “...” ibaresini içeren markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılanabileceği, hem dava konusu markanın hem de davacı markalarının ilk kelimelerinin “...” ibaresi olduğu ve tüketicinin ilk kelimeye daha fazla odaklanacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile redde gerekçe 2018/99521, 2011/93850, 2012/99242, 2010/46846, 2010/70138, 2011/57602, 2014/75161, 2014/71536 sayılı markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; SMK 19. maddesi kapsamında davalı tarafından idari aşamada davacının redde gerekçe markalarından 2006/41398, 2007/54014, 2007/54015, 2009/26471, 2009/30731, 2009/30737, 2010/46486, 2010/70138, 2011/57602, 99/010604 sayılı markalarının 30. sınıfta yer alan mallar, hükümsüzlük talebi bakımından ise tüm marka ve kapsamlarındaki emtia için kullanım ispatının talep edildiği, davacıya ait 2018/99521, 2011/93850, 2012/99242, 2010/46846, 2010/70138, 2011/57602, 2014/75161, 2014/71536 sayılı markaların, dava konusu marka ile karıştırmalı ihtimali bulunan markalar olduğu, YİDK kararının iptali talebi bakımından davalının kullanım ispatı talebinde bulunduğu markaların, dava konusu marka ile karıştırılma ihtimali bulunan markaların arasında yer almadığı, hükümsüzlük talebi bakımından 2011/93850, 2012/99242, 2010/46846, 2010/70138, 2011/57602, 2014/75161, 2014/75136 sayılı markaların tescil tarihleri ile dava tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre bulunduğu için söz konusu markalar bakımından kullanım ispatı talebi incelendiğinde, davacıya ait sadece 2006/41398 sayılı “... ...” markasının fiili olarak 30. sınıfta yer alan emtiaların mağazacılığı hizmetlerinde kullanıldığının ispatlandığı, davacının 2018/99521 sayılı markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmediği tespit edildiğinden, söz konusu markanın kullanım ispatı talebine konu olmayacağı, bu sebeple hükümsüzlük talebi bakımından dava konusu marka ile davacının 2018/99521 sayılı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle 2021-M-2106 YİDK kararının iptaline, 2019/64579 numaralı markanın 30. sınıf bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK 6/1 anlamında karıştırma ihtimalinin bulunabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin markada yer alan tüm unsurların birlikte yarattığı bütüncül izlenimle birlikte olmasının gerektiğini, gerekçeli kararda incelemenin bütünsel olarak yapılmadığını, zayıf ibarelerden biri olduğu kararda belirtilen “...” ibaresinin, doğrudan davacı markası olarak algılanacağının ve salt bundan iltibas doğacağının kabulünün isabetli olmayacağını, bu nedenlerle “mutlu oyuncaklar” anlamına gelen “...” ibaresinin ve davacı markalarından anlamsal olarak da farklı olduğunu, bunun yanı sıra davacı markalarının kelime, şekil, renk unsurlarının farklı bir bütünsellik oluşturduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mal ve hizmet sınıfları arasında benzerlik bulunmasının, tek başına SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas yaratma tehlikesinin varlığını kabul için yeterli olmadığını, “...” ibaresinin İngilizceye vakıf olmayan tüketici kesimi tarafından dahi yaygın olarak bilinen ve ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, bu durumun alınan bilirkişi raporunca da onaylandığını, Türk Patent Kurumu online sicilinde “...” ibaresini içeren 2.068 marka bulunduğunu, dolayısıyla “...” ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacak bir ibare olduğunu, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle birlikte tescil edilebileceğini öngörmeleri ve buna katlanmaları gerektiğini, alınan bilirkişi raporuyla da davacının “... ...” ibaresinin sadece 30. sınıfta yer alan malların 35. sınıfta yer alan mağazacılık hizmetlerinde fiili olarak kullanımının ispatlandığını, davacı yanın kullanımlarının 30. sınıfta gerçekleştiğinin ispatlanamadığını, müvekkiline ait dava konusu 2019/64579 sayılı “...” ibareli marka ile davacının 2018/99521 sayılı “... ...” ibareli markası arasında taraf markalarının sahip olduğu kompozisyonlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hiçbir görsel benzerlik bulunmadığı gibi markalarda kullanılan ibarelerin zayıf kabul edilebilecek ibarelerden oluştuğu için iki markanın birbirinden tamamen farklı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kabul edilen hükmün kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu 30. sınıftaki malların, davacıya ait “...” ibaresini içeren markaların kapsamında da aynen yer aldığı, davalının “...” ibareli marka başvurusuyla davacı firmanın “...” ibaresini içeren markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, YİDK kararının iptali talebi bakımından davalının kullanım ispatı talebinde bulunduğu markaların, dava konusu marka ile karıştırılma ihtimali bulunan markaların arasında yer almadığı, hükümsüzlük talebi bakımından 2011/93850, 2012/99242, 2010/46846, 2010/70138, 2011/57602, 2014/75161, 2014/75136 sayılı markaların tescil tarihleri ile dava tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre bulunduğu için söz konusu markalar bakımından kullanım ispatı talebi incelendiğinde, davacıya ait sadece 2006/41398 sayılı “... ...” markasının fiili olarak 30. sınıfta yer alan emtiaların mağazacılığı hizmetlerinde kullanıldığının ispatlandığı, davacının 2018/99521 sayılı markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmediği tespit edildiğinden, söz konusu markanın kullanım ispatı talebine konu olmayacağı, bu sebeple hükümsüzlük talebi bakımından dava konusu marka ile davacının 2018/99521 sayılı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, aynı taraflar arasında, davalıya ait 2019/13345 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunu, davacının işbu davanın konusu markaları ile benzer gören Yargıtay 11. HD'nin 11.12.2024 tarih ve 2024/711 E.- 2024/8915 K. sayılı kararının da aynı yönde bulunduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalılar tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240). HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/11/2023 gün ve 2021/152 Esas - 2023/116 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile 2021-M-2106 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 4-2019/64579 numaralı markanın 30. sınıf bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 672,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden tarafın aleyhine hüküm verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 127,50-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 80,00-TL tebligat ve posta ücretinden oluşan toplam 2.457,50-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.576,10-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalı Şirketten peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine, 11-Davalı ... alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.