T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/12/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/12/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ciro yoluyla elinde bulundurduğu ... Bankası ....Şubesi'ne ait keşidecisi ... olan İban ... olan, ... seri nolu, 15/07/2025 keşide tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli çeki, müvekkilinin cebinden düşürmek suretiyle ....ilçesinde kaybettiğini, davalı tarafından hukuka aykırı şekilde üzerinde müvekkilinin cirosu ve imzası bulunmamasına karşın 3. bir kişi tarafından imza edilmek suretiyle ciro edilmiş gibi gösterilen çekin Elmalı İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icraya konu edildiğini, müvekkilinin cirosuymuş gibi ciro edilerek tahsil edilmeye çalışıldığı bankaya ibraz edildiğini, hatta piyasaya sunulmaya çalışıldığının müvekkili tarafından işbu davaya sebep icra takibi vasıtasıyla öğrenildiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, davalılar hakkında Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle haklı davanın kabulü ile, borçlu olmadıklarının tespit edilmesine, sahtecilik ve tahrifat sonucu piyasaya sürülen çekler nedeniyle telafisi güç ve imkansız zararların söz konusu olacağından dava sonuna kadar tedbir konulmasına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davanın arabuluculuk şartı gerektirdiği halde bu başvuru yapılmadan açıldığını, menfi tespit davalarının 2020 yılında yapılan değişliklik ile zorunlu arabuluculuk gerektiren davalar kapsamına alındığını, davanın bu şart gerçekleştirilmeden açıldığı dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğundan dolayı duruşma beklenmeksizin dosya üzerinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava harçlandırılırken 10.000,00 TL üzerinden harç ikmal edildiğini, davanın niteliği gereği belirsiz nitelikteki alacak davalarından olmadığını, harcın tamamlattırılmasını ve bu yönden davanın reddine karar verilmesini, takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile örnek 10 ödeme emri gönderildiğini, usulüne uygun yapılan tebligat ile takibin kesinleştiğini, borçlu-davacı ödeme emrine karşı herhangi bir imza itirazı yapmadığı gibi dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar hakkında suç duyurusunda da bulunmadığını, takibin bu şekilde kesinleştiğini, çeklerin müvekkiline ciro yolu ile geçtiğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, bu nedenlerle ilk itirazları dikkate alınarak öncelikle bu hususlarda ara karar verilmesini ve davanın reddini, hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı davanın esastan reddine, davacının bu dava açmakta kötüniyeti sabit olduğundan %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, dava dosyası mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmadığı, dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı, mahkememizce 15/12/2025 tarihli tensip zaptının 8 nolu ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini Mahkememize ibraz edilmesi hususunda ihtarlı 1 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk tutanağının mahkememize ibraz edilmediği, davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu menfi tespit davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak niteliğinde olmayan menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da bu yönde olduğunu, bu nedenle yargılamaya devam edilerek, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece vekalet ücreti yönünden kararı istinaf ettiklerini, dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde 2 adet 1.000.000,00 TL tutarında çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitinin istendiğini, ancak dava harçlandırılırken 10.000,00 TL üzerinden harç ikmali yapıldığını, davanın niteliği gereği belirsiz nitelikteki alacak davalarından olmadığını, mahkemenin bu hususu nazara alarak harcın tamamlattırılması bu yönden de davanın reddine karar vermesi gerektiğini, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan// YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK'nın m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâlinin "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı taraf 1.000.000,00 TL bedelli 2 adet çek için borçlu olmadığının tespiti istemli eldeki davayı 10.000,00 TL harç yatırmak suretiyle 15/12/2025 tarihinde açmış olup, eksik harcı 26/12/2025 tarihinde tamamladığı, ilk derece mahkemesinin tensip tutanağı 8 nolu ara kararı gereğince davacı vekiline arabuluculuk tutanağının sunulması için 1 haftalık kesin sürenin verildiği, tensip tutanağının 20/12/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekilinin arabuluculuk tutanağını dosyaya sunmadığı gibi istinaf aşamasında dahi menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde beyanda bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı (aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2025 tarih, 2025/1405 Esas - 2025/6064 Karar ve Dairemiz'in 12/03/2021 tarih 2021/199 Esas - 2021/470 Karar sayılı ilamı ve bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih, 2021/4438 Esas - 2022/8135 Karar sayılı ilamı) görülmekle, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davalı tarafın vekili aracılığıyla 29/12/2025 tarihinde cevap dilekçesi sunduğu, böylece kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilerek, davacının talebinin 2 adet 1.000.000,00 TL'lik çek yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, 26/12/2025 tarihinde tamamlama harcı yatırmak suretiyle eksik harcı tamamladığı, bu nedenle davalı vekilinin harç tamamlanmasının gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı, ancak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu yönde karar verilmemesi hatalı olmuş olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/12/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 3-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin yatırılan 37.065,40 TL (615,40 TL peşin harç + 36.450,00 TL tamamlama harcı) harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 36.333,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 732,00 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya İADESİNE, c-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 315,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.317,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...