11. Hukuk Dairesi 2013/4004 E. , 2013/9800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2012 tarih ve 2011/130-2012/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belg
**11. Hukuk Dairesi 2013/4004 E. , 2013/9800 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2012 tarih ve 2011/130-2012/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil davacının 2004-2011 yılları arasında dava şirket bünyesinde bordrolu olarak çalıştığını ve 16 Şubat 2011 tarihinde emekli olduğunu, davacının müdürlük yaparken şirketin piyasadaki itibarını korumak ve yasal takibe maruz kalmasını engellemek amacıyla iyi niyetli olarak sonradan kendisine ödeneceği inancıyla davalı şirket namına bir çok harcamalar yaptığını bu hususun şirket kayıtlarında açıkça görüleceğini tüm bunlara rağmen darboğazdan kurtulamayan şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının satışa çıkarıldığını, müvekkilin alacağının tahsili amacıyla takip yaptığını, davalı şirketin takip dosyasına kabul ettiği 2.821,84 TL dışında itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia ederek davalının itirazının iptali ile % 40'dan aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının dava değerinin ne kadarının maaş ne kadarının elden ödenecek alacak olduğunun belli olmadığını, davacı tarafın davalı şirkete ait muavin defterindeki kayıtlar ile elden ödemeleri ispatlamış olduğundan bahsettiğini şirket yönetim kurulunca alınmış bir karar olmadan davacının davalı şirkete kendi hesabından para aktarabilmesi ve şirket adına elden ödemeler yaparak borçlandırıcı işlemler yapabilmesinin görevi kötüye kullanmış sayılacağını muavin defterlerinin yardımcı defter olduğunu bağlayıcılığının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete değişik tarihlerde paralar verdiği bu hususun muavin defterine işlendiği, bu ödenen paralardan bir kısmının davacıya geri ödendiği ancak 18.402,00 TL'nin davacı tarafça şirkete verilmesine rağmen şirketçe davacıya iade edilmediği, 18.402,00 TL'ye 16/02/2011 tarihinden takip tarihi olan 03/05/2011 tarihine kadar %9 yasal faiz yürütülerek davacının faiz alacağının 344,85 TL olduğunun hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasındaki itirazının 18.402,00 asıl alacak ve 344,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.746,85 TL üzerinden iptali ile takibin bu kısım yönünden devamına, bu kısımdan arta kalan ve itiraza konu talebin reddine, davacının alacağı şirket kayıtlarında belli olmasına rağmen davacının icra takibine itiraz eden davalı şirket kötü niyetli görüldüğü gerekçesiyle de asıl alacağın %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalının müdür olduğu dönemde davalı şirkete verdiğini iddia ettiği borcun tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının borç verdiğini iddia ettiği tutarların davalının defterinde kayıtlı olduğunu bildiren bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı bu tutarların deftere kaydedildiği tarihte davalı şirketin müdürüdür. Bilirkişi 18.12.2010 tarihinde 8.000,00 TL, 31.12.2010 tarihinde 10.000,00 TL'nin davacı tarafından davalıya verildiğini belirtmiş ise de bu tarihler itibariyle davalı şirketin nakit paraya ihtiyacı olup olmadığı, davacı tarafından verildiği iddia edilen paraların hangi harcamalarda kullanıldığı konusunda şirkete ait defterler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda davacının davalı defterleri dışında başkaca delili bulunmadığı ve davalı aleyhine değerlendirilen kayıtların davacının müdür olduğu dönemde yazıldığı göz önüne alınarak, borç verildiği iddia edilen paralar ile davalı şirketin ne gibi ihtiyaçlarının karşılandığı, nerelere ödemeler yapıldığı hususlarında bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.