T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/677 - 2026/893 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/677 KARAR NO : 2026/893 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2023 NUMARASI : 2023/158 E. - 2023/451 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/677 - 2026/893 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/677 KARAR NO : 2026/893 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2023 NUMARASI : 2023/158 E. - 2023/451 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2023 tarih ve 2023/158 Esas - 2023/451 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2017/102892 sayılı "..." ibareli markası ve 2019/06957 sayılı ambalaj tasarım tescilinin bulunduğunu, marka ve tasarımın 01.01.2020 tarihinde yapılan sözleşme ile aktif olarak kına, tütsü, çay ve gıda sektöründe kullanıldığını, müvekkilinin marka ve tasarımını mesnet göstererek davalı şahsın 2022/006238 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... tarafından kısmen kabul edilerek başvurunun kapsamından 03. sınıf mallarla 05 ve 30. sınıf malların satışı hizmetlerinin çıkartıldığını, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK'nın 2023-M-1009 sayılı kararıyla reddedilmiş olduğunu, oysa, başvurunun kapsamında halen benzer emtianın bulunduğunu, davalı şahsın kötüniyetli olarak müvekkili markasının sektördeki tanınmışlığından haksız kazanç elde etme amacı ile tescil başvurusu yaptığını, müvekkilinin "..." ibaresini çok uzun yıllardır markasal olarak kullandığını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/6 maddesi bakımından da reddi gerektiğini, ileri sürerek, YİDK’nın 2023-M-1009 sayılı kararının iptaline, 2022/006238 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, süresinde davaya cevap vermemiş, bilahare davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan "03.sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri." ve bu ürünlerin perakendeciliğine yönelik 35. sınıf hizmetler ile davacıya ait itiraza mesnet 2017/102892 sayılı markasında yer alan "05. Sınıf: Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtialarının benzer olduğu; karşılaştırılan markaların esas unsurunun müşterek olarak "..." ibaresi olduğu, daha önce davacıya ait markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markasını yukarıda yer verilen mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında ilişki kuracağı, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla, yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varıldığı; SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında davacı tarafça sunulan belgelerde "... Gıda-İbrahim ..." ibareleri ile "tütsü, kına" açıklamalarının yer aldığı; belgelerde "..." ibaresini içeren hiçbir açıklama bulunmadığı; tarihsiz ürün fotoğraflarında "..." ibaresinin yer aldığı, e-ticaret sitelerinde ürünlerin satışının yapıldığı tespit edilmekle birlikte, "tütsü, kına" emtialarını kapsayan malların, dava konusu marka kapsamından daha önce çıkarıldığı; bunun haricinde; davacının, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından, gerçek hak sahibi olduğunu gösterir bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı; SMK 6/3 hükmü koşulunun gerçekleşmediği; SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, davacıya ait 2019/06957 sayılı tasarım, bir ambalaj deseni olup, tasarımda kahve çekirdeklerinin ve iki insan çiziminin yer aldığı, ambalaj üzerinde "..." markasının yer aldığı, davacı tasarımı ve dava konusu marka görseli arasındaki tek benzerliğin "..." ibaresi olduğu; oysa, davacıya ait tasarım ile korunan unsurun, bir bütün olarak ambalajın tasarımı, renklerin, şekillerin, kelimelerin kompozisyonu olduğu; "..." markasının sunumu bakımından, davacının tasarımı ile dava konusu marka arasında hiçbir benzerlik bulunmadığı; bununla birlikte, davacıya ait ambalaj tasarımı "kahve" emtiasına ilişkin olup, başvuru markası kapsamından kahve emtiası veya bu emtianın 35. sınıfta satışı hizmetinin, daha önce başvuru kapsamından çıkartıldığı, belirtilen nedenlerle SMK'nın 6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığı; somut olayda, davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı; davacı yan marka işlem dosyasında SMK 6/5 maddesi hükmünü itiraz sebebi yapmadığından, marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan YİDK kararının iptali istemli yargısal denetimde bu hususun değerlendirme konusu yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; "03.Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından 2023-M-1009 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin sektöründe tanındığını; kına, tütsü, çay ve gıda sektöründe güvenirliği ile tercih sebebi olan bir marka olduğunu; davaya konu mal ve hizmetler bakımından SMK’nın 6/3. maddesi hükmü koşulunun gerçekleşmediği gerekçesini kabul etmediklerini; davalı ...’nün müvekkilinin markasının sektöründe tanınmışlığı bilmesi nedeniyle markasını tesadüfen seçmediğini ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında iptal edilen mal ve hizmetlerde karıştırılabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Katılma yoluyla diğer davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının 03 ve 35. sınıfta tescilinin bulunmadığını, tescil prosedürü devam eden markalar hakkında iptal talebinde bulunulamayacağını, iltibasın gerçekleşmeyeceğini, iltibas değerlendirmesinin de global yapılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her iki taraf markasının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, markalarda başkaca ayırt edici bir unsura yer verilmediği, bu hale göre dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markasının aynı/benzer mal ve hizmetlerde kullanılması SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek olup, davalı kurum tarafından da markalar benzer bulunarak bir kısım mal ve hizmetlerin başvurunun kapsamından çıkartıldığı; ancak, dava konusu başvurunun kapsamında kalıp, dava konusu edilen mallardan 03. SINIF: "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri" ve bu malların 35. sınıfta perakendeciliği hizmetleri ile davacı markasının kapsamında yer alan 05. SINIF: "Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları" mallarının ilişkili emtialar oldukları, bu emtiaların doğası, kullanım amaçları ve dağıtım kanallarının benzer nitelikte olduğunun anlaşıldığı; öte yandan başvurunun kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden davacı tarafın SMK'nın 6/3. maddesi anlamında gerçek hak sahipliğini de kanıtlayamadığı anlaşılmakla, davalı ... ile davalı şahsın tüm, davacı vekilinin ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin kötüniyetli başvuru iddiasına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı taraf, işlem dosyasında başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı itirazında da bulunmuş, iptali istenen YİDK kararıyla davacı tarafın bu itirazı yerinde görülmeyerek reddedilmiş, YİDK karar iptali istemli ve hükümsüzlük istemli davalar bakımından, mahkemece bu itiraza ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Yargıtay HGK'nın 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı taraf "..." ibareli markası ile yine bu ibaresinin üzerinde yer aldığı ambalaj tasarımına dayanmıştır. Dava konusu marka da "..." ibarelidir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin "Kütüb-i Sitte'den biri olan es-Sünen'in müellifi, muhaddis" olduğu belirtilmiş olup, bu anlamı itibariyle yaygın kullanımını olmayan ve tesadüfen seçilemeyecek bir marka olduğu; her ne kadar somut uyuşmazlıkta davacı tarafın tasarımı mesnet alınarak SMK'nın 6/6. maddesinin ret gerekçesi olarak uygulanması şartları oluşmamış ise de, davalı şahsın başvuru markasını, anılan 2019/06957 sayılı ambalaj tasarımının üzerinde yer alan "..." ibaresi ile neredeyse aynı şekilde oluşturduğu, marka başvurusu kapsamında benzer mal ve hizmetlere de yer verdiği nazara alındığında, başkasına ait olduğunu bildiği markadan haksız olarak yararlanmak için ve bu marka ile iltibas oluşturacak şekilde dava konusu marka başvurusunu yaptığı, benzer olmayan mal ve hizmetler yönünden ise başvurunun engelleme sonucunu doğuracağının tabi olduğu kanaatine varılmış ve bu hale göre başvurunun kötüniyetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşlem dosyası aşamasında bu yönde deliller sunulmuştur. Nitekim, davalı şahıs, 13.07.2023 havale tarihli dilekçesinde, dava konusu markayı TÜRKPATENT sitesine bakarak seçtiğini, 03, 30 ve 35. sınıfların boş olduğunu görüp başvuru yaptığını beyan etmiştir. Esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının toplumda oluşturduğu imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı kanaatine varıldığından, davacının kötüniyet iddiasına dayalı itirazında haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesinin 25.10.2023 karar tarihinde dava konusu marka tescilli değil ise de, 19.11.2023 tarihinde başvuru markasının tescil edildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda açıklanan (2) no'lu bentte davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 25/10/2023 gün ve 2023/158 Esas - 2023/451 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile; TÜRKPATENT YİDK'nın 2023-M-1009 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Dava konusu 2022/006238 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 374,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 455,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.498,40-TL yargılama giderine, 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.858,20-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.