T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/104 Esas KARAR NO : 2025/1561 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/701 Esas- 2022/685 Karar TARİH: 11/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/104 Esas KARAR NO : 2025/1561 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/701 Esas- 2022/685 Karar TARİH: 11/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Hadımköy Atatürk Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, sfero ve dökme demir üretimini Avrupa ve uluslararası normlara uygun olarak çağdaş ve sağlıklı çalışma şartlarında sürdürdüğünü, bunun dışında müvekkili şirket Türkiye'de 17 adet, yurt dışında 8 adet olmak üzere toplam 25 adet Bowling salonu, çocuk eğlence alanları gibi alanların da işletmeciliğini yaptığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, İsfanbul Alışveriş Merkezi tarafından müvekkili şirkete tahsis edilen alanda ... isimli tema park oyuncağı ve Karnaval Binası içindeki ürünlerin müvekkili şirket tarafından işletilmesi ve müvekkili şirketin önceden haberi olması kaydıyla davalı şirketin, oyuncakların işletilmesine ilişkin gelir gider kontrolleri yapabileceğine dayalı Özel Makine İşletme Sözleşmesi bulunduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketin bowling salonlarında ve çocuk eğlence alanları gibi işletmelerinde kullandığı ... Oyun makinelerinin üretimini yaptığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... Oyun Makinesi (Oyuncak Araba) alım-satımı, işletilmesi ve ... oyun makinelerinin kullanılmasından kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen Özel Makine İşletme Sözleşmesine ve müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili şirketin cari hesap alacağı mevcut olduğunu, taraflar arasırıda imzalanan sözleşmenin 6.4. maddesinde cari hesaplarında alacaklı-borçlu kalmayacak şekilde muhasebel işlemleri gerçekleştireceklerinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, davalı şirkete avans çek keşide edip bu avans çeklerinin karşılığı davalı şirketin de ... Oyun Makinesi (Oyuncak Araba) imal edip teslim ettiğini ve teslim ederken teslim ettiği ürünlerin faturasını müvekkili şirkete kestiğini, müvekkili şirketin de cari hesaba kaydedilen avans çekleri tutarından fatura tutarlarını düşürdüğünü ve cari hesap ilişkisinin bu şekilde ilerlediğini, fakat çeklerin karşılığı olan cari hesabın, davalı şirket tarafından kapatılmadığını, müvekkili şirketin, ... A.Ş adına 04.09.2018 tarihli 95.250,00 TL tutarlı, 04.03.2019 tarihli 148.750,00 TL tutarlı 2 adet çeki keşide ettiğini, keşide ettiği çeklerin karşılığı ... Oyun Makineleri müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve teslim edilen makinelerin çalışmadığını, halen daha makinelerin çalışmadığını, davalı tarafından imza edilen 04.09.2018 tarihli ve 05.03.2019 tarihli Çek Çıkış Bordro Dökümü ile çeklerin davalıya teslim edildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki cari hesaba dayalı olarak davalının müvekkili şirkete 223.269,35 TL borcu olduğu halde bu borcun davalı tarafça ifa edilmediğini, davalı ...Ş. aleyhine18.07.2019 tarihinde 05.03.2019 vade tarihli 207.000,00-TL tutarlı cari hesaba dayalı olarak işlemiş faizi ile birlikte 223.269,35 TL alacak için İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin, 26.07.2019 tarihinde müvekkili ile davalı arasındaki cari ilişkiyi inkâr etmek suretiyle alacağın tamamına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve bu sebeple icra takibinin durdurulduğunu, davalının borçlu olduğunu bildiği halde haksız bir şekilde itiraz ettiğini, taraflar arasındaki borcun cari hesap ilişkisine dayandığını, cari hesap ilişkisinin Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesinde İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip, bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek, hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme olarak tanımladığını, dolayısıyla kanunen ve mantıken aralarında cari hesap ilişkisi olan tarafların alacak ve/veya borçtan haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, buna rağmen icra takibinde itiraz usulünün takibi durdurmasının, borçlu tarafından istismar edildiğini ve takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibe konu alacağın ticari bir ilişkiden kaynaklanıp cari hesaba dayanmakta ve borçlu davalı tarafından bilinip belirlenebilir nitelikte olduğundan likit olduğunu beyanla itirazın iptaline, davalı haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra ve inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde her ne kadar takip konusu borcun kaynağının ... Oyun Makinesi alım-satımı olduğunu iddia etse de, taraflar arasındaki tek ticari ilişkinin söz konusu ürünlerin alım-satımı olmadığını, davalı müvekkili ile dava dışı ... Hizmetleri A.Ş. arasındaki oyuncak imalat ve Satış sözleşmesine istinaden imal edilen iki adet özel tema park oyuncağının (Heli Rıde & Ocean Rıde) işletilmesine yönelik tarafların hak ve yükümlülüklerini kapsayan Özel Makine İşletme Sözleşmesinin, taraflarca 10.01.2019 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girdiğini, Özel Makine İşletme Sözleşmesiyle davacının, davalı müvekkili ve dava dışı ... Hizmetleri A.Ş. arasında imzalan Fesih ve İbra Protokolü uyarınca kendisine tahsis edilen alanda söz konusu oyuncakları bilet karşılığı işleterek, aylık gelir elde etmek üzere hizmet vereceğinin düzenlendiğini, sözleşmede işletme ile ilgili kararların davacı şirket tarafından alınacağı ancak söz konusu oyuncakların işletilmesinden elde edilen aylık hasılatın mevcut kredi ödemelerine yetmemesi halinde, kredi taksitlerinin taraflarca eşit olarak karşılanacağının düzenlendiğini, işletme ile ilgili tüm kararları alma yetkisi kendisine alan davacının, sözleşmenin imza tarihinden bu yana satış hedefine hiçbir zaman ulaşamadığını, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan ve işletme sorumluluğunu üstelenen davacının yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemesi ve sözleşme konusu makinelerin işletilmesinde ciddi aksaklıklar yaşanması sebebiyle davalı müvekkili şirketin zarara uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.13. maddesi ile davalı müvekkili yetkilisine iade edilmesi kararlaştırılan 762.000,00 TL bedelli teminat senedinin davacı tarafından kaybedildiği iddia edilerek davalı müvekkiline iade edilmediğini, davacı tarafından söz konusu senedin bulunduğu zaman davalı müvekkiline iade edileceği, senedin tahsile verilmesi halinde de senet bedelinin tamamının davacı tarafından davalı müvekkiline defaten ödeneceğine yönelik 06.03.2019 tarihli taahhütname imzalandığını, söz konusu senedin akıbeti halihazırda belli olmayıp taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin sonlanmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece ürün alım-satımından ibaret olmadığını, davacının davalı müvekkili şirkete karşı sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hali hazırda devam ettiğini ve mevcut alacak-borç ilişkisinin davacının iddia ettiği gibi olmadığını açık bir şekilde gösterdiğini, huzurdaki davada, davacı taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinde ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle keşide ettiği çeklerin bedelsiz kaldığını iddia ederek davalı müvekkilinin borçlu olduğunu ifade ettiğini, ancak davacının yalnızca keşide ettiği çekleri ileri sürerek davalı müvekkilinin ürün teslimi yapmaması nedeniyle borçlu olduğunu iddia etmesinin hukuki dayanağının olmadığını, çünkü TTK hükümleri uyarınca çekin, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesini içeren havale yöntemi olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağının yalnızca keşide edilen çekler ile tespit edilemeyeceğini, taraflar arasında birden fazla ticari ilişki mevcut olduğunu, bu durumda davacının keşide ettiği çeklere dayanarak davalı müvekkilinin ürün teslimi yapmaması nedeniyle söz konusu çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı dava dilekçesinin Netice-i Talep bölümünde keşide edilen çekler karşılığında herhangi bir mal teslimi yapılmadığından sebepsiz zenginleşmeye dayanarak takip tutarında alacağı talep ederken, diğer yandan açıklamalar bölümü altında teslim edilen makineler çalışmamıştır ifadelerini kullanarak kendi içinde çeliştiğini, üstelik söz konusu duruma rağmen alacağın likit olduğundan bahisle icra inkâr tazminatı talep etmekte olduğunu, alacaklı olup olmadığından ve alacağın dayanağından kendisi bile emin olmayan davacının, davalı müvekkilinin davacı tarafından tutulan cari hesap özetindeki bakiye tutardan haberdar olduğunu iddia etmekte olduğunu, teslim edilen ürünler ile ilgili davacı tarafından herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, TBK m. 223/2 uyarınca satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğini, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağını, davacının teslim edilen ürünler ile ilgili ayıp ihbarında bulunmayarak söz konusu ürünleri kabul ettiğini, davacının bu aşamada söz konusu ürünlerin çalışmadığını iddia ederek davalı müvekkilinin borçlu olduğunu iddia etmesinin hukuki dayanağının olmadığını, zira 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca satıcının ayıptan sorumluluğuna gidilebilmesi için düzenlenen derhal bildirim yükümlülüğünün hak düşürücü nitelikte olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan ve işletme ile ilgili tüm kararları alma yetkisini kendisine alan davacının, yasal süresinde ileri sürmediği ayıp iddialarına dayanarak haksız menfaat elde etme çabasına düştüğünü beyanla hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepler yönünden reddine, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile ilam vekâlet ücretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih 2020/701 Esas- 2022/685 Karar sayılı kararında; "Dava; cari hesap alacağından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır...Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki hukuki ihtilafın davacı yanın, İstanbul 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından 207.000,00 TL asıl alacak ve 16.269,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 223.269,35 TL alacağa ilişkin ilamsız takip başlatması karşısında, davalı yanın takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış bulunduğu, davacı; avans olarak verdiği çeklerin davalı tarafından tahsil edildiğini ancak davalının buna karşılık teslim etmesi gereken oyun makinelerinin teslim edilmediğini, teslim edilenlerin ise çalışmadığını beyanla; avans olarak ödediği bedelin karşılıksız kaldığını, davalının edimini ifa etmediğini beyanla tahsil edilen çek bedellerinin iadesini talep etmiştir. Davalı ise taraflar arasındaki Çek ilişkinin bundan kaynaklanmadığını, davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu iddia etmiştir. Davaya konu Özel Makine İşletme Sözleşmesi, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre davacının bazı edimleri ifa etmesi gerektiği gibi davalının da davacıya karşı ifa etmekle yükümlü olduğu edimler vardır. Sözleşmenin 6.4. Maddesinde “İşleticinin seçeceği ürünler işletici tarafından KIS'a bildirildiğinde ürünlerin tamamı aynı ay içerisinde işleticiye teslim edilecektir” hükmü ile davalı, söz konusu edimi de borçlanmıştır. Dolayısıyla davalının, söz konusu ürünleri davacıya teslim borcu olduğu , davacının, davalının edimini ifa etmediği yönündeki iddiasını karşılar nitelikte, davalının edimlerini yerine getirdiğini gösterir herhangi bir somut bilgi yahut belgeye rastlanmadığı, tarafların, sözleşme ile cari hesaplarında birbirine alacaklı-borçlu kalmayacak şekilde muhasebesel işlemleri gerçekleştirmeyi kabul ettikleri, davacı tarafın icra takibine konu alacak tutarı 207.000- TL yazmakta olup, davacının ticari defterlerinde, 05.03.2019 takip tarihi itibariyle 207.000- TL alacaklı olduğu,4721 sayılı TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür". HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vahaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir". Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur hükümleri de göz önüne alındığında denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 207.000,00 TL asıl alacağı olduğunun tespit edildiği , dava dilekçesinde avans faiz oranına göre faiz talebi olması sebebiyle icra takip tarihi (18.07.2019) itibariyle Avans işlemlerinde uygulanan faiz oranına göre hesaplamaya göre 14.929,52 TL faiz talebinde bulunabileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmederek karar verilmiştir..."gerekçesi ile "Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde usule, yasaya ve hukuka aykırı bir şekilde hüküm kurduğunu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, taraflar arasındaki tek ticari ilişkinin ürün alım-satımı olmadığını ifade ettikleri halde Yerel Mahkemenin buna ilişkin dosyaya sundukları diğer sözleşme ve belgeleri incelemeden hüküm kurduğunu, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında, her ne kadar davalı müvekkilinin sözleşmeye konu ürünleri teslim ettiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediğini ve davacıya borçlu olduğunu kabul etmiş ise de, davacının, dava dilekçesinde açık bir şekilde "teslim edilen makineler çalışmamıştır" ifadesini kullanarak sözleşmeye konu ürünleri teslim aldığını ikrar etmiş olup ayıp iddiası ile ilgili TBK ve TTK hükümlerine uygun olarak herhangi bir ayıp ihbarında da bulunmadığını;Tüm bu açıklamaların yanı sıra, taraflar arasında akdedilen Özel Makine İşletme Sözleşmesi m. 6.4'te tarafların cari hesap kayıtlarında alacak-borç kalmayacak şekilde muhasebel işlemleri gerçekleştireceklerinin kararlaştırıldığını, Yerel Mahkemenin bu düzenlemeyi dikkate almaksızın ticari defterler ve kayıtlar üzerinde görünen tutar üzerinden hüküm kurduğunu, Yerel Mahkemenin, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını değerlendirmeden söz konusu raporları hükme esas aldığını, gerekçeli kararında bilirkişi raporlarına itirazlarının nasıl değerlendirdiği yönünde herhangi bir açıklamaya yer vermediğini, taraflar arasında likit bir alacak - borç ilişkisi bulunmadığı halde eksik inceleme ile hüküm kurarak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini ve davalı müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmettiğini, ancak dosyaya sunulan deliller ile bilirkişi raporuna itirazları değerlendirmiş olsaydı taraflar arasında likit bir alacak - borç ilişkisi bulunmadığı ve davalı müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespit edileceğini;Sonuç olarak, Yerel Mahkemenin, dosyaya sundukları delilleri değerlendirmeden, davacının dava dilekçesinde yer alan, ürünleri teslim aldığına ilişkin ikrarı dikkate almadan, davacının yasal mevzuata uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığı hususunu dikkate almadan, tarafların Özel Makine İşletme Sözleşmesi'nde, cari hesap kayıtlarında alacak-borç kalmayacak şekilde muhasebel işlemleri gerçekleştirmeyi kararlaştırdıklarını dikkate almadan, davacının dayandığı sebepsiz zenginleşme iddiasının yasal temelinin bulunmadığını gözetmeden, bilirkişi raporlarına itirazlarını dikkate almadan, söz konusu itirazları nasıl değerlendirdiğini gerekçeli kararında açıklamadan, tesis edilen usule, yasaya ve hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve mevcut deliller dikkate alınarak yürütülecek yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, taraflar arasında İsfanbul AVM içerisinde kendisine tahsis edilen alanda çeşitli oyuncakların işletilmesi konusunda işletme sözleşmesi imzalandığını, ayrıca davalının çeşitli oyun makinelerinin üretimini yaptığını, taraflar arasında bu makinelerin alım satımı ve işletilmesine dayanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalıdan işletme sözleşmesi ve alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu, makine alımı için davalıya iki adet avans çeki verdiğini, davalının ise makineleri teslim etmediğini ve borcunu ödemediğini, başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişkinin salt alım satıma dayanmadığını, davacının, taraflar arasında imzalanan diğer sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğini, işletme sözleşmesinin gereklerine uymadığını, kendisini zarara uğrattığını, teminat senedini iade etmediğini, davacının çeklere dayalı olarak alacak talep edemeyeceğini, davacının hem makinelerin teslim edilmediğini, hem de ayıplı olduklarını iddia edemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 10/01/2019 tarihli ve 36 ay süreli Özel Makine İşletme Sözleşmesi'nin imzalandığı, bu sözleşme ile davacının, İsfanbul AVM'de bulunan kendisine tahsisli alanda, tema park oyuncağı niteliğindeki makineleri bilet karşılığı işleterek gelir elde etmek suretiyle hizmet vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 6. maddesinde özel koşulların düzenlendiği, bu maddede; davacının, bankaya ödediği kredi taksitlerinden, kredi taksitlerinin makinelerin işletilmesinden elde edilecek gelirden ödeneceğinden, aylık net hasılatın kredi taksitlerini ödemede yetersiz kalması halinde, kalan miktarın taraflarca eşit olarak karşılanacağından, davalının kendi payına düşen miktarın karşılığı olmak üzere, davacının talep ettiği makineleri belirlenen birim fiyatlar üzerinden ancak bedelsiz olarak teslim edeceğinden, karşılığında düzenlenecek faturaların davalının ödeyeceği bedelden mahsup edileceğinden, davacının her ay makine bedeli kadar fatura düzenleyerek resmi bakiyeyi sıfırlayacağından, tarafların cari hesaplarında birbirlerine alacaklı-borçlu kalmayacak şekilde muhasebesel işlemleri gerçekleştireceklerinden, taraflar arasında daha önce imzalanmış olan sözleşmelerin bu sözleşme ile feshedildiğinden, davacının kredi ödemelerinin tamamlanmasından sonra, makinelerin mülkiyetinin %50'sini davalıya devredeceğinden bahsedildiği, davalı tarafından sunulan deliller arasında dava dışı ... Hizmetleri A.Ş. ile arasında, davacı ile imzalanan işletme sözleşmesinde geçen makinelerin imal edilerek teslimi konusunda imzalanmış 24/01/2018 tarihli ... Oyuncakları İmalat Ve Satış Sözleşmesi ile yine davalı ile dava dışı ... Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanmış Sözleşme Fesih ve İbra Protokolünün bulunduğu, bu protokol ile 24/01/2018 tarihli ...Oyuncakları İmalat Ve Satış Sözleşmesinin feshedildiği, protokolün 3.7. maddesinde, uygulanma şartı olarak davacı ile dava dışı ...Yatırım ve Kiralama A.Ş. arasında, ilk 2 yıl bedelsiz, üçüncü yıl ise %25 ciro üzerinden belirlenerek kira bedeli ödenmesi şartıyla, İsfanbul Gayrimenkul'den alan kiralaması konulu bir kira sözleşmesinin imzalanmasının kabul edildiği, Mahkemece atanan bilirkişi heyetince, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldığı, düzenlenen raporda, tarafların ticari defterlerine göre aralarında, davacının düzenlediği vadeli çeklere ve davalının düzenlediği faturalara dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, yine davacı tarafından havale ile ödemelerin yapıldığı, davacının kendi ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 207.000 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından, davacının 04/03/2019 tarihli çeklerinin tahsil edilmiş olmasına rağmen 2019 yılında değil, 2020 yılında kayıtlara alındığı, her ne kadar davalının defterlerine göre davacının alacağı 58.250 TL olarak gözükmekte ise de, davalı tarafından bedelleri tahsil edilen ve 2020 yılı defterlerine kaydedilen çeklerle birlikte alacağın 207.000 TL olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesinde; taraflar arasında yalnızca makine alım satımına dayalı bir ticari ilişki olmadığını, aralarındaki ticari ilişkinin sonlanmadığını, sözleşmede birçok makinenin teslimi ve işletmesinin söz konusu olduğunu, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmediğini beyan ederek rapora itiraz ettiği anlaşılmıştır.Yapılan bu tespitlere göre, davacının, davalıdan oyuncak makinesi satın aldığını ve buna karşılık avans çekleri verdiğini, davalının çekler karşılığında makine teslim etmediğini ve bu nedenle cari hesapta alacaklı olduğunu iddia ettiği, tarafların ticari defterlerinde de ticari ilişkinin vadeli çek-fatura ve havale işlemleri ile yürütüldüğü, ticari defterlerdeki tespitlere göre davacı tarafından davalıya verilen iki adet çek bedelinin, davalı tarafından tahsil edildiği ve kayıtlara geç alınması sebebiyle iki tarafın kayıtları arasında farklılık oluştuğu, bu çek bedellerinin kayıtlara alınması neticesinde iki tarafın usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerine göre davacının, takip tarihinde davalıdan 207.000 TL alacaklı olduğu, davacının bu çek bedelleri karşılığında davalının oyuncak makine teslim edeceğini ancak etmediğini iddia etmesi karşısında davalının, makine teslim ettiğine dair bir delil sunmadığı, her ne kadar davalı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin işletme sözleşmesine göre yürütüldüğünü ve davacının sözleşmeye aykırı davrandığını savunmuş ise de, davalı tarafından sözleşmenin yukarıda açıklanan özel şartlarına göre yürütülen bir cari hesap ilişkisinin ortaya konmadığı, sözleşmenin taraflar arasında ne şekilde uygulandığı, 6. maddesinde düzenlenen kredi ödemeleri, işletme sözleşmesi gereği davacının elde ettiği gelir, davalının payına düşen ödeme, bunun karşılığında teslim edilen makine olup olmadığı, davacının ne sebeple sözleşme aykırı davrandığı, cari hesapta görünen alacağın neden kaynaklandığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, sözleşme ve cari hesap kayıtları arasında bir ilişkilendirmenin de yapılmadığı, buna göre davalı tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yalnızca makine alım satımı şeklinde yürütülmediği, sözleşmeye göre bir ticari ilişkinin benimsendiği ve yürütüldüğü, bu kapsamda hesapların henüz kapatılmadığı, davacının hesaplarda alacaklı görünmesinin kendisine makine teslim edilmediği ve gerçekten alacaklı olduğu anlamına gelmeyeceğine yönelik savunmaların ispat edilemediği, bu minvalde Mahkemece davanın kabulüne ve alacak likit ve itirazlar haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.160,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.790,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.370,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.