T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/228 Esas KARAR NO : 2025/1814 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2020/467 Esas- 2022/188 Karar TARİH: 09/03/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/228 Esas KARAR NO : 2025/1814 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2020/467 Esas- 2022/188 Karar TARİH: 09/03/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kurtköy Şubesi ile asıl borçlu ... Et ve Et Mam. San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi/Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davalı borçlunun bu sözleşmeyi müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlu firma ile aralarında davalının da bulunduğu müşterek borçlu-müteselsil kefiller tarafından müvekkili bankadan çekilen kredilerin ödenmediğini, davalıya Beşiktaş 26.Noterliğinin 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap ihtarnamesi keşide edilerek hesap özetinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalı/borçlular hakkında İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ve dayanak belge suretlerinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından vekili aracılığı ile icra dosyasına sunulan dilekçe ile, yetkiye, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun ferilerine itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla davalı/borçlunun İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı/borçludan takip tarihi itibariyle faiziyle 2.146.784,75 TL alacaklı olduklarının tespitine, davalı/borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takipte borçlu olarak Beşyıldız Pazarlamanın göründüğünü, ancak dosyaya sunulan sözleşmeleri ... Et ve Et Mamullerinin imzaladığını, hatta bazılarında ... Et ve Et Mamulleri şirketi borçlu gözükürken, Beşyıldız Pazarlamanın kaşesinin olduğunu, bu davanın dayanağının hangi sözleşme olduğunun belli olmadığını, bu nedenle davacı tarafa dava konusu iddia olunan alacağın dayanağı sözleşmelerin hangi sözleşmeler olduğunun açıklattırılmasını talep ettiklerini, söz konusu sözleşmelerin TBK'nın 583.maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, diğer yandan müvekkilinin gayri nakdi borç sebebi ile sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının dayandığı kefalet sözleşmesinin geçersiz bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin davacı bankaya borcu olmadığını beyanla haksız, kanuna ve hukuka aykırı davanın reddine, hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak davacı taraf takip başlatmakla kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/03/2022 tarih 2020/467 Esas- 2022/188 Karar sayılı kararında;"Dava; kredi sözleşmesi nedeniyle kefil olan davalının icra takibine itirazın iptali istemi olup, Uyuşmazlık; kefaletin geçerli olup olmadığı, alacağın hangi kredi sözleşmesine dayandığı, gayri nakdi borçtan kefilin sorumlu tutulup tutulamayacağı, takip tarihi itibariyle varsa davalının borç tutarı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası celp edilerek incelendiğinde; davacı/alacaklı tarafından, davalı/borçlu aleyhine,*** *** **** nolu kredi/krediler dayanak yapılarak, 2.036.779,86 TL. Asıl alacak, 102.212,30 TL. İşlemiş %28,6 temerrüt faizi, 5.110,62 TL. %5 BSMV toplamı, 2.681,97 TL. İhtarname masrafı olmak üzere toplam 2.146.784,75 TL. Alacağın tahsili için 14/01/2020 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, davalı/borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.İcra dosyasında gayri nakdi kredilerle ilgili herhangi bir talep olmadığı ve ihtiyati haciz kararında herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu kredi sözleşmeleri, kefalet belgeleri, icra dosyası, temerrüt ihtarnameleri celp ve ibraz edilmiş, dosya ile davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Dosya kapsamına göre; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Et ve Et Mamulleri San. ve Tic.A.Ş. arasında 09/07/2015 tarihli 6.000.000,00 TL. limitli ve 15/02/2019 tarihli 5.000.000,00 TL. limitli 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının 09/07/2015 tarihli sözleşmeye 9.000.000,00 TL. limit ile, 15/02/2019 tarihli sözleşmeye ise sözleşme limiti kadar müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu anlaşılmıştır. Bu kredi sözleşmesine göre, dava dışı firma tarafından 23/02/2018 tarihinde 36 ay vade üzerinden 500.000 Euro tutarlı taksitli ticari kredi kullanıldığı anlaşılmıştır. Kredi borcunun ödememesi nedeniyle davacı banka tarafından Beşiktaş 26.Noterliğinin ... yevmiye sayılı, 09/12/2019 tarihli ihtarname ile kredi hesaplarını kat ettiği ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 gün içinde ödenmek üzere süre verdiği anlaşılmıştır. Bu ihtarnamenin 12/12/2019 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, 1 günlük sürenin ilavesi sonucu 14/12/2019 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Borçlu tarafından bu kredi ile ilgili en son 24/06/2019 tarihinde 14.taksidin ödendiği anlaşılmış, bu tarihi itibariyle kalan ana para tutarına %5,40 akdi faiz ve faizin BSMV'si uygulanarak yapılan hesaplamada davacı bankanın takip tarihi itibariyle 2.036.779,86 TL. Asıl alacak, 101.793,73 TL. işlemiş faiz, 5.089,69 TL. BSMV toplamı 2.143.683,28 TL. talep edebileceği anlaşılmıştır. Her kadar davalı taraf kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmüş ise de, kredi sözleşmesinden sonra kullanılan krediler ve ödeme dönemi ile birlikte sonrasında oluşan temerrüt nedeniyle başlatılan takip ve açılan davada kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmiş ve davalı tarafın bu hususa ilişkin inceleme yapılması talebinin son celsede reddine karar verilmiştir.Her ne kadar takip talebinde 2.681,97 TL. ihtarname masrafına ilişkin alacak talebinde de bulunulmuş ise de, bu alacak belgelendirilmemiş olduğundan bu taleple ilgili ve bilirkişi tarafından hesaplanana tutarı geçen diğer alacak talepleri ile ilgili red kararı verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 'Davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu 16.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasınd atakibe itirazının kısmen iptali ile takibin 2.036.779,86 TL. Asıl alacak, 101.793,73 TL. İşlemiş faiz, 5.089,69 TL. BSMV olmak üzere toplam 2.143.683,28 TL. Alacak üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa %28,60 oranında faiz yürütülmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kanunun amir hükmüne aykırı hareket ederek, eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, davaya konu sözleşmedeki kefalet kısmında yer alan yazı ve rakamların müvekkili tarafından yazılmadığını, iddia olunan kefalet bu hali ile Borçlar Kanunu'nun 583.maddesine aykırı olup, müvekkilinin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, dava açılınca dava dilekçesi ile sunulan kefalet beyanı müvekkili tarafından incelendiğinde, kefalete ilişkin kısımların davacı banka tarafından sonradan doldurulduğunun görüldüğünü;Oysa Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesine yer verildiğini, kefalet azami miktarı, kefalet tarihi, müteselsil ifadesi ve diğer tüm yazıların müvekkiline ait olmadığını, bu hali ile söz konusu kefalet Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine aykırı olup geçersiz bir kefalet olduğunu, davacının kanunen gerekli olmayan kefalet sözleşmesine dayanarak müvekkilinden hak talebinde bulunamayacağını, kanunun emredici hükmü karşısında Yerel mahkemenin müvekkilinin kefaletin geçersizliği ileri sürmesini hakkın kötüye kullanılması olarak görerek, davanın kısmen kabulüne karar vermesinin, kanunun emredici hükmüne ve Yüksek Mahkeme kararlarına açıkça aykırı olduğunu;Öte yandan, Yerel mahkemenin müvekkilinin hakkını kötüye kullandığını kabul ile itirazları doğrultusunda inceleme taleplerini reddetmesinin ve bu gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı bir gerekçe olduğunu, davaya konu kefalet sözleşmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin böyle bir kefalet vermediğini ve söz konusu kefalet sözleşmesindeki yazıları ve rakamları dava ile gördüğü anda itiraz ettiğini, müvekkilinin, asıl borçlu şirketin yetkilisi olarak davacı banka yetkilisinin genel kredi sözleşmesine gösterdiği yerlere imza attığını ve davacı bankanın iflas eden asıl borçludan tahsilat yapamayacağını anlayınca sözleşmedeki tüm kısımları ve kefalet kısımlarını doldurduğunu;Dava konusu kredi ilişkisinde kredi kullandıran davacı bankanın, kredi müşterisi olan iflas eden asıl borçlu şirket ve kefalet verdiği iddia edilen müvekkili karşısında güçlü konumda olduğunu ve TTK'nın 22. maddesi uyarınca basiretli işadamı ( tacir ) gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, zira kredi kullandırıp kullandırmamanın tamamen davacı bankanın inisiyatifinde olduğunu, dolayısıyla davacı bankanın, davalının kefaletinin geçerliliğinin kanundaki düzenleme çerçevesinde, kefil olan kişinin kendi el yazısına bağlı olduğunu bilecek durumda olduğunu, TBK'nın 583. maddesindeki geçerlilik şartına rağmen müvekkilinin el yazısına gerek görmeden kredi kullandıranın davacı banka olduğunu, güçlü konumda olan davacı bankanın asıl borçlu iflas edince bu gücünü kullanarak, kanuna aykırı bir şekilde kefalet beyanını kısmını doldurduğunu ve hak iddia ettiğini, Yerel mahkemenin tüm bu hususları görmezden gelerek, müvekkilinin kefaletin geçersizliğini ileri sürmesini hakkın kötüye kullanılması olarak görmesinin silahların eşitliği ilkesine de açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin kefalet vermediğini, kefaletin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacının hakkında haksız takibe geçmesi üzerine borçlu olmadığını ileri sürdüğünü ve itirazını yaptığını, sözleşmeyi inceleyen müvekkilinin yazıların ve rakamların kendi eli ile yazılmadığını gördüğünü, basiretli tacir davacı bankanın kanuna açıkça aykırı olan sözleşmeye dayanarak hak iddia etmesi ve Yerel Mahkemenin de bu haksızlığa karşı müvekkilinin itirazlarını görmezden gelmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, Yerel mahkemenin itirazları doğrultusunda rapor almadan eksik inceleme ve hukuka aykırı gerekçe ile kurduğu kararın kaldırılması gerektiğini;Sonuç olarak; davacı bankanın huzurdaki davayı iddia ettiği kefalete dayanarak açtığını, bu kefaletin şekle aykırı olduğunu, bir kefalet sözleşmesindeki şekle aykırılık, esaslı bir noktada ise, sözleşmenin de tamamen hükümsüz kalacağını ve kefilden hiçbir suretle ifasının talep edilemeyeceğini, bu durumun, kefil şekle aykırılığı ileri sürmese ya da belli bir süre sonra ileri sürse dahi, hâkim tarafından dikkate alındığını ve hakkın kötüye kullanılması olarak düşünülemeyeceğini, müvekkili davacının iddia ettiği gibi bir kefalet vermediğini, davaya konu sözleşmenin gerekçeli kararda da ifade edildiği üzere TBK'nın 583. maddesine açıkça aykırı olduğunu, tüm bu gerçekler karşısında Yerel mahkemece güçlü konumdaki bankaca kanuna aykırı alınan kefalet göz ardı edilerek, bunu ileri süren müvekkili kötüniyetli olarak görülerek davanın kabulü kararını kabul etmediklerini; Ayrıca takibe dayanak denilen sözleşme numarasının 510001231 oalrak gözüktüğünü, dava dilekçesi ekinde olan genel kredi sözleşmesinde ise farklı numara yazdığını, cevap dilekçesinde bu hususun ileri sürüldüğünü ancak Yerel mahkemece davacı bankaya açıklama yaptırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığı yönündeki savunmamaları saklı kalmak kaydı ile, kefalet asıl borca bağlı olduğu için öncelikle asıl borçlunun davacı bankaya borcu olup olmadığının tespiti gerektiğini, asıl borçlu şirketin iflas ettiğini, sadece davacı bankanın kayıtlarına itibar edilmesinin hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kaldı ki sadece davacı banka kayıtlarının esas alınması ile davanın bu kayıtlara göre kabul edilmesinin alacağın likit olmadığını gösterdiğini, bu hali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu;Öte yandan müvekkilinin borçlu olduğu anlamına gelmemek ile birlikte istenilen faiz ve bu suretle hüküm altına alınan faiz de fahiş ve hakkaniyete açıkça aykırı olup, kararın bu açıdan da kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/467 E ,2022/188 sayılı davanın kısmen kabulüne dair karanın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, dava dışı ... Et ve Et Mamulleri San. Ve Tic. A.Ş. ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmelerini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, dava dışı borçluya sözleşmelere istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmediğini, bu nedenle dava konusu icra takibinin yapıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacının alacağını dayandırdığı sözleşmenin hangi sözleşme olduğunun belirsiz olduğunu, genel kredi sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, gayri nakdi alacaktan sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile, davalı tarafın, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzaların kendisine ait olmadığı yönündeki beyanının borçtan kurtulmak gayesiyle ileri sürmüş olduğunu, davalının asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı ve ortağı olduğunu, borçlu şirket adına 3. kişilerle şirketi bağlayıcı sözleşmeleri yapma konusunda tam ehliyet sahibi olmakla birlikte, şirket adına teminat olarak kefaletini sunmasının da hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleştiğini beyan etmiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Kefalet sözleşmesi için Kanun'da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliğindedir. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun'da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa 6098 sayılı TBK'nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olur. Söz konusu hükümsüzlüğün ise hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda dosya kapsamından; davacı banka ile dava dışı ... Et ve Et Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. arasında 09/07/2015 tarihli-6.000.000 TL limitli ve 15/02/2019 tarihli-5.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalının 09/07/2015 tarihli sözleşmeye 9.000.000 TL limitle, 15/02/2019 tarihli sözleşmeye ise 5.000.000 TL limit ile müşterek müteselsil kefil olduğu, kefaletin şeklen aranan şartları karşıladığı ancak davalının kefalete ilişkin yazıların kendisine ait olmadığını iddia ettiği, dava dışı şirkete 23/02/2018 tarihinde, 36 ay vadeli olmak üzere 500.000 Euro tutarlı ticari kredi kullandırıldığı ve kredinin 14 taksidinin süresinde ödendiği, 15. taksidin süresinde ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesapların kat edildiği ve dava dışı asıl borçlu ile davalıya kat ihtarnamesinin gönderildiği, davalının 14/12/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarının incelenmesi ile, dava dışı asıl borçlu şirketin limited şirket olarak kurulduğu ve şirket esas sözleşmesi ile davalının şirket müdürü olarak atandığı, 2012 yılından 19/06/2019 tarihine kadar da şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirket yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. Yapılan tespit ve açıklanan yasal düzenlemelere göre; her ne kadar davalının kefalete ilişkin yazıları kendi el yazısı ile yazmamış olması halinde kefalet sözleşmesinin geçersizliği söz konusu olacağından Mahkemece davalının bu savunması kapsamında yazıların davalının eli ürünü olup olmadığına dair inceleme yapılması gerekir ise de; davacı tarafça, davalının, dava dışı şirketin yöneticisi ve ortağı olduğu, şirket adına sözleşme yaptığı ve sözleşmeye kefil olduğu, kefaletinin geçersizliğini ileri sürmekte kötü niyetli olduğu iddia edilmiş olup, davalının 09/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesini, şirketin yetkili temsilcisi olarak imzaladığı ve genel kredi sözleşmesinden ayrı şekilde düzenlenen kefalet sözleşmesindeki imzasını da inkar etmediği, yönetim kurulu başkanı ve yetkili temsilcisi olduğu şirkete kendisinin kefaleti ile kredi kullandırıldığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi, kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra kullandırılan taksitli ticari kredinin 14. taksidine kadar ödemelerin yapılması, 15/02/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinde de aynı şekilde kefaletinin görünmesi ve imzasına itiraz etmemiş olmasına rağmen, hesaplar kat edildikten ve icra takibi yapıldıktan sonra kefalet yazılarının kendisine ait olmadığından bahisle kefaletin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kanaatine varılmakla Mahkemece, kefalet sözleşmesinin geçerli sayılması ve yazı incelemesi yapılmaması usul ve yasaya uygun görülmüş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Davacı banka tarafından dava dilekçesinde herhangi bir sözleşme numarası belirtilmemekle birlikte her iki kredi sözleşmesi de dava dilekçesine eklenmiş ve dava dışı şirkete 23/02/2018 tarihinde taksitli ticari kredi kullandırılmış olduğundan, alacağın 09/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır. Mahkemece, davacı vekiline, alacağın hangi kredi sözleşmesine dayandığına dair bir açıklama yaptırılmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı, dava konusu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamış olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesi uyarınca, davacı bankanın asıl borçluya karşı icra takibi başlatmadan ya da alacağı güvence altına almak için verilmiş olan taşınmaz rehnini paraya çevirmeden önce müteselsil kefile karşı icra takibi başlatması mümkün olduğu gibi, davacı bankanın kayıtlarının aksine, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından borcun ödendiğine dair bir delil de sunulmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ile alacak her iki taraf için de likit ve itiraz haksız olduğundan, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğine dair istinaf sebebi haksız bulunmuş, öte yandan davalı tarafça cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmiş olmasına rağmen, davanın reddolunan kısmı yönünden kötü niyet tazminatı hakkında olumlu/olumsuz karar verilmemiş olması usule aykırı olmuş ise de, davalı tarafça bu hususta bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden karar kaldırımamıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 146.435,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 36.628,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 109.806,08 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, osya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.