11. Hukuk Dairesi 2008/12616 E. , 2010/7756 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.12.2007 tarih ve 2007/291-2007/441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avu…
**11. Hukuk Dairesi 2008/12616 E. , 2010/7756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.12.2007 tarih ve 2007/291-2007/441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,davalı şirketin müvekkili şirketten tahsil ettiği parayı geri ödemediğini,müvekkilince davalı şirket aleyhine Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın davacı lehine sonuçlandığını,yabancı mahkeme kararının 29.06.2006 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek Almanya Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesinin 12 0 484/05 numaralı kararının ve masraflara ilişkin ek kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,yabancı mahkemenin davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesini tebliğ etmediği ve kanunlara aykırı biçimde gıyap kararı tesis ettiği,müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiği,gerekçesi olan mahkeme kararının davalıya tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği,davacının müvekkili şirketin ortağı olup kararın TTK’nun 329.ve 405.maddelerine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece,iddia,savunma ve dosya kapsamına göre ,yurt dışı tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanununun 25-28 ve Tebligat Tüzüğünün 36-47..maddeleri uyarınca ikili veya çok taraflı sözleşmeler ile Uluslar arası Adli Yardımlaşma Kurallarına göre yapıldığı,7201 sayılı Kanunun 25/3,Tebligat Tüzüğünün 36/1.maddeleri uyarınca evrakın tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu Bakanlık aracılığı ile Dışişleri Bakanlığına,oradan da o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilmek suretiyle yapılacağının öngörüldüğü,1965 tarihli Lahey Sözleşmesine Türkiye ve Almanya’nın taraf olup Türkiye yönünden bu sözleşmenin 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği ,doğrudan posta yoluyla tebligata ilişkin sözleşmenin 10.maddesine Türkiye’nin çekince koyması nedeniyle Türkiye açısından doğrudan posta yolu ile tebligat hükmünün uygulanamayacağı,Alman Mahkemesinin gıyapta verdiği dava ve tenfize konu kararın doğrudan posta yoluyla tebliğ yoluyla gidilmesinin davalının savunma hakkını kısıtladığı ,esasen MÖHUK’un 38-c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı da olduğu ,kaldı ki MÖHUK’un 34.maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. ./..