11. Hukuk Dairesi 2011/14731 E. , 2012/20815 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2010/327-2011/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2011/14731 E. , 2012/20815 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2010/327-2011/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 05.09.2009 tarihli Hizmet Sözleşmesi ile, müvekkilinin davalı sağlık kurumunda Göz Hastalıkları Bölümünü kurup işletmek, karşılığında da davalının cirosunun % 75'ini almak üzere anlaşıldığını, ancak Sağlık Bakanlığı'nın hastane ve tıp merkezlerinin hizmet alımlarına çeşitli sınırlamalar getirmesi, uymayanlar hakkında yaptırım öngörmesi ve işyerinden ayrılan bir personelin tarafları Sağlık Bakanlığı'na şikayet edeceğini bildirmesi nedeniyle, sözleşmenin tarafların karşılıklı rızalarıyla feshedildiğini, buna rağmen sözleşmenin aynı şartlarla ve sözlü olarak yapılıp uygulandığını, davalının ödemelerini düzenli yapmaması nedeniyle anlaşmanın 01.05.2010 tarihinde sona erdirildiğini, müvekkilinin Şubat, Mart, Nisan aylarında göz bölümü için SGK'ya kesilen fatura tutarlarının % 75'i olan toplam 164.791,00 TL davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 30.11.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının ceza almasını önlemek amacıyla hataen imzaladığı 19.09.2009 tarihli fesih sözleşmesinin irade fesadı nedeniyle iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, 05.09.2009 tarihli sözleşmenin 19.09.2009 tarihli yazılı sözleşme ile feshedildiğini, davacı şirket yetkilisi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. ...'in fesih tarihinden sonra, müvekkiline ait tıp merkezinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğini ve çalışmasının karşılığın ödendiğini, ancak 30.04.2010 tarihinde iş ve sosyal güvenlik mevzuatına aykırı olarak işi bıraktığını, bu nedenle müvekkilinin kazanç ve itibar kaybına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra müvekkilinin feshedilen sözleşmeyi uygulama niyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar ıslah dilekçesiyle fesih sözleşmesinin iptali talep edilmişse de, feshin geçersizliği talebinin zaten asıl dava içeriğinde bulunduğu, dava değerine göre, sözleşmenin fesih sonrası devam edeceğine ilişkin anlaşmanın HUMK'nın 288. maddesi gereğince yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, davalının muvafakat etmemesi nedeniyle davacının gösterdiği tanıkların dinlenmediği, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak kendi lehine hak yaratamayacağı gibi, konusu itibari ile yasaya aykırı bir sözleşmeye dayanılarak da hak iddia edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak, davacı taraf sözleşmenin feshine dair 19.09.2009 tarihli akdin imzalanmasından sonra davalı tarafa hizmet vermeye devam ettiğini iddia ettiğine göre, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 22/2. maddesi hükmü uyarınca, bu hususta tarafların bildirdikleri deliller toplanıp değerlendirilmek suretiyle, gerçekte böyle bir hizmetin mevcut olup olmadığı ve bu hizmetin karşılığı davacının uygun bir ücret istemeye hakkının bulunup bulunmadığı hususlarına değinilmeksizin, sadece taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği görüşüyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.