11. Hukuk Dairesi 2023/6324 E. , 2024/7782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1206 Esas, 2023/1127 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/296 E., 2021/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâ
**11. Hukuk Dairesi 2023/6324 E. , 2024/7782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1206 Esas, 2023/1127 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/296 E., 2021/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/103562 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile resen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin “non-invasive” sıcaklık ölçüm araçlarında öncü firma olduğunu, ... web sitesinin müvekkiline ait bulunduğunu ve 2001 yılından beri aktif olduğunu, ... ibaresinin tanımlayıcı olmadığını, başvurunun “beşeri ve tıbbi kullanım için tıbbi cihazlar yani kızıl ötesi radyasyon termometreleri” bakımından ayırt edici olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin Türkiye’deki temsilcileri aracılığıyla satış yapıyor olması nedeniyle markasının ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... markasının ayırt edicilik kazandığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, temporal ibaresinin, insanın başının iki yanındaki bölgeye verilen isim olduğunu, scanner kelimesinin tarayıcı anlamına geldiğini, ... ibaresinin tanımlayıcı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, “...” ibaresinin iştigal konusu 10. sınıftaki emtia açısından 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri anlamında ayırt ediciliğinin olmadığı, tasviri olduğu, dosya içindeki bilgi ve belgelerin davacının Türkiye'de anılan ibareyi yoğun bir şekilde kullanarak ibareye davacının markası olarak algılanmasını sağlayacak ayırt edicilik kazandırdığı kanaatini oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından "..." ibaresi için 10. sınıf mal ve hizmetler yönünden marka başvurusunda bulunulduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere tıp terminolojisinde temporal kelimesinin "beynin iki yanındaki bölge"yi tanımladığı, scanner kelimesinin hastalığın teşhisi için "tarama, tarayan, tarayıcı" anlamlarına geldiği, 10. sınıftaki bir tıbbi cihazın üzerinde “...” ibaresinin kullanılmasının cihazın işlevi, karakteri, fonksiyonu, özelliği hakkında kullanıcıya doğrudan mesaj vereceği, bu nedenle “...” ibaresinin tüketicilerce marka olarak algılanmasının, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, başka işletmelere ait mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlamasının mümkün olmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı gibi başvurunun reddedildiği hizmetler yönünden aynı maddenin (c) bendi uyarınca tanımlayıcı da olduğu, dava konu ibarenin başka ülkelerde tescilli olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının, davacının markası olarak tanındığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.