11. Hukuk Dairesi 2010/6343 E. , 2010/6816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2006/281-2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm be
**11. Hukuk Dairesi 2010/6343 E. , 2010/6816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2006/281-2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu,17.06.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağan genel kurul toplantısına çağrıldığını, hazurun cetvelinde adına yer verildiğini, ancak daha sonraki genel kurullara çağrılmadığını, ortaklıktan istifa etmedikleri halde 18.05.2002 tarihli genel kurulda gıyaplarında müvekkili dahil 48 ortağın istifalarının kabul edildiği yönünde karar alındığını, müvekkiline usulünce yapılmış ihtar bulunmadığını, yasal olmayan şekilde ortaklıktan çıkarılmasından müvekkilinin 29.04.2006 tarihli genel kurula kadar haberi olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin ortaklığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, genel kurul kararı ile ortak sayısının 30 ile sınırlandırıldığını, davacının dayandığı yönetim kurulu kararının toplantı ve karar nisabına uyulmadan iki kişi ile alındığını, davacının parasal edimini de yerine getirmediğini bu nedenle ortaklık sıfatı kazanmadığını, yönetim kurulu kararında adları geçen kişilerin dava dışı Evre Konut Yapı Kooperatifi’nin ortağı olduklarını, ödemelerini o kooperatife yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif anasözleşmesinin 45 maddesinde, yönetim kurulunun en az yarıdan fazla üyenin katılımı ile toplanacağı, kararların ise toplantıya katılanların çoğunluğu ile alınacağının düzenlendiği, 07.11.2001 tarihli yönetim kurulu kararının iki üyenin katılımıyla alınması nedeniyle geçersizliğinden bahsedilemeyeceği, davacının 17.06.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı genel kuruluna çağrılması ve hazırun cetvelinde adına yer verilmesinin kooperatife ortak olarak alındığını gösterdiği, Kooperatifler Kanunu’nun 10. ve devamı maddelerinde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma halleri ve prosedürü sayılmış olup somut olayda bunların gerçekleşmediği, davacının ortak olarak kabul edildiği ve ortaklığının devam ettiği, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 1163 sayılı Yasa’nın 98. maddesi delaletiyle kooperatifler hakkında da uygulanması gereken TTK’nun 312. maddesi uyarınca 3 kişilik yönetim kurulunun 3 kişi iletoplanması gerekmesine karşın mahkemece 2 kişi ile alınan yönetim kurulu kararının geçerli olduğuna ilişkin gerekçeye itibar olunamaz ise de dava konusu olayda davacı, davalı kooperatifin 17.06.2001 tarihli genel kurul toplantısına çağrılmış ve hazırun cetvelinde davacının ismine yer verilmiştir. Yönetim kurulu kararı geçersiz olsa bile bu suretle ortaklığın zımnen gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Her şeyden önemlisi de daha sonra yapılan 18.05.2002 tarihli genel kurulda davacının istifasının kabulüne karar verilmiş bulunduğundan ve ortak olmayan bir kişinin istifasının da söz konusu olması mümkün bulunmadığından davacının ortak olduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararı neticesi itibariyle doğrudur. İspat külfeti kendisinde bulunduğu halde davalı kooperatif, davacının istifasını kanıtlayamamıştır.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.