T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2381 - 2026/1070 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2381 KARAR NO : 2026/1070 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2381 - 2026/1070 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2381 KARAR NO : 2026/1070 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... 2- ... 3- ... DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 06/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 2011 doğumlu kızları ...'ün, davalılardan sürücü ...'nın kullandığı ... plaka sayılı kamyonetin çarpması sonucu ... tarihinde hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, davalılardan ...'nın kazaya karışan ... plaka sayılı kamyonetin maliki olduğunu, davalılardan ....'nin ise kazaya karışan aracı ZMMS ile sigortalayan sigorta şirketi olduğunu, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü olaydan sonra kaza yerini terk ettiğinden kusur dağılımı yapılamadığını, kaza ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... hazırlık numarası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkillerinin küçük kızlarının 30 gün koma halinde yattığını, yapılan müdahaleler ve ameliyatlar sonucu sakat olarak hayatta kaldığını, kalıcı sakatlıkları ve estetik bozukluğunu hayatı boyunca yaşayacağını, müvekkilinin çok büyük acı ve elem yaşadığını, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nun 107. maddesi gereğince şimdilik davacı ... için 10.000 TL sürekli sakatlıktan kaynaklanan maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren davalı ... ve ...'dan, davalı .... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerinin yaşamış olduğu acıların kısmen telafisi için ... için 30.000 TL manevi tazminat , ... için 15.000 TL, ... için 15.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... (...) Vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinde ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin sorumluğunun poliçe limitleri, poliçe vadesi sigortalının kusuru arından sınırlı olduğunu, davacının dava konusu kaza sebebiyle müvekkili şirkete her hangi bir müracaatı olmadığını, dava dilekçesinin tebliğ ile haberdar olduklarını, davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini beyan etmiştir. DAİREMİZCE VERİLEN ... TARİHLİ KARAR: Mahkemece ... Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kuruldan olay tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ) hükümlerine uygun olarak trafik kazası nedeni ile davacıda meydana gelen kalıcı iş göremezliğin olup olmadığı varsa oranı hususunda iki rapor arasındaki çelişkileri giderecek şekilde yeniden rapor alınması, raporda maluliyetin olmadığının anlaşılması halinde dahi davacı lehine usuli kazanılmış hak olan % 2,1 maluliyet oranı üzerinde davacının talep edebileceği tazminatın ve manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, maddi tazminat talebi yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile; 49.478,15 TL kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti 268.000 TL dahilinde) temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebi yönünden davacı ...'ün davalılar ... ve ... aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e verilmesine, ...'ün davalılar ... ve ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının feragat sebebiyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili; hem ilk rapor hem ikinci rapor hem de üst kurul raporunun aynı yönetmeliğe rağmen farklı oranlar belirtmesinin sebebinin davacının büyüme çağında olmasından kaynaklandığını ve kas iskelet sistemi yaralanmalarında büyümenin devam etmesinden dolayı sürekli engellilik oranını tayin edilemeyecek, bu dönemde süreli engellilik oranı tayin edilebilecek olup bu nedenle de ... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ... tarih ve ... sayılı raporunda belirtilen oranın süreli olduğunu, böylece ilk raporun sürekli nitelikte olmadığından hüküm kurmaya elverişli olmadığını, temerrüt tarihi olarak ... tarihinin belirlenmesi ve bu tarihten itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi yönünden faize hükmedilebilmesi için temerrütün oluşması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının daimi iş göremezlik maluliyetinden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Maluliyet raporu yönünden yapılan incelemede; Mahkemece davacının maluliyetine ilişkin olarak ... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ... tarihinde maluliyet raporu aldırılmış, söz konusu rapor Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş, maluliyet oranı % 2,1 olarak belirlenmiştir. Bu rapora davalı vekili itiraz etmemiş, davacı vekilinin itirazı üzerine ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan ... tarihli maluliyet raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlendiği, maluliyet oranın bulunmadığı, iyileşme süresinin ise 3 ay olduğu belirlenmiştir. Ancak Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği üzere; olay tarihinin ... tarihi olması sebebiyle raporun Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği olmazsa, Çalışma Gücü ... Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş olması gerektiğinden ve her iki raporun da aynı yönetmeliğe göre düzenlenmiş olmasına rağmen aralarında çelişkinin bulunduğu anlaşılmakla çelişkilerin giderilmesi için dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna gönderilerek rapor alındığı; ATK 2. Üst Kurulun ... tarih ... sayılı raporunda davacının "03.08.2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri yönetmenliği ile bu yönetmenlik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğundan; Kişinin maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu; İyileşme (iş göremezlik) süresinin 3 (üç)aya kadar uzayabileceği " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Her ne kadar ATK Üst Kurul raporunda davacının daimi maluliyetinin bulunmadığı bildirilmiş ise de; ilk alınan raporlara davalılar itiraz etmediğinden ilk raporda belirlenen maluliyet oranı üzerinden itiraz etmeyen bu davalılar yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğundan, davacı lehine usuli kazanılmış hak olan % 2,1 maluliyet oranı üzerinden tazminat hesabı yapılması için dosya aktüerya bilirkişiye gönderilmiş ve bilirkişi raporu dosya arasına alınmış teknik verilere, usul ve yasaya uygun bulunan bu rapor hükme esas alınarak rapordaki miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması yerindedir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı kararı, ... Esas - ... Karar, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı) Bu nedenle Davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Faizin başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Davacı davadan önce sigorta şirketine başvurmamış olduğundan davalı sigorta şirketi dava tarihi olan ... tarihinde temerrüde düşürülmüştür. Mahkemece usul ve yasaya uygun olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin dava tarihi olan ... tarihinden itibaren faiz hükmedildiğinden bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı sigorta şirketinden alınması gereken 3.379,85 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 844,96 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 2.534,89 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.06/04/2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır Karşı Oy ŞERHİ Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından davalının istinaf başvurusunun maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş ise de; davacı mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde 2014 yılında gerçekleşen trafik kazası nedeni ile yaralandığını ve malul kaldığını belirterek kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat isteminde bulunmuştur. Bilindiği üzere Yargıtay 4.Hukuk dairesinin yerleşik içtihatlarına göre kalıcı maluliyet zararlarına ilişkin kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Mahkemesince ilk olarak ... ATK Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ... günlü maluliyet raporuna göre davacıda kazaya bağlı olarak %2,1 oranında maluliyetin oluştuğu tespit edilmiştir. Akabinde yargılamanın devamı sırasında bu kez ATK 2.İhtisas Kurulunun ... günlü maluliyet raporu alınmış olup bu kez davacının kaza tarihinde geçerli olan yönetmeliğe göre maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ilk olarak ... günlü verilen karar ile maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dairemizce dosyamızdaki maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile 353/1-A6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece dosya arasındaki maluliyet raporlarının kaldırılması amacıyla ATK 2.Üst Kurulundan alınan ... günlü sağlık kurulu raporunda ise dosyamız davacısının kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre kaza ile illiyet bağı kurulacak şekilde kalıcı maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Şu halde dosya arasındaki sağlık kurulu raporları arasındaki çelişki giderilmiş ve davacının kaza ile bağlantılı olacak şekilde kalıcı iş göremezliğinin bulunmadığı belirlenmiştir. Davacının kaza ile bağlantılı olacak şekilde bir kalıcı iş göremezliğinin bulunmadığı belirlendiğine söz konusu maddi tazminat isteminin reddine karar vermek gereklidir. Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından mahkemece ilk olarak alınan ... günlü maluliyet raporuna davalı sigorta şirketinin süresi içerisinde itiraz etmemiş olması nedeniyle bu rapor ile belirlenen %2,1 oranındaki maluliyet oranının davacı lehine kesinleştiğinin kabul edilmesi doğru değildir. Zira Anayasa Mahkemesinin ..., ... kararında "52. Diğer yandan Mahkeme, somut davada usuli kazanılmış hak kavramını uygularken değerlendirmesini başvurucuların ilk bilirkişi raporuna itiraz etmediği olgusuna dayandırmıştır. Bu itibarla mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesinde 6100 sayılı Kanun'un bilirkişi raporuna itiraz müessesesini düzenleyen 281. maddesinin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. 55. Gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde söz konusu kanun hükmü ile bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz etmeyen tarafın artık rapora itiraz etme imkânını yitireceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Buna karşılık anılan hükmün usule ilişkin bir işlem olan bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi hâline, rapora itiraz etmeyen tarafın maddi hukuka yönelik bir hakkını sona erdirecek ya da diğer taraf lehine bu nitelikte bir hakkın doğmasına yol açacak biçimde sonuç bağladığı söylenemez. Başka bir anlatımla bilirkişi raporuna itiraz biçimindeki usul işleminin yapılmamasının ortadan kaldırabileceği tek hak, yine usuli bir hak olan rapora itiraz etme hakkıdır. Nitekim Kanun’un 94. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da ifade edildiği üzere tarafın kesin süre içinde yapması gereken bir işlemi süresi içinde yapmaması sadece o işlemi yapma hakkını ortadan kaldırabilir. Aksi yöndeki kabul Kanun’un 281. maddesinin (3) numaralı fıkrasının mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği biçimindeki hükmünü anlamsız ve işlevsiz kılacağı gibi Kanun’un kendi hükümleri arasında da çelişki oluşturacaktır. Dolayısıyla bilirkişi raporuna itirazla ilgili anılan usul kuralından bir tarafın alacağını talep edemeyeceği anlamının çıkarılması, kuralın öngörülemez biçimde yorumlanması suretiyle ulaşılan bir sonuç olacaktır. 56. Bu itibarla Kanun'un bilirkişi raporuna itiraz müessesesiyle ilgili söz konusu hükmünün, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesine karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluşturma sonucunu bağladığı biçimindeki bir yorumun anılan hükme yönelik öngörülebilir bir yorum olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla yargılama sırasında alınan ilk bilirkişi raporuna itiraz edilmediği için talep miktarının bu raporda hesaplanandan fazla olan kısmının davalı lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin söz konusu müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı görülmektedir." Şeklindeki gerekçe ile yargılamanın devamı sırasında dosyada mahkemece alınan bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edilmemiş olmasının taraflar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı zira bu yorumun kanuni bir dayanağının bulunmadığı belirtilmiştir. Şu halde 6100 sayılı HMK bilirkişi raporuna karşı süresi içinde itiraz edilmemiş olmasına ilişkin olarak herhangi bir yaptırım kanun hükmü bulunmamaktadır. Bu şekilde 6100 sayılı HMK'da olmayan bir kanun hükmünden kaynaklı olarak bilirkişi raporuna itiraz edilmediği gerekçesi ile (davacının kalıcı sakatlığının bulunmamasına rağmen) sırf davalı yan süresi içinde itiraz etmediği gerekçesi ile davalı aleyhine tazminat kararı verilmesi hatalıdır. Bu kapsamda davalıların bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olmaları diğer taraf aleyhine kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Dosya içerisinde belirlenen somut gerçek delil durumuna göre davacının davaya konu kaza nedeniyle kalıcı iş göremezliğinin bulunmadığı ATK 2.Üst Kurulundan alınan ... günlü sağlık kurulu raporu ile kesinleşmiştir. Kalıcı iş göremezlikten kaynaklı talep edilen maddi tazminat isteminin kalıcı iş göremezliğin bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerektiği halde hatalı gerekçe ile istemin kabulü doğru olmamıştır. Bu nedenle dairemizin maddi tazminata ilişkin kararına iştirak etmemekteyim. Başkan e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.