11. Hukuk Dairesi 2012/19094 E. , 2013/2629 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2012 gün ve 2010/421 esas sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden (davalı) vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin bir aile şirketi niteliği taşıyan davalı ... Holding A.Ş.'de pay sahibi olduklarını, müvekkilleri…
**11. Hukuk Dairesi 2012/19094 E. , 2013/2629 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2012 gün ve 2010/421 esas sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden (davalı) vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin bir aile şirketi niteliği taşıyan davalı ... Holding A.Ş.'de pay sahibi olduklarını, müvekkillerinin murisi ... Uzel'in ölümünün ardından, anonim ortaklığın en az beş kişi tarafından kurulacağından muvazaalı olarak yavru ortak Uzel Sınai Yatırım A.Ş.'nin pay sahibi olarak gösterildiğini, bu sırada ortaklar arasında uyuşmazlığın çıktığını ve müvekkillerinin yönetimden uzaklaştırıldığını, Uzel Holding A.Ş.'nin 600.000 adet payının, sahibi olmadığı halde Uzel Sınai Yatırım A.Ş. tarafından davalı ...'na aktarıldığını ileri sürerek, davalı vakfa geçmiş gösterilen pay devrinin geçersizliği ve muarazaanın giderilmesini, davalı ... genel kurulunda oy hakkından yoksun olduğu ile davalı holdingin yönetim organının bulunmadığının tespitini, davalılar İ. Önder Uzel ve ...'in yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak şirkete verdikleri zarardan şimdilik 500.000.00 TL'nin davalılardan faiziyle birlikte tahsilini, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....03.2007 gün ve 2007/83 D.İş Esas sayılı kararı ile verilen davalı vakfa geçmiş gösterilen paylardan kaynaklı oy hakkının Uzel Holding A.Ş. genel kurullarında kullanımının engellenmesine, davalılar ... ve ...'in yönetim yetkilerinin kaldırılarak davalı holdingi idare ve temsil yetkisinin yeminli mali müşavire kayyım olarak verilmesine ve kayyıma şirketi genel kurula davet ve ticaret sicilinde gerekli işlemleri yapma yetkisinin de verilmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının devamını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını savunmuşlardır. Mahkemece, davalılar vekilinin reddi hakim talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği, bu nedenle dosyada herhangi bir işlem yapılamayacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebin karar kesinleştikten sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati tedbire itiraz eden/davalı vekili temyiz etmiştir. İstem, asıl dava dosyasında yapılan yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkindir. İhtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği gibi (HMK. m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilecektir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Gerekçede de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz hakkında verilen karar temyiz edilemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, davalının ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği ve daha önceki tarihlerde itirazın reddedildiği dikkat alındığında, yeni bir delil sunularak ve koşulların değiştiği bildirilerek ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair mahkemece verilen ara kararın temyizi mümkün değildir. HUMK'nun 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden davalı açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ...-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden davalı/ ihtiyati tedbir kararına itiraz eden vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı/ihtiyati tedbir kararına itiraz eden vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, alınmadığı anlaşılan ...,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.