11. Hukuk Dairesi 2012/10460 E. , 2013/9465 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ermenek Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/02/2012 tarih ve 2011/162-2012/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belg
**11. Hukuk Dairesi 2012/10460 E. , 2013/9465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ermenek Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/02/2012 tarih ve 2011/162-2012/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin minibüsü ile yolcu taşımacılığı yaptığını, davalının ise özel bir rehabilitasyon kuruluşunun işlerini takip ettiğini, engelli çocukların sağlık raporunun alınması için Karaman’a gitmeleri gerektiğini, davalının söz konusu sağlık kuruluşu ile anlaştığını ücreti bu kuruluştan alacağını söyleyerek hastaların Karaman’a götürülüp getirilmesi için davalı ile 1.800,00 TL’ye anlaştıklarını, gidiş geliş sırasında davalıya 220,00 TL elden verildiğini ve yolcuların 30,00 TL yemek bedelini davalı adına ödediğini, davalının bu meblağları ödeyeceğini beyan etmesine rağmen ödemediğini, aleyhinde başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacı ile engelli çocukların taşınması konusunda bir anlaşması bulunmadığını, rehabilitasyon merkezinde gönüllü olarak çalıştığını, kendi çocuğu da engelli olduğu için çocuklar bir yere gideceğinde ailelerin isteği ile başlarında gittiğini, rehabilitasyon merkezi kapandıktan sonra ailelerin isteğiyle Karaman’a gidildiğini, minibüs ücretini çocukların ailelerinin vereceğini, davacıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tanıklarının beyanlarının birbiriyle uyumlu ve davacı iddialarını destekler mahiyetteki olduğu, davacı ile davalının engelli çocukların Karaman’a götürülüp getirilmesi konusunda anlaştıkları, davacının çocukları üç sefer Karaman’a götürüp getirmesi karşılığı davalıdan 1.800,00 TL alacaklı olduğu, diğer alacak kalemlerinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 1.800,00 TL'lik kısım itibariyle kabulü ile takibin 1.800,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin taleplerin ve inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir. Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafça dava dilekçesine konu edilen taşıma anlaşmalarının yapılması sırasında taraflar arasında senet düzenlenmesinin örf ve adetten olmaması karşısında davada tanık dinlenebileceği kanaatine varıldığı, davacı tanıklarının oluşa uygun, birbirlerinin beyanlarıyla uyumlu, davacı tarafın iddialarını destekler mahiyetteki beyanlarının hükme esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, TTK’nın 1. maddesinin 2. fıkrasında “Hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde mahkeme, ticari örf adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir” hükmü düzenlenmiştir. Taşıma işi ise TTK’nın 762. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup mahkemenin taraflar arasında senet düzenlenmesinin örf ve adetten olmaması karşısında davada tanık dinlenebileceği gerekçesi anılan hüküm karşısında doğru görülmemiştir. Ayrıca, HUMK’nın 288. maddesi uyarınca hüküm tarihi olan 20.02.2012 itibariyle miktar veya değeri (650) TL’nı geçen hukuki işlemlerin senetle ispat olunması gereklidir. Somut uyuşmazlık yönünden de taşıma sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesi geçerlik şartı değilse de davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı nazara alındığında, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi bulunduğunun davacı tarafça yazılı delille ispatlanması gerektiği açıktır. Davalı, hem taraflar arasında taşıma anlaşması bulunmadığını savunmuş, hem de davacının delillerini kabul etmediğini bildirmiştir. Bu durumda mahkemece, TTK’nın 762 ve devamı maddelerindeki yasal düzenlemeler nazara alınmayıp taşıma anlaşmasının varlığı konusunda HUMK’nın 288. maddesine aykırı olarak tanık dinlenmesi yoluna gidilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZI 6762 sayılı TTK’nın 1/2 fıkrası hükmü, ispat hukukuna yönelik bir kanun maddesi olmayıp ticari hükümlerin uygulanma sıralamasına ilişkindir. HUMK’nun 293/4. maddesi ise ispat hukukuna yönelik bir hüküm olup somut olay bakımından taraflar arasında varlığı ileri sürülen sözleşmenin ispatı için “halin icabına ve iki tarafın vaziyetine nazaran senede raptı müteamil olmayan muameleler” bakımından iddiasını ispatlamakla yükümlü olan tarafın tanık ikame etmesine olanak verilmesinde, kural olarak, yasaya aykırı bir durum söz konusu değildir. Ancak, yerel mahkemece, tanık dinlemeye elveren bu halin varlığı konusunda bir araştırma yapılmaksızın doğrudan davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmesi, eksik inceleme ve araştırma sonucu olup, yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun bozma gerekçesine katılamıyorum.