T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, davacılardan ... ve ... ile davalı ...'nin babaları olan ...'in 13.04.2020 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçı olarak - evlatları ..., ... ile davalı ...'ın kaldığını, muris ...'in sağlığında kızı ... ile kızının eşi ...'a sahibi olduğu ... San. ve Tic. A.Ş'den bedelsiz olarak, salt kızı ve damadı olmaları ve torunlarının geleceğini garanti altına almak istemesi saikiyle hisseler verdiğini, buna ilaveten daha pek çok menkul ve gayrimenkul mal varlığı verdiğini, İstanbul'da lüks ev satın almasında önemli miktarda parasal destek verdiğini, İstanbul istoç da bir dükkanı da davalı ...'ye verdiğini, bunlardan kaynaklanan denkleştirme talep haklarını saklı tuttuklarını, muris ölmeden kısa bir süre önce kızının ve damadının haklarını korumak ve olası bir ekonomik buhranda şirketin zora düşmesi ihtimaline karşı, haklarının zarar görmesini engellemek için, her ikisine de bedelsiz olarak verdiği hisseleri bedellerini ödeyerek geri almayı ve böylece ölmeden önce şirketteki kızının hakkını teslim etmeyi planladığını ve bu planını protokol ile hayata geçirdiğini, protokol içeriğinden de açıkça anlaşıldığı üzere; muris ... 'in kurucusu ve ortağı bulunduğu ...'nden karşılıksız olarak kızı ve damadına verdiği toplam %24 oranındaki hisseyi bedelini ödeyerek geri almayı teklif ettiğini ve bu teklifi davalı ve eşi tarafından kabul edilerek söz konusu protokolün imza altına alındığını, taraflarca ...'a ait olan %23 oranında şirket hissesinin ve eşi ...'a ait %1 oranında şirket hissesinin ...'e ...- USD bedelle devredilmesi hususunda anlaşmaya vardığını, bu bedelin de ödenmesi için 90 adet senet tanzim edilmesini 25.000 USD peşinat ile birlikte ve 25.000 USD'lik ilk taksit 31.03.2018 tarihinde olmak üzere aylık 50.000 USD'lik eşit taksitler halinde ödenmesini kararlaştırdığını, protokolün imzalanması ile eş zamanlı olarak protokol ekinde yer alan tabloda "ödeme ve düzenleme tarihleri, bedelleri, borçlu-alacaklı- kefil bilgileri" gibi detayları yer alan 90 adet senet de tanzim edilmiş, senet üzerine "ciro edilemez" şerhi de verilmek suretiyle imzalandığını ve davalı ...' a teslim edildiğini, senetle ciro yasağı nedeniyle halen de davalının uhdesinde olduğunu, murisin sağlığında muris tarafından ...'a toplam ... USD tutarında ödeme yapıldığını, murisin vefat tarihi olan 13.04.2020'de protokole konu bonolar için ödenmesi gereken bakiye borç miktarının ... USD olduğunu, bu bedelden iç ilişkide her bir mirasçıya ...,00 USD ( veraset belgesine göre 1/3 eşit hisse itibariyle) borç kaldığını, tereke borcundan kanun gereği (TMK m.599) tüm mirasçıların sorumlu olduğunu, mirasçıların bu sorumluluğu Türk Medeni Kanunu uyarınca müşterek ve müteselsil olduğunu, tereke borcunun ...,00 USD (1/3 miras payı) için; mirasçı ... “da alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden (TBK m.135), bu miktar için borcun kanun gereği kendiliğinden sona erdiğini, söz konusu protokol kapsamında murisin vefatından sonra ... USD tutarın diğer mirasçılar ... ve ... tarafından ...'a ödendiğini, davalı ...'ın şahsında alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmiş olması sebebi ile ...,00 USD borç kanun gereği kendiliğinden sona erdiğini, davalı taraf ...'nin ortağı olduğu ... San. ve Tic. A.Ş. hisselerini, sağlığında murisi ...'e devretmesi karşılığında aldığı ve elinde bulunan nama yazılı senetler (ciro edilemez şerhi nedeniyle) ile alacaklı sıfatını iktisap etmiş olup, davacıların da senetlerde kefil olduğunu, davacı ... ve ...'nın babalarının bu tasarrufuna, babalarına olan saygılarından sağlığında itiraz etmediklerini, ...'nin hisse devri sebebiyle 90 adet bono ile alacaklı olduğu babasından bir kısmını sağlığında kendisinden tahsil ettiğini, vefatından sonra geri kalan ve terekenin pasif kaleminden olan ... USD için de her biri 50.000 USD bedelli olmak üzere elinde bulunan 90 adet senedi, vadeleri geldikçe her ay sonu itibariyle tahsile devam ettiğini, en son 30.08.2021 vadeli bononun ödendiğini, TBK nun 135 inci maddesi gereğince, mirasçının veraset ilamındaki hissesi oranı olan 1/3 oranında borcun sükut ettiğininin (sona erdiğinin) tespitine, dava konusu edilen miktar kadar 24 adet her biri 50.000 USD bedelli bononun vade ortalaması itibariyle bundan böyle; ilki 30.09.2021 vadeli ve takip eden her ayın sonunda olmak üzere 30.08.2023 tarihine kadar (bu tarihteki bono dahil) vadeli 24 adet bono nedeniyle muris ...'den olan alacaklı sıfatı ve tereke borcu olan ve mirasçılık belgesinde yazılı 1/3 payına düşen bu miktar alacağın, alacaklı ve borçlu sıfatının şahsında birleşmesi sebebiyle, kanun gereği kendiliğinden sona ermiş (sükut etmiş) olması dikkate alınarak davacıların borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, davaya konu protokole istinaden verilen ve ciro edilemez şerhi nedeniyle nama yazılı ve alt soy mirasçı elinde bulunan senetlerden kaynaklanan alacağın alacaklısının mirasçı borçlusunun muris olması ve murisin terekesinin borcu olması, murisin terekesinin aktif ve pasifi ile birlikte bir bütün olarak mirasçılara elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre, kanun gereği kendiliğinden intikali (TMK m.599) etmiş olması, her bir mirasçının terekenin borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olması (TMK m.599) maddi ve hukuki olgu ve olaylar dikkate alınarak davanın kabulüne, davalı ...'nin de alt soy mirasçı olması, tereke borcundan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması ve aynı zamanda tereke alacaklısı olması nedeniyle şahsında alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmiş bulunmasından (TBK m.135) dolayı kanun gereği borcun sonâ ermiş (sükut etmiş) bulunması nedeniyle davalı ...'nin hisse devir protokolü gereği elinde mevcut tüm senetler bakımından borcun, başkaca bir işleme gerek olmaksızın kanun gereği kendiliğinden sona erdiğinin ve senette müşterek borçlu ve müteselsil kefil davacı ... ve ...' lerin borçlu olmadığının tespitine, davaya konu hisse devir protokolüne bağlı olarak verilen 90 adet senetten, 24 adet ve her biri 50.000 USD bedeli toplam: ....- USD (Amerikan Doları) dava konusu edilen miktar kadar; her biri 50.000.- USD bedelli bononun vade ortalaması itibariyle bundan böyle; ilki 30.09.2021 vadeli ve takip eden her ayın sonunda ve nihayet 30.08.2023 vadeli bono olmak üzere, «ciro edilemez» menfi emre yazılı olarak verilen 24 adet nama yazılı bono borcunun; alacaklı ve borçlu sıfatının miras sebebiyle alacaklının şahsında birleşmiş bulunması ve vefat tarihi itibariyle borç genel toplamının davalı miras hissesine tekabül eden üçte birini (1/3) teşkil eden ... USD kısmının, davalının şahsında alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmiş olması nedeniyle kanun gereği kendiliğinden borcun sona erdiğinin ve borçlu olmadıklarının tespitine, dava konusu 24 adet senedin iptaline, muhtemel mağduriyetlere sebep olmaması için, davaya konu 54 adet; ilki 30.09.2021 vadeli ve takip eden her ayın sonunda ve nihayet 28.02.2026 vadeli senet olmak üzere ödemesinin durdurulması ve protesto işlemine konu edilmemesi, TC.Merkez Bankasına bildirilmemesi için; davalı elindeki davaya konu senetlerin tümünün herhangi bir işleme konulmaması; tereke tasfiye edilinceye kadar icra işlemlerinin ve protesto keşidesinin durdurulması için ihtiyati tedbir “kararı verilmesine, kanun gereği kendiliğinden borcun sona ermiş olması nedeniyle, mahkemenin - takdir ve tensipleri ile ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak verilmesine, alacaklı ve borçlu sıfatının davalının şahsında birleşmesi nedeniyle borcun sona erdiği davaya konu 24 adet - ilki 30.09.2021 vadeli ve takip eden her ayın sonunda ve nihayet 30.08.2023 vadeli- senet olmak üzere, ödemesinin durdurulması ve protesto işlemine konu edilmemesi için; yargılama sonunda verilecek karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kanun gereği kendiliğinden, borcun sona ermiş olması nedeniyle, mahkemenin takdir ve tensipleri ile ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, müvekkili ... ile müvekkilinin merhum eşi ...’ın davalılardan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“...”)’de sahip oldukları hisselerin devri için muris ... ile 13.12.2017 tarihinde Hisse Devri Protokolünün akdedildiğini, hisse Devri Protokolü ile müvekkili ...’ın ...’deki %23 hissesi ile müvekkilin merhum eşi ...’ın %1 hissesi olmak üzere toplam %24 hissesinin muris ...’e ... USD karşılığında devrine karar verildiğini, anılan protokol kapsamında hisse devir bedeli olan ... USD bedelin ödemesinin; 25.000 USD protokolün imza tarihinden itibaren 1 ay içinde, 25.000 USD 31.03.2018 tarihinde, kalan bedel ise aylık 50.000 USD olmak üzere toplam 90 ay boyunca ayın son gününe tekabül eden vade tarihli senetler düzenlenmek suretiyle ödeneceğini, söz konusu protokolü ve işbu protokol gereğince ve bu kapsamda düzenlenen senetleri davalılar ..., ..., ve ... “kefil” ibaresiyle, aval sıfatıyla imzaladığını, müvekkili ... ile müvekkilinin merhum eşi ...’ın hissesini devretmiş olduğu ...'in, müvekkili ile davalılardan ... ve ...’in babası olup ... 'in 13.04.2020 tarihinde vefat ettiğini, Beyoğlu 56. Noterliğinden alınan 14.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre miras bırakan ...’in terekesi 3 pay kabul edilerek; 1 payı ...’a 1 payı ...’e, 1 payı ...’e ait olduğunu, ...’in vefatından evvel vadesi gelen toplamda ... USD’ye karşılık gelen 18 adet senedin, murisin vefatından sonra ise yine vadesi gelen toplamda ... USD’ye karşılık gelen 18 adet senet bedelinin müvekkiline ödendiğini, davacıların dava konusu bonolardan avalist olarak sorumlu olmaları sebebiyle; huzurdaki işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının gerektiğini, dava konusu uyuşmazlık kapsamında dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmamış olduğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, bonoda “ciro edilemez” şerhinin yer alması bonoyu adi senet haline getirmeyeceğini, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksuz haksız ve mesnetsiz iddialar olduğunu, dava konusu bonoların usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş olup kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin bir gereği olarak kambiyo senedine bağlı borcun temel hukuki ilişkiden bağımsız olduğunu, bu sebeple davacıların huzurdaki davaya ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin mevcut olduğunu, bono yapraklarında kefil olarak kullanılan ifade aval olarak hüküm ve sonuç doğurmakta olup aval veren, bononun diğer borçluları ile birlikte borçtan birinci dereceden ve müteselsilen sorumlu olduğunu, dava konusu senetler bakımından yerleşik yargıtay kararları ve yargıtay içtihadı birleştirme genel kurulu kararı uyarınca, aval sıfatıyla sorumlu olan davacıların TTK m. 702/2 kapsamında vermiş oldukları taahhütler aynen geçerli olup açık yasa hükmü karşısında dava konusu taleplerin haksız ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddinin gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle usule ilişkin itirazları uyarınca davanın usulden reddine, usule ilişkin itirazları mahkemece haklı görülmemesi ihtimalinde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, 20.09.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacılar tarafından protokolde gerçek kişi olan davacıların eşlerinin muvafakatlarının alınması gerekçe gösterilerek gerçek kişi davacılar yönünden bonolardaki kefaletlerin aval değil adi kefalet olarak kabul edilmesi gerektiği beyan edilmiş ise de, avalde eşin rızasına ilişkin kefalet hükümleri uygulanamayacağından davacıların bonolarda kefil olarak bulunan imzalarının davacı şirketin murisin mirasçısı olmadığı da göz önünde bulundurularak davaya konu bonolar nedeniyle davacıların öncelikle aval olarak sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Gerçek kişi davacıların keşidecinin mirasçısı olmaları ve davalının da aynı şekilde keşidecinin mirasçısı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu sıfatı davalı yönünden birleşmekte ise de, davacıların davaya konu bonolar nedeniyle öncelikle aval olarak sorumlu olmaları nedeniyle keşideci olan murisin ölümünden sonra ödenen 18 adet senet ve ödeme yapılmayan 54 adet senet yönünden davacıların 1/3 oranında borçlu olmadıklarının tespiti talepli davanın davacı şirketin murisin mirasçısı olmayıp aval olarak sorumlu olduğu da dikkate alınarak davanın reddi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet üzerinde ciro edilemez şerhi bulunduğunu, alacaklı borçlu sıfatının birleştiğini, ister kefil olsun, ister aval olsun her ikisinde de borcu ödeyenin, asıl borçluya rücu imkanı bulunduğunu, davalının da mirası reddetmediğine göre tereke borcundan müşterek müteselsil borçlu olduğunu, dolayısıyla alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini, söz konusu senetteki imzanın aval olmak amacıyla atılmadığını, kefil olarak atıldığını, bu konuda sözleşmenin açık olduğunu, kambiyo senedinde ciro edilemez şerhi bulunduğunu, keşidecinin baştan itibaren kişisel defi haklarını muhafaza ettiğini, bir kısım senetlerin davadan sonra istinafdan önce ödendiğini, borcun önce ödenip, sonra rücu gibi bir garabete neden olmamak amacıyla, tereke borcu olarak terekenin tasfiyesindeki hesaplamada dikkate alınmasını talep ettiklerini, ödenmemiş olan senetlerin terekeden talep edilmesi gerektiğini, yine davanın tespit davası olduğunu, sadece ... USD'lik kısım için menfi tespit davası açıldığını, kalan kısım için ise sadece maktu harç ve maktu vekalet ücreti alınması gerekirken nispi harç ve nispi vekâlet ücreti alındığını, yine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davanın menfi tespit davası olmasına, davacıların senetlerin ön yüzünde imzaları bulunmalarına, avalist olmalarına, TTK. 702/2 maddesinin “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.” hükmü uyarınca avalistin şekil noksanlığı haricindeki defileri öne süremeyecek olmasına, davacıların ... USD dışındaki istemlerinin, senetlerden terekenin borçlu olduğuna yönelik tespit istemi olmasına, bu istemin de menfi tespit niteliğinde olup, maktu harç ve maktu vekalet ücretine tabi olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ayrı ayrı 732,00'ar TL (732,00 x 3=2.196,00TL) maktu istinaf karar harçlarından peşin yatırılan 1.311,50 TL (615,40+615,40+80,70) harcın mahsubu ile bakiye 884,50 TL istinaf karar harcının davacılardan taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...