T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/264 KARAR NO: 2026/129 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/11/2023 NUMARASI: 2021/423 Esas - 2023/890 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 17.ASLİYE TİC.MAH.2014/56 E.SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arası…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/264 KARAR NO: 2026/129 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/11/2023 NUMARASI: 2021/423 Esas - 2023/890 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 17.ASLİYE TİC.MAH.2014/56 E.SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin akaryakıt istasyonu işiyle iştigal ettiğini, uzun süre davalı şirketin bayiliğini yaptığını, daha sonra Rekabet Kurumunun 12.03.2009 duyurusunda yeralan yasal gerekçelerle bayilik sözleşmesini feshettiğini, müvekkili şirketin ... bayiliği yaptığı sırada teminat amaçlı olarak ... tarafından kendisinden 50.000 TL tutarlı muteber bir bankadan verilmiş teminat mektubu ve şirketin bir adet çekini miktar yazmadan teslim etmesinin istendiğini, müvekkilinin, davalı şirketin talebini yerine getirmek zorunda kaldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından ... seri nolu ... Bankası ...şubesince düzenlenmiş, keşidecisi müvekkil şirket olan ve ödeme tarihi boş bırakılmış ve teminat amaçlı verilmiş çek ile birlikte yine ... Bankasınca düzenlenmiş olan 14.02.2007 tarihli ve 50.000 TL tutarlı teminat mektubunun davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketle müvekkili şirketin herhangi bir bağının kalmamasına rağmen davalı şirketin çeki ve teminat mektubunu kötü niyetli olarak iade etmediğini iddia ederek, menfi tespit talebinin kabulü ile ... Bankası ...Şubesindeki davacı hesabına keşideli, ... seri nolu, keşide tarihi boş bırakılmış ve teminat amaçlı olarak verilmiş olan çekten ve yine ... Bankasınca düzenlenmiş olan 14.02.2007 tarihli ve 50.000 TL tutarlı teminat mektubundan dolayı herhang ibir sorumluluklarının ve borçlarının olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili savunmasında özetle; öncelikle işbu davada İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından 16.476,00 TL'lik terkin harcının ödendiğini, oysaki terkin masraflarından müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, müvekkili şirket tarafından ödenen terkin harcı ile sabit yatırım bedellerini ödemeyen davacı bayinin cari hesap alacağından kaynaklanan bir alacağının söz konusu olmadığını, müvekkili davalı şirketin TBK'da düzenlenen takas hükmü gereği 28.12.2010'da 16.476,00 TL'lik tapu harcı yansıtma bedeli ve 31.12.2010'da 13.307,91 TL ekipmanlardan kaynaklanan sabit kıymet faturası düzenleyerek davacı bayinin var olan alacağını bu faturalara mahsup ettiğini, kalan alacak miktarının ise İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/774 esas sayılı dosyasında dava konusu edildiğini, ilgili dosyanın Yargıtayda olduğunu, müvekkili şirketin davacı bayiye herhangi bir borcunun olmadığını, dava konusu edilen teminat mektubu ile çekin müvekkili şirket tarafından davacı şirketin bu ödemelerini yapması ve yüklenimini yerine getirmesini teminen alındığını, bu nedenle de fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirtilen davalar devam ettiği müddetçe de ilgili çek ve teminat mektubunun müvekkil şirket tarafından davacıya iadesinin mümkün olmadığından bahisle, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, işin esasına girilmesi halinde ise İstanbul 5. Asliye ticaret Mahkemesinin 2010/774 esas sayılı davanın bekletici mesele yapılarak sonuçta haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esas yönünden reddine ve yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın, Gaziantep 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/670 E.sayılı dosyası ile işlem görüp, yetkisizlik kararı ile İstanbul 12. ATM'ne gönderildiği anlaşılmaktadır.İstanbul Asliye 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/56 E.sayılı dosyasının da HMK 166. madde gereğince iş bu dosyayla birleştirildiği anlaşılmaktadır.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin akaryakıt istasyonu işletmekte olup uzun süre davalı şirketin bayiliğini yaptığını, daha sonra Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusunda yer alan yasal gerekçelerde tanınan haklar gereğince bayilik sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin davalı şirketten ticari defterlerde mevcut olan 11.920,38 TL cari hesap alacağının kaldığını, ihtarnamelere cevap verilmediğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu belirterek, 11.920,38 TL cari hesap alacağının, ilk ihtar tarihi olan 10.12.2010 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili savunmasında özetle;taraflar arasında 01.10.2006 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin 38. maddesi ve bununla ilintili dikey anlaşma bütünlüğünü oluşturan sözleşmelerde ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının açık şekilde belirtildiğini, öncelikle yetki itirazında bulunduklarını ve dosyanın İstanbul Nöbetçi Ticaret Mahkemeler ine gönderilmesini ve ayrıca esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 17.05.2017 tarihli kararla asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/769 Esas, 2021/379 Karar ve 25.03.2021 tarihli kararı ile; "...Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdiğine göre, açılan asıl ve birleşen dava kapsamında taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve açık hesap ilişkisinin bütünü göz önünde tutularak ve taraflar arasında görülen önceki davada verilen hüküm de dikkate alınarak tarafların sorumlulukları belirlenerek, asıl davadaki menfi tespit talebinin çek ve teminat mektubu yönünden değerlendirilip bu teminatlar nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı net bir şekilde ortaya konulduktan sonra davanın esasının çözüme kavuşturulmasını sağlayacak bir hüküm verilmesi; yine birleşen davada davacının cari hesabın bütünü itibariyle bakiye bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek ilişkiyi bütünüyle tasfiye edecek bir hüküm verilmesi gerekirken, uyuşmazlığı çözmeyen ve davacıyı tekrar dava açmak zorunda bırakacak şekilde verilen hüküm, usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, eldeki istinaf incelemesine konu karar, bu kaldırma kararımızdan sonra verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Kaldırma ilamı öncesinde tarafların defterlerinin incelendiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve taraflar lehine delil olabileceğinin değerlendirildiği, İstanbul 24. ATM'nin 2011/264 E., (eski esas İstanbul 5. ATM 2010/....) sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesi davacının 28.10.2012 tarihli ....... nolu sabit kıymet satış açıklamalı faturadan dolayı davalı ........'ne borçlu olmadığı yönünde kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu, davalı........ tarafından tapu harcı ve gideri olmak üzere toplamda ödenen 16.476.- TL'ye ilişkin fatura bedelini esasen davacı tarafından ödenmesi gerektiğinden davacının tahakkuk eden alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği yönünde karar verildiği, her iki taraf kabul edilebilir küsuratla (0,09 TL) 30.09.2010 tarihi itibari ile mutabık oldukları, bilirkişilerce yeniden oluşturulan cari hesaba göre, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 3.389,96 TL alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra davacı tarafından yapılan 6.900,00 TL ve 8.462,24 TL bakiyeden düşüldüğünde davacının 18.752,20.- TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının 04.03.2013 tarihinde dava açıldıktan sonra teminat mektubunun paraya çevrilmesini engellemek amacıyla 6.900,00 TL tutarın davacı tarafından ödendiği, davalının, davacı tarafa ait Banka Teminat Mektubunu nakde çevirmesi gerekmediği, taraflar arasında oluşturulan Cari Hesap ekstresi sonucuna göre “teminat olarak verilen çek ve teminat mektubu yönünden” dava tarihi itibari ile davacının davalıya borçlu olmadığı ve davalının bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiş olup usulüne uygun hazırlanan ve itirazları kapsar şekilde hüküme elverişli son bilirkişi raporu hükme esas alındığında, asıl davanın ve birleşen davanın taleple bağlılık ilkesi gereğince kabulüne karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile ... Bankası ...şubesince düzenlenmiş, keşidecisi davacı şirket olan, ödeme tarihi boş bırakılmış ... seri nolu çek ile ... Bankasınca düzenlenmiş olan 14.02.2007 tarihli ve 50.000 TL tutarlı teminat mektubu bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine; birleşen İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/56 E sayılı dosyası bakımından davanın kabulü ile 11.920,38 TL'nin 10.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl davanın menfi tespit, birleşen davanın ise alacak davası olup mahkemenin kabul kararının hukuka aykırı olması nedeniyle istinaf isteminde bulunulduğunu, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının asıl davada çek ve 50.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığının tespitini, birleşen davada ise alacağın tahsilini talep ettiğini, BAM'ın kaldırma kararı sonrasında davanın kabulüne dair hüküm tesis edildiğini, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin 12.03.2009 tarihinde sona erdiğini, dava konusu teminat mektubu ve çekin ticari ilişkinin teminatı olarak alındığını, menfi tespit davasının tarihinin 04.04.2013, alacak dava tarihinin ise 17.07.2013 olduğunu, dava tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre davacı şirketin 3.389,96 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacının dava tarihinden yıllar sonra 08.02.2016 tarihinde yapmış olduğu 6.900,00 TL ve 01.12.2017 tarihinde yapmış olduğu 8.462,24 TL ödeme cari hesaba dahil edilerek davalı şirketten neticeden 11.920,38 TL alacaklı olduğunun kabulüne dair karar verildiğini, her davanın dava tarihindeki delillere göre değerlendirilerek hükme bağlanacağını, davacı şirketin dava tarihi itibariyle müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, dava tarihi itibariyle müvekkili davalı şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunu, müvekkili şirketçe 28.12.2010 tarihinde dava tarihinden önce davacı şirket hesabına kaydedilmiş olan 16.476,00 TL borcun (intifa terkin harcı) haklı olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin dava tarihinden sonra yapmış olduğu ödemeler ile alacaklı konumuna geldiğini, dava konusu teminat mektubu ve çekin taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verilmiş olduğundan ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı müvekkili şirkete borcu bulunduğundan gerek menfi tespit gerekse alacak davasının yasal dayanağı olmadığını, dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ile davacı şirkete alacaklı konumuna geçmiş olmasından dolayı davanın kabulü şeklinde değil konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu teminat mektubu ve çekin iadesine karar verilmesini ve yargılama giderlerinin müvekkil lehine belirlenmesi gerektiğini ayrıca çekin kullanılmadığını ve çek özelliği dikkate alındığında davanın konusuz kaldığının açık bulunduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, bayilik ilişkisi kapsamında verilen çek ve teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile teminat mektubu ve teminat çekinin iptali; birleşen dava ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ... İstasyonu Bayilik Sözleşmesinin varlığı, ariyet sözleşmesinin mevcudiyeti, ....03.2009 tarihinde bayilik sözleşmesinin fesih edildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Dosya kapsamından, taraflar arasında ......06.1998 tarihinde ...... bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davacının bayi olarak yer aldığı, sözleşmenin 46.maddesinde; yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 23.03.2019 tarihine kadar yürürlükte olduğunun belirtildiği, tarihin el ile yazılmış olduğu, taraflar arasında 30.04.2002 tarihli ariyet sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 3.maddesinde; söz konusu malzeme ve teçhizatın ...'nun mülkiyetinde olduğu, ...... ilçesi ....... adresinde kurulu ........satış/servis istasyonunda kullanılmak üzere ariyet alanın sorumluluğu altında muhafaza edileceğinin belirtildiği, yetkili mahkeme ve icra dairelerinin 23.maddede; İstanbul Mahkemeleri ve icra Daireleri olarak belirlendiği, taraflar arasında 01.10.2006 tarihinde istasyonlu bayilik sözleşmesinin yeniden imzalanmış olduğu, sözleşmenin 28.maddesinde; teminat başlığı ile alacağı vadeli malların ve iş bu sözleşmede yazılı tüm vecibe ve taahhütlerinin teminatı olmak üzere bayinin ... adına düzenlenecek ...'nun muvafakat edeceği bir veya birkaç bankaya ait ...'nun muvafakat edeceği metne uygun her türlü masrafı bayi tarafından karşılanacak tutarı ... tarafından tespit ve tayin edilecek kesin ve süresiz teminat mektubu/mektuplarını vermeyi, verilen bu teminatları ileri risk artışına göre yükseltmeyi beyan ve kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, aynı maddedde; ayrıca bayinin sözlemeden ötürü ...'nun tazminat cezai şart, kar mahrumiyeti, alacak ve sair talep hakkı doğduğu takdirde hiçbir ihtara ve hüküm kurulmaya hacet kalmaksızın ...'nun bu talep haklarını teminatlardan mahsup etmeye yetkili olduğunu bayinin peşinen kabul ve taahhüt etmiş olduğuna yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı adına ... Bankası ... Şubesi tarafından düzenlenen ......04.2007 tarihli teminat mektubunu verdiği, teminat mektup bedelinin 50.000,0 TL, kesin ve süresiz olarak düzenlendiği, düzenleme sebebinin ticari ilişkilerden dolayı bayilik teminatı olarak veya ofise ait istasyonların işletmeciliği ile ilgili kira bedellerinden mektup tarihinden önce veya sonra.... yapılan anlaşmalardan ve bayilikle ilgili sair bütün ticari işlemlerden doğmuş ve doğacak borçlar için düzenlenmiş olduğu, davacı şirket tarafından ... Bankası ... Şubesinde davacı adına çek keşide edildiği, çekin keşide tarihinin ve miktarının çek üzerinde yazılı olmadığı ancak ... adına verilen boş çek olarak belirtildiği, ayrıca teminat mektubununda 50.000,00 TL olarak el ile yazılmış olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket ve dava dışı .......... ile ........ hakkında 29.12.2010 tarihinde İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/264 Esas sayılı dosyasında alacak davası açtığı, alacak davasının konusunun bayi tarafından akaryakıt istasyonuna faaliyet süresi göz önünde bulundurularak yatırım yapıldığı, rekabet kurumunun 05.03.2009 tarihinde verdiği bir karar ile intifa ve diğer kira sözleşmelerinin 5 yılı aşan süreler ile yapılması halinde muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının ilan edildiği, sebepsiz zenginleşen aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu bulunduğu, denkleştirme adalet ilkesi gereğince intifa süresi sonuna kadar dikey anlaşmanın devam edileceğine inanılarak zemin betonu, istasyon bina inşaatı gibi mütemmim cüz niteliğinde giderler yapıldığını belirterek bunların değerinin tahsilini talep ettiği, mahkemenin 2012/290 Karar sayılı dosyasında 19.12.2012 tarihli kararı ile 25 yıl süre ile intifa hakkının tesis edildiği, intifa hakkının 2023 yılına kadar süreceği ancak davalının çektiği ihtarname ile bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davacının tapuda intifa şerhini kaldırdığı, davacının sözleşmenin yürürlükte kalacağı inancıyla istasyona yaptığı istasyon zemin betonu ve bina inşaatı ve mütemmim cüz niteliğinde yapılan ödemelerin sözleşmelerin öngörülenden kısa sürede sona ermesi nedeniyle iadesini talep ettiği, bir kısım malzemelerin davacıya iade edildiği, bir kısmının ise sükülememesi nedeniyle davalıya ait ......... İstasyonunda bırakıldığı, davacının davasına dayanak sunduğu 27.12.2005 tarihli faturanın otomosyan alt yapı ve betonlama, 17.11.2006 tarihli faturanın aynı nitelikte olduğu, davacının bu giderleri yaptığı tarih ve sözleşmenin sona erdiği tarih göz önüne alındığında yapılan alt yapı ve betonlamadan tarafların birlikte faydalandığı, davacının otomosyan cihazlarının yerinde olduğu, otomasyon bedelinden bahsedilemeyeceği, ekipman sökülüp alınırken kullandığı beton parçasını da alabileceği ancak almadığı bunun davalının zenginleşeceğine dair ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği, davalının taşınmazı için artık zorunlu ve faydalı olmayan mütemmim cüz teşkil etmeyen malzemeleri söküp alabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/10362 Esas, 2013/13253 Karar ve 09.09.2013 tarihli ilamı ile onandığı, davacı vekili tarafından 04.04.2013 tarihli dava dilekçesi ile asıl davanın açıldığı, söz konusu davada teminat amaçlı verilen çek ve teminat mektubundan dolayı sorumluluklarının bulunmadığını talep ettiği, iş bu dava ile birleştirilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/56 Esas sayılı dosyasında ise davacı vekili tarafından 17.07.2013 tarihli dilekçe ile Rekabet Kurulu Kararı gereğince sözleşmenin feshedildiği, müvekkilinin davalı şirketten 11.920,38 TL cari hesap alacağının bulunduğunu belirterek iş bu alacağın tahsilini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine ibrazı sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. ........10.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davalı yana ait 2010-2011-2012-2013-2014 yılı ticari defterleri, dava dosyası ile talimatla aldırılan bilirkişi raporu yine bu kayıtların dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda; incelenen davalı şirkete ait 2010-2011-2012-2013-2014 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak tasdik edilmiş olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olduğu, 2010-2011-2012-2013-2014 yılı ticari defterlerin davalı lehine kesin delil vasfının bulunduğu, dava tarihi itibariyle davalı yanın davacı yandan 5.409,40 TL asıl alacaklı olduğu, davacı şirkete ait teminat mektubu ve çekin borç mahsuplaşması sonucu davacı şirkete iadesinin gerektiği, muhasebesel incelemeye göre, davalı yanın TL alacaklarına dava tarihi itibariyle 3095 sayılı kanuna (md.2) göre avans faiz talep edebileceği belirtilmiştir. Mahkemece, 17.05.2017 tarihli karar ile asıl ve birleşen davanın reddine dair hüküm tesis etmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yeniden bilirkişi raporu alınmıştır. 25.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/10362 Esas, 2013/13353 Karar sayılı ilamı ile söz konusu davada davalıların sebepsiz zenginleşmiş olduğuna yönelik iddiaların hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğinin görüldüğü, mevcut karar doğrultusunda davalı tarafından 31.12.2010 tarihinde KDV dahil 13.307,91 TL değerinde sabit kıymet satış açıklaması ile davacı tarafa fatura düzenlendiği, faturanın cari hesap incelemesinde dikkate alınmaması gerekeceği, mevcut bilgiler ışığında oluşan yeni cari hesap ekstresinin hesaplandığı, davalının banka teminat mektubunu dava açıldıktan sonra paraya çevrilmesini engellemek amacıyla 6.900,00 TL tutarın davacı tarafından ödendiği, dava açıldıktan sonra banka teminat mektubunun kısmi tanzim edildiği, bu davada yer alan kararlar doğrultusunda davalının menfaati olmadığının açıkça belirlendiği, bu bilgiler kapsamında davalının davacı tarafa ait banka teminat mektubunun nakde çevirmesinin gerekmediği, davacının dava tarihinden sonra üç ayda bir 262,50 TL komisyon ödendiğini paylaştığını, sonuç olarak davacının çek ve teminat mektubu yönünden davalıya borçlu olmadığı davalının bakiye alacağının bulunmadığı, davalı banka teminat mektubunu dava açıldıktan sonra paraya çevrilmesini engellemek amacıyla 6.900,00 TL tutarın davacı tarafından ödendiği, davalının alacağının bulunmadığı, davacının taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklı olarak 23.260,66 TL alacağının olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunda davacının davalıdan 3.389,96 TL alacaklı olduğu yönündeki tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının 08.02.2016 tarihinde 6.900,00 TL ve 01.12.2017 tarihli 8.462,24 TL tutarlı ödemeler gerçekleştirmiş olduğunu, bu ödemelerin dava tarihinden sonra yapılmış olduğu görüldüğünü, menfi tespit davası açıldığı halde müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin terkin harcı nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek, ek rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl ve birleşen davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında, davalı tarafça açılan İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/264 Esas sayılı dosyasında verilen karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Söz konusu ilam kapsamında, davalı tarafın davacıdan bayilik sözleşmesi gereğince alacağının olmadığı tespit edilmiştir. Bayilik sözleşmesinin 26. maddesi kapsamında düzenlenen teminata ilişkin hususlar dikkate alındığında davalının davacıdan alacaklı olmaması nedeniyle teminat mektubu ve teminat amaçlı olarak keşide edilen çek yönünden mahkemenin davalıya borçlu olmadığına yönelik verdiği asıl kararda ve birleşen davada cari hesap yönünden alacağına ilişkin kabul kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılama aşamasında dava konusu teminat mektubunun 6.900,00 TL'lik kısmının davalı tarafça tazmin edildiği ve bakiye 43.100,00 TL'lik kısmın davalı şirket kayıtlarında mevcut olduğu davalı vekilinin dosyaya ibraz edilen yazılı beyanında kabul edilmiştir. Mahkeme tarafından davalının iddiasının aksine dava tarihindeki davacı ödemelerine yönelik herhangi bir karar verilmemiştir. İddia edilen ödemeler teminat mektup bedeline ilişkin olup dava tarihinde dava konusu yapılan hususlarla ilgilidir. Dairemizin kaldırma kararı sonucunda, kesinleşen mahkeme kararı değerlendirilerek, yeniden alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre verilen bir kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından asıl davaya yönelik yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.246,10 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline; birleşen davaya için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 386,68 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın tebliğ taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.