T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/17 - 2026/114 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/17 KARAR NO : 2026/114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2020/134 E. - 2023/353 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/17 - 2026/114 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/17 KARAR NO : 2026/114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2020/134 E. - 2023/353 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/10/2023 tarih ve 2020/134 E. - 2023/353 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 1994 yılından bu yana tescilli ve uzun yıllardan beri kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı “...” ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 06.09.2017 tarih ve 2017/78269 no ile yaptığı “...” ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin “...” ibareli müvekkili markasının 7/1-b, 8/1-b, 8/4, 35, 42. maddeleri ile kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğüne ilişkin Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilen 2017/717 esas numaralı dosyasında davanın reddine karar verildiğini, davalı taraf markası ile müvekkilinin markalarının aynı mal ve hizmetlerde kullanıldığını, davaya konu markanın tescil edilmek istendiği özellikle 16., 21., 25., 29., 30., 32., 35. ve 42. sınıf mal ve hizmetler ile müvekkilinin asıl iştigal alanını oluşturan ve uzun yıllardır tescilli olarak kullanılan 35., 41., ve 43. sınıf mallar arasında bağlantı bulunduğunu, buna rağmen davalı davalı şirketin marka tescil başvurusuna yaptıkları itiriazın YİDK 13.02.2020 tarih ve 2020-M-271 karar sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davalı şirket markasının tescil edilmişse, hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, taraf markalarının işaret anlamında benzer olduklarını, ancak başvuru markasının tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan mal ve hizmetler ile davacı markası kapsamında yer alan hizmetlerin farklı olduğunu, davacıya ait markanın ne YİDK aşamasında ne de iş bu dosya kapsamında tanınmışlığını ispat edebilmek için yeterli delil sunulmadığını, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin 1989 yılında Avustralya'nın Brisbane kentinde ticaret hayatına başladığını, “..." markasını bir zincire dönüştürdüğünü, davacıya ait markanın ayırt edici ve tanınmış marka statüsünde olmadığını, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davacıya ait markanın Türkiye’de herhangi bir tanınmışlığa sahip olmadığını, Sivas’ta faaliyet gösteren tek bir kafe/restoranın SMK m. 6/5 anlamında bir tanınmışlığa sahip olamayacağını, davacının “...” ibareli markayı, müvekkillerinin markasını taklit ederek oluşturduğunu ve kötü niyetle kendi adına tescil ettirdiğini, Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/79 E., 2020/127 K. sayılı dosyasında, müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine ikame edilen “markanın kullanılmaması sebebiyle hükümsüz kılınması” konulu davanın lehlerine sonuçlanarak kesinleştiğini, davacının Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/79 E., 2020/127 K. numaralı dava dosyasında, markaların yazılış, okunuş ve telaffuz bakımından tamamen farklı olduğunu vurguladığını, işbu davada ise tam tersine beyanda bulunduğunu, müvekkilleri şirket markası ile davacı markasının farklı sınıflarda tescilli olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının kullanım ispatı için dosyaya bir belge sunmadığı, şu halde Markalar Dairesi Başkanlığı kararında 2009/21789 numaralı "..." ibareli marka açısından, “Marka, kullanım ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden md.6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır” şeklinde karar verilmişken, YİDK kararında Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan kullanım ispatı değerlendirmesinin irdelenmemesinin hatalı olduğu, ancak davalı tarafından YİDK kararına itiraz edilmeyip, sadece davacı tarafından itiraz edildiğinden, davacının itirazı yönünden YİDK kararıının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, dava aşamasında da yine davalının kullanmama definde bulunmadığı, dolayısıyla davacının redde mesnet markasının iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınmasının gerektiği, davaya konu markanın 29., 30., 32. sınıfta yer alan malları ile davacı yanın davaya mesnet markasında yer alan 43. sınıftaki hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, taraf markalarında aynı kelime unsurlarının yani “...” ibaresinin kullanıldığı, ibarelerin marka kompozisyonlarında konumlandırılış şekillerindeki farklılığın, markaların benzerlik derecesini düşürmediği, markaları birbirlerinden ayırmaya yetmediği, davacı şahısın dava dilekçesinde, markasını 1994 yılından bu yana kullanmak sureti ile ayırt edicilik kazandırdığını beyan etmekle birlikte, dosya kapsamında davacı yan tarafından 03.07.2019 tarihli bir adet fiş, üzerinden tarih bulunmayan menünün ilk sayfasının görüntüsü ve işyerine ait bir adet fotoğraf sunmuş olmakla bu hali ile davacı lehine 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte bir delilin sunulmadığı, davacı yanın seri marka iddiasına dayanak başkaca markasının bulunmadığı. davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2020-M-271 sayılı YİDK kararının 29., 30., 32. sınıfta yer alan emtialar bakımından iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin 1994 yılından bu yana markasına ayırt edicilik kazandırmış ve müşteriler nezdinde son derece tanınmış bir hale getirmiş olduğunu, davalı yan adına tescili istenen marka ile müvekkilinin markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, her iki firmanın aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve tüketicilerin firmalar arasında ekonomik ve ticari bir bağlantı olduğu zannıyla hareket etmelerine neden olabileceğini, bu sebeple karşı yan markasının tümüyle hükümsüzlüğünün ve YİDK kararının tümüyle iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde; başvuru markası kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacı markası kapsamında yer alan emtialar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davaya konu markanın 29., 30., 32. sınıfta yer alan malları ile davacı yanın davaya mesnet markasında yer alan 43. sınıftaki hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, diğer emtealar arasında ise bir benzerliğin bulunmadığı, taraf markalarında aynı kelime unsurlarının yani “...” ibaresinin kullanıldığı, ibarelerin marka kompozisyonlarında konumlandırılış şekillerindeki farklılığın, markaların benzerlik derecesini düşürmediği, markaları birbirlerinden ayırmaya yetmediği, davacının markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte bir delilin sunulmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, dolayısıyla mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ve davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15'er-TL'nin davacı ve davalı kurumdan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.