T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2336 - 2025/2560 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2336 KARAR NO : 2025/2560 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2018 NUMARASI : 2017/222 E. - 2018/58 K. DAVANIN KONUSU : TPMK YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2336 - 2025/2560 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2336 KARAR NO : 2025/2560 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2018 NUMARASI : 2017/222 E. - 2018/58 K. DAVANIN KONUSU : TPMK YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/03/2018 Tarih ve 2017/222 Esas - 2018/58 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında "..." ibaresinin kullanımı nedeniyle 1992 yılından beri hukuki ihtilaf bulunduğunu, taraflar arasında dava konusu olan ihtilafların tamamında mahkemelerin müvekkili lehine karar verdiğini, davalı şirketin ise kesinleşen bu mahkeme kararlarına rağmen kanun boşluklarından yararlanmak amacıyla "..." ibareli markaların tescili için çok sayıda başvuruda bulunduğunu, somut olaya konu 2015/74065 sayılı "... ..." ibareli markanın tesciline yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa anılan başvurunun mahkeme kararları ile ortaya konulduğu üzere kötü niyetli olduğunu, bu kapsamda İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1993/911E- 1997/335K, İstanbul 4. Asliye Ticaret mahkemesinin 1998/1215 E, 1998/1841 K, istanbul 6. Ticaret mahkemesinin 2002/477 E, 2003/38 K, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/9 E, 2007/585 K sayılı kesinleşen kararlar ile "..." ibaresi üzerinde müvekkilinin öncelik hakkının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin hizmet markalarının tescilinin önü açılınca kötü niyetli olarak "..." ibaresinin marka olarak tescili için başvurduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2002/351E-2007/109 K. Sayısı ile dershane eğitimi hizmet alanında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olup hükmün Yargıtayca onandığını, 29/6/2016 tarihinde markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verildiğini, en son Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/51E sayılı dosyası ile davalı adına hali hazırda tescilli "..." ibareli tüm markaların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu davaların aleyhe sonuçlanacağını anlayan davalı şirketin bu ibareyi içeren çok sayıda marka başvurusunda bulunduğunu, davacının müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresine herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadan tescil ettirmeye çalıştığını, kesinleşen mahkeme kararları uyarınca "..." ibaresi üzerinde gerçekte hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek 2017-M-4198 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacının müvekkilinin kötü niyetini ortaya koymak amacıyla dava dilekçesinde konu ettiği mahkeme kararlarının somut olayla hiç bir ilgisinin bulunmadığını, 1997 yılında vücut bulmuş bir üniversite tüzel kişiliği ile 1992 yılından beri ihtilafın varlığının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin "..." ibareli markalarını çok uzun yıllardan beri tescil ettirerek bu ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, ... Dersaneleri"nin 1979 yılında kurulduğunu, 1981 yılında özel öğretim kurumu ruhsatnamesi aldığını, yapılan noter devirleri ile dava tarihine kadar geldiğini, halen 450 eğitim kurumuna yayın desteği sağladığını, müvekkilinin davaya konu "... ..." ibareli markasının okunuş, fonetik ve genel intiba olarak davacının markası ile farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru'nun "... ...+şekil" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 41.sınıftaki "41/Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri."mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise"..." ibareli markalardan meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 01 ile 45. sınıflar arasındaki tüm mal ve hizmetlerin yer aldığı, davaya konu markanın 41. sınıf: "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri" bakımından davacı markaları ile aynı/aynı tür olduğu, itiraza mesnet gösterilen markalarda “...” kelimesinin ortak unsur olarak ön planda çıkacak biçimde tasarlandığı, “...” ibaresinin ülkemizde özellikle eğitim sektöründe yaygın bir kullanımının bulunduğu, ancak “...” kelimesini gören ortalama bir tüketicinin bu ibare ile aklına doğrudan eğitim, öğretim hizmetlerinin gelmeyeceği, belli bir zihni çaba harcamak koşuluyla bu hizmetleri zihninde canlandıracağı, dolayısı ile “...” ibaresinin koruma kapsamı çok dar olmasına rağmen, davacı markalarının 1960 yıllarından günümüze dek ulaşan kullanımları ve tescillerinin üzerinden 5 yılı aşan bir sürenin geçmiş olması nedeniyle ibarenin tescilli olduğu sınıflarda belli bir ayırt edicilik elde etmiş olup markasal anlamda korunmaya layık olduğu, taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı gören ortalama tüketicilerin bu markalar ilişkili markalar olarak algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresi dışında yer alan ibarelerin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, taraf markaları arasında emtia benzerliğininde gerçekleştiği göz önüne alındığında markaların 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu, ayrıca davacı ... Hizmetleri A.Ş.’ye ait ... ...’nin 26 Eylül 1960 yılında açıldığını gösterir muhtelif haberler, 1988-1989 öğretim yılı broşürü, 1960-1990 yılları arasındaki dönemleri gösterir tanıtım broşürü, 1992/1993 yıllarına ait el broşürü, ... ... İngiltere’de yaz okulu başlıklı 28 Haziran-19 Temmuz 1997 yılına ait tanıtım broşürü ve ... ...’nin 1960-2014 54. yılını kutlayan tanıtım broşürü ile diğer belgelerin davacının, “...” ibaresi üzerinde eğitim ve öğretim hizmetleri alanında 556 sayılı KHK m. 8/3 maddesi anlamında öncelik hakkının bulunduğunu gösterdiğini, ancak davalı şirketin 1996 yılından itibaren, davacı şirketlerden daha eski tarihlerde özellikle dershanecilik sektöründe ve dershanelerin zorunlu olarak kapatılmasından sonra temel lise faaliyetlerinde geniş bir coğrafyada ve yoğun bir şekilde kullandığı, dolayısıyla davalı şirketin “...” sözcüğünün sonuna eklediği “...” sözcüğü ile davacı şirketlerinin marklarından yararlanma niyetinde olmadığını, kanuni bir zorunluluk nedeniyle “Dershane” ve Temel Lise” sözcükleri yerine “Kolej” sözcüğünü kullandığı, bu halde dava konusu marka başvurusunun dürüstlük ilkesine aykırı olduğundan söz edilemeyeceği ve davalının dava konusu başvuru bakımından, önceki tarihli markalarından dolayı, “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” hizmetleri açısından müktesep hakkının bulunduğu, gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2017-M-4198 sayılı YİDK kararının 41. sınıfta yer alan "spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)" mal ve hizmetleri yönünden kısmen iptaline ve aynı hizmetler yönünden 2015/74065 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... Eğitim Kurumlarının kurucusu ... ailesinin, 80 yılı aşkın süredir "..." ibaresini kullandığını, bu kapsamda ... Dersevi’nin 1932 yılında kurulduğunu, devamı niteliğindeki ... ...'nin 1960 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, 1997-1998 yılında "... ... Eğitim Vakfı" tarafından ...'nin kurulduğunu, ... markasının kalitesi, ticari geçmişi ve marka sahiplerinin ticari itibarları nedeniyle sektöründe/alanında tercih edilen maruf hale gelen bir marka olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahipliğini ortaya koyan çok sayıda belge ve bilginin dosya kapsamında bulunduğunu, mahkemece bu hususlar doğru değerlendirilmediği gibi, bu husustaki kesinleşmiş yargı kararlarının dahi dikkate alınmadığını, davalıya ait "..." ve "... ..." ibareli tescilli markalar bulunsa da, söz konu tüm bu markalar aleyhine HÜKÜMSÜZLÜK ve İPTAL davalarının bulunduğunu, halı hazırda dava konusu 2015/74065 sayılı "... ..." haricindeki bütün davalı markaları hakkında hükümsüzlük kararlarının olduğunu, dolayısı ile bu tesciller nedeniyle davalının Kazanılmış hakkından söz edilemeyeceğin ve ilk derece mahkemesinin kesinleşen mahkeme kararlarını dikkate almaması nedeniyle çelişkinin oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Eğitim Kurumları A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1979 yılında “... ...’lü” iddiasıyla hizmet vermeye başlayan ve yapılan devirler ile günümüze ulaşan müvekkili şirketin, halen ülkenin çeşitli illerinde eğitim ve yayın desteğini sürdürdüğünü, "..." esas unsurlu tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkiline ait markada davacılar tarafından iddia edildiği gibi “...” ibaresinin tek unsur olarak yer almadığını, bir bütün olarak ele alındığında okunuş, fonetik ve genel intiba olarak markaların farklı olduğunu, markaların benzer olmaması ve müvekkilinin markasının davacılar tarafından tescilli ya da tescilsiz olarak daha önce kullanılmaması sebebiyle, davacıların bu yöndeki itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin tabelalarında “... KOLEJLERİ” ibaresini kullandığını, davacılardan ... ile müvekkilinin faaliyet alanları biribirinden tamamen farklı ve bağımsız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin "Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin” anlamına gelmekte olup eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, bütünü itibariyle bıraktıkları toplu intiba yönünden markaların birbirinden farklı olduğunu, davaya konu markanın “... yayıncılık bir ben bir sen” ibarelerinden ve şekil unsurundan oluştuğu göz önüne alındığında, ibarelerin bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajın ibarelerin ayırıcı unsurlarını içeren bütününde odaklandığını, dolayısı ile başvuru konusu markanın davacıya ait tescilli “...” ibareli markalara genel olarak bıraktığı izlenim itibariyle ilk bakışta kolayca ayırt edilemeyecek şekilde benzemediği ve bu suretle iltibasa sebebiyet vermeyeceğinin açık olduğunu, taşıdıkları jenerik unsurlar bakımından markalarının başvuru markası ile benzerlik taşıdığı söylenebilirse de 2011/85992 ve 2011/42113 sayılı söz konusu itiraz markalarının kapsamından 41. sınıf hizmetlerin yer almadığı görüldüğünden mahkeme kararının aksine bu markalar bakımından herhangi bir iltibas ihtimalinin bulunmadığını ve başvuru konusu markanın esas unsurunu oluşturan “... ...” ibaresinin davacı tarafından tescilli ya da tescilsiz olarak aynı sınıflarda daha önce kullanılmaması sebebiyle önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği koşullarının gerçekleşmediğini savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/74065 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıların "..." esas ibareli itirazlarına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla davalılar ... Eğitim Kurumları Anonim Şirketi ile ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacılar vekilinin katılma yolu ile istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece her ne kadar yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın "spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)" hizme mallar yönünden iltibas nedeniyle kabulüne ve “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” hizmetleri yönünden davalı şirketin müktesep hakkının bulunması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, somut uyuşmazlık yönünden asıl tartışılması gereken husus, davalı şirketin başvurusunda kötü niyetli olup olmadığıdır. Gerçekten de İstanbul 1. FSHHM'nin 10.06.2010 tarih ve 2010/60 Esas - 116 Karar sayılı kararını bozan Yargıtay HGK'nın 04.05.2011 tarih ve 2011/11-59 Esas - 271 Karar sayılı kararından sonra, İstanbul 1. FSHHM tarafından verilen 29.03.2016 tarih ve 2012/82 Esas - 2016/47 Karar sayılı kararında açıkça, "davalının markasal kullanımının en başından beri kötü niyetli olduğu" gerekçesiyle davalı adına tescilli 1998/193134 ve 195160 numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Bu karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.04.2018 tarih ve 2016/9432 Esas - 2018/2605 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Diğer yandan aynı taraflar arasında görülen (... Temel Lisesi-...) markalarına ilişkin verilen 2018/4611 Esas, 2020/3307 Karar ve 29/06/2020 Tarihli karar ile de, davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli bulunduğu gerekçesi ile verilen karar onanmıştır. Yine davalı şirketin "..." esas unsurlu marka tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olacağına dair Yargıtay HGK'nın 29.06.2022 tarih 2020/11-699 E.- 2022/1093 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Bu durumda, davalı Şirketin "..." esas unsurlu markaları kullanmasının en başından beri kötü niyetli olduğu, iş bu davada da davalı Şirketin başvurusunun kötü niyetli bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirketin dava konusu marka tescil başvurusunun aynı zamanda kötü niyetli de olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, bu yeni karar istinaf kararı olduğundan, istinaf karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 01/03/2018 gün ve 2017/222 Esas - 2018/58 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile, 2017-M-4198 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 4- Davalı şirket adına tescilli bulunan 2015/74065 sayılı "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 31,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 584,00-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 620,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 253,00-TL tebligat masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.111,00-TL yargılama giderine 31,40-TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı tutarının eklenmesiyle oluşan toplam 3.173,380-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Davalılardan alınması gereken 615,40'er-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85'er.TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55'er.TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.