11. Hukuk Dairesi 2009/9110 E. , 2011/2297 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2009 tarih ve 2003/341-2009/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakl…
**11. Hukuk Dairesi 2009/9110 E. , 2011/2297 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2009 tarih ve 2003/341-2009/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilini davalı banka nezdinde 19.02.2003 tarihinde bir yıl vadeli hesap açarak 6.760,00 TL yatırdığını, vade sonu bankaya müracaatında paranın çekildiğinin söylendiğini, araştırma sonucu parayı müvekkilinin sonradan boşandığı eşi ile birlikte bir bayanın bankaya giderek sahte nüfus cüzdanıyla parayı 31.03.2003 tarihinde çektiklerinin anlaşılmasıyla C.Savcılığına bu sahtecilik işlemi için şikâyette bulunduğunu ve müvekkilinin eşine karşı boşanma davası açıldığını ileri sürerek, 6.700,00 TL maddi zararın ve bu işlem nedeniyle boşanarak müvekkilinin uğradığı manevi elem ve kayıplar için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, hesabın kapatılmasına ilişkin dekont üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığı, paranın üçüncü kişilerce çekildiği anlaşıldığından maddi zararın tazmini gerektiği ancak manevi tazminat istemi yönünden davalı bankanın kasti bir eylemi bulunmadığından tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6.760,00 TL’nin “bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat oranı faizi ile birlikte işleyecek yasal faizi ile birlikte” tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, usulsüz olarak çekildiği iddia edilen mevduatın tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, davanın TTK'nun 4/1-6 ncı madde, fıkra ve bendi uyarınca, mutlak ticari dava niteliği taşıması; öte yandan, tacir olan davacı banka için ticari olan bir işin, tacir olmayan davalı için de ticari sayılması da aynı kanunun 21 nci maddesi hükmü gereği olması karşısında, ticari işler bakımından 3095 sayılı yasada öngörülen oranda temerrüt faizine, talepte geçen oran aşılmamak kaydı ile değişen oranlarda davacı talep hakkını haizdir. Mahkemece davanın kabul edilen miktarına uygulanacak faizi belirlemek için ise “bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat oranı faizi ile birlikte işleyecek yasal faizi ile birlikte” ibareleri kullanılmıştır. Davada uygulanması gereken faizin bu şekilde belirlemeyeceği açıktır. Bu itibarla, mahkemece, davacının bir yıl vadeli hesabında sözleşme ilişkisinin sona erdiği tarihin belirlenerek bu tarihe kadar sözleşme faizi, şayet oran kararlaştırılmamış ise, bankanın o tür vadeli hesaplara uygulandığı akdi faiz oranı üzerinden ve bileşik faiz yöntemi ile hesaplama yaptırılarak, bu şekilde temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak miktarının belirlenmesi; bu tarihten itibaren dava tarihine kadar, 3095 sayılı yasanın 2/4 ncü maddesi hükmü uyarınca, temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde akdi faiz oranının ticari işler temerrüt faizinden az olamayacağı düzenlemesine dikkat edilerek, buna göre; şayet temerrüt faizi miktarı sözleşmede kararlaştırılmış ise, buna göre hesap yapılması; davacı talebinde geçen orana ilişkin istemin aşılmamasına dikkat edilerek, artan ve eksilen oranların nazara alınması, dava tarihi itibariyle bu şekilde asıl alacak ve işlemiş temerrüt faizi toplamının bulunması, asıl alacağa dava tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar, aynı olasılıklara göre belirlenecek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle alacağın tahsiline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak ve denetlenemeyecek tarzda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.