T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/12/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAV…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/12/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ile aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ticari ilişki neticesinde cari hesaptan doğan bakiye alacaklarının davalı yanca ödenmediğini, bunun üzerine Denizli 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı yanca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı şirketin müvekkil şirketten almış olduğu ürün ve hizmet bedellerini ödemediğini, müvekkilinin alacağının sabit olduğunu ve bunlardan dolayı takibe yapılan itirazın anapara üzerinden iptalini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, icra dosyasına yapılan itirazda haklı olduklarını, davacının müvekkil aleyhine yapmış olduğu takibin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini, davacı aleyhinde asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".... Taraflar arasında ürün satış ve hizmetinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, takibe konu faturaların davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edilerek ispat ile yükümlü olan davacının davasını usulüne uygun düzenlenmiş kendisinin ve davalının beyanname, defter ve kayıtlarıyla iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın takibe konu borcunu ödemediği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne dair karar verilerek alacak taraflarca bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı hükmedilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline karşı sunduğu mal ve hizmet bedellerini alamadığı iddiasıyla icra takibi başlattığını, mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirmeyle hazırlandığını, bu nedenle bilirkişi raporuna itiraz edip yeni bir bilirkişiden rapor alınması talebinde bulunulduğunu ancak bu talebin reddedildiğini, yerel mahkemenin aynı bilirkişiden ek rapor alsa da ek raporda somut verilerle itirazların açıklanmadığını, yargılamanın aydınlığa kavuşmadığını, bilirkişi raporlarına itirazların değerlendirilmeden ve dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verildiğini, davacının iddiasının şirket faaliyeti kapsamında ticaretine konu olan ve müvekkile sunmuş olduğu mal ve hizmet karşılığı alacağını alamadığı yönünde olduğunu, ancak davacının faaliyetinin araç alım satımı olmadığını ve dava dilekçesinde de uyuşmazlığın davacı şirketin faaliyeti dışında kalan araç satımından kaynaklandığına dair bir iddiasının bulunmadığını, bilirkişinin uyuşmazlık konusunun ve kendisine verilen görevin dışına çıkarak rapor düzenlediğini, kendiliğinden hazırlama ilkesinin geçerli olduğu hukuk davalarında hakimin tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, davacının araç alım satımıyla ilgili bir iddiası veya talebi bulunmadığını, bilirkişi raporunda davacının 26.04.2016 tarihinde ticari defterinden yaptığı 100.000,00 TL tutarındaki çıkışın dayanak belgesinin olmadığını belirttiğini, ancak belgeyle tevsik edilmeyen bir kalemin gerçekmiş gibi değerlendirilmeye alınamayacağını, vergi hukukunda belgeyle tevsik edilmeyen kayıtların "hayali kayıt" olarak tabir edildiğini, bilirkişinin belgeyle tevsik edilmeyen 100.000,00 TL'lik çıkışı "kayda alınmaması gereken ödeme" olarak nitelemesi gerekirken hukuki bir değer atfederek mahkemenin takdirine bırakmasının kabul edilemez olduğunu, başkaca bir bilirkişiden rapor alınması gerekirken söz konusu bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin sadece ticari defterdeki verileri esas aldığını ancak işlemin arkasındaki muhasebe kaydını incelemediğini, davalı müvekkiline ait hesap incelendiğinde davacının borcuna araç bedeli kadar kayıt yapıldığını, davacının borcuna dair aracın davacıya satıldığı tarihten 1 gün sonra 50.000,00 TL ve 100.000,00 TL davacıdan havale geldiğinin görüldüğünü, davacının ticari defterlerinde müvekkilinin "120/alıcılar" ve "320/satıcılar" olmak üzere iki ayrı hesaptan incelediğini, tek bir hukuki işlem olmasına rağmen iki hesap tutulmasının mükerrerlik teşkil ettiğini ve davacıyı haksız yere alacaklı gibi gösterdiğini, davacının ticari defterlerinde yapmış olduğu kayıtların muhasebe uygulamalarına aykırı olduğunu, davacının müvekkili "320/satıcılar" hesabında izlemesi ve araç satışından dolayı "320/satıcılara" kaydetmesi gerekirken, aracı satan kendisiymiş gibi "120/alıcılar" hesabına kayıt yaptığını ve araç satış bedelini de "120/alıcılar" hesabında ödenmiş gibi kayıt yaptığını, bu yanlış kayıtla yetinmeyip banka havalesi olarak gelen 100.000,00 TL'yi "320/satıcılar" hesabına kayıt yaptığını, bu şekilde ticari ilişkiyi iki ayrı hesapta takip etmesi nedeniyle 100.000,00 TL tutarla aracın bedelini 2 defa yani mükerrer kayıt yapılması suretiyle davacının sanki 100.000,00 TL alacaklıymış gibi göründüğünü, bu bakımdan davacının müvekkilden alacaklı olmadığının anlaşılacağını, bilirkişi raporunda davacının defterlerinin muhasebe uygulamalarına ve VUK'a uygunluk bakımından gerekli incelemelerin yapılmadığını, bilirkişi raporunda en temel muhasebe ilkelerine aykırılıkların yansıtılmadığını, bu bakımdan gerek kök gerekse ek raporun hüküm kurmaya elverişli, bilimsel, tarafsız ve bağımsız olmadığını, söz konusu raporlara itibar edilerek verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalıya satmış olduğu ürün ve hizmetlerin bedellerinin ödenmediğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, resmi ticari defter kayıtları, muavin defter ve faturalar uyarınca takip tarihi itibarıyla davalıdan 100.000 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Takipte alacağın dayanağı olarak davacının ticari defter kayıtları ve faturalar gösterilmiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış; bilirkişi raporu ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının defterlerinde takip tarihi itibarıyla 100.000 TL alacaklı, davalının defterlerinde ise davacıya ilişkin herhangi bir borç veya alacak kaydı bulunmadığı belirtilmiştir. Raporda, taraf defterleri arasındaki farkın, davalı tarafından davacıya satılan 100.000 TL bedelli araç satışından kaynaklandığı, noter satış sözleşmesinde bedelin peşin alındığının yazılı olduğu, davacı defterlerindeki 100.000 TL’lik kaydın nakit ödeme kaydı olduğu, ancak noter satış senedinde yer alan ödemenin ne şekilde yapıldığının bilinmediği ifade edilmiştir. Davalının farklı bilirkişi talebi reddedilmiş, ek rapor alınmış; ek raporda kök rapordaki kanaat tekrar edilmiştir. Bilirkişi raporunda davacı defterlerinde görünen 100.000,00 TL alacağın kaynağı olarak taraflar arasındaki araç alım satımı sebebiyle davacı tarafından yapılan nakit ödeme kaydı gösterilmiştir. Davacının dilekçelerinde araç alım satımına veya bu ilişki sebebiyle alacaklı olduğuna dair açık bir iddia bulunmamaktadır. Davalı ise yargılama sırasında ve bilirkişi raporuna itirazlarında; taraflar arasında noterde düzenlenmiş bir araç satış sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmeye göre davacının alıcı, davalının satıcı olduğunu, araç bedelinin peşin olarak ödendiğini, davacının bu ödemeyi kendi ticari defterlerinde mükerrer şekilde kaydetmek suretiyle alacaklı duruma geçtiğini, bu nedenle davacı defterlerinde görünen alacağın gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedir. Gerçekten de dosyada mevcut varlığı ihtilafsız olan noterde düzenlenmiş araç alım satım sözleşmesinde davalı tarafça davacıya 100.000,00 TL bedelli araç satıldığı, bedelinin peşin ödendiği yazılıdır. Davalı da araç bedelini aldığını kabul etmektedir. Araç alım satım ilişkisinden kaynaklı olarak her iki taraf edimini yerine getirdiğine göre, davacının defterinde ödeme sebebiyle alacaklı görünmesinin sebebinin davacı tarafça açıklanıp ispatlanması gerekirken, davacının bu konuda ileri sürdüğü herhangi bir iddia dahi bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle ispatlanamayan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuş davalının istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/12/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-a-Davanın REDDİNE ; b- Davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin REDDİNE, c-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.153,14 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 537,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, d-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Bakanlık suçüstü ödeneğinden ödemesi yapılacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, h-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 129,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 621,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...