11. Hukuk Dairesi 2010/5163 E. , 2011/16915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2009 tarih ve 2008/218-2009/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belg
**11. Hukuk Dairesi 2010/5163 E. , 2011/16915 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2009 tarih ve 2008/218-2009/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar, dava dışı limited şirketin ortakları olduklarını, 25.09.2007 tarihinde hisselerini davalılara devretme konusunda karar aldıklarını, bu karar gereğince noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile hisselerini davalılara devrettiklerini, şirketi noter senedi ile devralan ve şirketin zilyetliğini de ellerinde bulunduran davalıların şirket devrini ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ettirmediklerini ileri sürerek, dava dışı limited şirketin davalılar adına tescilinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı ..., söz konusu şirketin borca batık olduğunu, bu nedenle şirketi devralmak istemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., dava dışı şirketin hisselerini davacı ...'dan devraldığını, ancak devir yapılırken şirketin borcunun bulunmadığının kendilerine söylendiğini, devrin gerçek bir devir olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 13.03.2009 tarihli oturumda davaya konu hisse devri için para almadıklarını, hisseler karşılığında davalıların şirketin vergi ve SSK borçlarını ödeyeceklerini beyan ettikleri, davacıların bu beyanlarının mahkeme içi ikrar olduğu, davalıların da gerçek amaçlarının hisse satın almak olmadığını bildirdikleri, görünürdeki hisse devir sözleşmesinin davalıların gerçek iradesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devrinin tescili istemine ilişkindir. Davacılar, hisselerini davalılara devrettiklerini ileri sürerek, bu devrin tescilini talep etmişler, davalılar ise yapılan devrin gerçek bir devir olmadığı savunmasında bulunmuşlardır. Mahkemece, davacıların hisse devir sözleşmesinde yazılanın aksine söz konusu devir için para almadıklarını beyan ettikleri, açıklanan beyanın mahkeme içi ikrar olduğu, davalıların da esasen hisse satın almayı amaçlamadıkları, görünürdeki hisse devir sözleşmesinin davalıların gerçek iradelerine uygun olarak yapmak istedikleri işlem olmadığı, bu durumun sözleşmede hata olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme doğru olmamıştır. Zira, somut olayda mahkemece kabul edildiği üzere irade ile beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk sözleşmede hata değil muvazaa olarak tanımlanmaktadır. Muvazaalı sözleşmelerin taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece resen gözönünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin icazet vermesi ile geçerli hale gelmeyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir. Bununla birlikte muvazaa iddiasının veya savunmasının, muvazaanın tarafları arasında ileri sürülmesi halinde bu iddia veya savunmanın yazılı delil ile kanıtlanması da gerekmektedir. Somut olayda, davalılar savunmalarını açıklanan şekilde kanıtlayamamışlardır. Öte yandan, davacıların limited şirket hisse devir sözleşmesinde belirtildiğinin aksine hisse devir bedelini nakden almadıkları yönündeki beyanları da davalıların muvazaa savunmalarının kanıtı olarak değerlendirilemez. O halde, davacıların hisselerini noter kanalıyla davalılara devrettikleri, bu duruma dava dışı şirket ortaklarınca muvafakat edildiği ve hisse devrinin pay defterine yazılmasına karar verildiği, böylece TTK'nun 520. maddesi uyarınca geçerli biçimde limited şirket hisse devrinin tamamlandığı, işbu davanın açılmasında da davacıların hukuki yararlarının bulunduğu, davalıların usulünce kanıtlayamadıkları muvazaa savunmasına itibar edilemeyeceği dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.