T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üy…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinden habersiz bir şekilde hiçbir dayanağı olmadan, vekil eden şirketin tek yetkilisi ...'ın imzasının bulunmadığı, alacaklısının ... olduğu 30/12/2020'de tanzim edildiğini, 03/02/2021 vade tarihli 100.000 Türk lirası için düzenlenmiş ve 30/01/2021'de tanzim edilmiş, 30/05/2021 vade tarihli 30.000 Türk lirası için düzenlenmiş sahte iki senet üzerinden Alanya İcra Dairesi'nde ... Esas numarası ile takip başlatıldığını, haciz korkusu ile vekil eden sahte senetlerdeki miktar ve faizleri ile birlikte toplam 185.442,91 TL ödemek zorunda kaldığını, bu husus için istirdat davası açmak üzere gerekli işlemlerin başlatıldığını, müvekkili şirketin bu süreçte toparlanmaya çalışır iken bu kez de alacaklısının ... olduğu 30/12/2020'de tanzim edildiğini, 30/03/2021 vade tarihli, 150.000 TL için yine sahte bir şekilde düzenlendiğini, vekil eden şirketin haberinin bulunmadığı dayanaksız başka bir senet ortaya atıldığını, Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, vekil eden şirket haciz için gelindiğinde bu icra takibinden haberi olduğunu, haciz tehdidi altında vekil eden baskı ile bu sefer 50.000 TL ödemek zorunda kaldığını, bunun yanı sıra usulsüz bir şekilde yapılan tebligat hakkında gerekli şikayetin yapıldığını, tebligatı alan ... isimli şahsın böyle bir işlemi yapmaya yetkili olmadığını, ...'ın bir dönem vekil eden şirkette çalıştığını, bu hususta kendisine Alanya 1. Noterliği'nde 29/12/2020 tarihinde düzenlenen ... Yevmiye numaralı vekaletname ile bazı yetkiler verildiğini, bu yetkileri kötüye kullanması nedeniyle şirketten ayrıldığını ve söz konusu bu yetkilerin Alanya 4. Noterliği'nde 01/04/2022 tarihinde düzenlenen ... Yevmiye numaralı Azilname ile elinden alındığını, davalı tarafından vekil eden şirketin yetkilisinin imzasının taklit edilerek, vekil edenin borçlandırıldığını belirterek Alanya İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yatırılan paranın davalıya ödenmemesi ve takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, Alanya İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, davalının kötü niyetli olmasından dolayı, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının imzaların aynı olduğu ödeme tarihi 30/02/2021, 100.000,00-TL tutarlı senet ile ödeme tarihi 30/05/2021 tarih, 30.000,00-TL tutarlı davacının borçlusu, ...'ün alacaklısı olduğu senetleri Alanya İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu, bu senetlerin altındaki imzalar ile dava konusu icra takibindeki senetteki imzanın aynı olduğunu, davacı anılan bu senetlere ilişkin icra takibine olan borcunu 29/04/2022 tarihinde ödediğini, işbu davaya konu icra dosyasında davacının sahte senetle takip yapıldığı iddiası ile bu davayı açmadan önce, sahte senede ilişkin 13/06/2022 tarihinde 50.000,00-TL ödeme yaptığını, halbuki davacının sahte olduğunu iddia ettiği bu senede ilişkin ödeme yapmadan, yarısı tutarda bir teminat ile icra takibinden müvekkile ödeme yapılmasını durdurabilecek olduğunu, yani senedin sahte olmadığını ve davacının takibi sürüncemede bırakmak için bu davayı açtığını, senedin davacı şirket adına düzenleme yetkisi bulunduğu dönemde, ... tarafından düzenlendiğini, imzanın üstüne davacı şirketin kaşesi basılmak suretiyle düzenlendiğini, dolayısıyla davacı şirketin yetkilisinin imzası ile senet altındaki imzanın aynı olmasının beklenemeyeceğini, sonuç olarak senedin, davacı şirket adına davacı şirketin yetkilendirdiği bir şahıs tarafından düzenlenmiş olduğunu ve kambiyo vasfına haiz bir senet olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı şirket tarafından Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip dayanağı senet zerindeki imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açıldığı, takip dayanağı 30/12/2020 Düzenleme Tarihli, 30/03/2021 Vade Tarihli, 150.000,00 TL meblağlı senet incelendiğinde dava dışı ... tarafından şirket adına düzenlendiğinin, ayrıca kefil olarak kendi adına da imzaladığının anlaşıldığı, dava dışı ...'a Alanya 1. Noterliği'nin 29/12/2020 tarihinde düzenlenen ... Yevmiye numaralı vekaletname ile şirket adına senet düzenleme yetkisi verildiği, Alanya 1. Noterliği'nin 01/04/2022 tarihinde düzenlenen ... Yevmiye numaralı azilnamesi ile azledilmiş ise de , takip ve dava konusu senedin 30/12/2020 tarihinde -henüz azledilmeden önce- düzenlendiği anlaşıldığından davanın reddine, davacının kötü niyetle takip başlattığı ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklı davalıya ait olduğunu, zira davacının borcun olmadığını ispat etmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin kararında ispat yükümlülüğüne ilişkin hatalı bir değerlendirme yaptığını, borcun varlığını kanıtlama yükümlülüğünün davalı alacaklıda olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın dava dışı ...'a ait olup olmadığı yönünde gerekli araştırmayı yapmadığını, dava dışı kişinin isticvap edilmemesi ve gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılmaması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığını, karşı tarafın senetlere dayanak ticari ve hukuki ilişkiyi ortaya koyamadığını, ticari ilişki iddiasını ispatlayamadığını, ispat yükünün karşı tarafta olmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususu dikkate almadan hüküm kurduğunu, benzer Yargıtay ve doktrin içtihatlarına aykırı karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının istinafen incelenmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, takip konusu bonodaki imzanın keşideci şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasıyla açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takip konusu senette davacı şirket adına imzası bulunan ...’ın, bu konuda özel yetkisinin bulunmasına, davalının cevap dilekçesinde keşideci şirket adına atılı imzanın ...’a ait olduğunun açıkça belirtilmesine rağmen, davacının bu imzaya yönelik açık bir inkâr ileri sürmemiş olmasına; aksine cevaba cevap dilekçesinde ...’ın davalı ile birlikte muvazaalı şekilde hareket ettiğini iddia etmiş olmasına, yargılama sırasında ileri sürülmeyen, delillendirilmesi talep edilmeyen imza incelemesine yönelik iddiaların, ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülmesinin HMK'nın 357.maddesi gereği mümkün olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...