T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/619 KARAR NO : 2025/1426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2018/1019 E. - 2021/811 K. DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/619 KARAR NO : 2025/1426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2018/1019 E. - 2021/811 K. DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının borcuna karşılık 20.09.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli ve 20.10.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli 2 adet çeki ciro yoluyla düzenleyerek müvekkiline verdiğini, iş bu çeklerin Gaziosmanpaşa 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, dosyada uzun süre borçlunun haczi kabil malı araştırıldığını, bulunamadığını, bu sırada Gaziosman Paşa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/127 Esas sayılı dosyası ile davalının takip sırasında zamanaşımının gerçekleştiğini iddia ederek dava atığını ve davanın kabul edilerek zamanaşımından icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, bunun üzerine süresi içinde alacak davası açmak zarureti doğduğunu, zamanaşımına uğramış çeklerde kambiyo hukukundan dağan haklar yitirilmiş olsa da iş bu çek/bonoların yazılı delil başlarıgıcı niteliği olduğunu, alacaklının alacağını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabileceğini ya da arada temel ilişki bulunmaması halinde de sebepsiz iktisap hükümlerine dayanarak talepte bulunabileceğini, TTK'nın 644.maddesine göre sebepsiz zenginleşmeye göre açılacak bu davalarda ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini veya senet bedelini cirantalardan birine veya hâmile ödediğini savunan keşideciye ait olduğunu, diğer bir deyişle keşidecinin, ancak bu ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği takdirde sorumluluktan kurtulabileceğini, zira, hâmilden temel ilişkiyi ve bu temel ilişkiden ötürü keşidecinin bir borcunun bulunmadığını ispat etmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle keşidecinin, sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1633 Esas, 2015/1086 K arar sayılı ve 25.03.2015 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, yasal düzenlemeler çerçevesinde kambiyo takibi zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkan müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, bundan dolayı davalının sebepsiz olarak zenginleşmiş bulunduğunu ileri sürerek, sebepsiz zenginleşen davalıdan toplam 28.800 TL tutarlı alacağın tahsiline, alacağa çek tarihlerinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, Davacı vekili 20.01.2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açılmış ise de, iş bu davanın tümden ıslah edilerek alacak davası olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2019/1 Esas, 2019/8 Kararında açıklandığı üzere bononun zamanaşımına uğraması sebebiyle kambiyo hukukuna dayalı talep hakkının kaybedilmesi hâlinde temel borç ilişkisinden doğan talep hakkının varlığını sürdürmeye devam edeceğini, bu durumda hamilin uğradığı zararın tazmini amacıyla TTK'nin 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davasından yararlanabileceği gibi kendi cirantası ile arasındaki temel borç ilişkisine de dayanabileceğini, bononun, her ciro edildiğinde yeni bir kambiyo taahhüdü ve bu kambiyo taahhüdüne ilişkin yeni bir borç ilişkisi söz konusu olduğunu, bu nedenle her hamilin ancak kendi temel borç ilişkisine dayanabileceğini, temel borç ilişkisinin kambiyo hukukunun dışında kalan bir husus olduğunu, bu itibarla hamilin bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi, bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabileceğini veya genel mahkemelerde alacak davası açabileceğini, zamanaşımına uğrayan bir bononun kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyeceğini, zira zamanaşımına uğrayan bononun fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmeyip sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edileceğini,bu itibarla zamanaşımına uğrayan bononun adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacağını, bununla birlikte sadece HMK’nin 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabileceğini ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olacağını, bu yasal düzenlemeler çerçevesinde kambiyo takibi zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkan müvekkilinin alacağını tahsil edememiş olduğundan lehdara karşı aralarındaki temel ilişkiye dayanarak davanın tümden ıslahı ile davanın alacak davası olarak kabul edilmesini talep ederek davayı tamamen ıslah etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dayanağının TTK'nın 732.maddesi olduğunu, ilgili hükmün 3. fıkrasında poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istemin ileri sürülemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde bu hükme dayanmadığını, dayansa dahi hükmün üçüncü fıkrası gereği müvekkiline karşı bir istem ileri süremeyeceğini, davalı müvekkilinin çeklerin keşidecisi olmayıp, cirantası olduğunu, dava dilekçesinde "ciro yoluyla düzenlemek" ibaresi geçtiğini, çekin keşidecisi olmayığ cirantası olan davalıya sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak talebininin yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı vekili, davanın tamamen ıslahına karşı sunduğu beyan dilekçesinde özetle;davacının müvekkilinden alacağı olmadığını, kaldı ki davacı tarafın TTK m.732'ye istinaden açtığı davada iddia ettiği alacak hakkının zamanaşımına uğradığını, anılan maddede zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak yer aldığını, ayrıca her ne kadar davacı tam ıslah ile davasını alacak davasını dönüştürmüşse de iddia ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını ve dava yolu ile talep edilemeyeceğini savunarak, ıslah edilen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; Hukuki niteliği itibariyle, 20/09/2008 tarih ve 14.400 TL ve 20/10/2008 tarih ve 14.400 TL miktarlı çekler dolayısıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, varsa zenginleşilen miktarın davalıdan tahsili şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Davacı vekili, 19.01.2021 tarihli Dilekçesi ile; davasını tümden ıslah edrek alacak davasına çevirdiğini beyan ederek 28.800-TL'nin çek ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.Islah dilekçesi davalı vekiline 09.02.20121 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince 24.02.2021 tarihinde uyap sistemi üzerinden verilen dilekçe ile; davacının davalıdan alacağı bulunmadığı, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilerek ispatlanamayan davanın reddi talep edilmiştir. Dava konusu çeklerde davalı lehtar durumunda olup çek arkasındaki imzaya bir itirazı bulunmamaktadır. Söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu değerlendirilerek davacı tarafın göstermiş olduğu tanığı ... 'ın dinlenmesine karar verilmiş, Mahkememiz 27/04/2021 tarihli duruşmada hazır bulunan tanık dinlenmiştir. Tanık ...(TC-...); Davacı ve davalıyı tanırım, Ben turizmciyim, taraflar arasındaki bir ticari ilişki vardır, dava konusu çekler hakkında bilgim vardır, ben alacağın sebebini bilmiyorum, ancak davalının davacıya borcu vardır, çekleri borçlarına karşılık olarak vermiştir, bu davacı ve davalı aile dostudur, birbirleri ile görüşürler, Davacının genetik firması vardır, hastanelere medikal malzemeler satmaktadır, bir ara kum ocağı işletiyordu, davalının ne iş yaptığını bilmiyorum, sadece ticaret yaptıklarını biliyorum, ancak aralarında alacak verecek olduğunu biliyorum, taraflar arasında alacak borç ilişkisi vardır, ...'ın ona borcu olduğunu biliyorum, davalı çekleri davacıya verirken ben ordaydım, davalı ... çekleri verirken ben borcuma karşılık veriyorum, dedi, şeklinde beyanını bulunmuştur.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, dinlenen tanık ifadesi birlikte değerlendirildiğinde;Dava konusu çeklerin keşidecisi ...Tur.GıdaTeks.Oto.San.ve Tic.Ltd.Şti olup, davalı lehtar konumundadır. Dosya kapsamına alınan ticaret sicili kaydından davalının aynı zamanda keşideci şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır.Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı defii ileri sürmemiştir. Islah dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra ileri sürmüş olduğu zamanaşımı defii ise süresinde bulunmadığından Mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.Dava, zamanaşımına uğramış çeklerden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir. Dava konusu çeklerde ciro silsilesine bakıldığında çeklerin davalı borçlu tarafından ciro edilmek suretiyle davacıya devredildiği bu nedenle davacı ve davalı arasında temel ilişki bulunduğu ve davacının da bu temel ilişkiye dayandığı görülmektedir. Bu durumda zamanaşımına uğrayan çek yazılı delil başlangıcı teşkil edeceğinden davacı alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkün bulunmaktadır..(Örnek Yargıtay 19.HD. 2016/3722 E., 2016/14262 K.) Belirtilen sebeple davacının davasını borç ilişkisine dayandırdığı ve zamanaşımına uğramış, kambiyo niteliğini kaybetmiş olsa da yazılı delil başlangıcı sayılan, imzanın inkar edilmediği çeke karşı dinlenen tanık ile haklılığını ispat ettiği, davalının imzayı inkar etmediği gibi, hukuki ilişkiyi hangi sebeple reddettiğini de ispat edemediği, çekin kambiyo niteliği taşımaması ve takipten önce de ihtar çekilmemesi nedeniyle temerrüt tarihinin takip tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, 28.800- TL’nin takip tarihi olan 20.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabul,kısmen reddine, 28.800,00 TL davacı alacağının takip tarihi olan 20/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Gaziosmanpaşa 4.İcra Müdürlüğünün ... (yeni No:2019/11448) esas sayılı dosyası kapsamında yapılan tahsilatların tahsilat tarihleri itibariyle borçtan düşülmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ıslaha cevap beyanlarında zamanaşımı defiinde bulunmuş olmalarına rağmen mahkemece bu husus göz önüne alınmadan hüküm kurulduğunu, davacının talebi, zaman aşımına uğramış olup davacı taraf, işbu davayı ilk olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olarak ikame ettiğini, 22/01/2021 tarihli beyanı ile davayı alacak davası olarak tamamen ıslah ederek yeniden dava dilekçesi sunduğunu, davanın bu surette tamamen ıslahı halinde kendilerine de yeniden davaya cevap hakkı doğduğunu, ıslaha cevap beyanlarında zaman aşımı definde bulunulduğunu, ancak zaman aşımı definde bulunulmamış gibi hükmedilen kararın kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ödemekle yükümlü olduğu harçları yatırmadığı halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğunu, davanın tamamen ıslahı ile birlikte yatırması gereken başvuru harcı, peşin harç, karar ve ilam harcı ve bilumum harçları mahkeme veznesine yatırmadığını, ıslah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilâm harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle temel ilişkiye dayanılarak açılan alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; 20.09.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli ve 20.10.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli 2 adet çekin davalı tarafından davacıya verildiğini, başlattıkları icra takibinde çeklerin zamanaşımına uğradığı yönündeki icra hukuk mahkemesi kararı sebebiyle alacağın tahsil edilemediğini ileri sürerek, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinde bulunmuş, daha sonra verdiği ıslah dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ederek davanın alacak davasına dönüştürüldüğünü beyan etmiş ve tanık deliline dayanmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; bu davanın keşideci olmayan davalıya açılamayacağını savunmuş, ıslaha karşı beyan dilekçesinde ise, davacının davalıdan alacağı olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Mahkemece, davacı tanığı dinlenmiş ve davacının davasını borç ilişkisine dayandırdığı, zamanaşımına uğramış, kambiyo niteliğini kaybetmiş olsa da yazılı delil başlangıcı sayılan, imzası inkar edilmeyen çeklere karşı dinlenen tanık beyanı ile davacının haklılığını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı yanca sunulan ...Dudullu Şubesine ait 20.09.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli ve 20.10.2008 tarihli, 14.400 TL bedelli 2 adet çekin dava dışı ...Tur. Gıd tekstil Oto.San.ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, davalının çekte lehtar olarak yer aldığı, bu çeklerin davalı imzasıyla davacıya ciro edildiği, davacının çeklerin yetkili hamil olduğu anlaşılmaktadır.Çekin zamanaşımına uğraması halinde hamil, ciranta ve keşideciye karşı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Yani süresinde ibraz edilmeyen veya zamanaşımına uğrayan çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklı haklar yitirilmiş olur. Bu durumda çeke dayalı müracaat hakkını kaybeden hamil alacağına kavuşabilmesi için iki yola başvurabilir. Hamil; ya aralarındaki temel ilişki varsa temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta veya lehtara başvurarak ve zamanaşımına uğrayan çekleri yazılı delil başlangıcı olarak göstermek suretiyle alacağını diğer her türlü delille ispat edebilir ya da arada temel ilişki yoksa TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak ve keşideciden alacağını talep edebilir. Dava, temel ilişkiye dayalı alacak istemine ilişkindir. Davalı tarafından 2 adet çekin düzenlenerek davacıya verildiği ve bu çeklerin davacı yanca icra takibine konu edildiği, icra mahkemesi kararına göre çeklerin takip sırasında zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan çek yazılı delil başlangıç olup bu sebeple alacağın ispatı bakımından tanık dinlenebileceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 11.HD 2016/7403 Esas, 201/5723 Karar) Nitekim somut olayda mahkemece dinlenen tanık beyanına göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu sebeple verilen çeklerin ödenmediğinin belirtildiği, bu durumda davacının yazılı delil başlangıcı sayılan çekler ve tanık beyanı ile temel ilişki yanında alacağının varlığını da kanıtlamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tanığı, davacının medikal işi yaptığını, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu belirtmiştir. Taraflar arasındaki satım ilişkisi olmakla birlikte karz ilişkisi olsa dahi sözleşmeden doğan borçları için genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davacının ıslah harcını yatırmadığını ileri sürmüş ise de; davacı dava değerinin 28.800 TL olarak göstermiş dava açarken peşin harcı ve başvuru harcını yatırmış, ıslah ile dava değerini arttırmayıp davanın türünü ıslah etmiş olduğundan harcın yatırılmadığı yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.475,50 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.09.2025KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.