T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/994 KARAR NO : 2025/1827 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23.11.2021 NUMARASI : 2018/592 Esas - 2021/1098 Karar DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/994 KARAR NO : 2025/1827 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23.11.2021 NUMARASI : 2018/592 Esas - 2021/1098 Karar DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ...tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; borçlu şirket ile akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, gerçek kişi davalıların kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, taraflar arasındaki Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 3/c maddesinde bankaca ödenecek çek garanti bedelinin müşterinin hesabından tahsili veya bir hesaba bloke edilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin 03.04.2018 tarihi itibariyle 63.999,93 TL anapara, 47.521,21 TL faiz, 2.195,29 TL BSMV, 8.000 TL beş yaprak çekin banka sorumluluk bedeli ve 7.575,00 TL İzmir Gümrük Müdürlüğüne hitaben verilen 14.01.2015 tarihli 3 numaralı bakiye teminat mektubu bedeli olmak üzere toplamda 130.750,15 TL alacağı bulunduğu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.Davalı ... ... Mobilya İmalatı Makine İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi hakkında Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/691 Esas sayılı dosyasında 31.08.2018 tarihinde iflas kararı verilmesi ile borçlu şirket hakkındaki itirazın iptali davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi üzerine, bu davalı hakkındaki dava mahkemece ayrılarak ayrı bir esasa kayıt edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, banka ile asıl borçlu şirket arasında 25.02.2014 tarihli 1.000.000,00 TL üzerinden çerçeve niteliğinde ve 10 yıl süreli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalılar ...ve ...'nun Genel Kredi sözleşmesinde 1.000.000,00 TL tutar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kefalet imzalarının bulunduğu, davalı İlhan Ulu'nun ise Genel Kredi Sözleşmesi ile bağlantılı olarak, anılan sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak düzenlenmiş olan Kefalet Sözleşmesinde 1.000.000,00-TL üzerinden müteselsil kefil olarak kefalet imzasının bulunduğu, davalıların her biri için kefalet limitlerinin yazılı olması ve Genel Kredi Sözleşmesi tahtında çok sayıda kredi tahsisi yapılarak asıl borçlu şirkete kullandırılabileceği göz önüne alındığında davalı borçluların da müteselsil kefil olarak kullandırılan tüm bu kredilerden sorumlu olacağı; asıl borçlu şirketin davacı bankadan kullanmış olduğu Ticari Kredilerden kaynaklı nakdi kredi borçlarının 29.11.2016 tarihli bakiyesinin 64.000,00-TL olduğu, bu tutarın 10.682,19 TL’sinin KMH alacağından kaynaklandığı, davacı tarafça toplam olarak 63.999,93 TL talep edildiğinden, hesaplamada taleple bağlı kalınması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından davalılara Üsküdar 6.Noterliği aracılığıyla 07.10.2015 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamelerinin keşide edildiği ve borcun ödenmesi için 24 saat mehil verildiği görülmüştür. Asıl borçlu şirket ile birlikte diğer davalılara ihtarnamenin 09.10.2015 tarihinde 'muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması nedeniyle tebligatın mahalle muhtarlığına imza karşılığında teslim edildi, keyfiyeti bildiren ihbarname kapısına asıldı en yakın komşusuna haber bırakıldı' kaydını taşıdığı görülmüş olup, borçlu şirketin ihtarname keşide edilen adresinin sözleşmede belirtilen adres olduğu ve adres değişikliğine ilişkin yazılı bildirimde bulunulduğuna ilişkin bir delilin dosyada mevcut olmadığı göz önüne alındığında tebligatın geçerli olduğu ve asıl borçlu şirketin verilen 24 saat mehil sonrası 13.15.2015 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Diğer davalı kefiller yönünden yapılan incelemede ise bilirkişi raporunda kefiller yönünden temerrüt oluşmadığı yönünde tespit ve değerlendirmede bulunulmuş olup davacı vekili tarafından rapora bu yönüyle itiraz edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/3357 Esas, 2015/16301 Karar; 2018/3501 Esas, 2019/3769 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere 6098 sayılı TBK'nun 589/1.md.gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Ve yine somut olayda davacı alacaklı banka tarafından davalı borçlulara çıkarılan noter ihbarnamesinin gönderildiği tarihte yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: 'Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.' hükmüne yer verilmiştir. TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK’nunda bulunmayan yeni bir hükümdür. 6102 sayılı TTK’nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Genel açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde davalı kefillerimiz asıl borçludan sonra temerrüte düşürülmemiştir. Kat ihtarları aynı anda tebliğe çıkarılmış olup, asıl borçlu önce temerrüte düşürülüp, daha sonra davalı kefiller temerrüte düşürülmüş değildir. Davamızda asıl borçlu ifada gecikmiştir ancak ihtar hem borçluya hem kefile birlikte tebliğe çıkarıldığından borçlu yönünden ihtarın sonuçsuz kaldığı beklenmeksizin kefillere tebligat yapıldığından daha önce temerrüte düşürülmeyen kefiller yönünden temerrüt faizi hesaplaması yapılamaz. Yalnızca hesap kat tarihinden takip tarihine kadar akdi faiz hesabı yapılmalıdır. Dolasıyla bilirkişinin bu yönde yapmış olduğu hesaplama dosya kapsamına uyun olup mahkememizce de benimsenmiştir. Yine uygulanacak faiz oranı yönünden de Yargıtay kararlarında krediye fiilen uygulanan akdi faize sözleşmede belirtilen arttırım uyarınca temerrüt faizi istenebileceği, bilirkişi raporunda isabetli tespit edildiği üzere somut olayda Taksitli Ticari Kredi yönünden davacı bankanın uygulamış olduğu akdi faiz oranının 16,80 olduğu, sözleşmenin 4. Maddesi gereği bunun % 50 fazlası oranında tespit edilen % 25,20 oranında temerrüt faiz oranının talep edilebileceği davacı bankanın % 49,50 oranındaki talebinin yerinde olmadığı; KMH yönünden ise TCMB KK faiz oranları genelgesi doğrultusunda talep ettiği % 30,24 oranındaki temerrüt faizi talebinin yerinde olduğu anlaşılmış, bu doğrultuda yapılan hesaplamalar mahkememiz denetimine uygun görülmüş ve hükme esas alınmıştır. Hal böyle olunca davacı bankanın davalı kefillerden nakdi alacak yönünden takip tarihi itibariyle Taksitli Ticari Krediden kaynaklanan 53.317,74 TL asıl alacak ve Ticari KMH kaynaklanan 10.682,19-TL asıl alacak olmak üzere toplam 63.999,93-TL asıl alacak, 27.268,02-TL işlemiş faiz, 1.363,40-TL BSMV ve 1.455,72-TL masraf olmak üzere toplam 94.087,08-TL alacağı olduğu ve davalıların anılan miktar yönünden yapmış oldukları itirazının haksız olduğu anlaşılmıştır. Gayri nakdi alacak yönünden yapılan incelemede ise davacı banka tarafından asıl borçlu ile birlikte davalı kefiller yönünden de talepte bulunulmuş olup, Genel Kredi Sözleşmesinde çek sorumluluk bedellerinden kefilin de sorumlu olacağına ilişkin açık hükmün bulunmaması göz önüne alındığında talep edilen 8000-TL çek depo bedelinin davalı kefiller yönünden yerinde olmadığı yine tazmin edilmeyen teminat mektubu bedelinin depo edilmesi borcunun kefile değil asıl borçlu şirkete ait olduğu göz önüne alındığında 14.01.2015 tarihli 3 numaralı bakiye teminat mektubu bedeli olan 7.575,00-TL'nin depo talebinin davalı kefiller yönünden yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, davacının davalılar ..., ...ve ... aleyhine açtığı iptali davasının kısmen kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 63.999,93 TL asıl alacak, (Taksitli Ticari Krediden kaynaklanan 53.317,74 TL ve Ticari KMH kaynaklanan 10.682,19 TL asıl alacak toplamı), 27.268,02 TL işlemiş faiz, 1.363,40 TL BSMV ve 1.455,72 TL masraf olmak üzere toplam 94.087,08 TL alacak üzerinden iptaline, 63.999,93 TL asıl alacağın 53.317,74 TL'sine takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık % 25,20 oranında, 10.682,19 TL'sine takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve gayri nakdi alacağa yönelik istemin reddine, hükmedilen 63.999,93 TL alacağın taktiren % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ..., ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı asil ...tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece belirlenen kefillerin temerrüt tarihinin, istenilebilecek temerrüt faizinin eksik tespit edildiğini, depo talepli açılan gayrnakdi risklere ilişkin kararın da hatalı olduğunu, rapora yönelik itirazın dikkate alınmadan faiz oranın belirlendiğini, 15.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda temerrüt faizi hesaplanırken TCMB'na bankalarca bildirilen fakat uygulanmayan faiz oranının %50 fazlasının temerrüt faizi olarak dikkate alınamayacağının belirlendiğini, oysa müvekkilinin taksitli ticari krediye ilişkin ihtarda istenilen %49,50 oranında faiz istendiğini, GKS'de belirtildiği üzere müvekkili bankanın mevduata fiilen uygulanan faiz oranının %50 fazlası eklenerek temerrüt faizi hesaplandığını, bilirkişinin ise temerrüt faizi hesaplamasına esas olarak, müvekkili bankanın fiilen müşterilere uyguladığı en yüksek faiz oranına ilişkin araştırma yapılmadan, fiilen uygulanmayan bir faizin istenildiğini tespit ederek temerrüt faizinin %25,20 oranında talep edileceğini belirlendiğini, bilirkişinin muhtemelen sadece bu müşteriye uygulanan faiz oranın incelendiğini, oysaki bilirkişi tarafından müvekkil bankanın temerrüt tarihi itibariyle tüm Türkiye genelinde mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının uygulandığı müşterileri ve uygulanan faiz oranlarını tespit edilmesi gerektiğini, rapora itiraz dilekçesinde uygulanan müşteri ve faiz oranının belirtilerek ek rapor alınmasının istenilmesine rağmen, bu hususta rapor alınmadığını, müvekkili bankanın ihtar tarihi olan 07.10.2015 tarihinde başka bir müşteriye Biga Şubesinde %33 oranında faiz uygulandığını, bu miktarın %50 artırılması ile talep edilen %49.50 oranının bulunacağını, temerrüt tarihi olarak yapılandırma kredisinin kullandırıldığı 22.08.2016 tarihinin dikkate alınması halinde ise bir müşteriye Aydın Şubesinin uyguladığı faiz oranının %36 olduğunu ve bunun %50 artırımı ile istenebilecek temerrüt faizi oranının %54 olarak belirleneceğini,Mahkemenin temerrüt faizinin başlangıç tarihine ilişkin Yargıtay kararını yanlış yorumladığını, Yargıtay 19. HD'nin 2018/3501 E. ve 2019/3769 K. sayılı kararında, kefillere ihtarnamenin tebliğini şart olarak aramış ve kefillere ihtarnamenin tebliğ edilmemiş olması halinde temerrüt faizinin işletilemeyeceğinin belirtildiğini, kararda ihtarın tebliğ edildiği kefilin temerrüde düştüğünün kabul edildiğini, bu hususun mahkemece hükümde tartışılan Yargıtay 19. HD'nin 2015/3357 E. ve 2015/16301 K. sayılı kararında da kabul edildiğini, tüm borçlulara kat ihtarının 09.10.2015 tarihinde TK'nın 21/1.maddesi uyarınca tebliğ edildiğini, bu nedenle Yargıtay kararlarında aranan kefile tebliğ şartının sağlandığını, bu kararlarda asıl borçlunun temerrüde düşürülüp, daha sonrasında kefillerin temerrüde düşürülmesi şartının aranmadığını, imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kredilerin kullandırıldığını ve kefillerin sözleşmeyi imzaladıklarını, TBK'nın 586.maddesi uyarınca müteselsil kefalet halinde asıl borçluya takip yapılmaksızın müteselsil kefile takip yapılabileceğini, bu nedenle asıl borçluya ihtarnamenin tebliği akabinde ödenmemesi halinde kefile ihtarnamenin tebliğinin aranmasının hukuka aykırı olduğunu, asıl borçluya başvuru zorunluluğun adi kefalete ilişkin olduğunu, müteselsil kefalette asıl borçluya başvurulmadan kefillere başvuru yapılabildiğinden mahkeme kararının hatalı olduğunu, kaldı ki TTK'nın 7.maddesine göre kefile başvurulabileceğine ilişkin maddenin mahkemece hatalı değerlendirildiğini, kefillere ihtarname tebliğ edildiğini, kat ihtarının tebliği ile temerrüt gerçekleştiğini ve kefiller yönünden temerrüt tarihinin takip tarihi olarak dikkate alınmasının kanuna aykırı olduğunu, kat ihtarnamesinin 09.10.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, kredilerin 20.05.2016 tarihinde yapılandırıldığını ve ödeme planlarının dosyaya sunulduğunu, ilk ödeme tarihi olan 22.08.2016 tarihinde yapılandırılan krediye ilişkin ödemelerin yapılmadığını, bilirkişi raporunda belirttiği üzere ihtar tarihi itibariyle asıl borçlu yönünden temerrüt oluştuğunu, asıl borçlunun temerrüde düştüğü tarihte usulüne uygun kat ihtarı tebliğ edilen kefillerinde temerrüde düştüğü ve temerrütteki borcun yapılandırdığı sabit olduğundan yeniden borçluların temerrüde düşürülmesinin gerekmediğini, Kefillerin gayrinakdi risk olan teminat mektubu ve çekten kaynaklı borçtan sorumlu olduklarını, kefillerin imzası bulunan bu sözleşmeden kaynaklanan gayri nakdi borçtan da sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede borçluların tüm banka borcundan sorumlu olduğunun düzenlendiğini, temerrüt faizi oranının %49,50 olması nedeniyle müteselsil kefiller yönünden de hesap kat ihtarı ile temerrüt oluştuğundan bu tarihten itibaren ve gayrinakdi riskten kaynaklı genel kredi sözleşmesinden de sorumlu tutulmaları gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Sözleşme tarihinde evli olmasına rağmen eşinin muvafakatinin alınmadığını, borçlu şirketteki payını 28.05.2015 tarihinde başka bir kişiye devrettiğini, o tarihten itibaren şirket ile hiçbir bağı kalmadığını, bu nedenle şirkete ilişkin işlemlerden bir sorumluluğu olmadığını, sözleşmede şahsi kefaleti bulunmadığını, faiz talebinin yersiz olduğunu, borç nedeniyle şahsi olarak temerrüte düşürülmediğini, temerrüte düşürülmeden alacak üzerinden fahiş miktarda faiz hesaplanmasının hakkaniyete ve kanuna aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı ... tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka ile asıl borçlu ... ... Mobilya İmalatı Makine İnşaat Tekstil Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde diğer davalılar ..., ... ve ... müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer almaktadır.25.02.2024 tarihli ve 1.000.00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen Üsküdar 6.Noterliğinin 07.10.2015 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarları ile hesap kat edilerek borcun 24 saat içinde ödenmesi borçlu ve kefillerden istenmiştir. Kat ihtarına ilişkin noterce bildirilen tebliğ şerhinde kat ihtarının 09.10.2015 tarihinde borçlulara Tebligat Kanun'unun 21/1.maddesine göre tebliğ edildiği belirlenmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine davacı bankaca İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında nakdi alacağın tahsili ile gayri nakdi alacağın deposu için takip başlatılmıştır. Takip dosyasının incelenmesinde; 03.04.2018 tarihinde başlatılan takibin borçlusunun ... ... Mobilya İmalatı Makine İnşaat Tekstil Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi, ..., ... ve ... olduğu, takip talebi ile 63.999,93 TL asıl alacak 47.521,21 TL işlemiş faiz, 2.195,29 TL gider vergisi ile 1.455,72 TL masraf toplamı 115.172,15 TL nakdi alacağın ferileri ile birlikte tahsili istenmiştir. Alacaklı bankaca ayrıca 8.000,00 TL (5 adet çek yaprağı için) ile İzmir Gümrük Müdürlüğüne hitaben verilen 14.01.2015 tarihli 3 nolu bakiye teminat mektubu bedeli olan 7.575,00 TL’nin de banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi istenmiştir. Ödeme emrinin borçlu şirket ile ...ve ...'ya 06.04.2018 tarihinde, ...'ya 12.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular tarafından süresinde 12.04.2018 tarihinde yapılan itiraz ile takibin durduğu, itirazın ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Borçlu kefil ..., sözleşmenin imzalanması sırasında eşinin muvafakatinin alınmadığını ve şirket ortaklığından 28.05.2015 tarihinde ayrıldığını ileri sürmüştür. Genel kredi sözleşmesinin ekindeki kefalet sözleşmesinin incelenmesinde, kefil olunan azami miktarın, kefalet süresinin ve türünün yazı ile yazıldığı, kefalet limitinin ayrıca yazılı ile yazıldığı ve sözleşme tarihinde borçlunun, kredi borçlusu şirketin ortağı olması nedeniyle kefalet sözleşmesi için eş rızasının aranmayacağı, kefalet sözleşmesinin geçerli şekilde kurulduğu, 25.02.2024 tarihli kefalet sözleşmesinden sonra davalının beyanına göre 28.05.2015 tarihinde şirket ortaklığının devri ile kefalet sözleşmesinin sona ermediği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince hükümde değerlendirilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/3357-16301 E.K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, TBK'nın 589/1.maddesi gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Anılan kararda belirtildiği üzere, asıl borçlu yönünden İİK'ın 68/b maddesinin uygulanarak, borçlunun sözleşmede belirtilen adresine gönderilen ihtar tebliğ edilmese dahi borçlu yönünden temerrüt oluşur. Ancak kefil yönününden bu hüküm uygulanamayacak ve kefile mutlaka temerrüt ihtarının tebliği gerekecektir. Aksi halde kefil takip ile temerrüde düşmüş olacaktır. Bu durumda da kefil takip tarihine kadar işleyecek akdi faizden sorumlu olacaktır. Ancak somut olayda, kat ihtarının kefillere takip öncesi tebliğ edildiği dosya içinde bulunan noter belgelerinden anlaşılacaktır. Bu durumda kefillerin temerrüdünün takip öncesi oluştuğu ve kat ihtarında verilen 24 saatlik sürenin dolması ile kefillerin temerrüde düşmesi nedeniyle tebliğ evrakında belirlenen 09.10.2015 tarihine 24 saatin eklenmesi ile temerrüdün oluşuğu ve kefilin bu tarihten takip tarihine kadar temerrüt faizinden sorumlu tutulacağı açıktır. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın, gerekçeli kararda yazılı Yargıtay ilamına hatalı anlam yüklenerek, borçlunun borcu ödemediğinin anlaşılmaması üzerine kefilin yeniden temerrüde düşürülmesi gerektiğinin kabulü hatalıdır. Mahkeme hükmünde belirtilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/3357-16301 E.K. sayılı ilamda mahkeme gerekçesinde belirtilen tespitler bulunmadığı gibi, aynı Dairenin 2018/3501 Esas ve 2019/3769 Karar sayılı ilamında da gerekçedeki tespitler yer almamaktadır. Bu ilamda da kefilin temerrüdü için kat ihtarının tebliğinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Esasında, kat ihtarının tebliği ile kefilin temerrüde düşeceğinin alıntılanan ilamlarda kabul edilmesine rağmen, mahkemece bu kararlarda bulunmayan bir sonucun çıkarılarak, adi kefelet gibi asıl borçlunun takibinden bir sonuç çıkmaması halinde kefillere temerrüt ihtarının gönderilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Esasen bu kabul aşağıda açıklanacak olan TBK'nın 586.maddesine de aykırıdır. Davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olması nedeniyle TBK'nın 585. maddesi gereğince önce borçluya başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. TBK'nın 586. maddesinde doğrudan kefile başvurulabileceği kabul edilmiştir. Kredi hesabının kat edilmesi, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterli olup ayrıca kefillere ihtarın tebliği şartı aranmaz. Asıl borçluya gönderilen ihtar, borçlunun temerrüdünün yanı sıra, TBK’nın 586. maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının gerçekleşmesi bakımından gerekli bir unsurdur. TBK'nın 586. maddesine göre asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefil aleyhine takip yapılması mümkün değilse de, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması halinde kefil aleyhine de takip yapılabilir. Kefile ihtarın tebliği ise aynı şekilde kefilin temerrütü için gerekli olup, tebliğ edilmemiş olması halinde takip tarihi itibariyle kefilin temerrüte düştüğü kabul edilir. Bankaca hesabın kat edilmesi ve borçlu şirket ile davalıya gönderilen kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle anılan madde kapsamında kefile karşı talepte bulunulması yerindedir. Başka bir anlatımla genel kredi sözleşmesine konu borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefillere birlikte ihtar gönderilmesi ve ihtarın kefile tebliği ile kefilin temerrüde düşürülmesi mümkündür. Öncelikle asıl borçlunun takibi veye temerrüde düşürülmesi ve sonuç alınmaması halinde kefilin temerrüde düşürülmesi müteselsil kefalette uygulanamayacaktır. Bu nedenle mahkemece, kefilin temerrüdü tarihine kadar akdi faiz oranına, takip öncesi oluşan temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise sözleşme ile belirlenen temerrüt faiz oranına göre takip öncesi işlemiş faiz alacağının belirlenmesi gerekir. Bilirkişi raporunda bu yönde bir açıklık bulunmadığından mahkemece bu konudaki esasa ilişkin delillerin eksik toplandığı anlaşılmıştır.Diğer yandan ticari kredi sözleşmesinde taraflarca faiz oranının serbestçe kararlaştırılması mümkündür. Nitekim tarafların imzaladığı sözleşmenin 3.5.maddesinde kefilin sorumluluğu, 2.8.1.maddesinde ise faiz oranı belirlenmiştir. Kefilin gayri nakdi kredinin deposundan sorumlu tutulması için açık bir sözleşme hükmü bulunması gerektiği mahkemece isabetli şekilde tespit edilmiştir. Ancak uygulanacak temerrüt faizi konusunda yapılan araştırma ise yetersizdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/4471 Esas 2025/4342 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemece, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi tanınarak davacı Bankanın takibe konu kredi/ krediler (aynı tür) için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/ oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı/ oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin sözleşme hükmünün düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen ilkelere göre bilirkişiden ek rapor alınarak, uygulanacak temerrüt faiz oranın belirlenmesi, bu orana göre kefillerin kat ihtarının tebliği ile ihtarda belirlenen sürenin geçmesi ile temerrüte düştüğü dikkate alınarak, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi, temerrüt tarihine kadar ise akdi faizden sorumlu tutan bir hesaplama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına ilişkin delillerin tam olarak toplanmadan karar verilmesi hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.11.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.