10. Ceza Dairesi 2023/13444 E. , 2024/24558 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın…
**10. Ceza Dairesi 2023/13444 E. , 2024/24558 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 28.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/9187 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61624 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61624 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, 26.04.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2016 tarihli ve 2016/57922 soruşturma, 2016/2129 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesi gereğince "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" düzenlemesi karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, tebliğ tarihinde cezaevinde bulunan şüpheliye 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesine uygun olarak "okunup anlatılmak suretiyle" tebliğ edilmemesi nedeniyle şüpheliye yapılan tebligatın usülsüz olduğu ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 26.04.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2016 tarihli ve 2016/57922 Soruşturma, 2016/2129 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüphelinin bulunduğu Metris 2 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 11.10.2016 tarihinde, 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesine aykırı şekilde usulsüz olarak tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin bulunduğu Kırklareli Açık Ceza İnfaz Kurumundan firar etmesi nedeniyle, Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce fiili imkansızlık sebebiyle tedbirin yerine getirilemeyeceği gerekçesiyle dosyanın kapatılması ve bilainfaz iade edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2018 tarihli ve 2016/57922 Soruşturma, 2018/13602 Esas, 2018/9650 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.03.2019 tarihli ve 2018/361 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır" hükmüne yer verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 223/1. maddesinde, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemenin yer aldığı, Somut olayda; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.09.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar Metris 2 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla 11.10.2016 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesi gereğince serbest olmayan sanığa tebliğ edilen kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği, somut olayda ise kararın sanığa anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığı ile usulsüz şekilde tebliğ edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığa tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu hâliyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince, açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir. Ancak; Sanığın daha önceden, 17.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2015 tarihli ve 2014/66586 Soruşturma, 2015/145 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararı verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2015 tarihli ve 2014/66586 Soruşturma, 2015/30822 Esas, 2015/23629 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2016 tarihli ve 2015/520 Esas, 2016/130 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği, Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine, Dairemizin 20.12.2022 tarihli ve 2020/17148 Esas, 2022/13495 Karar sayılı ilamı ile, sanığın mahkûmiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile beraatine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra, Bakırköy 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve 2023/20 Esas, 2023/231 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesini takiben, sanığın temyizi üzerine, Dairemizin, 05.03.2024 tarihli ve 2023/13805 Esas, 2024/16129 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda kural olarak sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; Mahkemesince, Dairemizin, 05.03.2024 tarihli ve 2023/13805 Esas, 2024/16129 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilen Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve 2023/20 Esas, 2023/231 Karar sayılı kararına konu dava dosyasında verilecek karar, sanığın aynı suçtan sonraki eylemleri nedeniyle açılan davaları doğrudan etkileyeceğinden, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının akıbetinin araştırılması, gerektiğinde her iki davanın birleştirilmesine karar verilerek, sanığın eylemlerinin ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç olup olmadığının irdelenmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2018/361 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.