11. Hukuk Dairesi 2011/10485 E. , 2013/13616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.03.2011 tarih ve 2009/310-2011/47 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve
**11. Hukuk Dairesi 2011/10485 E. , 2013/13616 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.03.2011 tarih ve 2009/310-2011/47 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 84999 sayılı “PINAR” markasını ...37. Noterliği'nin 09/05/2008 tarihli marka devir sözleşmesiyle devir aldığını, devir öncesi TPE kayıtları üzerinde kısıtlayıcı bir şerhin bulunmadığını, ancak devir gerçekleştirildikten sonra İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/18 E. 2007/2 K. sayılı kararı ile 84999 tescil sayılı markanın sicilden terkin edildiğinin bildirildiğini, davalı TPE’nin terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir karara istinaden markayı sicilden terkin etmemesi gerektiğini ileri sürerek, markanın terkinine dair işlemin iptalini, 84999 sayılı markanın tescilinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu devir işleminin 12/05/2008 tarihinde Enstitü kayıtlarına girdiğini, daha sonra Pınar Süt Mamülleri A.Ş. tarafından müvekkili Enstitüye sunulan mahkeme kararı ile markanın sicilden terkin edildiğini, Enstitü tarafından yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu markanın sicilden terkini işleminin, İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18.01.2007 tarih ve 2006/18 E. 2007/2 K. sayılı 10.02.2009 tarihinde kesinleşen kararının infazı kapsamında 10.06.2009 tarihinde gerçekleştirildiği, mahkemelerce verilip kesinleşen kararlara yasama ve yürütme organları ile idarenin uymak zorunda bulunduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremeyecekleri gibi yerine getirilmesini de geciktiremeyecekleri, bu hususun T.C. Anayasası'nın 138/son hükmünde de açıkça belirtildiği, esasen 556 sayılı KHK'nın 44. maddesinin bu kuralı marka hükümsüzlüğüne ilişkin verilen mahkeme kararları yönünden tekrar ettiği, "kesinleşmiş karar herkese karşı hüküm doğurur" ifadesindeki "herkes" kapsamında markayı devralan davacının da yer aldığında kuşku bulunmadığı, davacı vekilinin her ne kadar müvekkilinin kesinleşmiş hükmün tarafı olmadığını, markanın müvekkiline devrinin kesinleşme tarihinden önce gerçekleştiğini, bu nedenle de anılan hükmün kendileri yönünden bağlayıcı olmadığını iddia etmişse de, bu iddianın dayanağını oluşturan HUMK'nın 186. maddesinin ve bir kısım Yargıtay içtihatlarının, hükümsüzlüğe ilişkin verilen kararların kesinleşmesinden önce davaya bakan mahkemece dikkate alınabilecek hususlara ilişkin olduğu, somut olayda devrin hükümsüzlük kararının verildiği 18.01.2007 tarihinden sonra 09.05.2008 tarihinde gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının verilmesinden sonra yapılan devirden bilgilendirilmeyen Yargıtay ve yerel mahkemenin kendiliğinden bu hususu dikkate alamayacağı, bu aşamadan sonra kesinleşen kararın davacı yönünden dahi bağlayıcı olduğu, kesinleşen kararın HUMK'nın 186. maddesi uyarınca müddeabihin devri açısından usule aykırı olup olmadığının tartışılması görevinin, kararı infaz makamı olan TPE'ne ait bulunmadığı, öte yandan davacının müddeabihi devralan sıfatıyla bulunduğu yargılamanın yenilenmesi talebinin, 11.11.2009 tarihinde davacının sunduğu kullanıma ilişkin delillerin HUMK'nın 445. maddesi anlamında iadeyi muhakeme nedenleri arasında yer almadığından reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.