11. Hukuk Dairesi 2012/2882 E. , 2012/4215 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2009 tarih ve 2007/39-2009/552 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2012/2882 E. , 2012/4215 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2009 tarih ve 2007/39-2009/552 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan ...’in müvekkili şirketin kuruluşundan, 27.04.2007 tarihine kadar müdürlüğünü yaptığını ve şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, davalı ...’in müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra yine müvekkili şirketin eski çalışanı davalı ... ile birlikte iştigal konusu müvekkili şirketle aynı olan bir limited şirketi 30.04.2007 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiklerini, adı geçen davalıların, müvekkili şirketten ayrılırken yaklaşık 90 şirket çalışanını da haksız beyan ve davranışlar ile ikna edip şirketten istifa ettirdiklerini, bu kişilerin davalıların kurdukları şirkette işe başladıklarını, davalı ...’in şirketi temsile yetkili olduğu dönemde 3 adet çeki nedensiz olarak keşide ederek müvekkili şirketi borçlandırdığını ve kendisine menfaat sağladığını, hamiline keşide edilen çeklerin daha sonra davalılar...ve ...tarafından tahsil edildiğini, davalı ...’in ayrılmasına 4-5 ay kala şirkette çalışan işçilerin SSK primlerini ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete ilgili kurumlar tarafından ceza tahakkuk ettirildiğini, tüm bu haksız eylemler nedeniyle müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, çek bedelleri olan 37.500 TL’nin 05.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkili ...’in 14.09.2004 tarihinde Grup Atılım Güvenlik ve Danışmanlık Temizlik Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yönetim kurulu başkanı ... ile imzaladığı sözleşme uyarınca adı geçen şirkette yönetici olarak görevlendirildiğini, ...’ın anılan şirket dışında hissedarlarını yakın akrabalarının oluşturduğu iki şirketinin daha olduğunu, bunlardan birinin de davacı şirket olduğunu, her üç şirketinde yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Recep’in sözlü talimatı üzerine diğer şirketlerde de müvekkili ...’in yönetici olarak işe başladığını, iddia olunançeklerin müvekkili ... tarafından daha önce şirkete ve ortaklara verilen paralar karşılığında keşide edildiğini, bu durumun müvekkili ile ... ve şirket mali müşaviri tarafından imzalanan protokolde açıklandığını, davacı şirket çalışanlarının müvekkil tarafından ikna edilerek istifa ettirildiği iddiasının da doğru olmadığını, şirket yönetim kurulu başkanının lüks harcamaları nedeniyle şirketin zor duruma düştüğünü ve bir takım ödemeleri yapamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin eski müdürü olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde davacı şirket adına üç adet çeki keşide ettiği, bu çeklerden 05/07/2007 tarihli çekin davalı ..., diğer çeklerin ise davalı ... tarafından tahsil edildiği, söz konusu çek bedellerinin davalı ... tarafından alındığı, her ne kadar söz konusu çeklerdeki keşidecinin davacı şirket olmadığı ve dava dışı Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin keşideci olduğu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı savunulmuş ise de, çeklerin keşide edildiği hesabın önceleri Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait iken 23/05/2003 tarihinden itibaren hesabın davacı Atılım Özel Güvenlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne devredildiği ve bu hesaptaki hak ve alacakların davacı şirkete ait olduğu, bu hesaba ilişkin çek karnesinin ise iptal edilmediği, bu durumda davalı ... tarafından keşide edilen ve tahsil ettirilen çeklerin davacı şirkete ait olduğu, husumet itirazının yerinde bulunmadığı, davalı ...’in istifa dilekçesinin aslı ile fotokopisinin aynı olmadığı, söz konusu belge üzerine el yazısıyla yazılmış 3 ayrı meşruhatın, aslından fotokopi üzerine kalemle sonradan yazıldığı, ayrıca bu belgede davacı şirket temsilcilerinin hiçbirinin kaşesinin ve imzasının bulunmadığı, ...’ın imzasının bulunduğu, ancak bu şahsın da davacı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, yine mali denetim raporunda mali müşavir ...’ın imzasının bulunduğu, şirketin yetkili müdür veya ortaklarının her hangi bir imzasının ve şirket kaşesinin olmadığı, anılan iki belgenin de şirket açısından her hangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, söz konusu çeklerin davacı şirkete ve ortaklarına verilen borç paralar nedeniyle keşide edildiği savunulmuşsa da bu savunmanın kanıtlanamadığı, davalı ...’in davacı şirketteki müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile aynı iştigal konusuna sahip yeni bir şirket kurduğu, davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılmasına ve kendi kurduğu yeni şirkete geçmesine sebep olduğu, bu durumun davacı şirketi güç durumda bıraktığı, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşme ilişkileri devam ederken sözleşme süreleri dolmadan davacı şirket ile sözleşmelerini feshedip davalı tarafından kurulan yeni şirketlerle sözleşme yaptıkları, bunun da davalı ... tarafından sağlandığı, görevleri arasında bulunmasına rağmen ve davacı şirketin kasasında yeterli para olmasına rağmen SSK ve vergi borçlarını zamanında ödemediği, bu suretle davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu süreç içerisinde oluşan haksız rekabet sonucunda davacı şirketin maddi ve manevi olarak zarar gördüğü, davalı ...’nın, dava konusu çeklerle bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olaylarda davalı ...’nın her hangi bir eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, çeklerle ilgili istem yönünden 12.500 TL’nin 05.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.06.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, davacı limited şirketin eski müdürü ve onunla birlikte hareket ettikleri ileri sürülen diğer davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı taraf, eski müdürleri olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde 3 adet çeki nedensiz olarak keşide ederek şirketi zarara uğrattığını, ayrıca şirketin yeterli parasının bulunmasına rağmen şirkette çalışan işçilerin SSK primlerini ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle de kendisine ceza tahakkuk ettirdiğini ileri sürmüştür. O halde, bu istemler yönünden dava, TTK'nun 548. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 336. maddesi gereğince açılan sorumluluk davası niteliğindedir. TTK'nun 556. maddesi hükmünde limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır. TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. Somut olayda, limited şirketin ortak sayısı 20’den azdır. Buna göre davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Dava, davalıdan sonraki şirket müdürünün verdiği vekaletnameye dayalı olarak açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2) Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin yukarıda açıklanan iki sebebe dayalı tazminat istemi hakkındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 3)Öte yandan, davacı taraf, davalı ...'in müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı ... ile birlikte konusu davacı şirket ile aynı olan bir limited şirket kurduğunu, davacı şirketin çalışanlarını haksız beyan ve davranışlar ile ikna edip şirketten istifa etmelerini sağladığını ileri sürmüş olup, bu istemin hukuki dayanağını ise haksız rekabet hükümleri oluşturmaktadır. Mahkemece, davalı ...'in davacı şirkette müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile iştigal konusu aynı olan bir şirket kurduğu, davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılarak kendi kurduğu şirkete geçmesine sebep olduğu, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşmelerini feshederek davalının kurduğu şirketle sözleşme yaptıkları ve bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dava dışı limited şirketin, davalı ...'in müdürlük görevinden ayrılmasından sonra tescil edilmesi ve açıklanan diğer olayların varlığının da başlı başına davalı ...'in haksız rekabette bulunduğunu göstermemesi karşısında mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez. O halde, mahkemece, bu hususta taraf delilleri toplanarak, davalı ...'in açıklanan olayların gerçekleşmesine neden olup olmadığının ve haksız rekabette bulunup bulunmadığının somut olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde soyut gerekçelerle davalının haksız rekabette bulunduğundan bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 4-Kabule göre de, mahkemece davalı ... aleyhine manevi tazminata hükmedilmişse de, anılan davalının hangi eyleminden dolayı ne miktarda tazminat takdir edildiğinin kararda gösterilmemesi ve bu suretle Yargıtay'ın denetim olanağının ortadan kaldırılması da doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda, (1),(3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.