TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/867 Esas KARAR NO : 2025/721 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 24/11/2025 KARAR TARİHİ : 01/12/2025 KARAR Y. TARİHİ : 02/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,…
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/867 Esas KARAR NO : 2025/721 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 24/11/2025 KARAR TARİHİ : 01/12/2025 KARAR Y. TARİHİ : 02/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... vergi numaralı ... ticaret siciline kayıtlı ... Şirketi'nin pay sahiplerinden ve son yetkili müdürü olduğunu, söz konusu şirketin üç ortaktan oluştuğunu, ortaklardan ...'ın %20 oranında hisse payına sahip olduğunu ve kendisin vefat ettiğini, murisin mirasçıları olan Eşi ve oğlu Kapatılan ... esas numaralı dosya ile reddi miras kararı aldıklarını, müvekkilinin ise şirketin 20.07.1992 tarihli Türkiye Sicil Gazatesi'nde yayınlanan kararı ile 10 yıllık temsil kararı verildiğini ve temsil süresinin bittiğini, kendisi şirketin son müdürü olduğunu, şirketin bu temsil yetkisinin sona ermesi ile gayri faal duruma geldiğini vefat ile de bu durumu devam ettiğini, müvekkili şirketin faal hale getirmek istediklerini ancak genel kurul toplantısı yapamadıklarını, murisin vefatının üzerinden az denilemeyecek bir zaman geçmiş olmasına rağmen miras tasfiye edilmediğini ve şirketin yönetim boşluğunun doldurulması adına herhangi bir işlem yapılamadığını, şirketin ticari durumu göz önüne alındığında bu yoksunluğun ivedilikle çözülmesi gerektiğini beyan ederek ... Şirketi'nin ticari hayatı ve akıbeti göz önünde bulundurularak genel kurulunun toplanabilmesi için şirketin yönetim organı noksanlığının giderilmesi adına yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Sıfat, dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenilebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddi hukuka göre belirlenir ( ...). ...'nun ... sayılı ve 27.11.2013 tarihli kararında ise sıfat ile ilgili "... Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır.." değerlendirmeleri yapılmıştır. Tüm ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir (4721 sayılı TMK md. 47). Tüzel kişilerin hak ehliyeti vardır (4721 sayılı TMK md. 48). Ayrıca tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiili ehliyetini de kazanırlar (4721 sayılı TMK md. 49). Şirketin yönetim kurulu organlarının bulunmaması halinde TTK 636. maddesi gereğince şirketin fesih ve tasfiyesinin istenmesi ve bu aşamada şirketin organ eksikliğinin giderilmesi aksi halde şirketin fesih ve tasfiyesiyle mahkeme tarafından alacaklının alacağını da karşılayacak tasfiye sürecini gerçekleştirecek bir tasfiye memurunun atanması mümkündür. Ancak mevcut durumda bu yönde de bir talep yoktur. Mahkemenin doğrudan tedbir niteliğinde ve netice ve talebi belirsiz olan sadece davaya konu şirkete kayyum atanmasına ilişkin ve kayyım atanması suretiye devam edecek denetimi gerektirecek şirket yönetimi görevi bulunmamaktadır. Keza HMK'nın "Çekişmesiz yargı işleri" başlığını taşıyan 382. maddesinin çekişmesiz yargı işlerini düzenleyen 2. fıkrasının "Ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işleri" ne ilişkin e bendi kapsamında "Limited şirkete kayyım ataması" işinin bulunmadığı, bu durumda şirket hasım gösterilmeden açılan bir davada şirkete kayyım atanması mümkün olmadığından davanın usul ve yasaya uygun bir şekilde açılmadığı, keza dava dilekçesinde davaya konu şirketin yetkili temsilcisinin davacı olduğu, temsil süresinin tamamlandığı diğer ortağın vefat etmesi nedeni ile limited şirketin organsız kaldığının iddia edilmiş olmasına göre, bu durumda da limited şirket organlarının eksik olması halinde izlenecek yasal yola ilişkin düzenlemeyi içeren TTK'nın 636. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, ancak davacı tarafça anılan maddeye uygun olarak açılmış bir dava ve yapılmış bir istem de bulunmadığı ve davada hukuki yarar bulunmadığı gibi (HMK m. 114/1-h) davacı tarafın talebi, dava dışı şirkete kayyım atanmasına ilişkin olmakla, söz konusu şirketin davada taraf olarak yer alması zorunlu olduğu, diğer bir ifade ile, ileride verilme ihtimali bulunan karardan hukuki durumu etkilenecek olan tüm gerçek yada tüzel kişilerin davacı ya da davalı olarak davada yer alması zorunlu olduğu, somut olayda, hukuki durumunun etkilenme ihtimali bulunan ... Şirketi davada taraf olarak yer almadığı, şirket hasım gösterilmeden açılan bir davada şirkete kayyım atanması mümkün olmadığından davanın bu hali ile dinlenebilirlik koşulları bulunmadığından (Emsal ... Dairesi'nin 17/06/2019 tarih, ...sayılı kararı; ... Dairesi'nin 25/09/2019 tarih, ... sayılı ve 04/11/2021 tarih, ...sayılı, ... , ... Dairesi 29/05/2018 tarih, ... sayılı kararları) husumet eksikliğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın pasif husumet yokluğu ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar harcı peşin olarak ödendiğinden başkaca bir harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğden itibaren 2 haftalık sürede ... Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere birliği ile karar verildi.01/12/2025 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza