T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1772 KARAR NO : 2025/2461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2023 NUMARASI : 2021/270 E. - 2023/168 K. DAVANIN KONUSU : Marka ve Tasarım Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzünün Tespiti, Men'i, Durdurulma…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1772 KARAR NO : 2025/2461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2023 NUMARASI : 2021/270 E. - 2023/168 K. DAVANIN KONUSU : Marka ve Tasarım Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzünün Tespiti, Men'i, Durdurulması Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2023 tarih ve 2021/270 E. - 2023/168 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin Birleşik Krallık'ta kurulmuş, paketlenmiş çayı İngiltere'de ilk defa 1986'da piyasaya süren, Türkiye'de 2014/69718, 2008/39234, 2005/27761, 96/016355 sayılı markaların sahibi olduğunu ve ''...'' markasının dünya çapında tanınmış markalar arasında yer aldığını; davalının 2017/08437, 2013/11625, 2012/74665 sayılı markalarının, davacının tanınmış ''...'' esas unsurlu markalarının görsel, işitsel ve fonetik olarak içerdikleri şekil ve tertip tarzları itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını; ayrıca davalının markasal kullanımlarının, markasının tescilli bulunduğu şekilde değil, müvekkilinin markalarına tecavüz eder şekilde olduğunu, cevaba cevap dilekçesi ile de 2015/19589 sayılı markada davacı markasının şekil unsurunun iktibas edildiğini; bu sebeple davalı markalarının SMK 6/1, 6/4 ve 6/5 gereği hükümsüzlüğünün gerektiğini; davalının tasarımlarının da davacıya ait tescilli markalar ve tescilsiz tasarımların taklit edilmesi suretiyle oluşturulmuş, yenilik ve ayırt ediilik kriterlerini taşımayan tasarımlar olduğunu; davalı tarafın her ne kadar düz yazı olarak yahut ''...'' ibaresinin yanına bazı ibareler ekleyerek marka tescili yapmışsa da kullanımda ''...'' ve ''...'' markalarını ön plana çıkardığını ve davacı markalarının tertip tarzı, tasarım biçimini de kopyalamak suretiyle ürünü piyasaya sürdüğünü; dava konusu markaların tanınmış ''...'' markaları altında ürettiği emtialar için kullanılıyor olmasının ve davacının ambalajlama/paketleme dizaynının da taklit edilmesinin, davacının tescilli ve tanınmış markasına tecavüz teşkil ettiği gibi, davalı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu; davalının sadece ''...'' markalarını taklit etmekle kalmadığını, yine ona hem fonetik hem görsel olarak benzer nitelikte olan ''...'' markasını da kullanıma konu ettiğini; davalının kötü niyetinin SMK'nın sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin 25/6 hükmü şartlarının oluşmasına engel oluşturduğunu, davalı adına başvurusu yapılan 2011/92498, 2012/67709, 2012/88592, 2013/51110, 2015/19589 sayılı markaların yayımına itiraz edilerek bu markaların tescilinin engellendiğini ileri sürerek, davalıya ait 2012/74665 sayılı “... ... ...”, 2013/11625 sayılı "...” ve 2017/08437 sayılı “...” ibareli markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ile davalının tescilsiz “...” ibareli kullanımlarının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün durdurulması ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, cevaba cevap dilekçesi ile davalıya ait 2012/07934 ve 2015/19589 sayılı markaların da yukarıdaki aynı iddialarla hükümsüzlüğünü, davalıya ait 2012/05154 nolu 1 ve 2 sıra sayılı, 2018/04265 nolu 1 ve 2 sıra sayılı, 2020/06513 nolu 1 - 2 ve 3 sıra sayılı tasarımların da yenilik ve ayırtedici olmadığını ileri sürerek, hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin 30. sınıfta tescilli tescilli 2011/92498 sayılı “...”, 2012/07934 tescil nolu “...”, 2012/67709 tescil nolu “... ...”, 2012/74665 tescil nolu “... ... ...”, 2012/88592 tescil nolu “...”, 2013/11625 tescil nolu “...”, 2013/51110 tescil nolu “...”, 2017/08437 tescil nolu “...” ibareli markalarının ve 2012/05154, 2013/08836, 2018/04265, 2020/06513 tescil nolu tasarım tescillerinin bulunduğunu, taraf markalarının bütünsel olarak bıraktıkları intiba açısından benzer olmadıklarını, her iki markanın ortak unsurunun “...” kelimesi olmasının durumu değiştirmediğini, davalının kullandığı görsellerin marka ve endüstriyel tasarım görselleri dışına çıkmadığını, hükümsüzlük davasına konu edilen markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıl geçtiği halde, sessiz kalması sebebiyle davacının taleplerinin SMK'nın 25/6. maddesi uyarınca reddinin gerektiğini, davacının markalarını Türkiye sınırları içinde kullandığının da ispatını talep ettiklerini, davacının tanışmışlık ve kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini, Yargıtay içtihatları gereğince salt bir markanın benzerinin tescil edilmiş yahut kullanılmış olmasının kötüniyetin kabulü için tek başına yeterli olmayacağını, davacının 10 yılı aşkın süre sessiz kalmasından sonra bu davayı ikame etmesinin kötüniyetli olduğu savunarak, davanın reddi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava yığılması şeklinde açılan bu davada; marka hükümsüzlüğü davasında; davacının 2014/69718, 2008/39234, 2005/27761, 96/016355 sayılı tescilli markaları ile davalıya ait 2012/74665, 2013/11625, 2017/08437, 2012/07934 ve 2015/19589 sayılı markaları arasında, her ne kadar bazı emtilarda benzerlik var ise de biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, hedef kitle açısından davalı taraf markaları ile davacı taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK 6/1 iltibas koşulunun oluşmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu markalar açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı; SMK 25/1. maddedeki hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, tasarım hükümsüzlüğü davasında; 2020/06513- 1, 2 ve 3 sayılı tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı açısından yenilik ve ayırt edicilik unsuru taşımadığı, 2012/05154 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı açısından yenilik ve ayırt edicilik vasfının olmadığı ileri sürülse de davanın açıldığı tarihten geriye yönelik 5 yıl geçmiş olduğundan, davacı açısından bu tasarımlarda sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği, 2018/04265 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımların ise bilgilenmiş kullanıcı açısından yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığı şeklinde bir tespitin yapılmadığı, dolayısıyla hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, marka tecavüzü ve haksız rekabet açısından; davalının 2012/74665, 2013/11625, 2017/08437, 2012/07934 ve 2015/19589 sayılı hükümsüz kılınmayan tescilli markaları olup, her şeyden önce bu hususun davalıya aynı zamanda bu ibareyi kanunen "kullanma" hakkı verdiği, herhangi bir markayı tescil ettiren marka sahibinin tescilden kaynaklı kullanmasının marka tecavüzü sayılmasının SMK 7/1 maddesindeki kanun ruhuna aykırılık olacağı, diğer yönden davacının davaya mesnet "..." esas unsurlu markalarını fiilen sadece siyah çay ve bitkisel çay emtiası bakımından, davalının da sessiz kalma yoluyla hak kaybından hükümsüz kılınmayan 2013/11625 sayılı “... ...” esas unsurlu çay emtialarını da kapsar tescilli markası olduğu gözetildiğinde, davalı kullanımının davacının tescilli markalarına ayniyet şeklinde değil de benzer olduğu, belirtilen ibarenin aynı zamanda davalının da tescilli markasına çok yakın ve benzer olması karşısında, hangisine üstünlük tanınacağı, birinin hükümsüz veya geçersiz olması halinde söz konusu olması gerektiği, somut olayda ise bu durum gerçekleşmediği gerekçesiyle, marka hükümsüzlüğü talepli açılan davanın reddine, tasarım hükümsüzlüğü talepli davanın kısmen kabulüne, 2020/06513 nolu 1-2-3 sıra sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne, 2012/05154 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımlar ile 2018/04265 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımlar yönünden açılan hükümsüzlük davasının reddine, marka tecavüzünün tespit, men, durdurma talepli açılan davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ''...'' markalarının dünya çapında tanındığını, esas unsurun “.../...” ibaresi olduğunu, davalının bu ibareyi kötü niyetle ve iltibas yaratacak şekilde kullanarak markalar, logolar, renkler ve ambalaj düzenleri bakımından birebir taklit ve haksız yarar sağlama amacı taşıdığını, tescilli markaların bu şekilde farklı biçimde kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının 2015/19589 sayılı markasının da müvekkilinin markalarındaki şekil unsurunun birebir taklidi suretiyle oluşturulduğunu, yerel mahkemenin kötü niyetli marka tescillerinin korunamayacağına değindiğini, buna rağmen davalıya haksız koruma sağlandığını, ayrıca “...” ibareli marka kullanımın da tescilsiz olmasına rağmen, müvekkili markasına açıkça tecavüz teşkil ettiğini, 2012/05154-1 ve 2, 2013/08836 ve 2018/04265-1 sayılı davalı tasarımlarının da müvekkilinin tasarımlarını esinlenmeyi aşacak derecede taklit ettiğinden hükümsüz kılınması gerektiğini, tasarımlar için SMK'nın 78/3. maddesi uyarınca koruma süresince ve tasarım hakkının sona ermesini izleyen 5 yıl içinde hükümsüzlük kararının verilebileceğini, dolayısıyla mahkemenin 2021/05154 sayılı tasarım için sesiz kalma yoluyla hak kaybı gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemece 2013/08836 sayılı tasarım hükümsüzlüğü talebi hakkında bir karar verilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının HMK m.141’e aykırı şekilde dava dilekçesinin talep kısmını genişleterek yeni marka ve tasarım hükümsüzlüğü taleplerini eklediğini, yerel mahkemenin buna rağmen tasarımların kısmen hükümsüzlüğüne karar vererek, hakkaniyete aykırı davrandığını, oysa müvekkiline ait 2012/05154, 2018/04265 ve 2020/06513 tescil nolu tasarımların özgün, bütünsel olarak ayırt edici ve davacının markalarıyla benzer olmayan tescilli tasarımlar olduğunu, müvekkilin tüm kullanım ve üretim faaliyetlerinin tescilli marka ve tasarım haklarına dayandığını, davacının benzerlik iddialarının markaların bütünsel algısı, yazı karakteri, ses, anlam ve genel izlenim bakımından, Yargıtay içtihatları uyarınca geçersiz olduğunu, müvekkilin hiçbir tescil dışı kullanımının bulunmadığını ve ispat yükünün davacıda olduğunu, markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıldan fazla süre geçtiğinden SMK m.25/6 uyarınca hükümsüzlük talebinin reddinin gerektiğini, davacının bu sürede sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, ayrıca davacının markalarını Türkiye’de fiilen kullandığını ispat edemediğini, kötüniyet iddialarının soyut kaldığını ve ispatlanmadığını, aksine 10 yılı aşkın sessiz kalma nedeniyle kötüniyetli tarafın davacı olduğunu, davacının markalarının tanınmış olmadığını, müvekkili markalarının ve tasarımlarının kendine özgü olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ve tasarım hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, durdurulması istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 78/3. maddesi uyarınca, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin olarak koruma süresince veya tasarım hakkının sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava açılabilir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davalının 2012/05154 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımları yönünden, davanın açıldığı tarihten geriye yönelik 5 yıl geçmiş olduğundan, davacı açısından bu tasarımlarda sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği gerekçesiyle hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davalının 2012/05154 nolu 1 ve 2 sıra sayılı tasarımlarının hükümsüzlüğü talebi yönünden işin esasının incelenmesine girişilerek, sonucuna göre davacının gerek hükümsüzlük gerekse de marka hakkına tecavüz istemleri yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yine davacının bir diğer iddiası da davalının tescilli markalarını tescil edildiği şekilde kullanmadığı, bu nedenle de müvekkilinin marka tescillerinden kaynaklanan haklarına tecavüz edildiği istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da davacının bu iddiası incelenmiş, davalının fiili kullanımlarının tescilli markaları gibi olmadığı, bu durumun da davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu bildirilmiştir. Ancak bu tespitlerin de davacının davalıya ait olduğunu ileri sürdüğü bir internet sayfasından alınan görsellere ve yine davacının hangi internet sayfasından alındığını belirtmeden sunduğu görsellere dayandığı da aynı bilirkişi raporunda ayrıca belirtilmiştir. Davalı vekili ise bu konuda düzenlenen asıl bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde, müvekkilinin kullanımlarının, tescil kapsamlarının dışına çıkmadığını, bilirkişi raporundaki varsayımları kabul etmediklerini, müvekkilinin defter ve kayıtları incelendiğinde, rapordaki hatalı kabulün ortaya çıkacağını, ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde ise müvekkilinin defter ve kayıtları incelenmeksizin, müvekkilinin tecavüz teşkil eden bir kullanımının vardır veya yoktur diye bir hükme varılmasının mümkün olmadığını bildirmiştir. Davalının markalarının tescilli hallerinden uzaklaşıp, davacının markalarına yakınlaşacak şekilde bir fiili kullanımları varsa ve bu kullanımları, davacının marka tescillerinden sonra ise bu durumun davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı tabiidir. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacıdan dava ve cevaba cevap dilekçesi ile sunduğu ve davalıya ait olduğunu ileri sürdüğü fiili kullanımlara ilişkin internet sayfası ve diğer görsellerin nereden elde edildiğinin sorulması, anılan görsellerin davalıya aidiyeti ve tarihleri ile ilgili tüm delillerin toplanması, ardından da gerekli görülürse bir bilgisayar mühendisi, bir mali müşavir ve bir marka vekili aracılığıyla anılan görsellerle birlikte davalıya ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle davalının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil edebilecek bir fiili kullanımının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2023 gün ve 2021/270 E. - 2023/168 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...