11. Hukuk Dairesi 2022/5896 E. , 2024/2183 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/918 Esas, 2022/1274 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/560 E., 2019/464 K. Taraflar arasındaki marka ve tasarım haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinc
**11. Hukuk Dairesi 2022/5896 E. , 2024/2183 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/918 Esas, 2022/1274 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/560 E., 2019/464 K. Taraflar arasındaki marka ve tasarım haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, 2007 yılında İstanbul’da kurulmuş olup, ilaç sektöründe hizmet veren Türkiye’nin önde gelen ilaç firmalarından olduğunu, müvekkilinin hak sahibi olduğu tescilli markasının ve tasarımının kullanıldığı ürünün kendisine, müvekkilin tescilli tasarımına ve tescilli markasına ayırt edilemeyecek derecede benzeyen başka bir ürünün varlığının tespit edildiğini, bu tespiti müteakip, davalı yana ihtarname keşide edildiğini, ancak davalı tarafından bir dönüş olmadığı gibi ürünlerin piyasada satışının devam ettiğini, müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 2015/08106 sayı ile tescilli tasarımın ve 2015/35406 sayı ile tescilli markanın sahibi olduğunu, müvekkil firmanın söz konusu tasarım ve markasına konu ürünü “CISTUS ANTIVIRUS PASTİL” ismi ile lanse edilmiş olup, tüm Türkiye genelinde gribe karşı enfeksiyon blokeripastil olarak tanıtılmış ve satışa sunulduğunu, davalı yanca müvekkilin tescilli endüstriyel tasarımının ve markasının kullanıldığı ürünün hem marka hem de tasarım açısından ayırt edilemeyecek derecede benzerinin izinsiz olarak, “ORIGANUM MAJORANA PERFECTDROPS ANTIVIRUS” adıyla eczanelerde satışa arz edildiğinin tespit edildiğini, tarafların ürünlerinin her ikisi de aynı renkte, aynı yuvarlak şekilde ve aynı boyutta olduğunu, bu halde müvekkilin sınai haklarına tecavüze ek olarak, müvekkil ürünün görüntüsünün de taklit edildiği ve bu yolla da haksız rekabet yaratıldığının görüldüğünü ileri sürerek davalı yan fiillerinin, müvekkile ait 2015/08106 sayı ile tescilli tasarımlar ile 2015/35406 sayılı markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalı yan fiillerinin, müvekkile ait 2015/08106 sayı ile tescilli tasarımlar ile 2015/35406 sayılı markasından doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, davalı yan fiillerinin, müvekkile ait 2015/08106 sayı ile tescilli tasarımlar ile 2015/35406 sayılı markasından doğan haklarına haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde; temsilcisi olduğu şirkete ait ürünün markasının da 2016/86968 no ile tescilli olduğunu, davacı şirketin markasına, tasarımına tecavüz teşkil eden bir durumun söz konusu olmadığını, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan raporlar, ürün görselleri, marka ve tasarım dosyası ile birlikte incelendiğinde; dosyada davacıya ait ürünlerin yapılan endüstriyel tasarım incelenmesinde, her iki ürün arasında ciddi derecede farklılıklar göze çarptığı, gerek kullanılan kutuların boyutları gerek ölçüleri ve kullanılan renkler gerekse kullanılan markaların birbirinden farklı olduğu, ürünler üzerindeki marka ibarelerinin de farklı olduğu, (CISTUS ve PERFECTDROPS), ürünler üzerindeki virüs şekilleri anonim olduğundan bu görüntünün tüm firmalarca kullanabileceğinin bilindiği, ayrıca ürünler üzerindeki virüslerin şekil itibarı ile de birbirine birebir benzemediği ve ürün üzerinde kullanılan yerlerinin farklı olduğu, ürünler üzerindeki çizgiler itibari ile de boyut olarak da ürünlerin birbirlerinden farklı olduğu, keza davacı taraf ambalajında ENFEKSİYON BLOKERÎ şeklinde bir ibare bulunmaktayken davalı tarafın ambalajında bu yönde bir ibare bulunmadığı, davalı ambalajında farklı olarak BİTKİSEL GIDA TAKVİYESİ İLAÇ DEĞİLDİR ifadesinin yer almakta olduğu, her iki tarafın ürünü üzerinde PASTİL ibaresi yer alsa da bu ibarenin ambalajın içindeki ürünü belirten bir ibare olup bu ibarenin yazı tipi boyutu her iki ambalajda da farklılıklar gösterdiğinden bu iki ürün birbirinden farklı olduğu dolayısıyla davalı ambalajının davacının marka ve tasarım tescillerinden kaynaklanan haklarını ihlal etmediği ve bu yolla haksız rekabete sebep olmadığı alınan her iki rapor kapsamı ile de anlaşıldığından subut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kendisini vekille temsil ettirmemesine rağmen, mahkemece davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı ürününün müvekkilin tescilli tasarımına ve tescilli markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, davalı ürününün tescil edilmiş olmasının müvekkilin tescilli haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği anlamına gelmediğini, davalı yanca kullanılan ürün ile müvekkilin tescilli tasarımının ve markasının kullanıldığı ürün yazı formu, rengi ve kullanım şekli ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı yanın ambalaj tasanmında yer alan her unsur, rengi, virüs şekilleri, markanın yerleştiriliş şekli, tüm bu ibarelerin konumlandınlması müvekkile ait tescilli markadan birebir taklit edilerek tasarlandığını, ürün ambalajı açıldığında ise içinde bulunan pastillerin renk ve şekli açısından da müvekkil pastilleriyle aynı olduğunu, bu halde müvekkil ürününün görüntüsünün de taklit edildiğini ve bu yolla haksız rekabet yaratıldığını, ürünlerin aynı tüketici kitlesine, aynı amaçlarla, aynı satış yerlerinde, aynı reyonlarda, aynı rahatsızlığın tedavisi için piyasaya arz edildiğini, ortalama tüketicinin yanılabileceği ve taraf markalarının karıştırılabileceğinin bilirkişi raporunda da değinildiğini, markaların karıştırılmasında bir bütün olarak bıraktıkları intibanın dikkate alınması gerektiğini, tüketicinin aklında kaldığı kadarıyla benziyor olmasının ayırt edilemeyecek kadar benzediği anlamına geleceğini ve iltibas için yeterli olduğunu, bilirkişi raporlarında bütünlük ilkesinin yok sayıldığını ve unsurların tek tek karşılaştırılarak hukuka aykırı bir sonuca ulaşıldığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesindeki karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmenin dahi yapılmadığını, ürünlerin görsel benzerliklerinin yanı sıra her iki ürünün de antivirüs pastil olmasının ve iç-dış tasarımlarının aynı olmasının açıkça müvekkil ürününün taklit edilerek sınai haklarına tecavüz edildiğinin göstergesi olduğunu, davalıya ait dava konusu ürünün, müvekkil ürünü ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bir tasarıma sahip olup, bu eylemin 6769 sayılı Kanun'un 59 ve 81 inci maddelerin ihlali niteliğinde olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yaratılan genel izlenim açısından tasarımlar arasında belirgin bir farklılık olmadığını ve ürünlerin görsellerinin benzer olduğunu, mahkemece dosya kapsamında alınan hatalı ve sübjektif değerlendirmeler içeren ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak ürünlerin birbirinden farklı olduğuna kanaat getirilerek taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece toplanan deliller ile aldırılan ve denetime elverişli bulunan her iki bilirkişi raporu uyarınca; davaya konu davalı kullanımındaki ambalajın davacının 2015 35406 tescil numaralı şekil markası ile bir benzerliğinin bulunmadığı, bu yönüyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi anlamında marka hakkına tecavüzün şartlarının oluşmadığı, yine davalıya ait ürün ambalajının davacının 2015 08106 tescil numaralı pastil kutusu ambalajı tasarımı ile benzerlik göstermediği ve bu yönüyle 6769 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi anlamında endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün şartlannın oluşmadığı, davalı kullanımının, davacı tasarımının koruduğu diğer hususlar dışında da davacı ürünü ve davacı ürün kutusundan farklılıklar arz ettiği, davalı yanın dürüstlük kuralına aykın bir ticari uygulamasının bulunmadığı, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü vd. anlamında haksız rekabetin de söz konusu olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf isteminin yerinde görülmediği, ancak davada davalının kendisini vekille temsil ettirmemesine rağmen mahkemece davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ve tasarım haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 4, 29, 55,81 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dava, marka ve tasarım haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine göre ''Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.'', 6769 sayılı Kanun’un marka hakkına tecavüz sayılan fiiller başlıklı 29 uncu maddesinde ise '' ... (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde Kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek...'' şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. 6769 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ‘‘Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.’’, 6769 sayılı Kanun’un tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller başlıklı 81 inci maddesinin birinci fıkrasında ''...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek...'' şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının 2015/35406 nolu markası ''CISTUS ANTIVIRUS'' ibaresi+renk şekillerinden oluşmaktadır. Davacı bu markasının aynısını 2015/08106 tescil numarası ile tasarım olarak da tescil ettirmiştir. Davalının 2016/86968 no.lu markası ise '' PERFECTDROPS ANTIVIRUS'' ibaresi sarı alan üzerinde mavi, kırmızı renk şeklinden oluşturulmuştur. Davalı kullanımı kendi markasını gölgeleyecek şekilde dolayısıyla tescil edilmiş halin dışında davacının şekil ve renk markası ve tasarımına benzeterek kullandığı görsellerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı kullanımının davacının hem markasına hem de tasarımına tecavüz oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken somut olaya ve görsellere uygun düşmediği anlaşılan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.