T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1514 KARAR NO: 2025/1433 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11.07.2025 tarihli ara karar. NUMARASI: 2025/628 E. DAVANIN KONUSU: Çek İstirdadı Taraflar arasında görülen çek istirdadı davasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1514 KARAR NO: 2025/1433 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11.07.2025 tarihli ara karar. NUMARASI: 2025/628 E. DAVANIN KONUSU: Çek İstirdadı Taraflar arasında görülen çek istirdadı davasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 11.07.2025 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; .../... Mobilya tarafından müvekkili davacı emrine keşide edilen ... Bankası T.A.O Tunceli Şubesi'nin TR... IBAN nolu hesabına ait, ... çek seri numaralı 06.06.2025 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, çekin çek teslim formu ile davacıya teslim edildikten sonra, başka çeklerle birlikte ilgili bölgeden toplu şekilde müvekkilinin Ümraniyedeki merkezine gönderilirken kaybolup çalındığını, bu sebeple İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/475 Esas sayılı dosyasından çek iptali davası açıldığını,30.05.2025 tarihinde ödemeden men kararı verildiğini, çalınan çeklerle ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/109878 Soruşturma numaralı dosyasından şikayette bulunulduğunu, dava konusu çekin ... ünvanlı şirket ile aralarındaki ticari mal satışından kaynaklı ticari ilişkiye istinaden doğmuş alacağına karşılık edindiği iddiası ile davalının dosyaya müdahale ettiğini, çeki İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takibe koyduğunu, davacıya istirdat davası açmak üzere süre verildiğini, çekin gerçek hamilinin davacı olduğunu, çek arkasındaki ciro ile kaşe ve kaşe üzerindeki imzaların davacı yetkililerine ait olmadığını, icra takibinin bu sebeple iptali istemiyle İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/353 Esas sayılı dosyasından gerekli şikayet ve imza itirazının davacı adına yapıldığını, davacı imza sirkülerine göre davacının hamili bulunduğu kambiyo senetlerinin üçüncü kişilere ciro edilmesi için mutlaka müşterek imza gerektiğini, tek imza ile üçüncü kişilere cironun söz konusu olmadığını, bu durumun hamil olduğunu iddia eden davalı tarafından çeki alırken, bankaya ibraz ederken ya da takip başlatılırken kamuya açık kaynaklarda yapılacak basit bir araştırmayla dahi tespit edilebilecek bir durum olduğunu, davacının sadece çekin keşidecisi .../... Mobilya ile ticari ilişkisi mevcut olduğunu, dava konusu çeki de bu ilişki kapsamındaki alacağına mukabil ...'dan aldığını, çek çalındıktan ve imzası taklit edilmek suretiyle sahte cirosu yapıldıktan sonra gelen ciranta ... Ticaret Ltd. Şti ile ya da diğer cirantalardan herhangi biri ile de hiçbir ticari ya da hukuki ilişkisi olmadığını, esasen çekin arkasında yeralan cirantalar, ... Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...), ... Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...) İ... Ltd. Şti. (Mersis No: ...) ve davalı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...) nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde (Ek 10) tümünün daha çok yeni (25 Ekim 2024 ile 24 Nisan 2025 tarihleri arasındaki 6 aylık süre içinde) ve aynı biçimde kuruldukları, ana sözleşmelerinin de hemen hemen aynı olduğu ciroların da sanki tek bir el ürünüymüş gibi oldukları, bu bayiye (...) ait kaybolan diğer çeklerin fotokopileri de incelendiğinde aynı şekilde sahte cirolarla çeklerin tedavüle sokulmaya çalışıldıkları, yapılan araştırmalarda cirantaların ticari faaliyetlerinin olmadığı, gayrifaal oldukları, adreslerinin İstanbul'da olmasına karşın yetkililerinin bazılarının İzmir'de ikamet ettiklerinin anlaşıldığını, şirket ve şahısların vergi kayıtları celp edildiğinde vergi kayıtlarından hiçbir ya da bu çeklere konu alacak edilebilecek bir ticari faaliyetlerinin olmadığının da ortaya çıkacağını, davalı dahil diğer cirantaların ticaret sicil memurluğunda bulunan evrakları ve şirket yetkililer davalının gerekli araştırmayı yapmadan, basiretli bir tacir gibi davranmaksızın düzgün ciro silsilesi olmayan, sahte cirolarla ciro silsilesi kopmuş çeki alan davalının meşru hamil olmadığını, kötü niyetli olduğunu, davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına keşideci tarafından ödeme yapılması halinde davacının telafisi mümkün olmayan zararları olacağını, çekin davalı tarafından icra vasıtasıyla tahsil edilmesi halinde kendiliğinden çekin bedelinin istirdadına dönüşeceğini, davalının hiçbir mal varlığı ya da banka hesabında parası olmadığını, icra dairesinden çek bedelini tahsil etmesi durumunda bu paranın davalıdan iade alınamayacağını, icra takibinin ve/veya bu takibe ödenen bedellerin, hiçbir ticari faaliyeti olmayan, hiçbir geliri ve mal varlığı olmayan davalı tarafından tahsil edilmesi halinde telafi edilemez ve geri dönüşü imkansız sonuçların ortaya çıkacağını, bu durumda dava konusu hakkın elde edilmesi de imkansız hale geleceğini, çekin istirdadının veya çek bedelinin istirdadının hukuken veya fiilen bir anlam ifade etmesi için davalının çek bedelini icra dosyasından tahsil etmesine ihtiyaten mani olunması gerektiğini, HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca icra dosyasına müvekkilinden önce çekte imzası olan keşideci tarafından ödeme yapılır ise yapılan bu ödemenin öncelikle teminatsız olarak ya da mahkemenizce takdir edilecek uygun teminat mukabili dava sonuna kadar alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, çekin meşru hamilinin davacı olduğunun tespiti ile TTK'nun 792'inci maddesi uyarınca çekin istirdadına, davacıya verilmesine, çek bedelinin davalı tarafından tahsili halinde çek bedelinin davalıdan istirdatına, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca ödenmemesi için çek iptali davasında verilmiş ödemeden men yasağının keşideciyi de kapsayacak biçimde genişletilmesine, keşidecinin de yargılama sonuçlanıncaya kadar istirdatı istenilen çeki ödemeden men edilmesine, eğer dava ileride bedel istirdatına dönüşür ise İstanbul 20. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yatırılacak paranın davalı-alacaklıya ödenmemesi için takdiren teminatsız ya da uygun teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesinini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 11.07.2025 tarihli ara kararda özetle; "...İhtiyati tedbir talebinin incelenmesinde; İİK’nun 72/2 maddesi, “İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.” hükmünü içermektedir. Bunun yanında menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir koşulları değerlendirilirken İİK 72 maddesi yanında, HMK 389 vd. maddelerinin de gözönünde bulundurulması gerekir. HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; davanın çek istirdadına ilişkin olduğu, davalı hamilin çeki kötü niyetli veya ağır kusuruyla iktisap ettiğine dair yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, çekteki ciro silsilesinin şeklen düzgün olduğu ve araya başkaca cirantaların girdiği yine davacı vekilinin talep ettiği icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesine dair İİK'nun 72/3 maddesindeki ihtiyati tedbir kararının menfi tespit davalarında uygulanabileceği, eldeki dava bu nitelikte olmadığından ve çekin tahsil edilmesi halinde de bu durum değişmeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesiyle, davacı vekilinin ödemeden men ve paranın alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ret kararının davanın niteliği ve dosya içeriği delil durumuna uygun düşmediğini, davanın, İİK'nun 72 inci maddesinde belirtilen menfi tespit ya da menfi tespit davasında tedbir kararı alınmadığından icra dosyasına ödenmiş paranın istirdadı davası olmadığını, mahkemenin davanın niteliğinin, İİK'nın 72 inci maddesinde düzenlenen menfi tesipt ya da istirdat davası olmayıp, kötü niyetli zilyedin haksız elinde bulundurduğu malın iadesi, çek istirdatı davası olduğuna dair nitelemesinin doğru ve hukuka uygun olmakla birlikte davacının tedbir talebinin İİK'un 72 inci maddesindeki düzenlemelere dayalı biçimde reddedilmesinin hatalı ve meseleye uygun olmadığını, davanın çek istirdadı davası, diğer bir ifade ile davalının çeki elinde kötü niyetli bulundurduğu, en azından iktisabında ağır kusurlu olduğu iddiası olduğunu, bu nedenle tedbir isteminin reddine İİk'nun 72 inci maddesinde düzenlenmiş menfi tespit ya da icradan tahsil edilen paranın istirdadına dair hükümler uygulanmak suretiyle karar verilemeyeceğini, çeki elinde bulunduranın kötü niyetli zilyet ya da ediniminde ağır kusurlu olup olmadığını bir nebze olsun ispat eder emarelerin olup olmadığına bakılmalı, aksi takdirde dava konusu hakkın elde edilmesini çok müşkül hale getirecek olguların varlığı kabulünden hareketle davacının meşru haklarının korunmasını temin eder biçimde tedbir kararına hükmedilmesi gerektiğini, davacının takip hukukuna dair haklarını başta imza itirazı olmak üzere İcra Hukuk Mahkemesinde dile getirdiğini, icra hukuk mahkemesince takibin durdurulması yönünde tedbir kararı aldığını, bu davada başta önemli olan yargılama sonuçlanıncaya kadar çekin geri iade alınmasını sağlayacak ya da bedelinin davalıya ödenmemesinin temin edecek tedbire hükmedilmesi olduğunu, aksi takdirde zaten dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere dava konusu hakkın temininin davacı bakımından önemli ölçüde zorlaşacak, çok külfetli hatta imkansız hale gelme riski ile karşı karşıya kalacağını, icra mahkemesince davacı ile ilgili takibin durdurulmasına karar verilmesi, keşideci ödemeden men edilmedikçe ya da icra dosyasına ödeme yapılırsa bu ödemenin davalıya verilmemesi yönünde bir tedbir kararı verilmedikçe davacının çeke bağlı haklarının korunmasını sağlamadığını, davacı imza sirkülerine göre davacının hamili bulunduğu kambiyo senetlerinin üçüncü kişilere ciro edilmesi için mutlaka müşterek imza gerektiğini, tek imza ile üçüncü kişilere cironun söz konusu olmadığını, bu durumun hamil olduğunu iddia eden davalı tarafından çeki alırken, bankaya ibraz ederken ya da takip başlatılırken kamuya açık kaynaklarda yapılacak basit bir araştırmayla dahi tespit edilebilecek bir durum olduğunu, davacının sadece çekin keşidecisi .../... Mobilya ile ticari ilişkisi mevcut olduğunu, dava konusu çeki de bu ilişki kapsamındaki alacağına mukabil ...'dan aldığını, çek çalındıktan ve imzası taklit edilmek suretiyle sahte cirosu yapıldıktan sonra gelen ciranta ... Ticaret Ltd. Şti ile ya da diğer cirantalardan herhangi biri ile de hiçbir ticari ya da hukuki ilişkisi olmadığını, esasen çekin arkasında yeralan cirantalar, ... Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...), ... Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...) ... Ltd. Şti. (Mersis No: ...) ve davalı ... Ticaret Ltd. Şti. (Mersis No: ...) nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde (Ek 10) tümünün daha çok yeni (25 Ekim 2024 ile 24 Nisan 2025 tarihleri arasındaki 6 aylık süre içinde) ve aynı biçimde kuruldukları, ana sözleşmelerinin de hemen hemen aynı olduğu ciroların da sanki tek bir el ürünüymüş gibi oldukları, bu bayiye (...) ait kaybolan diğer çeklerin fotokopileri de incelendiğinde aynı şekilde sahte cirolarla çeklerin tedavüle sokulmaya çalışıldıkları, yapılan araştırmalarda cirantaların ticari faaliyetlerinin olmadığı, gayrifaal oldukları, adreslerinin İstanbul'da olmasına karşın yetkililerinin bazılarının İzmir'de ikamet ettiklerinin anlaşıldığını, şirket ve şahısların vergi kayıtları celp edildiğinde vergi kayıtlarından hiçbir ya da bu çeklere konu alacak edilebilecek bir ticari faaliyetlerinin olmadığının da ortaya çıkacağını, davalı dahil diğer cirantaların ticaret sicil memurluğunda bulunan evrakları ve şirket yetkililer davalının gerekli araştırmayı yapmadan, basiretli bir tacir gibi davranmaksızın düzgün ciro silsilesi olmayan, sahte cirolarla ciro silsilesi kopmuş çeki alan davalının meşru hamil olmadığını, kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir talebinin kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, çalındığı/kaybolduğu iddiasına dayalı çek istirdadı istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbir istemininin reddi ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 11.07.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı .../... Mobilya tarafından davacı emrine keşide edilen ... Bankası T.A.O Tunceli Şubesi'nin ... çek seri numaralı, 06.06.2025 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli çekinin çalındığını/kaybolduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak çeki eline geçirdiğini, gerçek hamil olmadığını, başlattığı takipte çek bedelinin ödenmesinin telafisi imkansız zararlara sebep olacağını ileri sürerek, çek istirdadı talepli eldeki davayı açarak çek bedelinin ödenmemesi ve çek iptali davasında verilmiş ödemeden men yasağının keşideciyi de kapsayacak biçimde genişletilerek keşidecinin de yargılama sonuçlanıncaya kadar istirdatı istenilen çeki ödemeden men edilmesi, eğer dava ileride bedel istirdatına dönüşür ise İstanbul 20. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yatırılacak paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise '' Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. HMK'nın 390/3.maddesinde de belirtildiği üzere ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür.TTK'nın 792. maddesinde, ''Çek, herhangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu taktirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. '' hükmü yer almaktadır.Somut olayda davacı davada, TTK'nın 792. maddesi uyarınca, öncelikle çekin meşru hamili iken elinden çıktığını ve ardından davalının çeki iktisapta kötü niyetli olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Aynı şekilde ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak da 390/3. maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Dosyadaki mevcut deliller itibariyle, davacının bu konulardaki iddialarını bu aşamada yaklaşık olarak ispat etmiş olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin, yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.09.2025