T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1029 Esas KARAR NO: 2026/225 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/209 Esas - 2023/272 Karar TARİHİ: 14/03/2023 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1029 Esas KARAR NO: 2026/225 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/209 Esas - 2023/272 Karar TARİHİ: 14/03/2023 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2009 ve 2016 yılları arasında davacının davalı borçluya yaptığı ürün satışı sonucunda taraflar arasında cari hesap ilişkisinin oluştuğunu, bu ilişki sonucu davacının davalıdan 53.183,59 TL miktarında cari hesap bakiyesi alacağı doğduğunu, davalı ...Şti.'nin bakiyeyi ödemediğini ve bunun üzerine Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini davalının itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ve davacı arasında 21/07/2011 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması imzalandığını, iş bu anlaşma gereği müvekkil şirket ile davacı şirket arasında mal alım satımına ilişkin ticari bir ticari bir ilişki kurulduğu, ancak bu ticari ilişkisi neticesinde müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığını davacının dava dilekçesinde takip talebine dayanak yapmadı cari hesaptan bahsettiğini ancak iş bu davada ileri sürülen cari hesabın hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili replik dilekçesinde özetle; söz konusu cari hesap ekstresini icra takip dosyasından mevcut olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile iddialarının ispatlanacağını beyan etmiştir.Davalı vekili düplik dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, ticari defter ve kayıtların incelenmesinde bu durumun tespit edileceğini, ödeme emri ekinde herhangi bir takip dayanağı belgenin tebliğ edilmediğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/03/2023 tarih ve 2022/209 Esas - 2023/272 Karar sayılı kararında;"...... İstanbul Bölge adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2020/199 Esas 2022/238 sayılı ilamı doğrultusunda mahkememizce, tensiben davacı tarafa Ticari Şartlar Anlaşmasının not bölümünde belirlenen ... Satın Alma Sözleşmesi'nin sunulması için süre verilmiş ve sunulan sözleşme ile yine kaldırma kararı doğrultusunda tarafların defter ve belgeleri incelenmiş olup, davacı defterlerine göre 44.358,76 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ve davacı vekilince ilk rapora itiraz edilmeyerek kabul edilmiştir. İkinci alınan raporda davalı ticari defterlerinin incelendiği, davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalının davacı firma ile aralarında imzaladıkları sözleşme ve yazışmalar neticesinde kayda almamış oldukları 40.470,61 TL ve kendi kayıtlarına 2017 yılında alınan 2011 yılına ait 4.155,84 TL'lik iki faturanın toplamı 44.626,45 TL borçlu olduğu anlaşılmakla, davacının kabulünde olan ilk rapor doğrultusunda davacının davalıdan 44.358,76 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla, 44.358,76 TL asıl alacağa yönelik davanın kısmen kabulüne, yargılama aşamasında davalı tarafından yapılan 15.660,09 TL'lik ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 44.358,76 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına; Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Dava açıldıktan sonra yapılan 15.660,09 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, 3-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 8.871,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarını karşılayan yeni rapor alınmaksızın ve itirazları irdelenmeksizin tesis edildiğini, zira istinaf ilamı akabinde düzenlenen bilirkişi raporlarında ... Satın Alma Sözleşmesi dikkate alınmadan tanzim olunmuş yanlış sözleşme esas alınarak bilirkişi raporu hazırlandığını, nitekim yargılama kapsamında gerek 24.02.2023 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde, gerek 14.03.2023 tarihli duruşma tutanağında işbu durumun taraflarınca izah olunduğunu, ancak mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, hal böyleyken yerel mahkeme tarafından tesis edilen kararın usule aykırı olduğunu ve kaldırılarak yeniden yargılama yapılması gerektiğini,Yerel mahkemece tesis edilen 18.03.2022 tarihli tensip zaptı (5) nolu ara karar ile ... satın alma sözleşmesini sunmak üzere davacı tarafa süre verildiğini ve davacı tarafından bir kısım belgeler sunulduğunu, ancak bahse konu belgenin fason üretim anlaşması olup ...satın alma sözleşmesinin 24.02.2023 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ekinde yer aldığını, ne var ki işbu itirazlarnın yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve istinaf ilamına aykırı olacak şekilde yanlış sözleşme esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, Hükme esas alınan mezkur raporda davacı tarafından sunulan ...satın alma sözleşmesi isimli belgede, fiyat farkı, mağaza açılış bedeli, reklam primi, miktar farkı, platform kullanım bedeli veya prim bedeli ödemelerine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı ve bu nedenle taraflar arasındaki ihtilafta ... satın alma sözleşmesi adı altında dosyaya sunulan belge kapsamında taraflardan birinin diğerine düzenleyip fatura muhatabının kayıtlarında yer almayan faturaların, taraflar arasındaki bu sözleşme yönünden uygun olup olmadığı şeklinde bir tespit yapmanın mümkün olmadığı belirtilmiş ise de müvekkil tarafından düzenlenen faturaların sözleşmeye uygun şekilde tanzim olunduğunu,Davacı tarafından '... Satın Alma Anlaşması' adı altında başkaca sözleşme sunulduğunu ve bilirkişi incelemesinin işbu sözleşmeye atıf yapılarak düzenlendiğini, ne var ki bilirkişilerce de sunulan sözleşmenin imzasız ve ... sözleşmesi olmadığı, işbu sebeple uyuşmazlık konusu faturaların sözleşmeye uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamayacağının açıkça belirtildiğini, öncelikle ... Satın Alma Sözleşmesinin hükümlerini ele alarak uyuşmazlık konusu faturalarını ele almak gerekeceğini, mezkur faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği düzenlendiğini, nitekim taraflar arasında münakit Ticari Şartlar Anlaşması'nın 17. maddesi uyarınca müvekkil şirket tarafından fiyat farkı faturalarının sözleşmeye uygun olarak düzenlendiğini, bununla birlikte aslı dosyaya ibraz edilmiş olan Ticari Şartlar Anlaşması'nın 2. sayfasında reklam primi ödeneceğinin kararlaştırıldığının da açıkça görüldüğünü, yine mezkur sözleşmenin 8. maddesinde müvekkil tarafından iadesi gerçekleştirilen ürünlerin nakliye (lojistik) bedellerinin davacı tarafından ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, yine dilekçe ekinde yer alan ... Satın Alma Sözlemesinin 5.3, 5.4, 5.8 ve devamında tüm sözleşme maddeleri incelendiğinde uyuşmazlık konusu faturaların usulüne uygun şekilde düzenlendiğinin görüleceğini, yine mezkur raporda ... Bütçesi adı altında davalının davacıya bir yansıtma yapacağı anlaşılmakla birlikte bunun miktarını tam olarak tespite yarayan bir bilginin sözleşmede yer almadığı belirtilmiş ise de sözleşmenin 5.8 maddesi ve... eki incelendiğinde hesaplama oranının yer aldığının görüleceğini,Devamında bilirkişilerce davalı müvekkilin kayıtlarında yer alıp, davacı tarafın kayıtlarında yer almayan 10.756,67-TL tutarlı “Fiyat Farkı, Mağaza Açılış Bedeli, Reklam Primi, Miktar Farkı, Platform Kullanım Bedeli” açıklamalı faturanın dayanakları üzerinde inceleme hususunun heyetin uzmanlık alanı dışında olduğunun bildirildiğini ve takdirin mahkemeye bırakıldığını, ancak uyuşmazlık hususunda sözleşme ve sektör alanında uzman bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiğini, ancak bilirkişi heyetinin uyuşmazlık hususunda toptancılık sektöründe uzman olmadığı ve farazi tespitlerle tanzim olunan mezkur bilirkişi raporunun kabul edilemeyeceği ortada ise de yerel mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kaldı ki davacı kayıtlarında yer alıp da müvekkil tarafından kabul edilmeyen ve müvekkil kayıtlarında yer almayan 13.096,05 TL bedelli fatura ile faturaya konu alacaklar davacı tarafından ispatlanamamışken hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce hangi cihetle tespit yapıldığının anlaşılamadığını, Davacının düzenlenmiş olduğu "Prim Bedeli" açıklamalı 13.096,05 TL bedelli faturanın e-mail yazışması ile ispatlanmasının mümkün olmadığını, zira 13.096,05 TL iade faturasına ilişkin olarak sunulan mailde şirket adına fatura kabulüne yetkili olmayan kişi tarafından sonraki sürece dair bilgilendirme yapılmış olduğunu, işbu faturanın kabul edildiğine dair herhangi bir beyanda bulunulmadığını, sayın bilirkişinin şirket adına yetkili kişi dahi olsa mailde belirtildiği üzere fark faturaların taraflarına ulaşması akabinde işlem yapılacağının belirtilmiş olduğunu, aksi halde dahi böyle bir fatura taraflarına tebliğ olmadığından ötürü alacağın ispatlandığına dair hukuki tespit yapılamayacağını, nitekim davacı yan tarafından dosyasına sunulmuş herhangi bir sevk irsaliyesi dahi bulunmadığını, kaldı ki müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturalara uzmanlık dışı denilerek takdiri mahkemeye bırakan bilirkişi heyetinin davacı tarafından düzenlenen prim bedeli faturalarını hangi yöntem ve hangi sözleşmeye uygun şekilde tespit ettiğinin de anlaşılamadığını,Davacı kayıtlarında yer alıp da müvekkil tarafından kabul edilmeyen ve müvekkil kayıtlarında yer almayan ve davacı tarafın muhtelif tarihlerde düzenlediği toplam 12.590,57 TL fiyat farkı faturaları talebin hangi cihetle haklı olarak tespit edildiğinin de anlaşılamadığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda başlangıçta fiyat farkı faturalarının uzmanlık alanı dışında olduğu belirtilmiş ise de devamında 2010 yılında pamuk fiyatlarında yaşanan artış nedeniyle davacı tarafın fiyat farkı talebinin haklı olarak kabul edilebileceği şeklinde farazi tespitlerin yer aldığını, nitekim yerel mahkemece bilirkişilere verilen görevin uyuşmazlık konusu faturaların sözlemeye uygun olup olmadığı hususu olduğunu, uzmanlık dışı olduğu belirtilen konularda hangi cihetle sektör fiyat araştırması yapıldığının anlaşılamadığını, kaldı ki taraflar arasında akdedilen ... Satın Alma Sözleşmesi 5.3 ve Ticari Şartlar Anlaşmasında da işbu hususun açıkça yer aldığını, sözleşme hükmünde de görüleceği üzere fiyat artış talebinin yazılı olarak bildirilmesi ve işbu bildirimin açıkça yetkili kişi tarafından kabul edilmesi şartıyla yapılabileceğini, nitekim işbu hususta ispat yükünün davacı yanda olduğunu, davacı yanca herhangi bir bildirim ve kabul edildiği yönünde herhangi bir delil de sunulamadığını, kaldı ki fiyat artış hususunda basiretli tacirler arasında akdedilen sözleşmede açıkça hüküm bulunmasına rağmen bilirkişilerce hangi cihetle piyasa araştırması yapıldığının da anlaşılamadığını, bu doğrultuda 23.01.2023 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından, bilirkişi heyetine alanında uzman sektör bilirkişisi de eklenerek ... Satın Alma Sözleşmesinin incelenmesi suretiyle dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdini talep ettiklerini, ancak yerel mahkemece taleplerinin reddine karar verilerek hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını,Takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından başlatılan icra takibi ve dava dilekçesi ekinde yer verilmeyen fatura ve e-mail yazışmalarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, zira takip hukukunun ana ilkesi olan takip talebi ile sıkı sıkıya bağlılık ilkesine aykırı şekilde takip talebinde dayanılmayan cari hesaba konu faturaların itirazın iptali davasında davaya esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını, bu hususa ilişkin itirazlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Yerel mahkeme kararında müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmamış olduğundan sahibi lehine delil teşkil etmeyeceğinin tespit edildiğini, yargılama sırasında uyuşmazlık konusu hakkında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemeleri gerçekleştirildiğini, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların 2009-2010-2011 yıllarına ait kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olması dolayısıyla usulüne uygun tutulmamış olduğunun tespit edildiğini, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların delil vasfını haiz olmadığını, bilirkişiler tarafından davalı müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde ise müvekkil şirket kayıtlarının TTK'nın 4/3. Maddesi ve VUK'un 182, 220, 221 maddeleri uyarınca usulüne uygun tutulmuş olması dolayısıyla sahibi lehine delil teşkil ettiğinin açıkça tespit edildiğini, ancak yerel mahkemece davacı tarafından düzenlemiş olan ve usule uygun tutulmayan ticari kayıtlarına işlenen faturalar dolayısıyla müvekkil şirketin davacıya borçlu olduğu yönünde karar tesis edildiğini, davacı tarafından usulüne uygun tutulmamış olan ticari defterlere dayanılarak müvekkil aleyhine hüküm kurulmasının mümkün olmadığını,Davacı kayıtlarında yer alıp da müvekkil tarafından kabul edilmeyen ve müvekkil kayıtlarında yer almayan 13.096,05 TL bedelli ve 869,62 TL bedelli iki adet fatura ile faturaya konu alacakların davacı tarafından ispatlanamadığını, davacının düzenlenmiş olduğu "Prim Bedeli" açıklamalı 13.096,05-TL fatura ile 869,62 TL bedelli faturanın e-mail yazışması ile ispatlanmasının mümkün olmadığını, zira 13.096,05-TL iade faturasına ilişkin olarak sunulan mailde şirket adına fatura kabulüne yetkili olmayan kişi tarafından sonraki sürece dair bilgilendirme yapılmış olduğunu, işbu faturanın faturanın kabul edildiğine dair herhangi bir beyanda bulunulmadığını, bilirkişinin şirket adına yetkili kişi dahi olsa mailde belirtildiği üzere fark faturaların taraflarına ulaşması akabinde işlem yapılacağının belirtilmiş olduğunu, aksi halde dahi böyle bir fatura taraflarına tebliğ olmadığından ötürü alacağın ispatlandığına dair hukuki tespit yapılamayacağını, nitekim davacı yan tarafından dosyaya sunulmuş herhangi bir sevk irsaliyesi dahi bulunmadığını, yine 869,62 TL bedelli faturaya konu alacağın ispatına yönelik olarak da davacı tarafından sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığını,Yargılama sırasında bilirkişiler tarafından tespit edilen tutarların farklılık arz ettiği dikkate alındığında alacağın likit olmadığının aşikar olduğunu, müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davası neticesinde borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazında haksız olduğuna karar verilmesi durumunda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafından icra takibinde talep edilen tutarın likit olması ve de borçlunun icra takibine kötü niyetli olarak itiraz etmiş olması gerektiğini, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olarak alacağın likit olduğundan bahsedebilmenin mümkün olmadığını, borçlunun alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yok ise alacağın likit olacağını, ancak tüm dosya kapsamı incelendiğinde anlaşılacağı üzere bilirkişiler tarafından gerçekleştirilen incelemeler neticesinde dahi davacının alacaklı olup olmadığının güç bir şekilde tespit edildiğini, bu durum karşısında müvekkil tarafından takibe konu alacağın tespit edilebilir olmadığı, dolayısıyla takip neticesinde talep edilen alacağın likit olmadığının açık olduğunu, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesinin bir diğer koşulunun ise borçlu tarafından kötüniyetli olarak icra dosyasına itirazda bulunulmuş olması olduğunu, müvekkil şirketin usule uygun olarak tutmuş olduğu ticari defterleri doğrultusunda mezkur takibe itiraz ettiği dikkate alındığında icra takibine karşı kötüniyetli şekilde itiraz edildiğinden bahsedebilmenin mümkün olmadığını, dolayısıyla huzurdaki davada icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli olan şartlar oluşmamış olduğundan yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 16/02/2022 tarih ve 2020/199 Esas - 2022/238 Karar Sayılı kaldırma kararımızdan sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece 18/03/2022 tarihli tensip zaptının 5 nolu ara kararı uyarınca; Davacı tarafça dosyaya ibraz edilmeyen Ticari Şartlar Anlaşmasının not bölümünde belirlenen ... Satın Alma Sözleşmesi ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili 30.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde ... Satın Alma Sözleşmesini ibraz ettiğini beyan ettiği, dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece mali müşavir bilirkişiden rapor alındıktan sonra sektör bilirkişisi ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, davalı vekili tarafından davacı tarafça 30.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan sözleşmeye ibraz edildildikten sonra itiraz etmediği, heyet raporundan sonra ibraz ettiği itirazlarını içerir beyan dilekçesinde davacı tarafın sunduğu sözleşmenin fason üretim anlaşması olup ... satın alma sözleşmesini dilekçe ekinde sunulduğunu belirtip yeni heyetten yeni rapor alınmasını talep ettiği, mahkemece 14/03/2023 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; davalı vekilinin yeniden rapor alınmasına ilişkin talebinin mevcut raporlar göz önüne alınarak reddine karar verilerek istinafa konu karar verilmiştir.Davalı vekili, davacı tarafından doğru sözleşmenin ibraz edilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davacı vekili 30.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sözleşmeyi ibraz ettiği, ibraz edilen sözleşmeye davalı tarafça itiraz edilmeyip mahkemece 2 ayrı bilirkişi raporu alındıktan sonra davalı vekili uyap sisteminden 27/02/2023 tarihinde gönderdiği beyan dilekçesi ile itiraz etmesi savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan dairemizce değerlendirilmemiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte yukarıda belirtilen tesbitler ve ilk derece mahkemesine sunulan deliller, mail yazışmaları ve bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, davalı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçelerinde de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişilerden alınan raporlarda ve bilirkişi heyet raporunda bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği tesbit edilmiştir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, mali müşavir bilirkişi raporları ile bilirkişi heyetinden alınan rapor içeriğindeki tespitlere göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne, alacak faturaya dayalı cari hesap alacağı olup likit olduğundan kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.030,14 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 770,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.260,14 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.