T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1022 - Karar No:2026/330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1022 KARAR NO : 2026/330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2024 NUMARASI : 2020/671 E-2024/765 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1022 - Karar No:2026/330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1022 KARAR NO : 2026/330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2024 NUMARASI : 2020/671 E-2024/765 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı Şirketin ... (Tünel Açma Makinesi)'nin bakım, onarım ve revizyonu için 30.04.2020 tarihli sözleşme ile müvekkili şirket ile ... Başkonsolosluğu'nda anlaştıklarını, davalı şirket adına sözleşmeye imza atan ...'in aynı zamanda ... Devleti'nin ... Başkonsolosu olduğunu, bu şahsın müvekkiline büyük bir güven verdiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye başladığını, ...'yi satıcı ... Şirketinden teslim aldığını, kendi sahasına getirdiğini, mal ve hizmetler satın aldığını, revizyon işlemleri için üçüncü kişilerle anlaşmalar yaptığını, buna rağmen karşı tarafın e-postalar yoluyla sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında edimlerinin bir kısmını yerine getirdiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkilinin sözleşmenin ifası uğruna yapmış olduğu masrafları ve zararları tazmin etmediğini, sözleşmenin 14. maddesine göre doğacak uyuşmazlıklarda ... Devleti yasalarının uygulanacağını, ancak Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin yetkili olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin ...'i onarmayı, yenilemeyi, bakımını yapmayı ve ...'a göndermeyi taahhüt ettiğini, karşı tarafın ise 1.050.000,00 Euro bedel ödemeyi üstlendiğini, bunun için müvekkilinin 60 günlük bir süreye sahip olduğunu, sözleşmenin imzalanmasını müteakip derhal ifa kapsamında birçok harcamaların yapıldığını ve hukuki işlemlere girişildiğini, davalı tarafından gönderilen fesih bildirimlerinde, ... şirketi ile evrak işlerini yürütmedeki sürekli gecikme ve gereksiz koşullar dâhil diğer yükümlülükler nedeniyle ... ile anlaşmanın tamamlanmasına ilişkin adımların iptal edilmesinin gerekli olduğu, dolayısıyla davacıyla sözleşmeyi sürdürmenin bir gerekçesinin kalmadığının belirtildiği, davalının, sözleşmeyi müvekkilinin herhangi bir fiili, sözleşmeye aykırılığı nedeniyle değil, fakat kendisinin üçüncü kişi ile olan ilişkisi nedeniyle feshettiğini, ...'un davalı şirketin ...'i satın aldığı üçüncü kişi niteliğinde olduğunu, davalının ...'i üçüncü kişiden satın almaktan vazgeçtiği için mevcut eser sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının sözleşmenin 3.1. maddesi ve akreditifin 46A maddesi gereğince peşin vermesi gereken ücreti dahi müvekkiline ödemediğini, sözleşmenin ifası amacıyla gerekli masrafların yapıldığını, fesih nedeniyle zarara uğradığını, fesih bildiriminde ...'in üçüncü kişiden alınmadığının bildirildiğini, sözleşme m. 3.1'e göre birinci tarafın sözleşme bedelinin %20'sini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren mümkün olan en kısa sürede ikinci tarafça verilen bir banka teminatı karşılığında önceden ödeyeceğini, müvekkilinin banka teminatı vermesine rağmen davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ön ödemeyi yapmadığını, sözleşmenin 6. maddesine göre birinci tarafın kendisi veya onun lisans sahibi, temsilcileri ve çalışanları tarafından ihmal veya dikkatsizlik nedeniyle herhangi bir kayıp, maliyet, dava veya iddiaya karşı ikinci tarafı tazmin etmeyi ve onun zarar görmemesini sağlamayı garanti ettiğini, sözleşmenin 7. maddesine göre ikinci tarafın ...'nin birinci tarafa teslimi dahil olmak üzere bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi durumunda ikinci tarafın birinci taraftan alınan her türlü ödeme miktarını 30 gün içinde iade etmeyi, bir haftalık ödemesiz dönemden başlayarak her gecikme günü için kararlaştırılan 1.000,00 Euro tazminat tutarını birinci tarafa ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi sebebiyle davalının fesih hakkını düzenleyen bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, feshin haksız olması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, olaya uygulanacak 2004 tarihli 22 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 183, 185, 201, 214,215 ve 216. maddelerine göre maruz kaldıklarını zararlarının tazmininin gerektiğini, ... Temyiz Mahkemesinin dosyaya sunulan kararına göre de zararlarının tazmininin şart olduğunu, Türk Hukukunun uygulanacak olması durumunda da aynı esasın geçerli olduğunu beyanla, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin yaptığı iş bedelleri, masraflar, uğranılan kazanç kaybı, yoksun kaldığı kazarıç vs. tüm zararları için şimdilik 150.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınmasına, bu ödemenin davalı şirket tarafından müvekkili lehine verilen akreditif mektubundan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiş, 29.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de sözleşmenin hazırlık, ifası ve sözleşme kapsamında yapmış olduğu iş, masrafları için 14.542.248 TL, (420.000,00 Euro’nun TBK m.99 gereğince fiili ödeme tarihindeki TCMB kuru rayiç değeri üzerinden tahsilini talep etmekle birlikte 420.000,00 x 34.6244 =14.542.248,00 TL ) , sözleşme gereğince üretimini yaptığı kesici başlık için 5.193.660,00 TL (150.000,00 Euro’nun TBK m.99 gereğince fiili ödeme tarihindeki TCMB kuru rayiç değeri üzerinden tahsilini talep etmekle birlikte 150.000,00 x 34.6244 =5.193.660,00 TL ), sözleşmenin haksız feshi ve ifası sebebiyle uğradığı kazanç kaybı için 10.000,00 TL, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle yoksun kaldığı karı için 3.625.562,00 TL (105.000,00 Euro’nun TBK m.99 gereğince fiili ödeme tarihindeki TCMB kuru rayiç değeri üzerinden tahsilini talep etmekle birlikte 105.000,00 X 34.6244 TL =3.635.562,00 TL’den 3. maddedeki 10.000,00 TL kazanç kaybı mahsup edilmiştir.) olmak üzere toplam 23.371.470,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirketin ...'da mukim olduğunu, Türkiye'de bulunan dava dışı ... İnş. Tic. A.Ş.'nin (...”) sahibi olduğu ... (tünel açma makinesi) satın almak istediğini ve bu kapsamda dava dışı ... ile 14.04.2020 tarihinde Tünel Açma Makinası Tedarik (Alım -Satım) Sözleşmesi (Tedarik Sözleşmesi) imzaladığını, taraflar arasında ise makinenin ...'tan satın ve teslim alınmasından sonra bu makinenin gerek bakım onarım ve yenilemesinin yapılması, gerekse makinenin müvekkilinin mukim olduğu .../Doha'ya götürülerek orada birleştirilmek suretiyle kullanıma hazır hale getirilmesi hususunda 30.04.2020 tarihinde Tünel Açma Makinası Yenileme ve Nakliye Sözleşmesi (Yenileme Sözleşmesi) akdedildiğini, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, Yenileme Sözleşmesinde özellikle bir fesih süresi ve şeklinin öngörülmediğini, sözleşmede haklı nedenle feshe dair tek bir madde bulunduğunu, sözleşmenin 7/1. maddesinde haklı sebebe dayanan fesih süresi öngörüldüğünü, davacının ...'nin teslimi dahil olmak üzere sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde davacının yükümlülüklerinin saydığını ve 30 gün içinde müvekkilinden peşi olarak alacağı bütün meblağı geri vereceğini, ödeminin geciktiği her günü için 1.000,00 Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, Yenileme Sözleşmesi'nin feshinin kaçınılmaz olduğunu, ... ile yapılan tedarik sözleşmesinin Yenileme Sözleşmesi'nin hayata geçebilmesi için öncelikli şart niteliğinde olduğunu, bazı finansal anlaşmazlıklar nedeniyle Tedarik Sözleşmesinin taraflarca karşılıklı anlaşılarak ortadan kaldırıldığını, Tedarik Sözleşmesi sona erdiğinden Yenileme sözleşmesinin varlığının kendileri açısından haklı olarak bir anlam ifade etmeyeceğini, Yenileme Sözleşmesi'nin ...'nin fiziken ulaşması ve makineyi fiziken incelemeye başlaması ile hayata geçebileceğini, sözleşmede yer alan zaman çizelgesinde yapılacak işlerin gösterildiğini, listede yer alan iş sırasına uyulmayarak çok kısa sürede işlemlere başlandığı iddiası ile fahiş masrafların talep edildiğini, müvekkilinin bilgisi, onayı ve talimatı alınmaksızın davacı yanca yapıldığı iddia edilen işlere dair masrafların kendilerince ödenmesinin mümkün olmadığını, 05.06.2020 günü gönderilen mailde davacının makinanın olduğu sahaya 02.06.2020 günü girdiklerini ve ... makinasına ulaştıklarını ikrar ettiklerini, müvekkilince bu mailin dava dışı ...'a gönderildiğini ve davacının da bilgisinde olduğu maile verilen cevap niteliğinde olduğunu, kendilerince ... tarafından 31.05.2020 tarihinde sahaya girişle ilgili izin yazısının cevaplanmaması nedeniyle işin bir sonraki bildirime kadar durulmasının ifade edildiğini, buna rağmen davacının ... için 3 günde 545.000,00 Euro gibi hayatın olağan akışına aykırı fahiş bir masraf yaptığı iddiasında bulunduğunu, bu masrafın basiretsiz bir yönetimden kaynaklı davacının kusuru olduğunu, sözleşmeye göre işin tamamı bitirilmiş olsa dahi davacının azami 420.000,00 Euro talep edebileceğini, ileri sürülen rakamların afaki olduğunu, davacının kendilerini bilgilendirmeden ve onayını almadan bir takım işlere başladığını, harcamaları kendi inisiyatifi ile yaptığını, 06.06.2020 tarihli e-mail ile çalışmanın durdurulmasının ... ve davacıya bildirildiğini, buna rağmen davacının masraf yaptığına dair ısrarlı beyanları üzerine 09.06.2020 tarihinde Yenileme Sözleşmesi'nin mecburen feshedildiğini, ...'nin satıcısı ...'tan teslim alınmadığını, bakımı yapılacak bir noktaya zaten varılamadığını, varılsa dahi üç gün gibi bir zaman içinde bu masrafların yapılamayacağını, iş planına göre bir haftanın sadece inceleme ve tespitle geçeceğini, müvekkili tarafından uzman kişilere yaptırılan inceleme sonucunda üç günlük ön çalışma için sadece en fazla 18.000,00 Euro tutarında bir bedelin harcanmasının mümkün olabileceğinin belirlendiğini, sözleşmenin 4.3. maddesine göre hiçbir ek masrafın kabul edilmeyeceği ve gerekli tüm yedek parçaların yenilenmesi, onarımı, tedariki ve değiştirilmesinin fiyata dahil edildiğini, davacının kendi inisiyatifiyle yaptığı masrafların talep edilemeyeceğini, davacının sözleşme 8. maddesi hükmünü değiştirerek mahkemeye sunduğunu, sözleşmenin 12. maddesine göre çelişki durumunda sözleşmeni İngilizce metninin geçerli olacağını, olaya ... Hukuku uygulanacak olmakla birlikte Türk Hukuku'na göre dahi davacının tazminat talep etmesinin ancak fesihte müvekkilinin kusurunun olması, ortada bir sözleşmeye aykırılık bulunması ve fahiş tutardaki zarar iddiası ile müvekkilinin eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunmasının gerektiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, illiyet bağının da bulunmadığını, sözleşmeye göre yapılacak işlerin ve ödemelerin belli olduğunu, müvekkilinden onay alınmaksızın malzeme alınmaması veya herhangi bir sipariş verilmemesi gerektiğini, 02.07.2020 tarihli e-mailde davacının ... sahasında gerçekleştireceği işlemler sırasında müvekkilinin kendi teknik ekibinden yetkililerin hazır bulunmasını istediğini, ancak müvekkilinin Türkiye'deki teknik yetkilisini bilgilendirmediğini, ... Hukukuna göre e-mail gibi işlemlerin yazılı belgeye gerek olmaksızın geçerli bir teklif ve sözleşme teşkili olarak kabul edildiğini, ... Medeni Kanunu'nun 172 ve 687. maddelerine göre kendilerinden tazminat talep edilemeyeceğini, tarafların zaman çizelgesine uygun davranmalarının gerektiğini, davacının “işi hızlı ifa ediyoruz" kisvesi altında fahiş masraflar talep edemeyeceğini, davacının bir ön inceleme yapılmadan hangi parçanın değişeceğinin ve/veya neye göre hangi maliyette materyal satın alınacağının/revizyona tabi tutulacağının tespitinin hemen hemen mümkün olmadığını, davacının talebe konu ettiği akreditifin süresi sona erdiğinden hükümsüz olduğunu, sürenin 13.02.2021 tarihinde dolduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın, taraflar arasındaki ... (Tünel Açma Makinesi)'in Bakım Onarım ve Revizyonu İçin 30/04/2020 tarihli Sözleşme ile ilgili davalı şirketin haksız feshinin tespitine; davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshi iddiası nedeniyle; davacı şirketin doğan zararları, yaptığı iş bedelleri, masraflar, uğranılan kazanç kaybı, yoksun kaldığı kar vs. tüm zararları için şimdilik 150.000,00 TL’nin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz (... hukuku uygulanması halinde en yüksek faizin, Türk hukuku uygulanması haline avans faizi belirlenmesini talebi) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi, bu ödemenin davalı şirket tarafından davacı lehine verilen akreditif mektubundan (letter of credit) tahsil edilmesi istemine ilişkin olduğu, davalı taraf ile dava dışı ... İnş. Tic. A.Ş. Arasında ... (Tünel Açma Makinesi) satın alma sözleşmesi 14.04.2020 tarihinde yapılmış olup bu makinenin bakım, onarım, yenilenmesi ve Doha/...'a götürülerek birleştirilmesi için davacı şirket ile sözleşme yapıldığı görülmekte, davalı tarafın ... şirketi ile yaşadığı ticari uyuşmazlık sonrası davacı taraf ile yapılan sözleşmenin feshedildiği davacı tarafın iş bu sebeple zarara uğradığı iddiası ve sözleşme metninde yer alan taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... hukukun uygulanacağı ancak Türk mahkemelerinin yetkili olacağı maddesi gereğince dava açıldığı, davalı tarafın ...'da mukim olması sebebiyle 19/01/2021 tarihli bilirkişi raporu ile düzenlenen tebliğ talepnamesinin tercümesinin yaptırıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin Arapça ve İngilizce düzenlenmesinin, tarafların sözleşmedeki maddelere dilekçelerinde atıfta bulunması sebebiyle ve davalı tarafın sözleşmedeki maddenin davacı tarafından değiştirilerek mahkemeye sunulduğu iddiası üzerine sözleşmenin ve davalı tarafından dosyaya sunulan Arapça mahkeme kararlarının çevirisini yapmak üzere ilgili metinlerin tercüman bilirkişilerine verildiği, 07/06/2022 tarihli raporlarının dosyaya sunulduğu, bilirkişiler ... ve ...'un 15.09.2022 tarihli raporunda davacı tarafın sözleşme hazırlık aşaması öncesi yapılabilecek tek masrafın ekspertiz çalışması olduğu ve değerinin 105.000,00 Euro olduğu ve bu çalışmanın sözleşme öncesi tamamlandığının belirtildiği, tarafların iddiaları ve gelen kayıtların incelenerek hak ve borçlarını tespit etmek amacıyla bilirkişi görevlendirilmesi yapıldığı, 24/01/2023 tarihli rapordan özetle; taraflar arasında 14.04.2020 tarihinde akdedilen sözleşme olduğu, davalı tarafın 05.06.2020 tarihinde atılan mail ile taleplerinin durdurulmasının istendiği, 06.06.2020 tarihli davacının davalıya gönderdiği mailde kendilerine gönderilen mesajın anlaşılamadığnıı, 31 Mayısta sözleşme gereği taleplerine uygun akreditif açıldığını, 1 Haziran itibariyle avans teminat mektubu sunulduğunu, komponentlerin çoğunun satın alınmaması durumunda işin başarılamayacağını, bunların satın alındığı ve önemli miktarda para harcandığını, bu aşamada işi durdurmanın mümkün olmadığını belirttiği, davalı tarafından gönderilen 09.06.2020 tarihli mailde ... ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini dolayısıyla taraflar arasında sözleşmenin devamı için herhangi bir geçerli bir neden bulunmaması sebebi ile sözleşmeyi feshettiklerinin belirtildiği, 10.06.2020 tarihinde davacının davalıya gönderdiği mailde sözleşmenin başlangıcından bu yana 545.000,00 Euro tutarında gider yapıldığı, iş ve kar kayıplarının bulunduğu, bu hususların kabul edilmesi durumunda avans teminat mektubunun ve akreditifin iptal edilebileceğinin diği 02.07.2020 tarihinde davalının davacıya gönderdiği mailde sahada çalışılmaya başlanan süre ile fesih arasında 3-4 günlük bir sürenin bulunduğu, davacı tarafından istenen miktarın şaşkınlık yarattığının belirtildiği, davacı tarafın ekspertiz çalışmasını tamamladığı, sözleşme gereği taahhütlerini yerine getirmek için yurt içinde ve yurt dışında gerekli bağlantıları kurduğu ve muhtelif siparişler verdiği ve masraflar yaptığı, 30.04.2020 tarihli aralarındaki sözleşmeyi 09.06.2020 tarihinde davalı tarafından feshedildiği ve feshin gerekçesinin dava dışı ... şirketi ile yaşanan anlaşmazlık olmasının haklı bir gerekçe oluşturmadığı, ... hukuku incelendiğinde 2004 tarihli Medeni Kanunlarında haksız fesih durumunda uygulanacak hükmün bulunmaması sebebiyle MÖHUK madde 2/1,2 gereğince bu konuda Türk hukukunun uygulanmasının gerektiği, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi sebebiyle uğranılan zarara dahil olan yapmış oldukları gider, vermiş oldukları siparişler, ekspertiz çalışmaları ve yoksun kalınan kar isteme hakkı bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, 24.04.2024 tarihinde bilirkişiler ... ve ...'dan alınan ek raporundan özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince yapılacak işlerin bir takım kesici başlık üretimi 150.000,00 Euro, bakım onarım 420.000,00 Euro, DOHA nakil, montaj deneme 480.000,00 Euro olduğu, sözleşmenin feshinin 40 gün sonra gerçekleştiği bu süreçte kesici başlık üretimine başlandığı, bakım onarımda kullanılacak parçaların tedariki için gerekli bağlantıların kurulduğu ve siparişlerin verildiği bu nedenle davacı tarafın davalıdan 570.000,00 Euro alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, 05.02.2024 tarihli 2. bilirkişi raporunun aldırıldığı ve heyete mali müşavir bilirkişinin eklenerek alınan rapordan özetle; bir takım kesici takım için kesici başlığın 150.000,00 Euro, tüm revizyon ve yenileme için 420.000,00 Euro tutarı içinden, sözleşme kapsamında yapmış olduğu masrafların kendisine ödenmesini talep edebileceği, yoksun kalınan kar ile ilgili talep edebileceği tutarın hesabı için ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, hesaplamada eser bedelinden yüklenicinin işi tamamlanmaması dolayısıyla sağladığı tasarruf ile boş kalması sonucuyla başka bir iş bularak elde ettiği kar ve böyle bir iş bulmaktan kastan kaçınmışsa kazanacağı miktar toplumları düşürülerek, yüklenicinin iş sahibinden isteyeceği ödence miktarının ortaya çıkarılması gerektiği, iş süresinin 60 gün olduğu, işin durdurulmasının 06.06.2020 tarihinde istendiği, sözleşme gününden 37 gün, bakım onarım çalışmalarının son aşamasına başlanmasından 4 gün sonra davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği, davacının ticari defterinin incelenmesinden 2020 yılında başka işlerin de yapıldığı ve karlılık oranının yüksek olduğu, davacının başka iş bulma ve yapma kapasitesinin 2020 yılında bulunduğu ve sözleşme süresi ile yapılan iş süresi göz önüne alındığında, davacının raporda hesaplanan 210.000,00 Euro tutarın %50'si olan 105.000,00 Euro'yu yoksun kılınan kar olarak talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacı tarafın 30.04.2024 tarihinde dilekçesini ıslah etmiş, ıslah tarihinde 1 Euro=34.6244 TL olduğu sözleşme kapsamında yapılan iş, masraf, sözleşme gereği üretimi yapılan kesici başlık, kazanç kaybı ve yoksun kalınan kar miktarı genel toplamın 675.000,00 Euro olduğu ıslah tarihindeki kur üzerinden TL bedelinin 23.371.470 TL olarak davalıdan tahsilini talep ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.06.2021 Tarih ve 2017/11-2625 E.,2021/766 K.sayılı kararında sözleşme öncesi sorumluluk kavramının "...sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur (Eren, s. 1083). Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Güven ilişkisi TMK’nın 2/1 inci maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir. Eş söyleyişle sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ile özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar...." şeklinde tanımlandığı, muhakkak ki bu yükümlülüğün sözleşmenin imzalanması, yerine getirilmesi, gerçekleştirilmesi için de geçerli olacağı, buradan hareketle tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme öncesinde davacı tarafın ekspertiz çalışmalarında bulunduğu, 30.04.2020 tarihinde sözleşmenin imzalanması sonrasında bir takım kesici başlık üretimine başlandığı, bakım ve onarım işlemlerinin yapılmaya başlandığı, davalı tarafın ... ile aralarında çıkan ticari uyuşmazlık sonrası davacı taraf ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiği bu feshin herhangi bir haklı nedene dayanmıyor olması nedeniyle davacı taraf uğradığı zararın tazmini için dava açılmış olup sözleşmede yazan taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... Hukuku kurallarının uygulanması maddesi gereğince ilgili yerlerle gerekli yazışmalar yapıldığı, bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ... hukukunda haksız feshe ilişkin düzenleme olmadığı gözetildiğinde MÖHUK madde 2 gereğince Türk Hukukunun uygulanmasına karar verildiği, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak yerine getirmediği dikkate alınarak davacı tarafın zararının tazminine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile, 23.371.470,00 TL'nin 150.000,00 TL için temerrüt tarihinden, geri kalan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerce savunma ve itirazlarının haksız gerekçeler ileri sürülerek değerlendirilmediği, bu hususun eksik incelemeye neden olduğu, bilirkişilerce yapılan incelemelerde, ısrarla davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler kapsamında inceleme yapılması, davacının yaptığını ileri sürdüğü ve huzurdaki davaya konu ettiği masraflardan hangisini gerçekten yapmış olabileceği yönünde dosyadaki tüm deliller nazara alınarak inceleme yapılmasının talep edildiği, bu taleplerinin yerine getirilmediği, dosya kapsamında yalnızca davacının beyanları ile bağlı kalınarak bilirkişi incelemesi yapıldığı, davanın ne kadar teknik konular içerdiği ve bu hususta detaylı inceleme gerektirdiği de göz önünde bulundurulduğunda bilirkişilerin ek raporda itirazlarını incelemeye gerek görmedikleri gibi hukuken izahı olamayacak bir cevap vererek itirazlarını dikkate almadığı, davacının iddia ettiği (sözde) masrafları yapmadan önce müvekkiline bildirimde bulunmamış ve herhangi bir avans talebinde de bulunmadığı, masrafların detaylarını ve içeriklerini dava açılmadan önce hiçbir suretle müvekkiline bildirmediği, masraflardan hangisinin bu iş için gerekli olduğu, hangisinin olmadığının araştırılması gerekmekte iken bunun yapılmadığı, ... Bakım ve Yenileme Sözleşmesinin feshinden önce de, sözleşme incelendiğinde anlaşılacağı üzere davacıların çalışmalara başlamak için yalnızca üç günlük bir süreleri olacağı ve üç günlük bu süre içerisinde de bu denli bir masraf yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının zaten tünel açma makinelerinin onarımı, bakımı ve üretimi ile iştigal ettiği, dolayısı ile masraf olarak gösterdikleri üretilmiş parçaların gerçekten de müvekkilinin işi için üretilip üretilmediğinin de şüpheli olduğu, buna karşın açıkça itirazlarını sunmalarına karşın bu hususların da incelenmediği, bilirkişilerin davacının talep edebileceği miktar bakımından yalnızca davacının beyanları ile bağlı kaldığı, ancak dosyaya davacı Şirket tarafından sunulan masraf belgelerinin de hiç değerlendirmediği, davacının masrafı bakımından herhangi bir hesaplama da yapılmadığı, dolayısı ile bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların aslında davacı beyanlarının birebir kopyası olduğu, raporlar arasındaki çelişkiye dair itirazlarına yönelik olarak; 15.09.2022 tarihli raporda sözleşmeye hazırlık aşamasında yapılabilecek masrafların, 05.10.2022 tarihli raporda ise (burada bilirkişilerce aslında 24.04.2023 tarihli raporun kast edildiğinin anlaşıldığı) davacının zararının tespiti ile ilgili ek rapor tanzim edilmesi istendiğinden, raporların konusunun farklı olduğu, dolayısı ile iki rapor arasında çelişki bulunmadığının ifade edildiği, ancak her iki raporda da zaten itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, itiraza konu raporda açık şekilde itirazlarının dikkate alınmayacağı yönünde cevap verildiği, sözleşmeye hazırlık aşamasında istenebilecek ekspertiz giderlerinin her nasılsa sözleşmenin halen gerçekleştirilmemiş kısmı dahil edilerek belirlendiği, 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda da davacının zararının sözleşme bedeli üzerinden hesaplandığı, masraf talebine ilişkin olarak bakım onarım çalışmalarının başlaması gereken tarihle fesih tarihi arasında yalnızca üç gün bulunmasına karşın üç gün için fahiş masraf talebinde bulunulduğu belirtilse de buna karşılık bilirkişilerin yalnızca davacının iddialarını tekrarlamakla yetindiği, davacı sanki tüm bakım ve onarım çalışmalarını tamamlamış gibi 420.000,00 Euro tutarın talep edebileceği yönünde haksız ve mesnetsiz değerlendirme yapıldığı, buna yönelik itirazlarına karşı da bilirkişilerin herhangi bir gerekçe belirtmediği, yalnızca davacının edimlerini yerine getirdiğinin değerlendirildiği, denmek suretiyle davacının 420.000,00 Euro tutarını talep edebileceğinin belirtildiği, masraflardan hangilerinin makul olup olmadığının davacının faaliyeti de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki davacının yerine getirdiği herhangi bir edimin de olmadığı, aksinin kabulünün, davacıların bakım ve onarım çalışmalarını bitirdiği anlamına gelecektir ki sözleşme uyarınca üç günlük bir sürede bu çalışmaların tamamlanmasının mümkün olmadığı, davacıların da bu çalışmaları tamamladığını iddia etmediği, buna karşın, müvekkilinin sanki bakım ve yenileme çalışmaları tamamlanmış gibi karşı tarafa tazminat ödemekle yükümlü olmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, davacının işe başlama tarihinden itibaren yalnızca üç gün geçtiği ve bu denli masraf yapılamayacağına dair beyanlarına ilişkin olarak ise bilirkişilerin sözleşmenin imzalanması ile işe başlanacak tarihi karıştırdığı, bakım onarım çalışmalarına başlanacak sürenin, sözleşmenin eki olan ve davacı tarafından müvekkiline gönderilen zaman çizelgesinde açıkça belirlendiği, bilirkişilerce önceki raporlarda belirtildiği üzere işe başlanmadan önce yapılabilecek tek masrafın ekspertiz çalışması olup, davacının bu kadar sürede bu işi yapması için zaten ekspertiz çalışmasını yapmış olması gerektiğinin belirtildiği, bu ifade ile de bilirkişilerin diğer tespitlerinin açıkça çeliştiği, yine açıklamaların devamında, işlem gören ... makinesinin ... Grubu tarafından kabul edildiğini ve olumsuz rapor verilmediğine ilişkin beyanları bulunduğu, bu bilgiye nasıl ulaşıldığı ve davacının çalışmaları tamamladığına ilişkin hangi şekilde dayanak olarak kabul edildiğinin de izaha muhtaç olduğu, bilirkişilerce ayrıca "Davacının sözleşme ile ilgili edinimlerini, ... makinesinin gemiye yüklenip Doha limanına gönderilmesi ve yerinde devreye alma konuları hariç, yerine getirmiş olup davacı tarafın ne kadar masraf yaptığı konusunun da bir anlamı kalmamıştır." şeklinde bir görüş bildirildiği, bu cümlenin ne teknik bilgi ile ne de hukuken herhangi bir açıklamasının olmadığı, başından beri davacının talep ettiği tutarların ve dosyaya sunduğu belgelerin incelenmesini, alanında uzman bilirkişilerin bu masraflardan hangisinin gerçekten bu iş için yapılmasının makul olduğunun, hangilerinin makul olmadığının belirlenmesi gerektiğini, zira anılan masrafların müvekkilince hiçbir zaman onaylanmadığını, bunlara dair herhangi bir belge, döküm, faturanın da müvekkilimize hiçbir zaman gönderilmediğini, huzurdaki davada da yapılan harcamaların açıklanmasını istemişsek de davacının bunun için bilirkişi incelemesi istemesi ve taleplerini hala somutlaştırmadığı, davacının yaptığı çalışmalardan hangisinin gerçekten zararlarına neden olduğu gerek davacı gerekse bilirkişiler tarafından halen açıklanmamasına karşın net şekilde ortaya konmayan zararların müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişilerin; "Davacının masraf iddialarını sunduğu bilgi ve belgelerin araştırılmadığı ile ilgili tespitleri doğrudur, zira sözleşme ile ilgili edinimlerini yerine getirdiği değerlendirilen davacı tarafın yaptığı çalışmaları denetlemenin ve belgelerin araştırılmasının teknik olarak bir anlamı kalmadığı tespit edilmiştir." şeklindeki ifadelerinin oldukça taraflı olduğu, bilirkişi incelemesindeki amacın zaten davacının uğradığını ileri sürdüğü zararın somutlaştırılabilmesi için müvekkiline önceden bildirimi dahi yapılmamış masrafların ne kadarının yerinde olduğunun araştırılması olduğu, bu hususun teknik bilirkişilerin yapacağı inceleme ile açığa çıkarılması gerektiği, davacının edimlerini tamamlamadığı, yoksun kalınan kara ilişkin hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığı, düzenlenen raporun son sayfasında: "Davalı yanın işlerin durdurulmasına yönelik talebine göre 06.06.2020 tarihine kadar (06.06.2020 dahil) sözleşme kapsamında yapılan giderlerin (ekspertiz gideri dahil) hesaplanacak yoksun kalınan kar ile birlikte Davacıya ödenmesi gerekmektedir. Ancak, söz konusu giderlerin sözleşme kapsamında işin tekniğine ve piyasa fiyatlarına uygun olup olmadığı ve gerçekte yapılıp yapılmadığı uzmanlık alanım dışında kaldığından tazminat hesaplaması yapılması mümkün olamamıştır." denmek suretiyle yapılacak yoksun kalınan kar hesaplamasında masrafların gerçekte yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği, uyuşmazlığa hangi ülke hukukunun uygulanması gerektiğinin usulüne uygun şekilde belirlenmediği, bilirkişilerin iki kişilik heyetten alınan 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna dayanmalarının mümkün olmadığı, yargılama aşamasında, iki kişilik bilirkişi heyeti tarafından daha önce düzenlenen 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı usul ve esasa yönelik itirazlarını sundukları, iki kişilik heyetten alınan raporun geçersiz olduğunun ve hükme esas alınamayacağının bildirildiği, mahkemece de bu talepleri haklı görülerek 07.06.2023 tarihli ve (1) numaralı ara karar ile heyete mali müşavir bilirkişinin eklendiği ve dosya ek rapor düzenlenmek üzere yeniden bilirkişiye tevdii edildiği, ancak düzenlenen 30.01.2024 tarihli ek raporda da önceki rapora atıf yapıldığı, tamamen geçersiz olan önceki rapora yapılan atıfların da geçersiz olacağı, eksik inceleme neticesinde karar verildiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava dilekçesi ile talep edilen 150.000,00 TL için temerrüt tarihinden faiz talep edildiği, dosya kapsamında temerrüte ilişkin herhangi bir delil ve beyanın bulunmadığı, davadan önce temerrüte düşürücü herhangi bir ihtarın olmadığı, mahkeme kararında da dava tarihinden önceki tarihi ifade edecek şekilde herhangi bir tarihin gösterilmediği, bu kapsamda dava ile talep edilen 150.000,00 TL yönünden temerrüdün davanın açılması ile gerçekleştiğinin anlaşılmasına ve 150.000,00 TL yönünden dava tarihi olan 30.11.2020 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin tabii bulunmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.596.505,12 TL istinaf karar harcından peşin alınan 399.126,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.197.378,84 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır