T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1049 KARAR NO : 2025/2048 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI : 2019/292 Esas - 2021/930 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1049 KARAR NO : 2025/2048 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI : 2019/292 Esas - 2021/930 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile Japonya - ... firmasıyla yapılan anlaşma gereği müvekkili şirkete teslim edilmesi gereken gönderinin ... şirketi aracılığıyla FOB olarak ... takip numarasıyla gönderildiğini, ancak gönderinin gümrük çekim işlemleri sonrasında yerinin tespit edilemediğini, ... Japonya ile yapılan görüşmeler sonucunda da TGT - 050 numaralı karton kutunun ... Türkiye ofisinde kaybolduğunun bildirildiğini, bu şekilde gönderinin müvekkili şirkete teslim edilemediğini, kaybolan gönderi sebebiyle davacının gönderinin fatura bedeli olan 347.800JPY( 11.161,24TL) ve gönderi için yaptığı 3.515,71 TL masraf tutarınca zarara uğradığını, davalıya 08.11.2016 tarihinde Kayseri 7. Noterliği aracılığıyla... yevmiye numaralı ihtar çekilerek davalıdan zararın ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin 16.11.2016 tarihinde teslim edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 347....(Dava Tarihindeki T.C Merkez Bankası döviz kuru hesabına göre 11.161,24TL) ve gönderi için yapılan masraf olan 3.515,71 TL'nin temerrüt tarihi olan 18.11.2016 tarihinden itibaren ticari işlere ilişkin uygulanabilecek olan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul ticaret mahkemeleri olduğunu, müvekkil ile dava dışı ... (...) arasında akdedilen işbirliği sözleşmesi uyarınca davalının ...'i herhangi bir şekilde temsil etme yetkisi bulunmadığını, ... ile taşıması yapılacak Türkiye'eki kargoları toplayarak ...'e yönlendirme ve ...'in dünyanın her bir yanından toplayıp da alıcısı Türkiye olan kargolarının Türkiye'de dağıtılması hizmetini yüklendiğini, bir diğer deyişle davalının ücret karşılığında ...'in kargoları için Türkiye'de taşıma hizmeti sunulması olup taşıma hizmetinin yerine getirilmesi dışında herhangi bir organik bağ bulunmadığını, taşıma sözleşmesinin, gönderen ile taşıyıcı arasında akdedilen iki taraflı bir sözleşme olduğunu, hava yük senedinden (konşimentodan) de rahatlıkla tespit edileceği üzere, işbu davaya konu taşıma işinin ... tarafından verildiğini, davalının taşımada taraf sıfatı bulunmadığını, dolayısı ile davalının pasif dava ehliyeti (davalı sıfatı) bulunmadığını, davalıya izafe edilebilecek hiçbir bir kusur bulunmadığını, hava yolu taşımasını FEDX'in yaptığını, Varşova Konvansiyonu’nun 22/2 maddesi hükmü uyarınca sınırlı sorumluluğun geçerli olduğunu, davanın ...'e ihbarı gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, Japonya'dan davacıya gönderilen eşyanın, taşıyıcı ... firmasının Türkiye ofisinde kaybolduğu, ... firmasının Türkiye'deki hizmet yüklenicisi olan davalının bu zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla, kaybolan eşya bedeli ile gönderi masraflarının davalıdan tazmini talebiyle açılmıştır. ... Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; mahkememizce alanında uzman iki farklı bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda tespit edildiği üzere; terminal hizmet bedeli faturasının davalı firma tarafından düzenlendiği, taşınan emtianın ... Antreposunda olduğunu bildirir belge altında 'taşıyıcı firma veya aracı acenta' olarak davalı şirketin kaşesi ve imzanın bulunduğu, davalı şirket uzantılı mail adresinden emtianın gümrük çekim işlemleri sonrasında yerinin tespit edilemediğine dair 06/10/2016 tarihinde davacı şirkete mail gönderildiği, her ne kadar hava yük senedinde taşıyıcı dava dışı ... olarak görünmekte ise de, dava konusu emtianın havayolu taşımasının sona erip, davalı tarafça geçici depolama alanına alınmasından sonra kaybolduğu anlaşıldığından davalının pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu, yine havayolu taşımasının tamamlanmış olması nedeniyle somut olayda Varşova Montreal Konvansiyonu'nun 22/2. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı, yeni bilirkişi raporuna itiraz aşamasında sunulan davacının gümrük müşaviri ... Şirketinin emtiayı teslim aldığına ilişkin 03/08/2016 tarihli çıkış kontrol fişi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kaldığından mahkememizce dikkate alınamayacağı gibi davalı tarafça emtianın kaybolduğu mailinin davacı tarafa bu belgeden sonraki tarihte iletildiği, zira dava tarihinden sonra kaybolan emtia masraf bedelinin davalı tarafça davacı yana ödendiği de nazara alındığında emtianın kaybolma sorumluluğunun davalıda olduğunun kabulünün gerektiği, dava tarihinden sonra ödenen 3.515,71 TL bedelli masraf yönünden davanın konusuz kaldığı ancak davalı yanın davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeniyle bu bedele ilişkin yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, davalının meydana gelen emtia zararını da davacıya ödenmesi gerekmekle, ödenmeyen emtia bedeli yönünden ise davacının ödeme talepli ihtarnamesinin davalı yana tebliğ tarihinden itibaren verilen 7 günlük sürenin sonunda davalının 24/11/2016 tarihinde temerrüde düştüğü, dava tarihi itibarıyla 347.800 JPY'nin TL karşılığının davacı talebini aşmadığı görüldüğünden tam kabulünün gerektiği, davacı talebinin TL üzerinden olduğu dikkate alındığında taraflar arasında ticari iş sayılan alacak bakımından avans faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu kanaatleri ile, mahkememizce hükme esas alınan ve birbirini doğrular nitelikteki, çelişkisiz bilirkişi raporları uyarınca açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 347.800 JPY karşılığı 11.161,24 TL'nin 24/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.515,71 TL'ye ilişkin talep hakkında ise bu miktarın ödeme ile konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davalının ... ile organik bağı temsil ilişkisi bulunmadığını, hava taşımasında taraf sıfatı bulunmadığını, bu sebeple pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, Varşova Konvansiyonu'na göre (22/2 .md.) ile taşıyanın sorumluluğunun sınırlandırıldığını, bu sebeple hükmedilen tazminatın fahiş olup konvasiyona aykırı olduğunu, ürünün millileşmediği beyanlarının tamamen yanlış değerlendirildiğini, hükme dayanak olan raporda ürünün gümrük vergilerinin ödendiği noktasından hareketle,ürünün aslında millileştiğinin belirtildiğini, ancak, hava ... taşımacılığında, ürünün millileşme teamülünde vergilerin ödenmesi ön şartlardan olmakla birlikte davacı yanın ''ürünü ambardan çıkardım diyerek,bu durumu ispatlayan evrağı ibraz ederek ... yetkililerine başvurması'' lazım geldiğini, ancak davacının bu aşamayı yerine getirmediğini, eğer aksini iddia ediyorsa ...'e başvuruyu ispatlaması gerektiğini, ...'e bir başvuru olmamasına rağmen, hükme dayanak raporda bu merhalenin atlanmış olmasının tamamen hatalı olduğunu, hava ... taşımacılığında, ürün gümrükleme işlemine tabi olduğundan ithalat beyanı ve gümrükleme işlemlerinin tamamlanması için ordino düzenlenmesinin yasal zorunluluk olduğunu, ancak yasal zorunluluğu yerine getiren müvekkilinin sırf bu nedenle ürünü uhdesine aldığı yorumunun tamamen ilgili iş akışı hilafına bir beyan olduğunu, hükme dayanak olan rapora dikkat edilirse ürünün davalının sorumluluğunda kaldığı yorumunun hep bu hatalı yorumla yapıldığını, dosyada mübrez ''çıkış kontrol fişi''nden görüleceği üzere, raporda sorumluluk atfının mütemadiyen müvekkili şirkete yapıldığını, ancak, taşımaya konu gönderi için '' eşyaları tam ve hasarsız teslim aldım'' diyerek, imzayı havi tutanak imzalayan dava dışı ... ... Lojistik AŞ yetkilisi ...'ın beyanının aslında sorumluluk atfının yanlış ve hatalı yapıldığını gösterdiğini, zira, ortada kayıp ve teslim edilmeyen bir ... iddiası olduğunu, ve ilgili kargoyu teslim aldığını beyan eden Barsal Lojistik yetkilisi olduğunu, fakat sorumluluğun davalı üzerinde bırakıldığını, hakkaniyete aykırı ve sorumluluk mevzunu birebir etkileyen bu belgenin değerlendirilmesini, belge itibari ile dava konusu kargonun ... Lojistik tarafından teslim alındığı hususunun sarih olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, saklama sözleşmesi kapsamında kaybolan emtia sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsili istemiyle açılmış bir maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre; davacının Japonya'da mukim ... firmasından satın aldığı 1 kap, 4,50 kg emtia kargonun davacının Tekstilkent-Esenler alıcı adresli olarak ... Havayolları MB 252 nolu seferi ile 776- ... sayılı hava yük senedi tahtında Japonya'dan İstanbul'a hava ... olarak taşındığı, İstanbul Atatürk Havalimanı'na gelen emtia-kargonun, 27.07.2016 tarihinde Atatürk Hava Limanı Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı ... ... Yeri ... Antreposuna alındığına dair davalı ... şirket kaşe ve imzası ile davacı yana ihbarının yapıldığı, davalı tarafından 200,00 TL hava alanı terminal hizmet faturasının 27.07.2016 tarihinde düzenlendiği, aynı zamanda 05.08.2016 tarihli 232,54 TL ardiye depolama hizmet bedeli faturası düzenlendiği, taraflar arası çekişme konusu emtia-kargonun AHL ... Gümrük Müdürlüğü nezdinde ikmal edilen 03.08.2016 tarih, ... sayılı gümrük giriş beyannamesi tahtında davacı adına dolaylı temsil yoluyla ... ... Lojistik AŞ tarafından yapılarak gümrük vergileri ödenerek fiili ithalat işlemeleri tamamlanıp serbest dolaşıma girişinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı eldeki davada, davalının sorumluluğunda bulunan söz konusu emtianın kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek, emtia bedeli ile ödediği diğer masraf bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davacının Japonya'dan satın alarak Türkiye'ye getirdiği emtianın dava dışı ... firması tarafından davacı adresine taşınmasının havayolu + karayolu taşınması şeklinde organize edildiği, dava dışı ... ile davalı arasında Türkiye'de yurtiçi taşımalarının yapılması konusunda işbirliği olduğu, emtia-kargoyu hava yoluyla taşıyan, karşılayan, havalimanı aktarmasını, ordino düzenlemesini, geçici depolamaya alma işlemeleri ile adrese teslim kara taşımasını yapmayı üstlenenin davalı olduğu, bu duruma göre, ... firmasının taşıma işleri organizatörü-taşıyıcı olduğu işlerde havayoluyla taşıma ve kargonun davacı adresine teslim şeklinde taşınması sebebiyle Türkiye kısmında kara taşımada da davalının taşıyıcı olarak lojistik zincirinin halkalarını teşkil ettiği, somut olayın kargonun geçici depolama yerine alındıktan sonra davacı tarafından gümrüklemesi yapılan emtianın davalı tarafından ardiye hizmet faturası düzenlenmesine karşın alıcısı davacı yana teslim edilmediği, davalının davacıya gönderdiği e-postalara bakıldığında emtiayı geçici depolama yerinde saklayan davalının kargoyu bulamayarak davacıya teslim edemediği, emtianın davalının geçici depolama yerinde kaybolduğu hususunun davalının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. TBK'nın 561.maddesi uyarınca saklama (vedia) sözleşmesi bulunmaktadır. Saklama sözleşmesi ile saklayıcı, saklatan tarafından kendisine bırakılan taşınır malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girer.Taşıma ilişkisi taşınan emtianın belirlenen adreste alıcısına teslim edilmesi ile sona erer. Somut olayda hava taşıması ile Türkiye AHL'na getirilen emtia kargonun gümrük işlemleri boyunca davalı deposunda bulunduğu henüz kara taşıması başlamadan kaybolduğu, bu haliyle esasında taşımanın devam ettiği ve taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu, fakat davalının düzenlediği terminal hizmet bedeli ve ardiye hizmet bedeli faturalarının davacı yanca ödenmesi ile esasında tarafların arasında bir saklama sözleşmesinin kurulduğu, bu durumda davalının antrepoda saklamak, muhafaza etmek ve daha sonra alıcısına teslim etmek zorunda olduğu eşyayı davacıya teslim edemeyerek özen borcunu aykırı davrandığı ve davacının zararlarından sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki ... dışından havayolu ... olarak gelen emtianın havayolu ile taşıması tamamlandığı, davalı tarafından davacıdan hava alanı terminal hizmeti bedeli alındığı yani ordino bedeli tahsil edilmek suretiyle davacıya eşyanın teslim belgesini verdiği, davalının ordino (teslim belgesi) ve gümrük işlemlerinin tamamlanması nedeniyle geçici depolama yerinde sakladığı eşya için ardiye hizmet bedeli faturası düzenlediği, şayet ordino belgesi olmasa idi ardiye faturası düzenlemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, millileşen eşyayı, eşyanın sahibine teslim etmediği ve tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı vekilince cevap dilekçesinde, davalının, ...'in dünyanın her bir yanından toplayıp da alıcısı Türkiye olan kargolarının Türkiye'de dağıtılması hizmetini yüklendiğini, bir diğer deyişle davalının ücret karşılığında ...'in kargoları için Türkiye'de taşıma hizmeti sunulması şeklinde aralarında iş birliği bulunduğu belirtilmiş ve bunu teyit eden ... hizmet programı sözleşmesi sunulmuştur. Bu tespitlere göre emtianın kaybı hava yoluyla yapılan taşıma sırasında olmadığından somut olayda Varşova/Montreal Konvansiyonunun uygulanma yeri bulunmadığı gibi emtianın davalının deposunda iken kaybolması sebebiyle davalının pasif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Çıkış kontrol fişinin, Atatürk Hava Limanı ... Gümrük Müdürlüğü nezdinde davacının gümrük müşaviri olan ... Lojistik yetkilisi tarafından geçici temsil yoluyla ikmal edilen serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile yapılan kati ithal işlemlerinde, gümrük vergisi ile davalı ...'nin Atatürk Hava Limanındaki geçici depolama antreposundan malın çıkış işlemleri esnasında prosedüre uygun yapılan işlemler bütünü içerisindeki işlemlerden olduğu, prosedüre uygun olarak davacının gümrük müşaviri tarafından kaşe ve imzala atılmış olmasının emtianın davacıya teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, burada yine emtianın davalının kontrolünde ve aracı ile İstanbul Yeni Bosna'da yerleşik antreposuna alınmak üzere eşyanın naklinin sağlandığı, ancak burada emtianın kaybolduğu anlaşıldığından davalı vekilin teslime ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Kaldı ki davalı e posta yazışmalarında emtianın antrepoda olduğu ancak kaybolduğunun belirtildiği, davacıya ardiye bedeli ve terminal bedeli konulu faturalar düzenlediği, 27.07.2016 tarihinde Atatürk Hava Limanı Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı ... ... Yeri ... Antreposuna alındığına dair davalının kaşe ve imzası ile davacı yana ihbarının yapıldığı da görülmektedir. Bir an için hasarın taşıma sırasında olduğu düşünülseydi bile; taşımanın hava ve kara taşıma safhalarından oluşan bir multimodal taşıma olduğu, hasarın hava taşıması bittikten sonra ve kara taşıması aşamasının başlamasından önce gerçekleştiğinin kabulü hâlinde davalının sorumluluğu, TTK'nın 903. maddesi uyarınca, TTK'nın eşya taşıma hükümlerine göre belirlenecektir. Emtianın kaybı durumunda TTK'nın 886. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağından, davalının sorumluluk miktarında bir değişiklik olmayacaktı. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 571,72 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.12.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.