T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/756 Esas KARAR NO : 2025/2102 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/576 Esas - 2023/179 Karar TARİHİ: 21/02/2023 DAVA: Alacak (TAŞIMA SÖZLEŞMESİ KAYNAKLI) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/756 Esas KARAR NO : 2025/2102 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/576 Esas - 2023/179 Karar TARİHİ: 21/02/2023 DAVA: Alacak (TAŞIMA SÖZLEŞMESİ KAYNAKLI) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında ticari nitelikte taşıma sözleşmesi yapılmış ve tarafların yüklenecekleri edimler belirlenmiştir. Anlaşmaya göre müvekkil tarafından davalı şirketin katıldığı kardiyoloji kongresi için belirli tarihlerde otel ile havalimanı arasında araç ve şoför tahsisi sağlanmış, birçok kişinin güvenli bir şekilde ulaşımı sağlandığını, Taraflar bu kongre süresi boyunca yolcu taşınmasının vip ve benzeri binek araç ve şoförlerle müvekkil tarafından sağlanması ve davalı tarafında bedelinin ödenmesi hususunda anlaşmaya vardıklarını, Müvekkilimiz anlaşma ile birlikte "araç kira bedeli ve şoför ücreti" açıklaması ile 10.10.2017 tarihinde 095028 numaralı 68.066,05 TL bedelli fatura ile 095026 numaralı 78.163,82 TL bedelli toplamda 2 adet fatura tanzim ettiğini, faturalar karşı tarafa tebliğ edildiğini, Kdv hariç 130.000,- TL. üzerinde karşı taraf ile mutabakat sağlandığını, Anlaşmada ve faturada belirlenen tarihte müvekkilimiz ekte gösterilen program gereği davalı tarafından bildirilen kişileri istenilen şartlarda adrese ulaştırıldığını, müvekkilimiz tarafından edimi ifa edilmiş olmasına rağmen davalı taraf 68.066,05 TL.lık faturaya ilişkin ödemeyi yapılmadığını, Bunun üzerine müvekkilimiz tarafından davalıya Antalya 6. Noterliğinden 06.02.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname çekilerek tanzim edilmiş olan fatura bedelini ödemesi talep edildiğini ancak davalı taraf bugüne kadar hiçbir şekilde müvekkile ödeme yapmadığını, bu nedenle şimdilik 1000 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,- TL üzerinden işbu huzurdaki davayı kısmi dava olarak açmışsa da dava konusu 68.066,05 TL bedelli fatura alacağı, miktarı belli bir alacak olduğundan huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, Dava konusu 68.066,05 TL bedelli fatura davacı şirket tarafından hizmet verilmeksizin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, müvekkilimiz şirketin davacıyla faturada belirtilen 68.066,05 TL tutarında veya başka bir borcu bulunmadığını, Davacı taraf müvekkilimiz ile taşıma sözleşmesi yapıldığını, bu doğrultuda edimlerini ifa ederek 10.10.20217 tarihli 78.163,82 TL ve 68.066,05 TL tutarında 2 adet fatura düzenlediğini, bu hizmete istinaden kesilen 68.066,05 TL fatura bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Ancak 68.066,05 TL bedelli fatura, davacı yanca hizmet verilmeksizin gerçeğe aykırı bir şekilde kesilmiş olup müvekkilimiz şirkete söz konusu bedel tutarında bir hizmet verilmediğini, Anlaşmaya istinaden davacı kongreye katılacak olan kişilerin transfer işini yüklenmiş olup, bu edimine karşılık yakıt giderleri dahil olarak yapacağı transfer işlemine toplam 78.163,82 TL tutarında hizmet bedeli verdiğini, Nitekim müvekkilimiz şirket anlaşma doğrultusunda davacı şirkete 78.163,82 TL hizmet bedelini ödediğini bakiye bir borcu kalmadığını, Ancak taraflar he ne kadar 8.163,82 TL hizmet bedelinde anlaşmışlarsa da davacı, bu bedel dışında hiç vermemiş olduğu bir hizmete ilişkin olarak 68.066,05 TL tutarında dayanaksız, gerçeğe ve hukuka aykırı olarak fazladan bir adet daha fatura kestiğini, . Oysaki müvekkilimiz davacı şirket ile 68.066,05 TL tutarında bir hizmet ilişkisi içerisine hiç girmemiş bu yönde bir hizmette almadığını, Davacı tarafından hiç verilmemiş olan ve gerçeğe aykırı olarak düzenlenen 10.10.2017 tarihli 68.066,05 TL bedelli faturaya ise müvekkilimiz şirket 28.11.2017 tarih ve 17462 sıra numarası ile iade faturası düzenlendiğini, Bununla birlikte müvekkilimiz şirket, Beyoğlu 35. Noterliği 25.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile faturaya itiraz ihtarnamesi düzenlendiğini ve iş bu ihtarname karşı tarafa tebliğ edildiğini belirterek davanın reddi,ne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/02/2023 tarih ve 2021/576 Esas - 2023/179 Karar sayılı kararında;"......Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre üzerine düşen edimini ifa ederek gerekli hizmeti yerine getirdiğini ve karşılığında "araç kira bedeli ve şoför ücreti" açıklaması ile 10.10.2017 tarihinde 095028 numaralı 68.066,05 TL bedelli fatura kestiğini ve bu bedelin davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekle buna ilişkin yapılan değerlendirmeler sonucu ...Belek Hotelden Gelen e-mail ve ekleri incelendiğine Kardiyoloji kongresi için 04.10.2017, 05.10.2017 ve 06.10.2017 tarihleri arasında Kapı güvenlikten giriş yapan toplam katılımcı sayısının 781 kişi olarak bildirildiği, Uçak ile diğer ulaşım araçları ile gelen Kongre katılımcıları otogar veya Antalya Hava Limanından (AYT) alınarak konaklayacakları hotele Servis araçları ile götürüldüğü, Kongre bitiminde Tekrar Antalya Hava Limanına veya otogara Servis araçları ile taşındıkları düzenlenen fatura eklerinden anlaşılmakla davacının hizmeti ifa ettiğini ispatladığı, düzenlenen faturanında bu hizmete ilişkin düzenlendiği, Davalı tarafın davacının düzenlemiş olduğu faturayı ticari defterlerine kayıt ettiği, TTK 21/2 göre 8 gün içinde fatura içeriği hakkında bir itirazda bulunmayıp fatura içeriğini kabul ettiği ancak 28.11.2017 tarihinde 68.066,05 TL iade faturası düzenlediği, bu kapsamda süresinden sonra iade fatura düzenlenmesinin karineyi ortadan kaldırmayacağı ve bu noktada da davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirerek defter kayıtlarına göre 78.163,82 TL faturanın bedeli davalı şirket tarafından ödendiği, 68.066,05 TL faturanın ise bedelinin ödenmeyerek cari hesap kayıtlarında borç olarak kaydedildiği, yani davacı tarafından düzenlenen 10.10.2017 tarih ve 095028 nolu 68.066,05 TL fatura bedelinin ödenmediği anlaşılmakla davacı şirketin bu fatura bedeli olan 68.066,05 TL tutarında alacaklı olduğu sabit olmakla davasının kabulüne karar verilerek arabuluculuk son tutanak tarihi ile birlikte davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek (Ankara BAM 6.H.D. 2020/1584E., 2021/1855K. Sayılı ilamı, Yargıtay 9.H.D. 2022/3222E., 2022/3813 K.sayılı ilamı) bu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile 68.066,05 TL alacağın 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 68.066,05 TL alacağın davalının temerrüde düşürüldüğü, yani Antalya 6. Noterliği’nden 06.02.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiği ve tebliğ olduğu 12 Şubat 2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar Antalya 6. Noterliği'nin ... no'lu ve 06.02.2018 tarihli ihtarnamesi dosya kapsamında sunulmuş olsa da yerel mahkemece dikkate alınmadığını, Yerel mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak alınan 03/06/2021 tarihi ile gerçek temerrüt tarihi olan 12 Şubat 2018 tarihi arasında 3 yılı aşkın bir zaman dilimi bulunduğunu, müvekkilin zaten enflasyon karşısında eriyen maddi zararının bu haliyle katlanmakta olduğunu, uygulama ve ilgili yerleşik içtihatlar da göz önünde bulundurulduğunda dava açılmadan önce ihtarname gönderilmesi ve davalının temerrüde düşürülmesi halinde işleyecek olan faizin ihtarnamenin gönderildiği tarihten itibaren başlaması gerektiğini, bu sebeple söz konusu yerel mahkeme kararının esasen yeniden incelemeyi gerektirmediğinden düzeltilerek onanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; faturaya dayalı alacak davası kısmi dava olarak açılamayacağından yerel mahkemece eksik harcın tamamlatılması için süre verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu 68.066,05 TL bedelli fatura alacağı, miktarı belli bir alacak olduğundan huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, öncelikle fatura alacağına dayalı olarak açılan işbu davada harcın tamamlatılması için davacı tarafa kesin süre verilmesini talep ettiklerini ancak bu taleplerinin yerel mahkemece reddedildiğini, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafından 68.066,05 TL bedelli faturaya dayanak edilen hizmetin müvekkil şirkete hiç verilmediğini, faturanın gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar faturaya konu hizmetin verildiğinin ispat edildiğini ifade ederek hüküm kurmuşsa da gerekçenin aksine davacının faturaya konu hizmeti verdiğini hiçbir suretle ispat edemediğini, mahkemenin aksi yöndeki tespitinin son derece hatalı olduğunu, Davacı her ne kadar müvekkil şirkete 68.066,05 TL bedelli hizmet verdiğini ve bu hizmet bedelinin ödenmediğini iddia etmekte ise de davacı müvekkil şirkete sadece 78.163,82 TL bedelli hizmet vermiş olduğunu, bu hizmet karşılığında ise davacıya zaten ödeme yapıldığını ve taraflar arasında bu faturaya ilişkin herhangi bir ihtilaf kalmadığını, ancak davacının verdiğini iddia ettiği ve buna ilişkin olarak ikinci kez düzenlediği dava konusu 68.066,05 TL bedelli fatura hizmetinin müvekkil şirkete hiçbir suretle verilmediğini, tamamen gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini, yerel mahkemenin davacının gerçeğe aykırı olarak düzenlediği faturaya ve davacı tarafından tutulan tek taraflı transfer kayıtlarına itibar ederek karar verdiğini, huzurdaki dosyada tespit edilmesi gereken en önemli hususun hizmetin gerçekleştiğini iddia eden davacının transfer ve shuttle kayıtları ile kongrenin yapıldığı Antalya ...Hotelin transfer ve shuttle kayıtlarının birlikte karşılaştırılması ve birbiri ile örtüşüp örtüşmediğinin tespiti olduğunu, ancak bu şekilde bir inceleme yapılması halinde davacının iddia ettiği faturaya konu hizmeti verip vermediğinin ispat edilebileceğini, yerel mahkeme tarafından bu yöndeki talepleri hakkında hiçbir somut inceleme yapılmamasının kabulünün mümkün olmadığını, en önemli hususun davacının tutmuş olduğu kayıtlar ile kongrenin yapıldığı Antalya ...Otel tarafından tutulan kayıtların birbiri ile örtüşmemesi olduğunu, Dosya kapsamında davacının ticari kayıtları ile hotel kayıtlarını incelemek üzere görevlendirilen bilirkişilerin davacı ticari kayıtları ve hotel kayıtlarını karşılıklı olarak incelemediğini, kongreye katılan kişi ve araçların tespitini gerçekleştirmediğini, ara karar doğrultusunda rapor tanzim etmediklerini, hotel kayıtlarının dahi dosya arasına alınmadığını, dosyaya sunulan hotel kayıtlarına atıfla 04.10.2017, 05.10.2017, 06.10.2017 tarihlerinde güvenlikten giriş yapan toplam kişi sayısının 781 kişi olduğuna değinilmekle yetinildiğini, davacı kayıtları ve hotel kayıtlarındaki kişi, araç ve transfer karşılaştırması yapılmadığını, söz konusu rapora karşı itirazlarının ve yeniden rapor oluşturulması taleplerine mahkemece itibar edilmediğini, eksik inceleme ile hükme gidildiğini, Davacı kayıtları ile hotel kayıtlarının karşılıklı olarak incelenmesi gerektiğinin dosya kapsamında 12.01.2023 tarihinde ikame edilen bilirkişi raporu ile ortaya koyulduğunu, bilirkişi raporunda faturaya konu hizmetin verilip verilmediğinin tespit edilebilmesi için kongrenin yapıldığı Antalya ...Otel katılımcı listeleri ve shuttle kayıtlarının turizm bilirkişisi tarafından incelenmesi gerektiği kanaatine varıldığını, ancak mahkemenin bilirkişinin raporunda belirttiği eksikliği yerine getirmediğini, Dosya kapsamında en önemli hususun davacının faturaya konu hizmeti verip vermediğinin tespiti olduğunu, bu hususun ise ancak davacı kayıtları ile kongrenin gerçekleştiği Antalya ...Otel kayıtlarının karşılıklı olarak incelenmesi ve birbiri ile örtüşüp örtüşmediğinin tespit edilmesi ile sübuta ereceğini, bu kapsamda salt ticari kayıtlar incelenerek hükme gidilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu,, öncelikle faturaya konu hizmetin verilip verilmediğinin tespiti için kongrenin gerçekleştiği Antalya ...Otelin transfer ve shuttle kayıtlarının mahkemece celp edilerek dosya arasına alınması ve davacının sunduğu shuttle kayıtları ile otel kayıtlarının karşılaştırılarak birbiri ile örtüşüp örtüşmediğinin, hizmetin verilip verilmediğinin tespiti için dosyanın Turizm Bilirkişisine tevdi gerektiği bu hususun neticeye kavuşturulması gerektiğini, ancak yerel mahkemenin bu hususa yönelik itirazlarını incelemeye almadığını, kendi kurmuş olduğu ara kararı dahi sonuçlandırmaksızın eksik inceleme ile hükme gittiğini, Dosya kapsamında ikame edilen 12.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda da davacı tarafından dilekçe ekinde sunulan hizmet dökümündeki hizmet bedeli ile yine davacı tarafından sunulan mail ekindeki hizmet bedelinin karşılaştırılması sonucunda çelişki olduğu ve iki tablo arasında fark olduğunun tespit edildiğini, davacının kendi kayıtlarının dahi birbiri ile örtüşmediğinin sübuta erdiğini, bu çelişkilere rağmen davacı lehine hüküm tesis edilmesinin somut olaya uygun düşmediğini, davacının kayıtlarına itibar ile hükme gidilemeyeceğini, dolayısıyla hizmetin verilip verilmediğine ilişkin somut bir tespit yapılmadan salt fatura alacağına ve davacı tarafın ticari kayıtlarına itibar ile hükme gidilemeyeceğini, yerel mahkeme kararının bu yönden de hatalı olduğunu, Faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemesinin müvekkil şirketin borçlu olduğu yönünde kesin hüküm doğurmayacağını, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin de hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aksi halde aleyhine faturaya sekiz günde itiraz etmeyen tarafın inceleme yapılamaksızın peşinen borçlu kabul edilecek olduğunu, mahkemenin bu kanaatinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilin davacı şirket ile 68.066,05 TL tutarında bir hizmet ilişkisi içerisine hiç girmediğini, bu yönde bir hizmet de almadığını, davacı tarafından hiç verilmiş olan ve gerçeğe aykırı olarak düzenlenen 10.10.2017 tarihli 68.066,05 TL bedelli faturaya ise müvekkil şirketin 28.11.2017 tarih ve 17462 sıra numarasıyla iade faturası düzenlemiş olduğunu, işbu kayıtların müvekkilin 0000732 ve 0000927 yevmiye numaralı defterlerine de işlendiğini, öte yandan sadece davacı kayıtları incelenerek hazırlanan 27.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda ve yerel mahkeme gerekçesinde her ne kadar iade faturası düzenlenmesinin faturaya itiraz edildiği anlamını taşımadığı değerlendirilmişse de; faturaya itiraz edilmemesi hali de sözleşme ilişkisinin varlığını ispat etmediğinden ve düzenlenen her fatura ise düzenleyen lehine alacaklı olduğunu ispat etmediğinden, her halükarda dosya kapsamında taraflar arasında faturaya dayanak hizmetin verildiğinin ispat edilmesinin gerektiğini, bu ispat yükünün ise faturayı düzenleyip gönderen davacı tarafın üzerinde olduğunu, bu aşamadan sonra faturayı iade alan ve hizmet verdiğini iddia eden davacının hizmeti ispat etmesi gerektiğini, Dava konusu alacak her ne kadar bir fatura alacağına ilişkin olarak gözükmekte ise de faturaya konu hizmetin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin hususların sadece ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile tespit edilemeyeceğini, mahkemenin ise aksi bir şekilde sadece ticari defter ve kayıtları inceleyerek karar verdiğinden kararın eksik inceleme sonucunda verildiğini, faturaya konu hizmetin verilip verilmediğinin ispatı için tanık ve yemin delillerine de dayanmalarına rağmen mahkemece bu delillerin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunma haklarının da kısıtlanmasına sebebiyet verdiğini, kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini, Dosyada ne tanık listesinde bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini ve yeminin hatırlatılmadığını, bu hususların dahi yerel mahkemenin eksik inceleme sonucunda karar verdiğini ortaya koyduğunu, Davacı tarafın verdiğini iddia ettiği hizmetten tam 4 yıl sonra huzurdaki davayı açarak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu hususun dahi davacının alacağının gerçek dışı olduğunu ve taleplerinin haksız kazanç teminine yönelik olduğunu gösterdiğini, faturaya konu hizmetin verilip verilmediğine ilişkin olarak sadece ticari defterlerin incelenmesinin yeterli olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturaya konu hizmetin verilmediğine ve faturanın gerçek dışı düzenlendiğine yönelik tanık ve yemin delillerinin de değerlendirilmesi gerektiğini, Davacının istinaf dilekçesinde davalının temerüde düşürüldüğü tarihin arabuluculuk tarihi olarak hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt tarihinin davalıya ihtarname gönderilen 06.02.2018 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12.02.2018 tarihi olduğunu iddia etmekte ise de bu iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenin temerrüt tarihinin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu kapsamda itirazların kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki taşımasözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, davacı ticari defterleri ile Belek ilçesinde bulunan ...otel shuttle kayıtları üzerinde inceleme yapmak suretiyle talimat mahkemesi kanalıyla mali müşavir ve taşıma uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarıda inceletilmek suretiyle yerel mahkemece rapor alınıp istinafa konu karar verilmiştir.Davalı taraf, dava konusu faturaya ilişkin hizmetin alınmadığına yönelik cevap dilekçesinde açıkça tanık delili ve yemin deliline dayandığını belirttiği, Mahkemece 21/02/2023 tarihli duruşmanın ara kararı ile dava değeri gereğince tanıkla ispat sınırının üzerinde kaldığı gerekçesi ile davalı tarafın tanık dinletme taleplerinin reddine karar verildiği halde davalı tarafa yemin delili de hatırlatılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Bu durumda mahkemece, dava konusu faturaya ilişkin hizmetin verilip verilmediğine yönelik davalı tarafa yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Davacı taraf dava dilekçesi ile faturaya dayalı olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili ıslah dilekçesi ile, 67.066,05 TL ıslah edilerek toplamda 68.066,05 TL olarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulü ile arabuluculuk son tutanak tarihi ile birlikte davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiş ise de, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça, davalı tarafa Antalya 6. Noterliği’nden gönderdiği 06.02.2018 Tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarname ile fatura bedelini ödemesini talep ettiğini belirtip 21/02/2023 tarihli dilekçe ekinde noter ihtarı ve tebliğ belgesini mahkemeye ibraz ettiği halde, noter ihtarı incelenerek TBK. 117 Madde uyarınca dava tarihinde önce davalının temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih ve 2021/576 Esas - 2023/179 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.