12. Hukuk Dairesi 2025/9160 E. , 2026/932 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vek…
12. Hukuk Dairesi 2025/9160 E. , 2026/932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili; davalı borçlu ... hakkında 08.11.2019 tarihinde Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2019/12644 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun; adına kayıtlı ... Mahallesi 23 94... Parsel sayılı taşınmazı 11.10.2019 tarihinde davalı ...’a, 29 39... Parsel sayılı taşınmazı 13.10.2019 tarihinde davalı ...’a, ... Mahallesi 325 parsel sayılı taşınmazı ise 03.10.2019 tarihinde ...’a devrettiğini, bu taşınmazın davalılar ...’e sonrasında da davalı ...’ya devredildiğini, devir işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek İİK 277 ve devamı maddeler uyarınca, mahkemece bu talep uygun görülmezse muvazaaya dayalı olarak taraflar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep edilmiştir. Davalılar; alacağın gerçek olmadığını, tasarruf işlemlerinin muvazaalı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davanın İİK 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası olup aciz vesikası sunulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı davacı tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; davanın İİK 277 ve TBK 19. maddelerine göre tasarrufun iptali davası olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla İİK 277 ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali ile TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasının terditli şekilde açıldığı anlaşılmaktadır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nin 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılırken, muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK’nin 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nın 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. TBK'nın 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında hak düşürücü zamanaşımı süresi uygulanmaz ve İİK'nın 277 vd. maddelerine göre açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmaz. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaa hukuksal nedenine de dayandığından ve aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmayacağından, davanın TBK'nin 19. maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek aciz vesikası bulunmadığından reddedilmesi isabetli görülmemiştir. Diğer yandan, davalılarca alacağın gerçek olmadığı ileri sürülmüştür. Şu halde mahkemece yapılacak iş; gerekirse bilirkişi incelemesi de yapılmak suretiyle alacağın gerçek olup olmadığı değerlendirilerek, alacağın gerçek olmadığı anlaşılırsa davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi, alacağın gerçek olduğunun anlaşılması halinde işin esasına girilerek sonuca gidilmesi olmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.