T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1134 KARAR NO : 2025/1884 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2022 NUMARASI : 2020/398 E. - 2022/147 K. DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1134 KARAR NO : 2025/1884 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2022 NUMARASI : 2020/398 E. - 2022/147 K. DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile 29.03.2016 tarihinde dava dışı ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, daha sonra tarafların buradaki ortaklık paylarını 28.11.2018 tarihli genel kurul kararı ile 3. kişilere devrederek, ortaklıklarını sonlandırdığını, ortaklığın sona erdiği tarihten sonra, davalının davacı ile ortak olduğu süre içerisinde, şirket hesabından kendi nam ve hesabına, çeşitli açıklamalar ile para transferleri gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, tam olarak ne kadar bir para transferi gerçekleştirildiği tespit edilememiş olmakla birlikte, davalının sadece 23.11.2018 tarihinde, şirket hesabından kendi hesabına tek seferde ve “huzur hakkı” açıklaması ile 60.000TL para transferi gerçekleştirdiğini, bu suretle davacıya ait olması gereken %50 pay, hak ve alacağı da kendi hesabına aktararak sebepsiz zenginleştiğini, davacıyı ciddi derecede zarara uğrattığını, bu sebeple Antalya 20. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 11.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile uğranılan zararın yalnızca tespit edebildikleri kısmını talep ettiklerini, ancak davalının bunu reddettiğini, davalının ticari ortaklıkta güven ilişkisini açık şekilde zedeleyerek davacya ödenmesi gereken pay ve bedellerin bir bölümünü uhdesine geçirdiğini, bu suretle sebepsiz zenginleştiğini, TMK'nın 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına uymadığını, TBK'nın 77.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleştiğini, davalının TTK'nın ''Özen ve Bağlılık Yükümü, Rekabet Yasağı'' başlıklı 626/1 maddesini, 627/1 maddesini ihlal ettiğini, TCK'nın 155.maddesine göre güveni kötüye kullandığını, sadece banka kanalı ile yapılmış olan bir kısım ödemelerin tespit edilebilmiş olması, kâr payı mahrumiyeti, yapılan ödemeler nedeni ile doğrudan uğranılan zararlar, şirket hesabından şahsi hesaba gerçekleşen sair para aktarımları ve sair zararın davacı yanca tespit edilmesinin mümkün olmaması nedeni ile şirkette mevcut bütün kayıt, belge, bilgi, evrak, ticari defter, banka kayıtları, çek, senet ve belgeler incelenmek sureti ile davalının davacıya ödemesi gereken pay, hak ve alacakları kendi hesabına alarak sebepsiz zenginleşmesinin ve bu suretle müvekkilinin uğradığı zararın dava sürecinde alanında uzman bir bilirkişi vasıtası ile tespitii gerektiğini,yasada, limited şirketler yönünden huzur hakkı, ikramiye ve sair düzenlemeler bulunmadığını, alınan bir genel kurul kararı da olmadığını, bununla birlikte şirket esas sözleşmesinde ya da genel kurul kararlarında böyle bir düzenleme bulunmadığı gibi, bir an için aksi düşünülse dahi, davalıya huzur hakkı, hizmet bedeli, ücret vb. ödenmesi için sadece karar alınmasının d ayeterli olmayıp fiili çalışma şartının de gerçekleşmesi gerektiğini, oysa ki davalının böyle bir çalışmasının da bulunmadığını, bu çerçevede, davalının, karar veya düzenleme bulunmaması ve ek olarak çalışma şartının da gerçekleşmemiş olması nedeniyle, şirket ortaklık paylarının devri öncesinde, %50'si davacıya ait olması gereken pay, hak ve alacağı haksız ve hukuka aykırı olarak kendisine aktardığı, bu suretle davacı müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, davacıyı maddi ve manevi zarara uğrattığını, kendisine duyulan güveni ve görevini açık şekilde kötüye kullandığını, yapılan bu işlemler ile davalının, davacıya ait pay, hak ve alacak üzerinden nasıl bir kazanım sağladığı, şirket hesabından, her iki ortağa da aktarması gereken pay, hak ve alacaklardan hangi yollarla ve ne şekilde kendi nam ve hesabına aktarımda bulunduğu başta banka kayıtları, şirket kayıtları, esas sözleşmesi, genel kurul kararları, ticari defter ve sair incelemeler ile alanında uzman bir bilirkişi vasıtasıyla açık şekilde anlaşılacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak niteliğinde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 45.000 TL tazminatın/alacağın, temerrüt tarihinden (14.03.2019) itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; tarafların eşit paylarla ortak oldukları şirketin işlerinin yürütülmesi için ilk günden beri bilfiil çalışan, tüm mesaisini şirket harcayan ve müdür sıfatını haiz olan ortağın davalı olduğunu, davacının Antalya'da ikamet etmekte olup şirketin faaliyetleri ile doğrudan ilgilenmediğini, şirket için herhangi bir mesai yapmadığını, tarafların ortak oldukları şirketin İstanbul Küçükçekmece'de franchise yöntemi ile "...ı Kahvecisi" markası altında kahveci/kafe işletmekte olduğunu, davacının huzurdaki davada taraf sıfatının bulunmadığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının, ortak olduğu ... Gıda İnşaat Turizm Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'deki hisselerini 23.11.2018 tarihinde tüm hak ve borçlarıyla birlikte dava dışı ...'e devrettiği, bu tarih itibariyle şirketten herhangi bir alacağı yahut şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bunun yanında davacının doğrudan davalıdan hak talep edebileceği bir hukuki dayanak da mevcut olmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin ancak şirket tüzel kişiliği tarafından ileri sürülebilecek talepler olup bu nedenle davacının taraf ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, davacının talebine dayanak yaptığı iddiasının da afaki olup itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkilinin şirket ile ilgili çoğu işlemi kendi başına ve kendi emeği ile gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emeği karşılığı olan ve aktarımı yapılan meblağın bizzat davacı tarafından müvekkiline önerildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandırılan alacak istemine ilişkindir. Davacı vekilince alacak istemi, sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandırılmakla birlikte, alacak isteminin temelde, tarafların geçmişte %50 ortak oldukları ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde davalının, şirket hesabından kendi nam ve hesabına, çeşitli açıklamalar ile para transferleri gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, davalının, %50'si davacıya ait olması gereken pay, hak ve alacağı haksız ve hukuka aykırı olarak kendisine aktardığı, bu suretle davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği iddiasına dayandırılmıştır.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti. ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına dair karar verilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesine, tarafların daha önce ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti.'de %50'şer oranda ortak iken hisselerini dava dışı ...'e devrettikleri ve bu suretle şirket ortaklığından ayrıldıkları, keyfiyetin TTSG'nin 17/12/2018 tarihli nüshasında ilan edildiği, öncesinde davalının aynı zamanda anılan şirkette müdür olarak görev yaptığı, görevinin 28/11/2018 tarihi itibariyle son bulduğu belirlenmiştir. Tarafların, daha önceden hissedarı bulunduğu ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Ştinin ana sözleşmesinde, müdürün mali haklarına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi müdüre ödenecek ücrete ilişkin alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığı belirlenmiştir. Bundan başka, tarafların ortaklıklarını sürdürdükleri süre içine kar payı dağıtımına ilişkin TTK hükümleri ile kar payı avansı dağıtımı hakkında tebliğ hükümlerine riayet etmeksizin şirket gelirlerini paylaştırma yoluna gittikleri belirlenmiştir. Davacı tarafça, şirket gelirlerinin %50'sinin kendisine ait olduğu, davalı tarafça şirket hesabından para çekildiği halde bunun yarısı kadar tutarın davacıya verilmeyerek, davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla alacak istemli işbu dava açılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3039 esas ve 2019/4497 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, TTK'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı kanunun anonim şirketlerin yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğu, ancak, ortağın açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabileceği, somut uyuşmazlıkta davalının müdürlük görevi sırasında şirkete ait banka hesabından çekilen paralara ilişkin ileri sürülebilecek bir zarar/alacak iddiası doğmuş ise de, bu zararların/alacak istemlerinin dava dışı şirketin doğrudan, davacının ise, dolaylı zararı/alacak hakkı kapsamında olduğu, davacının hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine verilmesi istemli dava açabileceği, bunun için de dava tarihi itibariyle hatta karar kesinleşinceye kadar şirket hissedarı bulunması gerektiği, davacının dava tarihi itibariyle ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti ortağı bulunmadığı gibi, ortak olması halinde dahi, şirket ortaklığından kaynaklı dolaylı zararının şahsına ödenmesini isteyemeyeceği gözetilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının eski pay sahibi olduğunu ve uğradığı zararın TTK. m. 556. kapsamında dolaylı zarar değil, TTK. m. 553’te tanımlanan ve genel hükümlere göre dava konusu edilen doğrudan zarar olduğunu, bilirkişi raporunda davalının şirket müdürü olduğu ve sunduğu delilleri ile ilişkilendirilemeyen ve açılanamayan, keyfi ve hukuka aykırı olduğu değerlendirilebilecek 114.965 TL'lik para çekimi gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, bu para çekimlerinin davalı eski şirket ortağı ve eski şirket müdürünün, davacı eski şirket ortağı ...’ya ait olan (114.965 TL / 2 = 57.482,50 TL) asgari 57.482,50 TL'yi, davacıya haksız olarak ödemediği ve bu haksız fiil nedeniyle davacıya doğrudan zarar verdiği ve/veya sebepsiz zenginleştiğinin açıkça tespit edildiğini, davacı ve davalının şirketteki paylarını 23.11.2018 tarihinde, 3. kişi ...’e, o tarihteki ticari verileri, gelir tablosu, bilanço ve mizanları ile geçmişe dönük borcu ve alacağı olmaksızın devrettiğini,devir tarihi öncesine ilişkin borç ve alacakların tamamen eski ortakların sorumluluğunda olduğunu, devir tarihinde, davalının kendi hesabına huzur hakkı açıklaması ile yapmış olduğu 60.000 TL'lik ödeme ile önceki hizmet bedeli ve açıklamasız ödemelerin davalının davacı ile kendisine eşit şekilde ödemesi gereken bedeller olduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, tarafların, davalıya huzur hakkı, hizmet bedeli vb. ödenmesi yönünde almış oldukları bir karar bulunmadığını, bu nedenle, şirket hesabından çıkan bu vb. ödemelerin şirket ortaklarına eşit olarak ödenmesi gereken - ancak davalı eski ortak/müdür tarafından, davacı eski ortağa ait olan kısmı haksız ve hukuka aykırı olarak alıkonulan bedeller olduğunu, davalı tarafından sunulan kayıtlardan da anlaşılacağı üzere, davalının, belli aralıklarla kâr payı hesaplaması ile davacı müvekkiline ve kendisine ödeme yaptığını, ortaklık ilişkisinin devamı süresince bu şekilde hareket edildiğini, ancak davalının, bilirkişi raporunda tanımlanan ve yarısını davacıya ödemesi gereken 189.134,45 TL’nin tamamını, haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil ettiğinin son derece açık olduğunu, bu bedellerin, şirkete ait olan bedeller değil, işbu davanın tarafı olan eski ortakların devir öncesine ilişkin pay, hak ve alacakları olduğunu, davanın, davacının pay sahibi olduğu dönemde, davalı şirket müdürü tarafından kendisine ödenmesi gereken pay, hak ve alacaklara ilişkin, doğrudan pay sahibinin uğradığı zarar nedeniyle Borçlar Kanununun haksız fiil ve/veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ikame olunan alacak/tazminat davası olduğunu, zira dava dışı şirket, 23.11.2018 tarihinde mevcut bilançosu ile dava dışı 3.kişiye devredildiğini, dava dışı şirketin ve sonraki pay sahiplerinin devir tarihi öncesinde şirket ortaklarına dağıtılan pay, hak ve alacak açısından bir talep hakkı bulunmadığını, davalının anılan dönemde şirket ortaklarına %50 pay oranını dikkate alarak eşit olarak dağıtması / çıkış yapması gereken bedellerin tamamını kendisi tahsil edip davacıya e payı oranında ödeme yapmadığından, eski şirket ortağı davacıya doğrudan zarar verdiğini, dava dışı şirkete değil davacıya karşı sorumlu olduğunu, her iki tarafın da taraf ehliyetine haiz olduğu gibi, talep hakkı, dava dışı şirkete değil doğrudan zarara uğrayan davacı müvekkiline ait olduğunu, bu hali ile davalının, ticari ortaklıkta güven ilişkisini açık şekilde zedeleyerek davacıa ödenmesi gereken pay ve bedellerin bir bölümünü uhdesine geçirdiğini, bu suretle gerçekleştirdiği haksız fiille davacının doğrudan zarar uğramasına sebebiyet verdiğini, sebepsiz zenginleştiğini, hiçbir hakkı olmamasına rağmen, müdürlük sıfatının sunduğu yetki ve imkânlardan faydalanarak kendisine duyulan güveni ve görevini açık şekilde kötüye kullandığını, usule ve yasalara aykırı olarak yapılan bu işlemler ile davalının, davacı müvekkile ait pay, hak ve alacak üzerinden nasıl bir kazanım sağladığı, şirket hesabından, her iki ortağa da aktarması gereken pay, hak ve alacaklar kapsamında 189.134,45 TL’yi kendi hesabına aktardığını ve davacıya ödemesi gereken 94.567,23 TL ve/veya asgari 57.482,50 TL'yi davacıya ödemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; tarafların daha önce ortak oldukları dava dışı şirkette, şirketin devrinden önce davalının müdürlük yaptığı dönemde şirket hesabından kendi nam ve hesabına çeşitli açıklamalar ile para transferi gerçekleştirdiğini, ancak bu ödemelerin %50'sinin davacıya aktarılması gerektiğini, bunu yapmayan davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, belirsiz alacak talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise; davacının husumet ehliyeti bulunmadığını, bu taleplerin dava dışı şirket tarafından ileri sürülebileceğini, davalının şirkette bilfiil çalıştığını, ödemelerle ilgili davalının bilgisi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava dışı ... Gıda İnş. Turz. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 28.03.2016 tarihinde davacı ve davalı yanca %50'şer payla kurulduğu, davalının da on yıllığına şirketin münferiden yetkili müdürü olarak seçildiği, daha sonra davacının 25.000 TL'lik %50 payını Bakırköy 17.Noterliğinin 23.11.2018 tarihli ve ... yvmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesi ile dava dışı ...'e devrettiği yine davalının da 25.000 TL'lik %50 payını Bakırköy 17.Noterliğinin 23.11.2018 tarihli ve 15948 yvmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesi ile dava dışı ...'e devrettiği, bu hisse devirlerinin TSG'nin 17.12.2018 tarihli ve 9725 sayılı nüshasında yayımlandığı, buna göre tarafların dava tarihinde dava dışı şirketin ortakları olmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının talebi, davalının, dava dışı şirket hesabından kendi nam ve hesabına, çeşitli açıklamalar ile gerçekleştirdiği para transferlerine konu bedelleri haksız olarak kendi uhdesine aldığı, şirkette %50'şer ortak oldukları devirden önceki döneme ilişkin olan bu bedellerin yarısının kendisine ait olduğuna ve davalının bu oranda kendisi aleyhine sebepsiz zenginleştiğine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalının hesabına dava dışı şirket tarafından ödenen bedeller ''hizmet bedeli, prim, huzur hakkı'' açıklamalı ve açıklamasız olarak gönderilen bedeller olup bunlar dava dışı şirket tarafından ortak ve müdür olduğu dönemde davalıya gönderilen bedellerdir. Bizzat davacı yanca davalıya ödenmiş bir bedel bulunmamamktadır. Davalı hesabına dava dışı şirket tarafından yapılan bu ödemelerin haksız olup olmadığını ve iadesi gerekip gerekmediğini ileri sürme hakkı dava dışı şirkete aittir. Bu zarar dava dışı şirketin doğrudan zararı olacaktır. Şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, ortaklar açısından ise dolaylı zarardır. Bu durumda ortak TTK'nın 555. maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesini talep edebilir. Ancak somut olayda davacı taraf dava dışı şirkette ortak olmayıp 23.11.2018 tarihinde devir sözleşmesi ile payını şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçları ile birlikte devretmiştir. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.11.2025 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.